NACİ AĞBAL VE MERKEZ BANKASI

Merkez Bankası bağımsızdı. En azından Sn. Erdoğan gelene kadar öyle idi ve öyle biliniyordu. AKP bu sistemi de bozdu ve Türk ekonomisine güveni kökten zedeledi.

Ekonomi dikiş tutmuyor: “ Ekonomiden ben sorumluyum ben! Benim alanım ekonomi” demesine karşın; ekonomideki olumsuz gidişatı, Merkez Bankası başkanlarına yüklemek hangi aklın işidir?

Yılda 4 kez ekonomik paket açıklamak; ekonominin dikiş tutmadığı ve iyi gitmediği anlamına gelmez mi? Ekonomi iyi ise bu paketlere ne gerek var denmez mi?

TUİK başkanını dört kez değiştirmekle ekonomi mi düzeldi, büyümemiz mi arttı, işsizlik mi azaldı, enflasyon mu düştü? Size oy veren asil millet fakir-fukara pahalılıktan ve parasızlıktan kan ağlıyor.

Sn. Naci AĞBAL’ı ve öncekileri, Merkez Bankası Başkanlığına Sn. Kılıçtaroğlu atamamıştı. Bu muhteremleri siz atadığınıza göre neden hemen görevden alıyorsunuz?

Atamayı isabetli mi yapa mıyorsunuz, atadığınız insanlar yeteneksiz mi? Her iki halde de suç sizin olmuyor mu?

Sn. Ağbal, o koltuğa törenle oturmuştu. İyi niyet dilekleriyle de göreve başlamıştı.

Sn. Ağbal neden görevden alındı?

1-Faizi 200 baz puan artırdığı için mi? 2-Kayıp ve buhar olduğu söylenen 128 milyar Dolar’ın akıbetini öğrenmek istediği için mi?

Bu konularda en gerçekçi açıklamayı AKP’nin içinden çıkan Sn. A. Davutoğlu ile Sn. A. Babacan anlatıyorlar. Her ikisi de ülkenin iyi yönetilmediğini, ülkenin kazanımı paranın kime, neden, ne zaman ve nasıl satıldığını soruyorlar.

Sn. Albayrak’tan sonra Merkez Bankasına atanan ve görevden alınan başkanlardan sonra ekonomi düzeldi mi? Elbette düzelmedi. Öyleyse başkanları değiştirmek yerine artık iktidarı değiştirmenin zamanı gelmedi mi? AKP’nin oy deposu Konya’da bile esnaf ve halk: “Yetti gari” diyorsa bu değişimin zamanı gelmiş olmuyor mu?

Sn. Ağbal bir gece görevden alındı. Gerekçesi belli değil. Nesini hangi eylemini beğenmediniz de görevden aldınız, açıklaması yok. İş böyle olunca dedikodu da, senaryoda çok!.

Sn. Ağbal gitti. Ekonomi düzeldi mi, döviz dikiş tuttu mu? Artan dövizin ekonomide açtığı yoksulluğu nasıl telafi edeceksiniz? Döviz artışından bir trilyon lira zararımız olduğu söyleniyor. Buna değer miydi, bu millete yazık değil mi?

Şu an Sn. Erdoğan’dan habersiz AKP’de, Bakanlıklar da, başkanlıklar da yaprak kımıldayabilir mi? Ne mümkün!..

Ekonominin sorumlusu benim, ekonomi benim alanım dendiğine göre ve aldığınız tedbir ve yaptığınız değişiklikler sonucu:

1-Faiz coştu, 2-Enflasyon fırladı, 3- Dövizin freni patladı, 4- İşsizlik utanç halini aldı, 5-Yatırım durdu, 6- Üretim askıda, 7- İthalat (dış alım) altın çağında.

1923’den bu yana hiçbir hükümet zamanında bunların hepsi; aynı anda böyle olmamıştı.

Eğer bunun adı ”Ekonomiden anlamaksa” başka türlüsünü düşünemiyorum.

Artık Merkez Bankası Başkanlığı’da bildiğin mevsimlik işçi konumuna döndü. Eskiden sarayda birilerine beddua edeceklerinde: “İnşallah padişaha vezir olursun” derlermiş. Sonuç malum. Şimdiki bürokratlara da: “İnşallah TÜİK’e ya da Merkez Bankası’na başkan olursun” diye mi beddua ediliyor acaba? Fakat Sn. Ağbal’ın azlinden sonra; Cumhurbaşkanına teşekkürüne bakılırsa, bir bataklıktan kurtulmuşun sevinci var gibiydi.

Pansuman tedavilerle bu iş olmaz. Hukukun üstünlüğünü sağlamadıkça, kurumları kendi statülerinde bağımsız kılmadıkça, güven vermedikçe, üretmedikçe, üreteni teşvik etmedikçe, ülkenin gerçekleriyle değil de hayallerinin peşinde yürüdükçe, Türk milletine Atatürk’ün verdiği değeri vermedikçe…  Olmaz, olamaz, olmadığını hâlâ görmüyor musunuz?

Esen kalınız.                                                                                     Nazım PEKER

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.