12 Mart 1921 günü İstiklal Marşımızın güftesi şiir TBMM’de kabul edilmişti

Mehmet Akif Ersoy 23 Ocak 1920 tarihinde Balıkesir Zağnos Paşa Camisinde yaptığı söylevden:

Bugün bir insan hayatın, geçim şartlarının, ihtiyaçların aldığı tarz itibarıyla, tek başına bir iş göremiyor. 

– Bütün işler; şirketler, cemiyetler, milletler tarafından meydana getiriliyor. 

– Ne fabrikalar, ne hastaneler, ne camiler, ne mektepler, ne ticaretler, ne de din ve vatanı müdâfaa edecek toplar, tüfekler cephaneler… kısacası herhangi bir şey ferdi gayret ile, yani tek başına çalışmakla kabil olmuyor.

– Bugün hayat öyle bir şekil almış ki tek başına çalışan bir adamın alnından damlayan terler tıpkı gözyaşı gibi dökülüp gidiyor, hiçbir fayda temin etmiyor. 

– Ne zaman bir yere gelmiş binlerce alın birden terlerse, işte o vakit bu gayretin yeryüzünde bir eseri, bir izi görülebiliyor.

– Mademki tek başına yapılan bir çalışmanın kıymeti yoktur, biz de aramızda birliği sağlayacak topluca çalışmaya koyulmalıyız. Cemâatsiz yaşamaya, cemâatten ayrılmaya gelmez. 

– Biliyorsunuz ki yabancılar asırlardan beri tefrika(ayrılık) tohumlarını aramıza serptiler. Bir hayli de mahsûl aldılar. 

– Biz gözümüzü açsaydık bugün altında inim inim inlediğimiz şu felaketleri elbette görmeyecektik… (  alıntıdır  )
****

  (Kapitalizmin yalnızca tek bir amacı vardır  ) (1 )

Mehmet Akif ERSOY: “ ALLAH BU MİLLETE BİR DAHA İSTİKLAL MARŞI YAZDIRMASIN.”demişti.

12 MART 1921 TARİHİNDE BAĞIMZISLIK (İSTİKLAL) MARŞI TBMM’DE KABUL EDİLMİŞTİ 

Vatan Şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılan İstiklal Marşı ,12 Mart 1921’de Birinci Meclis tarafından Türkiye için İstiklal Marşı olarak kabul edilir. Anadolu’da Millî Mücadele’nin devam ettiği sırada Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış olan şiir; şairin Kurtuluş Savaşı’nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine olan güvenini Türk ulusunun bağımsızlığa, yurduna  bağlılığını dile getirir.- Kurtuluş Savaşı’nın en zorlu safhasında,  milli marş için Millî Eğitim Bakanlığı,1921 yılında  bir şiir yarışması düzenler. 

– Yarışmaya para ödülü de konuldu. Kazanacak şiire para ödülü konulduğu için Mehmet Akif bu yarışmayaz .Yarışmaya 724 şiir teslim ediliri/gönderilir.- Onun şiir gücünü bilen  Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver‘in ısrarı üzerine kazansa dahi ödülü kabul etmeyeceğini açıklayarak bu yarışmaya Mehmet Akif’te  katılır. 

– Mehmet Akif Ersoy söylediği gibi ödül olan parayı kabul etmez.  İstiklal Marşı’nı da  şiirlerini topladığı Safahat’ına dahil etmez. İstiklal Marşı’nın Türk Milleti’nin eseri olduğunu beyan eder.

– Mehmet Akif’in 20 Şubat 1921’de yazdığı “Kahraman Ordumuza” başlığını taşıyan şiiri seçimler sonunda oy çoğunluğuyla 12 Mart 1921 günü TBMM tarafından İstiklal Marşı olarak kabul edilir.- Millî Eğitim Bakanlığı’nın kararıyla Ali Rıfat ÇAĞATAY (1867-1935) marşı bestelemesiyle marş okullara duyurulur. 

– 1924’ten 1930’a kadar marş bu beste ile çalınır. – Daha sonra bu bestenin yerini Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Zeki ÜNGÖR’ün 1922’de hazırladığı beste alır. Hala o beste esas yi kullanmaktayız.

İSTİKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
‘Medeniyyet!’ dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri ‘toprak’ diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’ bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır rûh-ı mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!******
(1 ) http://www.zulalkalkandelen.com/2008/08/kresel-kapitalizm-emperyalizm-ve.html

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.