Kategoriler
Dünya

Anzakları Çanakkale Savaşı’na Sokan Komplonun Hikayesi

Kitabın adı: Derin Nefret / Anzakları Çanakkale Savaşı’na Sokan Komplonun Hikayesi.

Tarih: 1 Ocak 1915…

Avustralya’nın Broken Hill kasabası her yıl olduğu gibi güneşli bir yılbaşı sabahına uyanmıştı. Kuzey yarımküredeki ülkeler gibi karlı bir sabah karşılamıyordu yeni yılda onları. Sıcacık bir bahar güneşiyle merhaba diyorlardı yeni yıla. Broken Hill, Avustralya’nın Güney Wales bölgesinde bir madenci kasabasıydı.

Otuz bini aşkın nüfusu, üç tane günlük gazetesi vardı her yıl geleneksel hale gelen yeni yıl pikniğine gidecek olan Broken Hill’ler, yeni yılın o ilk gününde yine üstü açık bir trenle piknik alanına gitmeye hazırlanıyorlardı. Yeni patlak veren Birinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde korkularla kutlanan Noel yine de keyifli geçmişti.

Ancak burada biraz Avustralya ve Yeni Zelanda’dan bahsetmemiz gerekiyor.

1900’lerin başında, Büyük Britanya İmparatorluğu’nun kontrolünde olan Avustralya, İngiltere tarafından atanan bir genel vali tarafından idare ediliyordu.

Modern orduları 1902 yılında kurulmuştu. Kısa adı AlF’ti, yani Avustralya Kraliyet Güçleri. Aynı tarihlerde kurulan Yeni Zelanda Ordusu da, Yeni Zelanda Seferi Kuvvetleri) adını taşıyordu. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Yeni Zelanda Ordusu, Avustralya Kraliyet Güçlerine katıldı ve ortaya kısa adı Anzaklar olan ordu çıktı.

Birinci Dünya Savaşı başladığında İngiltere, Anzak Ordusu’ndan yirmi bin asker istemişti, ancak yeni kurulan Anzak Ordusu bu sayıda askeri karşılayabilecek güçte değildi. Savaşa katılan ilk birlikler 7 Kasım 1914 günü Avustralya Limanı’ndan hareket etmiş olsa da çok sayıda gönüllünün de gelip savaşa katılması gerekiyordu. Böylece İngilizler asker açığını güney yarım Küreden karşılamayı planlamaya başladılar.

General William Birdwood komutasındaki ilk hücum birlikleri Çanakkale’ye doğru yola çıkmıştı. Ama asker sayısı yetersizdi ve bir an önce yavaş ilerleyen asker alım işlemlerini ve gönüllü katılımları hızlandırmak gerekiyordu.

Sevimli madenci kasabası Broken Hill’in Avustralyalı sakinleri ise işte bu koşullarda yeni yıl pikniğine hazırlanıyorlardı.

Ancak kasabanın kenar mahallelerinde yoksulluk içinde yaşayan iki Afgan deveci Mola Abdullah ve Gül Muhammed ise yeni yıla farklı duygularla uyanmışlardı.

Gül Muhammed aynı zamanda Broken Hill sokaklarında dondurmacılık yapıyor, yakın arkadaşı Mola Abdullah da ona yardım ediyordu.

Mola Abdullah kasabanın tek camisinde imamlık da yapıyordu. Ama asıl işleri devecilikti. Deve ile kenar mahallelerde yük taşıyorlardı, tabii deve bulabilirlerse.

Yeni yıl sabahı erkenden uyanmışlar, kasabadaki Hristiyan nüfusun yılbaşı kutlamalarını umursamaksızın sabah namazını kılmak üzere köşe başındaki mescidin yolunu tutmuşlardı. Mescit çıkışı da onlara deve veren Hintli Khan Bahadur ve Walhanna Assau’nun yanına gitmişlerdi.

Yeni aldıkları işle beraber ceplerine biraz olsun para gireceği için sevinçliydiler. 1 Ocak sabahı onlara verilen görev mezarlık yakınlarındaki bir işti.

Yeni yıl piknik treni ise sabah 10.00’da Silverstone’a doğru harekete geçmişti. Piknik için kasabalılar günler öncesinden kayıt yaptırmış, tam 1200 kişi bu geleneksel piknikte eğlenebilmek için belediyeye adını yazdırmış, tren kasaba mezarlığının yanına geldiğinde çalılıkların arasından aniden kalabalığın üzerine ateş açılmış ve bir anda trende büyük bir panik başlamıştı.

Herkes çığlık çığlığa kaçışıyordu. Tren ancak birkaç kilometre daha gittikten sonra durabildi. Olayda sekiz kişi ölmüş, ondan fazla insan yaralanmış tı.

Kasabanın güvenlik kuvvetleri her nasıl olmuşsa hemen olay yerinde belirmişti.

Trendekiler ise saldırganları bulmak için hemen etrafta koşmaya başlamışlar Ve iki kişi yakalamışlardı: Afgan deveci Gül Muhammed ile Mola Abdullah’ı…

Biri hemen oracıkta öldürülmüş. Diğeri ise ağır yaralanarak hastaneye götürülmüş, ancak kısa bir süre sonra o da yaşamı yitirmişti. Olaydan sonra tüm kasaba halkı silahlanmış ve Müslüman Afganların olduğu yoksul teneke mahalleyi ateşe vermek üzere yola koyulmuşlardı.

Ancak kulaktan kulağa saldırıyı iki Türk’ün yaptığı konuşuluyordu.

Türklere ölüm çığlığı atan Broken Hillilerin dayandıkları nokta ise saldırganların yanlarında taşıdıkları söylenen Türk bayrağıydı.

Ertesi gün Avustralya’daki tüm gazetelerde saldırının iki Türk’ün işi olduğu ve bu acımasız katillerin masum halkı öldürmekten çekinmedikleri yazıyordu.

Ancak bir Alman gazetesi işi biraz daha abartmıştı ve Türk birliklerinin Sydney’e Doğru ilerlediğini yazmıştı.

Her şey önceden planlanmıştı. Türk bayrağı hazırlanmış ve saldırı tüm kasaba halkının bir arada olduğu bir güne denk getirilmişti.

İşi organize eden ise Avustralyalı Teğmen Resch ve Komiser Dimond’dan başkası değildi.

Her şey planlandığı gibi yürümüş saldırı iki Afganlı dondurmacıya yıkılmıştı. Afgan devecileri oraya yollayan Hintli Bahadur ve Assau da organizasyonun bir parçasıydı.

Sonrasında, tahmin edeceğiniz gibi, savaşa gönüllü asker bulmakta zorlanan İngiltere bir anda bu sorununu çözmüştü. Gazetelerin olayı büyütmesiyle herkeste bir Türk düşmanlığı belirmişti. Gönüllü kampanyasının önünde uzun kuyruklar oluşmuş, herkes cani Türkleri öldürmek için bilenmişti.

Onları yok etmeden artık bu güney yarımküre de bile kimseye rahat yoktu. Anzak ordusu artık Çanakkale’ye hazırdı!”

Xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkiye Cumhuriyeti ile Çuvaşistan 2.782 km mesafe

Uzakta ama yakin ülke Çuvaşistan

Unuttuğumuz soydaşlarımız Çuvaş Türkleri, Moskova’nın hemen 600 kilometre doğusunda yaşayan Türk kökenli bir halk. Onlar, Asya Hunları ile bağımızın sesli kanıtı…

Rus hâkimiyeti altında yaşayan Çuvaşlar, kendilerine “Çavaş” derler. Çuvaşistan, Rusya Federasyonu’na bağlı özerk bir cumhuriyettir. Rusya Federasyonu’nun Avrupa kısmının merkezinde, Volga nehrinin orta bölgesinde çok önemli su ve kara yolları üzerinde yer almaktadır.

Başkenti Şupaşkar (Rusça: Çeboksarı, Türkçe: Çubuksaray) olup, nüfusunun % 68’ini Çuvaş Türkleri, % 27’sini Ruslar teşkil etmektedir. 2 milyonun üzerindeki Çuvaş Türkü de, Cumhuriyet toprakları dışında yaşamaktadır.

1552 yılında Kazan Hanlığı idaresinde iken Rus işgaline uğrayan Çuvaşistan, Başkurt Türkleri gibi ardı arkası kesilmeyen isyanlara katılmışlar, bunlardan da 1572-1584, Stafin-Razin Köylü Savaşları ve 1774-1776 ayaklanmaları en kanlıları olmuştur.

1917 Komünist İhtilâli sonucu 1920 yılında muhtar, 20 Nisan 1925 yılında da Federe Cumhuriyet olan Çuvaşistan, SSCB’nin dağılması üzerine 24 Ekim 1990 yılında bağımsızlığını ilân etmiş, ancak Rusya Federasyonu’nun baskısı üzerine 1991 yılında Rusya Federasyonu’na bağlı sözde özerk bir cumhuriyet olmuştur.

Kendisine has meclisi, anayasası, bayrağı ve millî marşı bulunan Çuvaşistan’da Devlet Başkanı aynı zamanda meclis başkanı olarak da vazife yapmaktadır. Devlet Başkanı Nikolay Vasiyeviç Fyodorov aynı zamanda Rus Devlet Başkanlığı hukuk bürosu üyesidir. Mecliste üstün durumda bulunan Çuvaş Türkleri, Rusya’dan birçok taviz koparttıkları için aktif direniş hâlinde değillerdir.

Bağımsızlık yanlısı birçok kişi ve kuruluş daha ziyade Türk şuuru ve kültürünü korumak ve geliştirmek amacıyla teşkilâtlanmışlardır. Bunların en önemlileri Türk Halki Milli Hareketi ile Çuvaşistan Millî Akademisi’nin kurucusu olan Mihail Yuhma’nın yaptığı “Nasyonel Grup”tur.

Orta Asya’daki Türk yurtlarından biri olan Çuvaşistan, başta İdil Irmağı kenarında kurulmuş başkenti Şupaşkar olmak üzere diğer şehirleriyle birlikte Türk coğrafyasının en nadide topraklarından biridir. 18.300 km²’lik küçük bir alana sahip olan Çuvaşistan; doğuda Tataristan, batıda Gorki Özerk Cumhuriyeti, kuzeyde Mari ve güneyde Ulyanovsk bölgeleriyle çevrilidir.

Çuvaşistan’ın 1996 yılı nüfusu, 1.360.800 olarak verilmiştir. Çuvaşistan’da 21 büyük yerleşim merkezi bulunmaktadır. Cumhuriyet’in başlıca şehirleri; Şupaşkar, Yeni Şupaşkar, Kanaş, Ulatır, Şimirle, Kuslavkka, Şirpü ve Yedirne’dir.

saygilarimla,

SAtasoy

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.