Kategoriler
Temel Sağıroğlu

İNCE BİR FELAKETE UĞRAMAKTAN SON ANDA KIL PAYI KURTULMUŞUZ

Bir insan düşünün ki:
Topluluklar önünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve inkılaplarından bahsediyor.
Her daim vatan, millet, bayrak edebiyatı yapıyor.
Türkiye’deki demokrasi dışı eylemler, gelir adaletsizliği, işsizlik, yoksulluk ve hukuksuzluktan yakınıyor.
En önemlisi de;
Kendisini cumhurbaşkanı adayı olarak gösteren parti başkanına bir şükran gösterisi olarak “bir daha asla ve kat’a sizin karşınıza aday olarak çıkmayacağım” diyerek söz veriyor.

Vatan millet sevdalısı, fakir fukara babası bu ince arkadaşımız seçim mitinglerinde en yüksek perdeden esti savurdu.
Ben hakkımı yedirtmem, hile yapanı affetmem”
“Avukatlar hazır olun, cübbelerinizi otomobillernizin arkasında tutun”
“Cumhuriyetçileri seçim kurulları önüne yığarım”

vs. vs. vs

Bunları kendi için istemiyordu.
Atatürk Cumhuriyeti’nin geleceği için istiyordu.

Bunları koltuk makam uğruna istemiyordu.
Fakir fukara ezilen horlanan ötekileştirilen halk için istiyordu.

Bunları egoları için istemiyordu.
Parsel parsel satılan vatan toprağı için istiyordu.

Ve sonuç…
Şaibesi mühürsüz oylarla belgeli bir seçim sonrası kayıplara karıştı.

Seçmeni ondan bir haber beklerken mesajını bir televizyon kanalı anchormanına check yaptı.

Cübbesi ile hazır bekleyenlere “adam seçimi kazandı” mesajını bıraktı.

Bu günlerde her konuşmasında Gazi Mustafa Atatürk’ten bahseden bu arkadaş tüm gücüyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurmuş olduğu partiyi içerden çökertmeye çalışıyor.
Konuşmalarında ahlaktan, edepten bahseden bu kişi halen daha kendisinin de içerisinde bulunduğu siyasi oluşuma alenen ihanet ediyor.

Peki neden?
Çünkü CHP’nin bir sonraki seçimlerinde onu cumhurbaşkanı adayı olarak göstermeyeceğini gayet iyi biliyor.

Çünkü Mansur Yavaş ya da Ekrem İmamoğlu’nun bu makama daha kolay ulaşabileceğini net bir şekilde görüyor.

Çünkü ben olmazsam her şey yansın diye bas bas bağıran egosunun sesine hizmet ediyor.

Bir Milletvekilinin Partisinden istifa etmesi suç değildir elbette. Ama “DAVAM” diyerek bir yola çıkmış ve o yolda yol arkadaşlarınızı ve seçmeninizi satmış iseniz size bazı isimler verilir.


Benzetme usulen yapılırsa hakaret sayılmaz.
Teşbihte de hata olmaz.

Eskiden bu tür insanlara peştemal benzetmesi yapılırdı.
Peştemal hamam ve saunaların kapı girişinde ahşap veya çelik dolap üzerinde duran ve belden aşağısını örtmek için kuşanılan dokuma bezdir.

Hamam ve saunaların vazgeçilmez aksesuarlarından birisidir.
İşletme sahibinin müşterilerinin örtunmeleri amacıyla satın aldığı sarfiyat malzemesidir.

Peştemal cansız bir varlıktır ama bele bağlanmış şekli ile adeta konuşur.
Beline bağlayan bir tellak ise peştemal adeta dile gelir ve beden dili ile tellakın niyetini anlatır.
Diz altında veya diz üstünde durması ise tellakın vereceği hizmetin sınırlarını belirler.
Gevşek bağlanırsa, belde durmaz kayar ve aşağı düşer.
Dar bağlanırsa bir yerleri şakkadanak ortaya fırlar.

Nihayetinde peştemaldir.
Kim beline bağlıyor ise ona aittir.
İlkesi, duruşu, davası yoktur.
Peştemal bu yüzden peştemaldir ve peştemal kadar değerlidir.

Son söz:
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Türkiye Cumhuriyeti’ni ve onun vatandaşlarını Tanrı korumuş.
Bu millet İNCE bir felakete uğramaktan son anda kıl payı kurtulmuş.
Geçmiş olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.