Kategoriler
Fevzi Moray

26 ŞUBAT VAHŞETİNİ UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAKTIR GÖREVİMİZ!..

Sevgili okurlarım, Şubat ayı geldiğinde içimi bir hüzün kaplar, dayanılmaz acıları tekrar yaşar olurum! Sizin anlayacağınız bozuk olan ruhsal sağlığım tavan yapar! Neden böyle bir giriş yaptığımı merak ediyorsunuz. Anlatmaya çalışayım.. 

Söz konusu katliam olunca; dünyada katliamın hasını  yapanı aramak için çok uzaklara gitmeye gerek  yoktur. Çünkü bu gözler o vahşeti, çok yakından izlemiştir. Burnumuzun dibindedir o hunharlar, insanlıktan nasibini almamış mahluklar, kasaplara bile  külahını ters giydiren emsalsiz kan dökücüler!

İlki Ermenilerdir, daha sonra Rum ve Arap bozuntuları gelir.  Bazen de,  büyük vurup  arkasına bile bakmayan, toplu katliamların baş mimarları alır sahneyi!  Bende, acıların  paylaşıldıkça azalacağını, bilgilerin ise paylaşıldıkça çoğalacağını  bilerek sağlığımı korumaya ve  daha güçlü mücadele etmeye gayret sarf ediyorum.

                                                                                                                                                          1992 tarihinde  Ermeni’lerce yapılan ‘Hocalı katliamında Ermenistan, Türkiye sınır boyunda Kars ve Iğdır illerinin bir kısmını  içine alan bölgenin Hudut Tabur komutanıydım. O dönemde  yakınımızda ve/fakat sorumluluk alanımın dışında cereyan eden vahşetle ilgili yaptığım saptamaları, gerçek yaşanmışlığı öğrenmeye susamış siz değerli okurlarımla paylaşmanın faydasına yürekten inanıyorum. 

                                                                                                                                              Vahşetin derinliğine inildiğinde inanın tüyleriniz dikenleşirken, bende, ‘bu kadar da olur mu’ dediğinizi duyar olacağım?!

                                                                                                                                                    Hani, “yapılanları (!) tarihçilere bırakalım,”diye laf ediyorlar ya(!), işte o zaman sinirlerim tepeme çıkıyor! Yahu sözde Ermeni katliamının (24 Nisan 1915) üzerinden 100 yıl, Ermenilerce yapılan  Hocalı katliamının üzerinden ise 24 yıl geçti! Bu saatten sonra hala ‘tarihçilere bırakalım’ önerisinde bulunmak, Türk insanının zekasını, duygu ve düşüncesini ve yaşanmış gerçekleri hiçe saymaktır.   NOT: Allah nasip ederse  24 Nisan 1915 tarihinde  yaşanan Sözde Ermeni soykırımının iç yüzünü Nisan ayı geldiğinde  sizlerle paylaşacağım..

Biz yine dönelim, Türk insanına yapılan ve tarihe kanla yazılan Hocalı katliamına!.  

Ermenilerin, 26 Şubat 1992 yılında Azerbaycan’ın Hocalı mevkiinde Azeri Soydaşlarımıza yaptıkları işkenceler, Ermeni, Fransız ve  Rus tarihçilerce  itiraf edilmişken ne demek  hala, “yapılanları (!) tarihçilere bırakalım,” açıklamasında  bulunmak!..

Bütün bunlara rağmen  biliyorum ki, Şubat  ve  özellikle Nisan ayı gelip çattığında yine  bazı satılmış kışkırtıcılar küresel güçlerin  desteğiyle, gerçek tarihi olguları saptırmanın, insanlığı kışkırtmanın önde gideni olacaklardır. 

                                                                                                                                                        Ve diyorum ki,  beyinleri paraya endeksli sözde tarihçi ve  yazarların beyinlerimize sokmaya çalıştığı gerçek dışı olguları elimizin tersiyle itmeli ve tarihin gerçeklerini yansıtan  bilge  insanların yazdıklarına itibar etmeliyiz. Çünkü o insanlar aramızdadır, ama  ne yazık ki  bilinçli olarak susturulmaktadırlar..     

İşte ben  bu gün; ‘okumayı seyredip, televizyonu okumaya’ mahkum edilmiş insanımıza; 26 Şubat 1992 tarihinde Türk ulusuna reva görülen alçaklıkları paylaşmayı görev edindim..  

HOCALI KATLİAMI 

Yer: Azerbaycan, Hocalı mevkii, Yıl : 26 Şubat 1992 

Yüreğinizin kaldıramayacağı  işkenceleri görmeye, duymaya  tahammülünüzün olmadığını  biliyorum.Türk’ün en büyük hasletidir çünkü, ‘insani duyguları  özünde barındırmak.’ Buda, Çin Seddi’nden Adriyatik denizine kadar hükmetmiş  olmanın verdiği öz güvenden kaynaklanmaktadır…  Aydınlar Ocağı  Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Erkal,  tarih  boyu Türklere yapılan soykırımlar üzerinde kafa yoran ve  yaptığı tespitleri genç nesillerin hafızalarına yerleştirmeye çalışan bir aydındır.                                                                              Anılan tarihte  613 Azeri soydaşımız  vahşice katledilmiştir.    

Acımasızlığın vahametini  gözler önüne sermek  açısından  Sayın Erkal’ın  bizlerle paylaştığı  onlarca  işkenceden yalnız birini  dile getirmekle yetineceğim.                              

“Aynı dakikalarda Hocalı şehrinin  başka bir semtinde tek kale futbol  maçı   hazırlığı vardı. İki kesik Azeri kadın başını kale direği  yapmışlar, top arayışına girmişlerdi. Başı tıraşlı bir çocuk bulup  getirdiklerinde   ise Ermeni çeteci sevinçle bağırdı: Asixn ma/,çimi yev bızdıge, aveg gındırnadabidi. Gıdıresek… (Bu hem saçsız hem de küçük, iyi yuvarlanır. Kopartın.) 

Aynı  anda   çocuğun gövdesi bir tarafa,başı da orta yere düşmüştü.. Ermeniler zafer naraları atarak, kanlı postalları ile kesik çocuk  başına vurarak kanlı bir kaleye gol atmaya çalışıyordu.”                                                                                                                             

Bu  akıl almaz işkence yöntemlerini 100 yıl önce Anadolu topraklarında Kars’ta, Ağrı’da, Van’da,  Erzurum’da  ataları  uygulamıştı. Atalarından öğrendikleri mezalimliği tekrarlayarak anılan tarihin Şubat ayını kana bulamışlardır..                  

Şimdi sizleri,  mutlaka seyretmeniz gereken üç dakikalık bir gösterimle baş başa bırakıyorum. Sunumu yapan  bu kez Azerbaycan Üniversitesinde  Anatomi uzmanı profesör  Dr. Allah Verdiyev’dir.   Sayın Verdiyev’in akrabaları olayın gerçekleştiği gün Hocalı mevkiinde bulunuyordu. Gerisini siz düşünün!. Mesleği nedeniyle Kadavralar üzerinde deneyimleri olan Verdiyev,  Ermenilerce katledilen   613 Azeri  soydaşımız  üzerinde  incelemeler yaparak, dehşet  verici manzarayı dünya insanlığının gözleri önüne sermiştir.

Klipi seyretmeye devam ettiğinizde akıl almaz işkenceleri Azeri vatandaşlarımıza  uygulayan başka bir caniyle  buluşacaksınız. Bu mahlukun adı,  Doktor müsveddesi  Zori Balayan’dır.. İnsanlık üzerinde yaptığı akıl almaz işkenceleri 1996 yılında “Ruhumuzun Canlanması,”adlı kitabıyla yayımlayan bu ruhsuz mahluk, Azerbaycan’ın diplomatik gayretleriyle İnterpol tarafından kırmızı bültenle aranmış ve fakat kısa süreli tutukluluk döneminden sonra  maalesef serbest bırakılmıştır.

                                                                                                                                                    Şimdi  klipi seyretmeye hazır mısınız? 

youtube.com/watch?v=blaRQf_9kU4 (Video kaldırılmıştır)

İşte bilinmesi ve unutulmaması gereken acı gerçekler bunlardır dostlarım…   

Önümüzün ve bahtımızın  açık olduğu bağımsız bir Türkiye’de, huzur ve güven içerisinde yaşamak dileğiyle.

“26 ŞUBAT VAHŞETİNİ UNUTMAMAK VE UNUTTURMAMAKTIR GÖREVİMİZ!..” için bir yanıt

İyi ki video kaldırılmış! Acıyı acı acı seyretmek zorunda kalacaktım. Ben şuna şaşıyorum, bu kadar mezalime rağmen son zamandaki Azeri-Ermeni çatışmasından anlaşmayı kabul eden Aliyev doğru mu yapmıştır şüpheliyim.1992 nin intikamı alınmadan dur durak olmamalıydı! Ermeniler yine kazandı(!)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.