SARIKAMIŞ’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

“Neden 22 Aralık 2014’de Sarıkamış’ta bu felaketi yaşadık?”
Ben bu soruya,
“Gücümüzü abarttığımızdan, durmasını bilmediğimizden”
cevabını veriyorum. Çünkü kendini bilmeyenler, duygularının efendisi olmak yerine duyguları tarafından yönetilenler, ya AŞAĞILIK DUYGUSUNA kapılır kendini Paspas ettirir ya da MEGALOMANLIĞA doğru yol alır, gücünün sınırlarını ve durmasını bilemez.

Kanaatimce “Yaradılışımdaki yegane fevkaladelik TÜRK olarak doğmamdır” diyen Atatürk en az Enver Paşa kadar TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR ve onun da ülküsü TÜRK BİRLİĞİDİR.

Ama biri Osmanlıyı batıran MEGALOMAN, diğeri Osmanlının küllerinden Türkiye Cumhuriyetini kuran, doğduğu Kenti dahi yendiği düşmandan geri alma hırsına kapılmayan BİLGE insan olarak geçmiştir Tarihe.

Peki, Milliyetçilik /Ulusalcılık nedir?
Bence bu soruya en güzel cevabı Tuna Kiremitçi vermektedir:

MİLLİYYETÇİLİK; Her ahval ve şeraitte” merkeze KENDİ ULUSUNU koyarak düşünme, Evrenselliğe buradan yürümek, gerçek aydınların bildiği,
‘ULUSAL OLUNMADAN EVRENSEL OLUNAMAZ’ gerçeğine uyma halidir.
*
2011 yılında Tuna Kiremitçi’nin yaptığı bu tanımı çok beğenmiş aşağıdaki ayrıntılı açıklamam ile birlikte paylaşmıştım.

Sarıkamış Şehitleri rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.

Sevgi ve saygılarımla.
Tuncay Erciyes


ÖZSAYGI, EGOİZM ve ULUSALCILIK

Eski Yunandaki Delf tapınağının kapısında ilk kısmı çok duyulan ama devamı pek bilinmeyen şu söz yazılıydı;

“KENDİNİ BİL ve HİÇBİR ŞEYDE AŞIRI GİTME”

Kendini ve sınırlarını bilmek BENLİK(ego) BİLİNCİNİN gereğidir. (Ego: Benlik, Kimlik demektir)

BENLİK/EGO BİLİNCİ, kişinin kendisini dış dünyadan farklı olduğunu algılamasını sağlar. Egosu, benlik bilinci olmayan bir insan bu dünyada yaşayamaz. Çünkü kendine bıçakla saldıranın veya üzerine gelen kamyonun kendinden farklı, ayrı bir varlık olduğunu anlayamaz ve önlem alarak kendini koruyamaz. O halde egoya sahip olmak kötü değil İYİ ve hayatta kabilmek için GEREKLİDİR.

Ancak sadece kendini ve çıkarlarını düşünmek demek olan EGOİZM/BENCİLLİK son derece zararlıdır.

İnsan için ego neyse, belli bir coğrafyada yaşayan, kendine has özgün bir DİLİ ve KÜLTÜRÜ olan bir HALK için de ULUSALCILIK denen kimlik duygusu AYNI ŞEYDİR. Dolayısıyla Ulusal bilincin gelişmesi kötü değil iyi bir şeydir. ULUS/millet olma BİLİNCİ gelişmemiş halklar bağımsız bir devlet olamaz, olsa da varlığını sürdüremez. Ya sömürge olur ya da yok olur. OSMANLI imparatorluğunun yok olusu bu nedenledir.

1789 Fransız devriminden sonra gelişen ULUSALCILIK BİLİNCİ, İslam ümmetçiliğinde ısrar eden Osmanlı İmparatorluğunun sonunu getirmiştir.

İşgalcileri Anadolu’dan kovan ATATÜRK’ÜN, Hilafeti kaldırması, etnik bir tanım yapmaksızın Türk’ü tarif edişi ve Ulusalcılığı benimsemesi, oluşturduğu KEMALİZM ideolojisinin 6 ilkesinden biri yapması bu sebepledir.

Nasıl ki “BEN” olmadan, BEN bilinci oluşmadan BİZ olunmaz, grup, takım kurulmazsa, ULUS BİLİNCİ oluşmadan ve BAĞIMSIZ DEVLETLER haline gelinmeden DÜNYA DEVLETİ ve VATANDAŞLIĞI da oluşmaz, OLUŞTURULAMAZ.
Bunların olabileceğini söyleyenler, kerameti kendinden menkul zamane guruları, uydurma yeniçağ filozoflarıdır.
Bu gerçeği inkar edemeyen NEO EMPERYALİZM ve onun felsefi uzantısı POSTMODERNİZM her şeyi yozlaştırdığı gibi, Ulus bilincine sahip olmayı da dejenere etmiş ve Ulusalcılığı ETNİK MİLLİYETÇİLİĞE, MİKRO MİLLİYETÇİLİĞE indirgemiştir.
Böylece, sermayenin serbestçe dolaştığı BİNLERCE güçsüz DEVLETİN ortaya çıkacağı ve insanların daha kolay sömürüleceği açıktır.

Dolayısıyla bir süre sonra dünya üzerinde iki cins insan kalacaktır:

1 – Uluslararası finans sahipleri, yani EFENDİLER ve
2 – Onların şirketlerinde çalışan, şirketlerle birlikte alınıp, satılan insanlar, yani MODERN KÖLELER.

Üstelik bu modern köleleri, Ortaçağdaki toprağa bağlı kölelerden pek farkları olmadığı halde, kendilerini DEMOKRASİ ile yönetilen bir ülkenin özgür bireyleri sanacaklardır!

Tabii EGOSAL BİLİNCİN, kendini düşünme ve korumanın da bir SINIRI vardır. AŞIRISI ZARARLIDIR.

EGONUN/nefsin BİLGİ eşliğinde SEVGİYLE eğitilmesi gerekir.

Terbiye edilmiş, aşırılıkları törpülenmiş egoya/Nefs’e, İZZET-İ NEFİS denir ve insanı YÜKSEK ÖZSAYGI sahibi yapar.
(Özsaygının ne olduğu ÖZSAYGI başlıklı yazımda http://blog.milliyet.com.tr/ozsaygi-nedir-/blog/?blogno=21093 anlatılmıştır)

DÜŞÜK ÖZSAYGI ise iki şekilde ortaya çıkar;

1-PASİF TİP DÜŞÜK ÖZSAYGI: Aşağılık duygusundan kaynaklanır ve kişiyi obsesyona, ulusları ise SÖMÜRGE veya yok olmaya götürür.

2-SALDIRGAN TİP DÜŞÜK ÖZSAYGI: Üstünlük duygusundan kaynaklanır, insanı EGOİST ve tahakküm edici bir Obsedör, Megolaman yapar. Ulusları ise Şoven Milliyetçi, MEGOLA İDEA’CI ve EMPERYALİST yapar.

Gazi Mustafa Kemal’in ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözleriyle tanımladığı ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ise hiç kuşkusuz YÜKSEK bir ULUSAL ÖZSAYGININ İFADESİDİR.

Sevgilerimle.
Tuncay Erciyes
14.12.2011

SARIKAMIŞ’IN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Tuncay Erciyes

“Neden 22 Aralık 2014’de Sarıkamış’ta bu felaketi yaşadık?”
Ben bu soruya,
“Gücümüzü abarttığımızdan, durmasını bilmediğimizden”
cevabını veriyorum. Çünkü kendini bilmeyenler, duygularının efendisi olmak yerine duyguları tarafından yönetilenler, ya AŞAĞILIK DUYGUSUNA kapılır kendini Paspas ettirir ya da MEGALOMANLIĞA doğru yol alır, gücünün sınırlarını ve durmasını bilemez.

Kanaatimce “Yaradılışımdaki yegane fevkaladelik TÜRK olarak doğmamdır” diyen Atatürk en az Enver Paşa kadar TÜRK MİLLİYETÇİSİDİR ve onun da ülküsü TÜRK BİRLİĞİDİR.

Ama biri Osmanlıyı batıran MEGALOMAN, diğeri Osmanlının küllerinden Türkiye Cumhuriyetini kuran, doğduğu Kenti dahi yendiği düşmandan geri alma hırsına kapılmayan BİLGE insan olarak geçmiştir Tarihe.

Peki, Milliyetçilik /Ulusalcılık nedir?
Bence bu soruya en güzel cevabı Tuna Kiremitçi vermektedir:

MİLLİYYETÇİLİK; Her ahval ve şeraitte” merkeze KENDİ ULUSUNU koyarak düşünme, Evrenselliğe buradan yürümek, gerçek aydınların bildiği,
‘ULUSAL OLUNMADAN EVRENSEL OLUNAMAZ’ gerçeğine uyma halidir.
*
2011 yılında Tuna Kiremitçi’nin yaptığı bu tanımı çok beğenmiş aşağıdaki ayrıntılı açıklamam ile birlikte paylaşmıştım.

Sarıkamış Şehitleri rahmet, saygı ve minnetle anıyorum.

Sevgi ve saygılarımla.
Tuncay Erciyes


ÖZSAYGI, EGOİZM ve ULUSALCILIK

Eski Yunandaki Delf tapınağının kapısında ilk kısmı çok duyulan ama devamı pek bilinmeyen şu söz yazılıydı;

“KENDİNİ BİL ve HİÇBİR ŞEYDE AŞIRI GİTME”

Kendini ve sınırlarını bilmek BENLİK(ego) BİLİNCİNİN gereğidir. (Ego: Benlik, Kimlik demektir)

BENLİK/EGO BİLİNCİ, kişinin kendisini dış dünyadan farklı olduğunu algılamasını sağlar. Egosu, benlik bilinci olmayan bir insan bu dünyada yaşayamaz. Çünkü kendine bıçakla saldıranın veya üzerine gelen kamyonun kendinden farklı, ayrı bir varlık olduğunu anlayamaz ve önlem alarak kendini koruyamaz. O halde egoya sahip olmak kötü değil İYİ ve hayatta kabilmek için GEREKLİDİR.

Ancak sadece kendini ve çıkarlarını düşünmek demek olan EGOİZM/BENCİLLİK son derece zararlıdır.

İnsan için ego neyse, belli bir coğrafyada yaşayan, kendine has özgün bir DİLİ ve KÜLTÜRÜ olan bir HALK için de ULUSALCILIK denen kimlik duygusu AYNI ŞEYDİR. Dolayısıyla Ulusal bilincin gelişmesi kötü değil iyi bir şeydir. ULUS/millet olma BİLİNCİ gelişmemiş halklar bağımsız bir devlet olamaz, olsa da varlığını sürdüremez. Ya sömürge olur ya da yok olur. OSMANLI imparatorluğunun yok olusu bu nedenledir.

1789 Fransız devriminden sonra gelişen ULUSALCILIK BİLİNCİ, İslam ümmetçiliğinde ısrar eden Osmanlı İmparatorluğunun sonunu getirmiştir.

İşgalcileri Anadolu’dan kovan ATATÜRK’ÜN, Hilafeti kaldırması, etnik bir tanım yapmaksızın Türk’ü tarif edişi ve Ulusalcılığı benimsemesi, oluşturduğu KEMALİZM ideolojisinin 6 ilkesinden biri yapması bu sebepledir.

Nasıl ki “BEN” olmadan, BEN bilinci oluşmadan BİZ olunmaz, grup, takım kurulmazsa, ULUS BİLİNCİ oluşmadan ve BAĞIMSIZ DEVLETLER haline gelinmeden DÜNYA DEVLETİ ve VATANDAŞLIĞI da oluşmaz, OLUŞTURULAMAZ.
Bunların olabileceğini söyleyenler, kerameti kendinden menkul zamane guruları, uydurma yeniçağ filozoflarıdır.
Bu gerçeği inkar edemeyen NEO EMPERYALİZM ve onun felsefi uzantısı POSTMODERNİZM her şeyi yozlaştırdığı gibi, Ulus bilincine sahip olmayı da dejenere etmiş ve Ulusalcılığı ETNİK MİLLİYETÇİLİĞE, MİKRO MİLLİYETÇİLİĞE indirgemiştir.
Böylece, sermayenin serbestçe dolaştığı BİNLERCE güçsüz DEVLETİN ortaya çıkacağı ve insanların daha kolay sömürüleceği açıktır.

Dolayısıyla bir süre sonra dünya üzerinde iki cins insan kalacaktır:

1 – Uluslararası finans sahipleri, yani EFENDİLER ve
2 – Onların şirketlerinde çalışan, şirketlerle birlikte alınıp, satılan insanlar, yani MODERN KÖLELER.

Üstelik bu modern köleleri, Ortaçağdaki toprağa bağlı kölelerden pek farkları olmadığı halde, kendilerini DEMOKRASİ ile yönetilen bir ülkenin özgür bireyleri sanacaklardır!

Tabii EGOSAL BİLİNCİN, kendini düşünme ve korumanın da bir SINIRI vardır. AŞIRISI ZARARLIDIR.

EGONUN/nefsin BİLGİ eşliğinde SEVGİYLE eğitilmesi gerekir.

Terbiye edilmiş, aşırılıkları törpülenmiş egoya/Nefs’e, İZZET-İ NEFİS denir ve insanı YÜKSEK ÖZSAYGI sahibi yapar.
(Özsaygının ne olduğu ÖZSAYGI başlıklı yazımda http://blog.milliyet.com.tr/ozsaygi-nedir-/blog/?blogno=21093 anlatılmıştır)

DÜŞÜK ÖZSAYGI ise iki şekilde ortaya çıkar;

1-PASİF TİP DÜŞÜK ÖZSAYGI: Aşağılık duygusundan kaynaklanır ve kişiyi obsesyona, ulusları ise SÖMÜRGE veya yok olmaya götürür.

2-SALDIRGAN TİP DÜŞÜK ÖZSAYGI: Üstünlük duygusundan kaynaklanır, insanı EGOİST ve tahakküm edici bir Obsedör, Megolaman yapar. Ulusları ise Şoven Milliyetçi, MEGOLA İDEA’CI ve EMPERYALİST yapar.

Gazi Mustafa Kemal’in ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözleriyle tanımladığı ATATÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ ise hiç kuşkusuz YÜKSEK bir ULUSAL ÖZSAYGININ İFADESİDİR.

Sevgilerimle.
Tuncay Erciyes
14.12.2011

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.