“Ya sürü bağışıklığı, ya da aşılanma…”

Pandemiye karşı aşılamaların başlaması ile yeni bir tartışma da ortaya çıktı. Aşıların ne kadar faydalı olup olmayacağı tartışılıyor. Pandeminin ne şekilde sona ereceği konusunda da farklı görüşler var.

Dünya diken üzerinde. Kısa zamanda aşılamalara geçilerek covid-19 belasından kurtulma çabaları var. Bu konuda yapılan çalışmaların ve aşılamanın da sona gelinmesi hiç kuşkusuz sevindiricidir.

Soru şu:

Dünya nüfusunun yüzde 60’ının aşılanmasına yetecek kadar aşı kısa zamanda bulunabilecek mi?

Bu soruya yanıt arayan bilim adamları bunun kısa zamanda sağlanamayacağını söylüyor ve “Pandemi ile savaş daha uzun zaman alacaktır” görüşünü yansıtıyor.

Şurası da bir gerçek:

Bu zamana kadar ortaya çıkan salgın hastalıkların sonu ancak aşılanmalarla gelmiştir. Pandemi ile mücadelede de aşılanmanın bu nedenle son derece önemli olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.

Aşı konusunda sorular çok. Bu nedenle kafalar da karışık. Bütün bunları bir kenara bırakarak aşılanmanın gerçekleşmesini sağlamamız gerekiyor.

Bugüne kadar aşı konusunda açıklamalarda bulunan tüm bilim insanları aşılanmanın önemine değindiler. Yapılacak ilk aşılamada da kendilerinin de aşı olacağını söylediler.

Dicle Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İl Pandemi Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mustafa Kemal Çelen, aşı tartışmasının gündemde olduğu bugünlerde insanların kafalarını karıştıran birçok konu olduğuna dikkat çekti. 

Aşıyı yaptıranların bağışıklığı gelişse bile taşıyıcı olup, virüsü bulaştırıp bulaştırmayacağı sorusunun en çok merak edilen konular arasında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelen, kişinin aşıyla korunması halinde taşıyıcılık vasfının ortadan kalkacağını söyledi. 

Açıklamaların kafalardaki karışıklığı giderebileceği görüşündeyiz. Bu nedenle Prof. Dr. Çelen’in açıklamalarını sizlerle paylaşmak istedik:

“Aşılamayı yaptıktan sonra bağışıklık gelişse bile o kişinin taşıyıcılığı olmaz. Bu çok mümkün değil. Çünkü virüsler hücre içi zorunlu mikroorganizmalardır. Eğer aşıyla korunuyorsa virüs hücre içine giremeyeceği için çoğalamayacaktır, çoğalamadığı için de taşıyıcılık vasfı olmayacaktır. Bu konuda son derece rahat olmamız gerekiyor. Tabi ki mevcut kurallar eşliğinde yine sosyal mesafe ve maske kullanımına dikkat etmemiz lazım. Fakat aşılandıktan sonra bağışıklık geliştiyse hiçbir sıkıntı olmayacaktır. Pandeminin iki şekilde sona erebileceğini söylemeliyim. Dünya nüfusunun ya yüzde 60’ının hastalığı geçirip sürü bağışıklını kazanması, ya da yüzde 60 oranında aşılanmanın yapılması gerekiyor. Eğer bu oranda aşılanma yapılırsa zincir kırılacaktır. Aşılar gündemimizde ve aşıların gündemimizle olmasıyla birlikte pandeminin sonuna gelmiş oluruz diyebiliriz. Aşılamayla etkin bağışıklığa ulaşırsınız ve yüzde 60 oranında aşılamayı yaparsanız bu da son derece etkin olur ve zinciri kırar. Bu anlamda aşılama bizim için son derece önem arz ediyor. Bu aşılama kapsamında da etkinlik ve güvenirlik verileri çok önemli.  Aşı karşıtlığının çok ön planda olduğu bu günlerde bilimsel verilere bakılması gerektiğini düşünüyorum. Yakın zamanda ortaya çıkan domuz gribi salgınının da aşılamayla birlikte ortadan kalktığını unutmamız gerekiyor. 10 yıl önce domuz gribi salgını vardı ve Meksika’da başlayıp tüm Avrupa’yı ve Amerika’yı etkileyen bir salgındı. Enfektivite hızı Covid-19 kadar yüksek değildi ve ölüm oranı da yüksek değildi ama orada özellikle grip aşısının içerisine domuz gribinin koruyucu aşısı da eklenince tüm dünyada aşılanma başlandı ve bununla birlikte birçok kişi de bağışık hale geldi. Aşı karşıtlığının çok ön planda olduğu bu günlerde lütfen bilimsel verilere bakalım. Bir aşının etkinliği nedir, güvenirliği nedir? Bunlar çok önemli. Yoksa spekülasyondan ibaret olan bazı söylemlerin arkasına sığınmayalım. Çünkü gerçekten bu hastalık ağır seyredebiliyor. Yoğun bakımlarda çok sayıda hastamız var ve en önemlisi aşılamayla birlikte sizin bulaş zincirini kırmanız noktasında son derece önem arz etmektedir.”

Coronavirüs aşıları ne kadar güvenli?

Bu sorunun yanıtını da alalım:

Londra Hijyen ve Tropik Tıp Okulu’ndan Prof. Stephen Evans “Eğer ‘güvenli’ derken kesinlikle hiçbir yan etkisi olmamasını kast ediyorsanız hiçbir aşı veya ilaç için güvenli diyemeyiz” diyor ve ekliyor: “Ben güvenli derken istenmeyen yan etkilerin, ilacın faydasına kıyasla dengesini kastediyorum ve bu aşıda denge açık ara ilacın faydasından yana.”

Evans kemoterapi ilaçlarında olduğu gibi bazı ilaçların felaket yan etkilerinin bulunduğuna dikkat çekerken   ilacı kullanmayıp kanserden ölmek bunun karşısında çok daha büyük bir risk olduğunu kaydediyor.

BBC’ye konuşan Prof. Evans “Hiçbir ilaç için tamamen güvenli diyemeyiz ama kullanımın bağlamına göre güvenli olduğunu söyleriz” diyor.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.