Bıçak Kemiğe Dayandı, Yeter Artık…

    - IMG 20170622 111622 1

   

    - IMG 20170622 111622

11 Ekim 1991 yılında, Doğuş TV’de siyasal parti liderleri Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Erdal İnönü, Mesut Yılmaz, Doğu Perinçek bir araya gelmişler, tartışıyorlar…

Birbirlerine saygılı, uygarca bir tartışma ortamı… Kimse kimseye bağırmıyor, çağırmıyor, küfretmiyor… Herkes birbirini dinliyor…

Çok gerilerde kalmış bir masal dünyası gibi geldi bana…

Bir de bugünkü ortama baktım… Sanki bir savaş meydanındayız… Herkes birbirine düşman. Sanki aralarında kan davası var. Birbirlerinin babalarını, analarını, atalarını öldürmüşler…

Kavga, dövüş, sataşma hiç bitmiyor. Yüzleri hiç gülmüyor. Hep karanlık…

Bir araya gelip uygarca tartışamıyorlar. Fikir alışverişi yapamıyorlar. Düşünce özgürlüğü yok edilmiş… Korku, baskı ve tehditle iktidarlarını sürdürme çabasındadırlar.

Halkımızı da kendilerine benzetmişler. Onlar da uygarca tartışamıyorlar. Konuşamıyorlar. Düşüncelerini söyleyemiyorlar. Çözüm üretemiyorlar.

Bu ortam, 18 yıllık bir siyasal İslamcı AKP iktidarının ve tarihinin ürünüdür…

Ülkemiz bugün bir keşmekeş, kargaşa ortamı yaşamaktadır…

Açlık, yoksulluk, sefalet, hastalık zirvede. Hastaneler, hapishaneler ağzına kadar dolu… Taciz, tecavüz, kadın cinayeti, zorbalık hiç bitmiyor…

Şeker fabrikaları, tütün fabrikaları, çelik fabrikaları, sanayi bitti, bitirildi, yok edildi. Üretim durdu. İş durdu. İhracat yok artık… İthalat var.

Tüm ülkede işsizlik başını almış gidiyor. Hazine tamtakır.

İktidar Katar’a olan borcunu ödeyebilmek için toprakları, arsaları, yeraltı, yerüstü zenginliklerini nakite çevirmeye çalışıyor. Merkez bankası rezervi bile bitmiş durumda.

Eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, “Merkez Bankası’nda 35 yıl çalıştım. Döviz kıtlığını yaşadım, sıfıra yakın döviz rezervini gördüm ama eksi rezervi hiçbir zaman görmedim, duymadım” diyor.

Bütün bu çıplak, açık, yalın gerçeklere karşın, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye şu an ekonomide pik yapıyor, dibe değil tavana. Kalkmışlar bizim puanımızı düşürme yoluna gidiyorlar. Ne yaparsanız yapın sizin bu puanlamalarınızın kıymeti harbiyesi yok” diyor.

Ama çiftçi perişan. Borç batağında. Esnaf siftah yapmadan kepenk kapatıyor. Üniversite bitirmiş genç iş arıyor. Bulursa garsonluk, temizlik işleri yapmaya bile razı…

Çiftçinin Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borcu ikiye, üçe dörde katlanmış durumda. Faizini bile ödeyemiyor.

Bakın bir çiftçi neler anlatıyor? “12 bin TL borcum vardı.  72 bin TL oldu. İcra memurları traktörümden sonra ineklerime de el koydular. Onları satıp saman alacaktım. Olmadı. Şimdi samansızlıktan ineklerim ölecek. 10 günlük samanım kaldı, hayvanlar bir deri bir kemik, ben ne yapacağım, okuyan dört de çocuğum var…”

Bir de bu kovid-19 yüzünden bütünüyle işinden olanları düşünün. Restoranlardan söz ediyorum. Aylardan beri kapalıydı. Bir süre önce açılmıştı. Ama şu günlerde hastalığın yaygınlaşması ve hastaların çoğalması ile birlikte yeniden kapanmaya başladı. Garsonlar, hizmetliler tekrar işsiz kaldılar. Bunların içinde üniversite mezunları da var…

Bir kızımız diyor ki; “İstanbul üniversitesi psikoloji bölümünü yeni bitirdim. Ama Her üniversiteli gibi ben de iş bulamadım. Sonunda bir kahvaltıcı dükkânında garsonluk yapmaya başladım. Ama yoğun kovid – 19 önlemleri gelince ben yine işsiz kaldım…”

Önümüzde koca bir kış var.

Doğalgaz, elektrik, su tepemizde… Pahalılık gün geçtikçe daha da artıyor.

Şimdi devletten maaş alanlar, 2021 yılında maaşlarına yapılacak zammı bekliyorlar. TÜİK Kasım ayı enflasyonunu % 14,03 olarak belirledi. Aralık ayında zam yüzde 1 artarsa emeklinin maaşı ilk 6 aylık dönem için yüzde 8, memurun yüzde 7 olacak…

Çok komik bir rakam. Çünkü enflasyon yüzde 40’larda, 50’lerde… Bunu yaşayarak, görüyoruz. Bir yılda portakalın fiyatı yüzde 60, mandalinanın, kuru fasulyenin yüzde 41, mercimek 67,9 arttı.

Bu rakamlara göre anlaşılıyor ki şahlanan, yani pik yapan ekonomi değil, pahalılık, enflasyon… Bakanlar kurulu toplanıyor ama bu sorunları konuşmuyorlar. Çözüm aramıyorlar…

Ekonomi sadece 3-5 iş adamına hizmet ediyor, onlara göre ayarlanıyor.

Müteahhitlerin, şirketlerin vergi borçları bir kalemde siliniyor hemen. Kendi maaşlarına yüzde 20 zam yapıyorlar. Memura emekliye yüzde 7 – 8. Beş çeşit maaş alan bürokrat var bu ülkede…

Dar gelirliye, asgari ücretle geçinene, memura, işçiye, köylüye, esnafa yaşamı kolaylaştırma çalışmaları yapmıyorlar.

İnsanın değeri her geçen gün biraz daha azalıyor. Ne sağlıkçının, ne polisin, ne öğretmenin ne emeklinin bir önemi var bu ülkede. 60 bin öğretmen atama bekliyor. Oysa 140 bin öğretmen açığı var.

3600 ek gösterge sözü verilmişti, tutulmadı.

Hekimler, sağlık personeli tehlikelerle dolu ortamlarda hayatlarını hiçe sayarak görev yapıyorlar. Gece gündüz demeden 24 saat çalışıyorlar. Aralarında günlerce çocuklarını, eşlerini, analarını, babalarını görmeyenler var…

200 sağlıkçı 75 doktor yaşamını yitirdi. Daha birkaç gün önce, sadece 1 günde 5 doktor hayatını kaybetti. Önlem alan var mı? Dönüp bakan var mı?

Yeter artık. Yeter… Bıçak kemiğe dayandı. Biraz da servetine servet katanlar bu ülke için fedakârlık yapsınlar. Acı reçete onlara da uygulansın.

Halk bir deri bir kemik kaldı…

([email protected])


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir