Kategoriler
Necdet Buluz

Esnafın sıkıntısı sokağa taştı…

Pandemi nedeni ile bugünlerde en sıkıntılı kesim esnaf olarak öne çıkıyor. Çünkü, alınan tedbirler nedeni ile esnaf neredeyse siftah yapmadan dükkan kapatmak durumunda kalıyor. Cafe ve restoranların çoğu kapalı. Açık olanlar ise müşteri kabul etmiyor. “Gel al” ya da “Evlere servis” ile iş yapmaya çalışıyorlar.

Bu da çalışanların sayısında da azalmalara neden oldu.       

Çoğu kişi işsiz kaldı. Esnaf kirasını bile ödeyemeyecek duruma geldi. Elektrik, su ve doğalgaz giderlerini dahi ödeyemeyenler var. Giderek daha kötü duruma düşen esnafın sorunların çözüm bulunması gerekiyor.

Çalışmaları istenilmeyebilir. Dükkânlar kapanır, işsizlik artar. Bu insanlar nasıl geçinecek? İşsiz kalanların durumu ne olacak?

Şimdi İstanbul’da tam kapanma gündemde. Böyle bir durum karşısında sıkıntının ne boyutlara gelebileceğini düşünebiliyor musunuz?

İstenilen şu:

Bize kredi verilmesin. İş yapamıyoruz ki krediyi ödeyebilelim. Destek istiyoruz. Avrupa, Amerika, ya da diğer ülkelerde bu konuda nasıl tedbir alınıyor, esnafa nasıl destek veriliyorsa bu bize de uygulansın.”

Sorunlarına çare arayan esnaf sokağa taştı. Ortak isteklerine kulak verelim:

‘Salgını önlemek için Avrupa’dan örnek alan hükümetimiz ne yazık ki Avrupa’da esnafa yapılan destekleri örnek almıyor. Bu süreçte hükümetin esnafa kira yardımı yapması, kredibilitesine bakılmaksızın bankaların esnafa faizsiz bir yıl ertelemeli kredi desteği vermesi mevcut kredilerini faizsiz ertelemesi çalışanlarımıza ücretsiz izin parası en az asgari ücret düzeyinde olmalıdır. Yeme içme sektörünü kapatarak ya da sınırlayarak, işletme sahibi garson, komi, barmen, aşçı, bulaşıkçı gibi binlerce aileyi kendi kaderine terk ettiğiniz gibi sektörün paydaşları olan müzisyen, oyuncu, performans sanatçıları, taksiciler, çiçekçiler, tekel bayileri ve binlerce tedarikçi çalışanları ve onların aileleri işsizliğe ve açlığa mahkum ettiğiniz bilmenizi isteriz.”

Sokağa taşanlar sorunlarını dile getirirken yetkililere de şöyle sesleniyorlar:

‘‘Hiçbir destek yok. Gerçekten çok çok zor durumdayız. Ben sadece kendim için değil bütün esnaf arkadaşlarımıza bakıyorum. Evler kira, işyerleri kira ve bu kiralar çok yüksek. Kiraları ödeyemiyorum. SSK’ları zaten hiç ödeyemiyorum. Yapılandırma geldi ama, Ocak’ın birinde yapılandırmanın ödenmesi gerekiyor. O zaten komik bir durum. Dükkan kapalı. Yapılandırma da yapamayacağım. Zannetmiyorum ki diğer arkadaşlar da yapılandırma yapabilsin. Corona olmazsak psikolojik olarak çöküyoruz. İki tane çocuğum var. Onların işleri yok mesela. Onlar da evde. Denizin dibine daldık vurgun yemek üzereyiz yani. Yiyenler de var. Yarını görmüyorum. Benim iki tane sigortalı çalışanım var. Doğal olarak ben onların maaşlarını ödemek zorundayım. Ne yapabilirim? Ama ben bugün otuz liralık iş yapmışım. 2 tane damacana vermişim. Onun dışında hiçbir iş yok’’

Esnafın sokağa taşması keyfi değil. Sorunları da yığınla. Hiçbir esnaf sokağa taşıp, gelişi güzel istekte bulunmuyor. Çokları “Pandemiyi mi protesto ediyorsunuz?” sorusu sorabilir. Esnafın böyle bir derdi de lüksü de bulunmuyor. Kendilerini dinleyelim mi?

‘‘Bugün bizim burada toplanmamızın nedeni kesinlikle pandemi koşullarıyla alakalı olarak alınan yasakları protesto etmek değil. Bu konuda devletin bize hiçbir şekilde yardım göstermemesi, destek vermemesi. İlk açıldığımız dönemde birtakım vergilerimiz ertelendi. Ama biz kapalı kaldığımız süre devam ettiği halde ertelenen ödemelerimiz bizden tahsil edildi. Hala ne kadar süre dükkan açamayacağımızı bilmiyoruz. Şu an birçok esnaf kendi birikimlerini tüketti. Kredibilitesini tüketti. Bir krediyi çekti onun ödeyebilmek için ikinci bir krediyi çekme derdine düştü, birçoğu alamıyor. Bunun sürdürülebilir hali yok. 20 yıldır ödediğimiz vergilerin altı ay süreyle esnafa hibe olarak verilmesini, çalışanlarımıza verilen 1000 lira gibi asgari izin parası olarak adlandırılan ve aslında işçinin kendi fonundan ödenen paraların daha yaşanabilir bir seviyeye getirilmesini talep ediyoruz.”

Bu yazıyı yazarken Avustralya’da dönercilik yapan bir arkadaşım aradı. Neler söylediklerini paylaşıyorum:

“Karı-koca dönercilik yapıyoruz. Pandemi nedeni ile dükkânımız kapandı, günlerimizi evde geçirmeye başladık. İş yapamadığımız için her birimiz için devlet 2 bin dolar para verdi. Dükkandan kazandığımız parayı şimdi evde oturarak elde ediyoruz.”

Tedbirlere uyum olsun, kapanma gerçekleşsin ama, devlet de üzerine düşeni mutlak biçimde yerine getirsin.

necdetbuluz@gmail.com

www.facebook.com/necdet.buluz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.