Kategoriler
Ahmet K. Aytar

FELÂKETİN EŞİĞİNDE// Ahmet Kılıçaslan Aytar


Batı’nın Orta Doğu savaşlarında hep sahte bahaneleri vardı.
George W. Bush, Körfez Savaşını haklı çıkarmak için,
Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğu yalanına dayandı.
Irak’ı işgal etti…

*
Barack Obama, Şubat 2011’de Libya’daki ayaklanmayı bastırmak için,
Kaddafi’nin Sahra Altı Afrika’dan paralı askerler getirdiğini iddia etti…
Askerlerin Libya’ya girişini önlemek için uçuşa yasak bölge önerdi.
17 Mart’ta BM Güvenlik Konseyi, Libya askeri havacılığına uçuşa yasak bölge koydu.
Karar, çatışmaya barışçıl ve sürdürülebilir bir çözüm ihtiyacını vurgulasa da,
İki gün sonra Fransa, İngiltere ve ABD Libya’yı  bombalamaya başladı…

*
Sonucu Hillary Clinton, şu rezil  sözleriyle açıkladı.
“Geldik, gördük, öldü.” dedi!

*
Bugün Libya’da, üç ayrı yönetim bulunuyor.
Suudi Arabistan, Mısır ve BAE’ye rağmen,
Arap Baharı bakiyesi Müslüman Kardeşler İdeolojisi ve cihadçı terör militanları;
Ülkenin batısında Fayez al-Sarraj liderliğinde Ulusal Anlaşma Hükümeti’ni (GNA) destekliyor.
Kardeşler kKendilerine bu topraklarda yurt arıyor.

*
Doğu’da geniş bir alanı kontrol eden Libya Ulusal Ordusu (LNA) lideri Halife Haftar ise,
Laik Libya için GNA ile savaşıyor…
Doğal olarak Suudi Arabistan, Mısır ve BAE’den destek alıyor.

*
Libya ekonomisi de üçe bölünmüştür.  
Bugün, o paralı askerlerin sadece masum siyah Afrikalı göçmen işçiler olduğu biliniyor!

*
Libya iç savaşında ABD, Orta Doğu stratejisiyle yer alıyor.
Rusya, 2011’de Kaddafi’yi deviren ve yıllar boyunca siyasi düzensizliğe yol açan Batı’nın ateşli bir rakibiydi.
Bugün ABD, çoktan Rusya ile birlikte çalışma kabiliyetini test etme alanı olarak Suriye’yi seçmiş,
Ortak menfaat alanlarında,
Birlikte, dünyayı tehdit eden Müslüman Kardeşler başta olmak üzere Cihadi terör örgütlerini yenmeye çabalıyorar…

*
Rusya, Libya’da Haftar ordusunun ana gücünü ve kaynaklarını sağlamıyor
General Haftar da tamamen Rus yanlısı bir mevziye bağlı değil gibi görünüyor.
Bu yüzden LNA’nın Türk ordusuna yönelik durumsal başarısızlıkları Rusya için yenilgi anlamına gelmiyor.

*
Moskova Libya’da kendi politikasını izlediğinden ve kendi hedefleri için çabaladığından emin görünüyor.
Ama Libya’daki olayların gelişimini yalnızca Avrupa’nın güney sınırlarına yakın bir istikrarsızlık kaynağı açısından görmüyor.  
Aynı zamanda asimetrik bir savaşla İslamcı Cihad örgütlerini yenmeye çabalıyor.  
Batı, bu arka plan için görevi Rus tarafı için basitleştirilerek “küresel alanda hareket etmesine izin veriyor”.

*
Nitekim ABD, bu strateji doğrultusunda,
Müslüman Kardeşler’e finansman desteğinin kesilmesi için Katar’a karşı savaşa varmayan bir dizi önlem uyguluyor.
Müslüman Kardeşlerle ideolojik yakınlık sürdüren Türkiye’nin dikkati çekilmiştir.
Böylece Suudi Arabistan, Mısır, BAE ile  Türkiye ile ilişkileri zayıflama sürecine girmiştir…

*
Libya, dünya enerji pazarının etkili bir aktörüdür.
Rusya hem Afrika’da güçlü bir varlık sergilemek,
Hem nüfuz alanını Orta Akdeniz’e kadar genişletmenin dışında,
Dünya petrol piyasasında oynayabileceği rol için Libya ile ilgileniyor…

*
Nisan 2008’de iki ülke altyapı ve enerji alanlarında bir Mutabakat Zaptı düzenledi.
Rusya’nın Gazprom ile Libya Ulusal Petrol Şirketi arasında kurulan Ortak Girişim;
Petrol ve doğalgazın arama, üretim ve nakliyatını ele aldı…

*
Bir süre önce Doğu Akdeniz’deki açık deniz doğal gaz yataklarının keşfi,
Bölgedeki ülkelerin ekonomilerini iyileştirebilecek büyük kârlar için umutlar doğurdu.
Hükümetlerarası işbirliği, doğal gaz keşiflerinden elde edilen karlarını artırmalarına izin verebilirdi,
Ancak farklı egolar bu işbirliğine engel oldu!  

*
Erdoğan hükümeti de, Kasım’da Trablus’taki GNA hükümetiyle,
Güvenlik ve Askeri İşbirliği Mutabakat Muhtırası,
Ve Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası imzaladı.

*
Şimdi  Akdeniz’in büyük bölümünü enerji keşfi için talep ediyor.
27 Kasım’dan beri GNA ve iç savaşa neden olan İslami Cihatçı Müslüman Kardeşler militanları,
Ve Suriye’den getirdiği teröristlerle omuz omuza,
Libya’nın petrolü ve gazı için Libya Ulusal Ordusu’na karşı savaşıyor.  

*
Ne ki, açık denizde Doğu Akdeniz  gaz patlamasının pembe geleceği tehlikededir!
COVID-19 salgını ile  ekonomik gerileme,
Dünya çapında petrol ve doğal gaz talebindeki çarpıcı düşüşle birleştiğinde,
Kıbrıs, Lübnan, İsrail ve Yunanistan ekonomilerinde oluşan  büyük açık;
Deniz gaz projelerinde gecikmeye yol açtı…

*
Petrol ve gaz şirketleri, kıyıötesi keşif ve üretim bütçelerini kestiler.
Orta vadede Doğu Akdeniz’de yüksek riskli doğal gaz gelişmelerine yer kalmadı.

*
Ama bu sırada Türkiye ile bölgedeki diğer oyuncular;
Kıbrıs, Mısır, Yunanistan ve hatta İsrail arasındaki jeopolitik ve askeri gerginlikler arttı.
Ankara’nın LNA güçlerine karşı,
Mücadele eden Libya Trablus merkezli hükümete güçlü desteği;    
Sadece Libya’daki güç yapısını devirmekle kalmadı;
Aynı zamanda NATO ülkesi Ankara’yı,
Rusya, Fransa, Mısır ve BAE ile bir çarpışmanın eşiğine getirdi…

*
Sadece  Müslüman Kardeşlere bir yurt bulmak,
Afrika’nın en büyük petrol rezervlerini Türk şirketlerine açmakla kalmayıp,
Doğu Akdeniz’deki etki alanını genişletmeyi amaçlayan,
Libya’daki Türk askeri hareketleri;
Şimdi Mısır ve muhtemelen Fransa ile hesaplaşıyor…

*
NATO üyesi Türkiye’nin  diğer üye Fransa,
Ya da Orta Doğu’da NATO müttefikleri BAE, Mısır, İsrail  ile  askeri bir çatışmaya girmesini düşünmek dahi gariptir.
Ancak Ankara’nın Libya’daki yaklaşımı;
Bölgede askeri üsler kurmaya yönelik agresif bir Türk askeri stratejisini de öneriyor.
Bu üslerin arkasındaki Müslüman Kardeşler ayrı bir hesap daha ortaya çıkarıyor.
Ve  NATO ile bir şekilde ortak ülkeler arasında, askeri çatışma belirgin bir olasılık olarak masada bulunuyor.

*
Fransa, İtalya ve Yunanistan gibi NATO ülkeleri,
Açıkça Doğu Libya generali Haftar’ı desteklemeyi tartışıyor.
Mısır, Türkiye’yi ve GNA güçlerini Libya petrol sektöründe önemli bir eşik olan Sirte hattını geçmemeleri konusunda uyarıyor.
Ankara ve Trablus GNA askeri ilerlemelerine devam ederse,
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır Ordusu’ nun Haftar’ı desteklemek için Libya’ya gireceğini ilan etmiş bulunuyor.
Fransa, Türkiye’ye yaptırım uygulamak için kulis yapıyor…

*
NATO ve AB için Türkiye’nin  eylemlerinden kaynaklanan mevcut kriz büyük bir endişe kaynağıdır.
İttifak içindeki askeri çatışma, sadece konumunu zayıflatmakla kalmayacak,
Aynı zamanda  Akdeniz’de güvenliği de riske atacaktır.

*
Şimdi gözler Libya’da iken,
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki askeri hareketleri de daha çok endişe veriyor.
Türkiye’nin Libya macerası, Orta Doğu’yu boyun eğdirme stratejisi olarak anılıyor.
Ankara’nın Katar, Afrika Boynuzu, Sudan ve şimdi Libya’daki askeri projeleri,
Arap uluslarını tehdit eden bir askeri güç çemberidir.

*
Türk petrol ve doğal gaz şirketlerini,
Doğu  Akdeniz rezervlerini arama konusunda resmen destekleyen askeri hareketler,
Yunanistan ve Kıbrıs için doğrudan  tehdit oluşturuyor.
Erdoğan’ın benimsediği aşırı milliyetçi  “Mavi Vatan” askeri stratejisi,
Ege’nin, Akdeniz’in ve Karadeniz’in hakimiyetini hedefliyor…

*
Bölgede istenmeyen Türkiye eylemleri, NATO ve AB’ nin ortak eylemleri ile engellenebilir.
Doğu Akdeniz ülkeleri  ekonomik ve enerji entegrasyonu için ABD desteğine odaklıdırlar.

*
ABD Senatosu ve Kongresi, Kıbrıs’a askeri yaptırımların sona ermesi gibi  Türkiye karşıtı hareketleri  destekliyor.
Washington ekonomik, politik ve askeri destek konusunda olumlu bir Doğu Akdeniz resmi çiziyor.

*
Ancak ABD-NATO müdahalesi ya da Türkiye’nin eylemi durumunda yoğun bir AB hareketi gerçekçi görünmüyor.
Erdoğan bunu son eylemlerine dayanarak biliyor gibidir.
Merkezi olarak Brüksel’de bulunan AB ve NATO,
Türk hareketlerine karşı düşük profilli kaldıkça;
Yunanistan ve Kıbrıs’ın Türk askeri hareketinin bir sonraki hedefi olması kaçınılmaz olacaktır.

*
Bölgede, Türkiye’nin dahil olduğu askeri bir çatışma,
Birçok büyük emtia ve ticaret noktasını tehdit edecektir.
Bir çatışma; Çanakkale Boğazı’nın, Süveyş Kanalı ve Libya ile güney İtalya adaları arasındaki rotanın ablukasına yol açacaktır.

*
Ankara’nın bölgesel güç oyunu sadece Doğu Akdeniz kıyı devletleri için değil,
Aynı zamanda Petrol ve gaz ihracatçıları ve AB-Asya ticareti için de endişe vericidir.

*
Biraz ötede Erdoğan’ın bölgesel kumarında büyük bir felaket patlayacaktır…

19. 7.2020

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.