Kategoriler
Ali Eralp

Sosyal Medyayı Niçin Kapatmak İstiyorlar?

Kim ki AKP’ye muhalif, kim ki AKP’ye karşı,

kim ki AKP gibi düşünmüyor, onun görüşlerini benimsemiyor,

kim ki AKP’nin hatalarını, yanlışlarını ortaya döküyor,

kim ki onun iktidarına, saltanatına son vermek için çalışıyor,

yandı gülüm keten helva…

O kişi, ölümlerden ölüm, tehditlerden tehdit, şantajlardan şantaj beğensin…

Onun yaşam hakkı ortadan kalkıyor. Kaldırılıyor.

Eğer o bir kurumsa, bir kuruluşsa kapatılıyor… Ya da kapatılmaya çalışılıyor.

“Kapatmak, bitirmek, yok etmek, son vermek” AKP’nin en çok sevdiği sözcüklerdir…

Ama vatandaş bir yandaşsa, ya da bir yandaşın akrabası ise uzmanlığı, eğitimi – öğretimi, diploması yeterli olmasa da hemen bir makama atanıyor…

Hem de en yüksek maaşla… Sultanlar gibi hayat sürüyor.

Yani haksızlığı, hukuksuzluğu, rüşvet vermeyi, adam kayırmayı artık herkesin gözünün önünde, açık açık, göstere göstere yapıyorlar.

Utanma, sıkılma, arlanma duygusu da kalmadı…

“Kapatmak” dedim de… Şimdi sıra geldi “Sosyal Medya’ya… Sosyal medyanın kapatılmasına…

Sosyal medya AKP için zararlı olmaya başladı çünkü…

Sanki sosyal medya sadece AKP’lilerin babalarının çiftliğiymiş gibi, başka kullanan yokmuş gibi “Kapatıyorummm, kapattım” diyebiliyor… “Tıpkı satıyoruummm, sattım” der gibi…

Çünkü kimse AKP’nin egemenliğine, yönetimine, ülke tapusuna dokunamaz… Dokunmamalı… Ülkenin tek sahibi, tek yöneteni o.

Dokunan çıra gibi yanar…

Oysa sosyal medyayı en çok kullanan, ondan en çok yararlanan da kendileri…

Cumhurbaşkanın, başkan yardımcılarının, bakanların, milletvekillerinin milyonlarca üyesi olan hesapları var.

Bugünkü ortamda sosyal medyanın yarısından çoğunu, neredeyse yüzde 70’lere, 80’lara varan bölümünü AKP’liler kullanıyor…

Örneğin Twitter’da Recep Tayyip Erdoğan’ı 16 milyon kişi izliyor ve Başkan bütün bilgileri, kararları, açıklamaları buradan yapıyor…

Facebook’ta 9,5 milyon üye takip ediyor onu.

Bunun yanında gençlik kollarının, kadın kollarının, partinin, daha burada sayamayacağımız onlarca siyasal kuruluşun hesabı var.

Bu hesaplar da yetmiyor, bir de troller ordusuna sahipler…

Bunlar AKP muhaliflerine, AKP’li olmayanlara sövüyorlar, sayıyorlar, ağızlarına gelen hakaretleri yapıyorlar, iftiralar atıyorlar, yalan haberler yayıyorlar; ne karışan var ne görüşen…

Özel yaşamlara müdahale ediyorlar, bazen de savcılık huzuruna çıkıyorlar, ama bir süre sonra da serbest bırakılıyorlar…

Peki, AKP’de bu sosyal medya tepkisi nasıl doğdu? Bu sosyal medya düşmanlığı nasıl oluştu?

Bunun iki nedeni var: Birincisi, AKP’ye duyulan kin, nefret ve güvensizlik, sosyal medya sayesinde tüm ülkeye yayılmaya başladı…

Ekrana bir gencin, özellikle Z kuşağından birisinin çıkıp, Cumhurbaşkanının yüzüne, “Sana oy moy yok” demesi ve binlerce gencin onu takip ederek “Oy yok” demesi; bardağı taşıran son damla oldu.

Bu yanıtlar ardı ardına, birbirini izleyince ekranı kararttılar.

Sonra da tehlikenin tüm Türkiye’de daha da büyümesini engellemek için “Sosyal medyanın kapatılması kararı”nı gündeme getirdiler…

Çünkü yandaş televizyonlarla, gazetelerle, haber ajansları ile halkın sesini kesmek yetmedi onlara. Bu sessizliği bir de sosyal medyanın yasaklanması ile doruğa çıkarmak istiyorlar…

Şimdi diyeceksiniz ki, “Ama böylece AKP kendi sesini de kısmıyor mu, elinde milyonlarca hesap var, baltayı ayağına vurmuyor mu?”

“Hayır kısmıyor. Baltayı ayağına vurmuyor. Çünkü elinde daha yüzlerce TV, gazete, ajans, haber kurumu var. Onlara güveniyor…”

Ama sosyal medya kapatılırsa, yüzde 70’lere varan muhalefet kesiminin, yani halkın haberleşme aracı elinden alınmış olacak ve geriye ona hizmet eden sadece 3-5 TV ve gazete kalacak…

Onlar bunu o çok iyi biliyorlar.

Şimdi gelelim sosyal medya tepkisinin ikinci nedenine: AKP’nin kullanımında ne kadar hesap bulunursa bulunsun, ondan daha önemli bir gerçek var ki sosyal medya artık pislikleri, kirli çamaşırları sergilemeye, gün ışığına çıkarmaya başladı. Durdurulamıyor…

Kapatılarak bu gerçeklerin saklanması, gizlenmesi gerek.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar, çöküş başlamıştır. “Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz…” İktidar gidicidir…

Bu yolları, yöntemleri daha önce Saddam Hüseyinler, Mussoliniler, Nikolay Çavuşeskular da denemişti. Olmadı. Canlarından oldular.

(alieralp37@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.