Kategoriler
Ali Eralp

Makam, Mevki, Reklam Herkesin, Her Şeyin Önüne Geçerse…

AKP iktidarı tam 18 yıldır tepemizde…

Eza, cefa, çile çektiriyor tüm millete…

Ne canlar gitti…

Nice yiğitler heba oldu… Ömrünü zindanlarda tüketti niceleri.

Ne fabrika kaldı ne sanayi… Ne tarım kaldı ne üretim…

Bitirdi…

İşsizlik, yoksulluk, açlık üretti 18 yılda…

Bir de yandaş zengin…

AKP’li görevliler arasında dört maaş alanlar bile var…

Bizi yönetenlerin serveti karşısında dünya şaşkın…

Vatandaş şaşkın…

AKP yönetimi bütün bu çalışmalarının, çabalarının yanında bir de milleti karpuz gibi ikiye böldü.

Bir tarafta dostları, bir tarafta düşmanları…

Hangi gruptan, meslekten, hangi yöreden olursa olsun kendini tutanları, yani yanında olanları dost, yandaş saydı; karşısında olanları düşman bildi…

Evet. Yanlış okumadınız, “düşman bildi…” Kendi vatandaşına, kendi halkına düşman muamelesi yaptı. Hiçbir iktidar döneminde açılmayan binlerce tazminat davası açtı. Hapishanelerde yer kalmadı.

Kendisini eleştiren gazeteciler, yazarlar, çizenler zindanlara dolduruldu.

Ta başından beri ilk hedefi, tek hedefi makam ve mevkii korumak, Osmanlı sultanları gibi ihtişamlı yaşamak, ihtişamlı görünmek ve sonsuza dek iktidarda kalmaktı.

Bu nedenle “GÜÇ” onun için en yüce değer oldu. Durmadan güç gösterisi yaptı. Bazen gerçekleri saptırdı. Güçlü bir görünüm vermeye çalıştı topluma.  

Gazeteler, televizyonlar satın alındı. Valiler, savcılar, hâkimler iktidarın destekçileri haline getirildi.

Yazlık, kışlık saraylar inşa edildi. Onlara trilyonlar harcandı, harcanmaya devam ediliyor.

Bir zamanlar,  devletin başı, çıkıp, “İtibardan tasarruf olunmaz” demişti.

Ama bu saltanatı, bu gösterişi sürdürmek, yazlık – kışlık saraylarda cenneti yaşayabilmek için hep sandıktan tek başına çıkmak gerekiyordu…

Bu amaca ulaşabilmek için de sadece dine ve din adamlarına değer veren bir cahiller ordusu yaratıldı. Eğitim, bilim, fen dışlandı.

Bir zamanlar koskoca bir profesör çıkmış, cahilleri ve cahilliği övmüştü. Ülkeyi cahillerin, eğitimsizlerin düzlüğe çıkaracağını ileri sürmüştü.

İşte bu sebeple her taraf tarikat, tekke, ilkokul mezunu bile olmayan mollalarla doldu. Koca koca devlet adamları gidip onların ellerini, eteklerini öptüler. Önlerinde diz çöktüler.

Onlarla boy boy resimler çektirdiler… Fethullah Gülenlere sığındılar.

Neydi hedef? Neydi maksat?

Maksat; makamı, mevkii, saltanatı sonsuza dek koruyabilmek, elden çıkarmamak için bol bol reklam yapmak; din alıp, din satmaktı…

Bunların yanında bir de Trol ordusu kurdular… Sadece kendilerini, partilerini, yaptıkları işleri öven ama onu eleştirenlere söven cahil, bilinçsiz, paralı bir yandaş sürüsü yarattılar…

Twitter geçenlerde 7340 AKP’li sahte TROL HESABINI kapattığını ilan etti.

Ne yaparlarsa yapsınlar, artık mızrak çuvala sığmıyor. Kirli çamaşırlar çevreye saçılmaya başlandı…

AKP’nin oyları eriyor… AKP’liler ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Büyük bir telaşa kapıldılar…

 Yeniden din silahına sarıldılar ve milletin önüne bu kez de Ayasofya’yı koydular. Yılların Ayasofya müzesini, Ayasofya kilisesini camiye dönüştürmeye karar verdiler…

Dikkat ederseniz, bu kriz ortamında yokluk, yoksulluk, işsizlik, ekonomi alanında tek adım atılmıyor. Varsa yoksa din sömürüsü…

Ama ne yaparlarsa yapsınlar oy erimesini, oy kaybını durduramayacaklar. Durduramıyorlar zaten. Onlar da bunun farkında ve büyük bir panik içerisindedirler.

Yeni düzenlemeler yapıyorlar.

Valilerin, emniyet müdürlerinin yerlerini değiştiriyorlar. Kendilerine daha sadık, daha bağlı olanlarını işbaşına getiriyorlar.

Binlerce polis yetmiyor bir de ona ek olarak bekçiler ordusu kuruyorlar.

Amaç, güçlü olduklarını herkese, dosta düşmana göstermek, gözdağı vermek…

Bunlar boşuna çabalardır.

Türk milleti neyin, kimin ne olduğunu biliyor artık. Gerçekleri görmeye başladı. Ne demiş atalarımız?

Görünen köy kılavuz istemez. Perişan, fakir bir köy var ortada… Kılavuza gerek kalmadı…

(alieralp37@gmail.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.