Kategoriler
Politika

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut Gündeme Dair Soruları Yanıtladı : Ayhan Barut Özel Röportaj : Eren Talha Altun

Ayhan Barut Kimdir ?

1964 yılında Adana’nın Karataş ilçesi Helvacı köyünde doğdu.İlk, orta ve lise öğrenimimi Adana’da tamamladı. 1987 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Makineleri Bölümünden mezun oldu. Askerlik yükümlülüğünü 1988-1989 yıllarında yedek subay olarak yerine getirdi. Öğrenci iken, tarım sektöründeki uluslararası bir firmada tarımsal yayımcı olarak başladığı çalışma hayatını Adana’nın İli Yüreğir İlçesinde zirai ilaç, tohum bayiliği ve tarımsal danışmanlık alanında kurduğu kendi işyerinde devam ettiriyor. Karataş ilçesi Helvacı köyünde kendisine ait tarımsal işletmesinde pamuk, mısır, soya, karpuz vb. çiftçiliğini bir ata mesleği olarak sürdürüyor. Tarımsal yenilikleri izlemek, mezuniyet sonrası bilgi ve görgüsünü artırmak üzere, ABD, Almanya, Fransa, İtalya, Danimarka, İspanya ve Romanya gibi çok sayıda ülkede yapılan mesleki kurs ve seminerlere katıldı. Evli ve 2 çocuk babası.2007 yılında yapılan genel seçimlerde CHP’den 23. Dönem milletvekili adayı oldu. 2009 – 2010 yıllarında CHP Çukurova ilçe başkanlığı görevinde bulundu. 2 Dönem kurultay delegeliği yaptı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi Yönetiminde, 1994-1996 yıllarında 2. başkan, 2000-2008 yılları arası 4 dönem 8 yıl şube başkanlığı ve 2008-2010 yılları arası onur kurulu üyesi olmak üzere toplam 12 yıl görev yaptı. Çukobirlik, Karataş Ziraat Odası, Adana Ticaret Odası (meclis üyesi), Adana Çiftçiler Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Çukurova Tarım Makineleri Mezunları ve İmalatçıları Derneği (Yönetim Kurulu üyesi) ve Çukurova Üniversitesi Mezunları Derneği üyeliği görevlerinde bulundu.

 

 

 

1- Coronavirüs salgınının Türkiye’ye ekonomik maliyeti sizce ne olacak ?

Ülkemizi 3 Kasım 2002 tarihinden beri yöneten AKP Hükümeti, gelinen noktada ekonomiyi çökertmiş, devlette liyakati tüketmiş, hak, hukuk, adalet talebini yükseltmiştir. Ülkemizi ve dünyayı tehdit eden Koronavirüs salgını öncesinde ülkemizde zaten çok büyük bir ekonomik ve siyasi kriz vardı. İğneden ipliğe her şeye zam gelirken esnafından çiftçisine, emeklisinden işçisine herkes feryat ediyordu. İşsizlik rekorları kırılıyor, tarımsal üretim bitiyor, istihdam kapıları tek tek kapanıyordu. İktidarın yanlış politikaları nedeniyle ülkemiz net ithalatçı konuma getirilmişti. Bunlar yetmezmiş gibi üstüne bir de salgın belası geldi. İşyerleri kapandı, yaşam durdu ve ekonominin zaten tükenmiş çarkı iflas etti. Dolar kuru 7 lirayı aştı, çalışan her dört kişiden birisi işini kaybetti. Aklı başında herkes biliyor ki bu salgınla birlikte küresel ölçekte ekonomik buhran kaçınılmaz gerçektir. Buna karşı önlem almak zorunlu ancak AKP iktidarının böyle bir niyeti görünmüyor. Devlet yönetimi ciddiyet ister, liyakat ve cesaret ister. Yaklaşan krize karşı alınacak önlem bellidir. Bu da üretim merkezli bir ekonomi modelidir. Üretime, üreticiye, işçiye, sanayiciye, esnafından girişimcisine yani ekonominin tüm bileşenlerine destek verilmelidir. Üretim eksenli bir ekonomik kalkınma modeli bizi refaha kavuşturacak yegane çözümdür.

 

 

 

 

2- Coronavirüs salgını Türkiye’yi ve Türk siyasetini nasıl etkiler?

Ülkemizi yangın yerine çeviren AKP, 18 yıldır ülkeyi tek başına yönetmesine karşın işsizliği ve yoksulluğu bitiremediği gibi daha da arttırdı. Bir avuç yandaş dışında, Saray ve çevresindekilerin dışında halinden memnun kimse yok. Yüksek üretim maliyetlerine rağmen borç harç içindeki çiftçi üretiyor, ürettiğinden kazanamıyor, çünkü ürünü para etmiyor. Yem fiyatları almış başını gitmiş, süt-et para etmiyor ve yetiştiricilerimiz perişan. Enflasyon ve zamlar nedeniyle işçiden emekliye herkesin maaşı erimiş gitmiş. Evlerde tencereler kaynamıyor. İtiraz eden, bu kara tabloya karşı çıkan herkes baskılarla, gözaltılarla, cezaevleriyle ve davalarla tehdit ediliyor. Ekonomik reform bekleyen, destek isteyen, yüksek döviz kurları altında ezilen sanayici tükenmiş. Tek adam rejimi liyakati bitirmiş, hak, hukuk ve adalet yok edilmiş. Bu kara tabloyu detaylandırmak mümkün. Salgınla birlikte halka 5 maskeyi bile dağıtamayanlar sorumluluklarını hep başkalarına yıkıyor. Sosyal devletin gereğini yerine getirip halka destek vermeyenler, insanlarımızı çaresizliğe mahkum etmeye çalışıyor. Maalesef yurttaşlarımız canına kıyıyor. Tüm bu şartlar altında bu düzenin böyle gitmeyeceği çok açık. Yapılan kamuoyu araştırmaları da gerçeği ortaya koyuyor. AKP gidicidir. İlk seçimde yüzlerine sırt çevirdikleri halkımızın cevabını sandıkta alacaklar. Güzel ve güneşli günlere mutlaka kavuşacağız. Yarınlar halkımızın desteğiyle çok daha güzel olacak.

 

 

3- İktidarda CHP olsaydı coronavirüs için ne gibi farklı önlem ve yardım paketleri açıklardı ? Şuanki mevcut çalışmalardan farklı neler yapılırdı ?

‘Bunlar gelirse sosyal yardımları kesecekler’ denilen belediyelerimiz, bu salgın döneminde halkın eli ayağı, umudu olmuştur. Korku ve endişeyle yarınlarından ümidini kesen insanlarımıza kol kanat gerip sosyal belediyeciliğin nasıl yapılacağını somut olarak göstermiştir. Halkın her türlü ihtiyacını gözeten belediyelerimiz 7 gün 24 saat esasıyla yurttaşlarımızın yanında durmuştur. Belediyelerimizin halka yardım hesapları hukuksuzca durdurulmuş, ücretsiz ekmek dağıtmaları bile engellenmiştir. Salgının boyutu artarsa önlem amaçlı Adana’da belediyemizin hazırladığı Sahra Hastanesi’ne bile tahammül edemeyenler, belediyelerimizi ve partimizi karalamaya, engellemeye çalışmıştır. Nafile bir çabadır bu. Halkımız gerçekleri görüyor. Bu salgın döneminde bile Adana’dan Mersin’e, İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’den Hatay’a belediyelerimizin yaptıkları bile iktidara halka hizmetin nasıl olacağını göstermiştir. Halk için, halkçı belediyecilik anlayışımızla halkın iktidarına gideceğiz. İlk seçimde bunu başaracağımız ortadadır.

 

4- Sayın Vekilim, CHP’nin belediyelerinin yardım kampanyaları İçişler Bakanlığının genelgesiyle durdurulmuştu, neden CHP belediyelerinin yardım kampanyaları durduruldu?

Çünkü korkuyorlar. Halkın gerçekleri anlamasından çekiniyorlar. Yarattıkları korku ikliminin dağılmasından, insanların mutlu olmasından, halka yardım etmemizden endişeleniyorlar. Çünkü biliyorlar ki, halkçı belediyecilik anlayışı herkesi kucakladığı için kendi koltuklarının gittiğinin farkına varıyorlar. O yüzden halka hizmeti engellemeye, türlü bahanelerle bizleri yıldırmaya ve durdurmaya çalışıyorlar. Güneş balçıkla sıvanmaz. Bu kötü günler bitecek, halkla kucaklaşmamıza, halka hizmet etmemize engel olamayacaklar. Bu karanlık tek adam döneminin sonunda ışıl ışıl bir Türkiye görünüyor.

 

5- DHMİ’de yapılan atamalar ile ilgili ne düşünüyorsunuz ?

AKP iktidarı, devlet yönetiminde adeta kanun, kural, yönetmelik, liyakat ve hukuku dikkate almıyor. Bunca senedir ülkemizi liyakate değil yandaşlarının isteklerine göre yönetiyor. Devlette liyakatı değil, partizanlığı, ahbap çavuş ilişkilerini, yandaşlığı, cemaat, tarikat ve yakın gördüğü sendika öncelikli kayırmacılığı esas alıyorlar. Torpil ve kayırmacı tutumlarıyla büyük haksızlıklara yol açıyorlar. Neredeyse devletin her kurumunu tek adam yönetimlerine özgü şekilde ‘aile şirketi’ gibi yönetiyorlar. Atama, görevde yükselme ve yer değişikliklerinde de çok açık ve net biçimde kanun, kural, liyakat, hak, hukuk ve yönetmelik tanımadan kayırmacılık ve ayrımcılık yapıyorlar. Kamuoyunda sıkça tartışılan liyakatsiz ve adaletsiz atamalar, kayırmacılık, torpil gibi çeşitli iddialar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na bağlı, bugüne dek başarılı çalışmalarıyla gündeme gelen Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü’nde de görülüyor. DHMİ’de yapılan atamalara ve işletilen sürece ilişkin pek çok hukuksuz, yandaş, kayırmacı tutum ve tercihlerde bulunulduğuna dair iddialar başta kurum çalışanları olmak üzere herkesi rahatsız ediyor. Kanun, yönetmelik, prosedür ve kural dışı olarak yaşanan olumsuzlukların ve haksızlıkların, kanun ve yönetmelik dışı atamaların, hukuksuzlukların önlenmesini, kurum içinde yapılan ayrımcılığın sonlanmasını, adaletsizliğin giderilmesini istiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.