TÜRK DİYASPORASI

Türkiye, elinde AIHM’nin tapu gibi “Türkiye soykırım yapmadı” kararı olmasına rağmen, “Ermeni soykırımı” iddiasının emperyalist bir yalan olduğu gerçeğini dünya kamuoyuna anlatamamıştır.
Bunda Ermeni diyasporasının sistemli çalışmaları yanında başta ABD olmak üzere Türkiye’yi bölmek isteyen emperyalist güçlerin Ermeni tezini koz olarak kullanmak istemeleri önemli bir rol oynamaktadır. Buna karşı Türkiye’nin, bireysel çabalar dışında, tutarlı ve etkili bir politikası olmamıştır. AIHM kararı da bireysel girişimler sonucu ortaya çıkmıştır.
Koronavirüs salgını nedeniyle tüm dünyada gündemler değişti, ama, Ermenilerin gündemi değişmedi.
Dünyada 27 ülke sözde ermeni soykırımını tanımıştır. Uzak coğrafyalar dışında, adayı olduğumuz AB ülkeleri yanında diğer bazı Avrupa ülkelerinden de sözde soykırımı tanıyanlar vardır.
Bunlardan biri de Almanya’dır.
İlginç olan, 50-60 bin civarında Ermeni’nin yaşadığı Almanya’nın, ülkesinde yaşayan 4 milyon Türk’e rağmen “soykırım” kararı alabilmiş olmasıdır. 4 milyonla ifade edilen bir toplumun ağırlığı ve gücü, 50-60 binle ifade edilen bir toplumun gücünü aşamamıştır. Fransa, Belçika, İsviçre’de de durum pek farklı değildir. Nüfusunun en az %10’u Türklerden oluşan Bulgaristan bile soYkırım kararı alan ülkelere arasındadır.
Türkler, başta Almanya olmak üzere buludukları birçok ülkede ekonomik güç haline gelmelerine rağmen siyasal olarak cüce olmaktan kurtulamamışlardır.
Alman Parlamentosunun sözde soykırım kararı karşısında Almanya’da yaşayan Türkler, cılız birkaç protesto dışında herhangi bir tepki ortaya koyamamışlardır.
Sayısal üstünlüğe ve ekonomik güçlerine rağmen Türklerin neden etkin olamadıkları bilimsel bir araştırmayı gerektirmekle birlikte, yurt dışında özellikle de Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin etkin olamamalarının en önemli nedenlerinden biri, Türkiye’nin onlara yaşattığı hayal kırıklıklarıdır. Sosyal ve kültürel yapıları “Devlet baba” zihniyetine sahip kitlelerin çoğunlukta olduğu birinci nesil Avrupalı Türkler, kendilerini uzun yıllar döviz makinesi olarak gören ve birikimlerini değil, birikimlerine göz dikenleri koruyan hatta bizzat kendisi de istismarcı olan devlete güvenlerini yitirmişlerdir. Güven bunalımı, Avrupalı Türklerin Türkiye ile bütünleşmelerine engel olmuştur. İkinci ve üçüncü nesil Avrupalı Türkler için ise Türkiye, artık tatil ülkesinden öte bir şey değildir.
Gerek Türkiye, gerekse yaşadıkları Avrupa ülkelerinin Türklerin birlik ve beraberliklerini önlemeye dönük politikaları da Türklerin etkin bir diyaspora oluşturmalarını engelleyen nedenlerden biridir. Ayrıca siyasi yönetimlerin vatandaşlarını kamplara bölme ve ötekileştirme politikalarını yurt dışına da taşımaları sonucu ortak paydalarını yitiren Avrupalı Türklerin, birlik olma ve birlikte hareket etme yetenekleri de körelmiştir.
Sözde Ermeni soykırımı iddialarını çürütme konusunda başarılı olamayan Türkiye, bu konuda uzmanlaşmış kurum ve kuruluşlara destek olmadığı gibi, bireysel girişimleri de teşvik etmeyerek kendi ayağına kurşun sıkmaktadır. Birçok yurtseverin, bireysel bazda Ermeni iddialarına karşı cansiperane bir şekilde savaşım vermeleri her türlü takdirin üzerindedir.
Mevcut yönetimin umarsız tutumu gelecek nesilleri altından kalkamayacakları bir ipoteğin altına sokma riskini taşımaktadır.
Türkiye’nin güçlü kozları vardır. Ancak bunları kullanacak bir siyasi iradenin varlığına da gereksinimi vardır.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.