Kategoriler
Ali Eralp Haberler

KORONAVİRÜS, Doğanın İnsanlardan Öç Almasıdır…

İnsanlar, doğayı ve hayvanları çok insafsızca sömürdüler, yağmaladılar.

Diledikleri gibi, tepe tepe kullandılar. Onlara yaşam hakkı tanımadılar.

Onların da hakları olduğunu kabullenmediler. Kabullenemediler. Av partileri düzenlediler. Diri diri kürklerini çıkardılar, zengin bayanlara sattılar.  Canlı canlı yediler…

Toplumların ve doğanın DNA’sını bozdular…

Dengesini sarstılar.

Üç kuruşluk maden çıkarma uğruna, içindeki canlıları ile birlikte ormanları yok ettiler.

Oysa dünyamız, insanların olduğu kadar hayvanların, doğanın da yaşam alanıydı. Yurduydu.

Temiz hava, yeşillikler, dereler, ırmaklar, göller, insanlara da öteki canlılara da gerekliydi.

Tüm canlıların barış ve kardeşlik içinde, mutlu yaşayabilmesi için atmosferin, dünyanın doğal yapısı bozulmamalıydı.

Kurtların, kuşların, aslanların, kaplanların, yılanların da yaşam hakkı vardı. Onlara da saygı duyulmalıydı.

İnsanlar, doğanın ve hayvanların yaşam alanlarına girene dek, onların düzenini ve koşullarını bozana dek, onlar kendi ortamlarında, kendi yasalarına göre bir yaşam sürüp gidiyorlardı…

İnsanın en amansız düşmanı nasıl insansa, zamanla doğanın ve hayvanların en büyük düşmanı da yine insan oldu.

Kendi zenginlikleri, kendi ihtişamları, kendi mutlulukları için ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini talan ettiler. Yağmaladılar…

Sanayi için ormanlar kesilip, doğa katliamı yapılırken ya da bir parça tarla, arsa kazanabilmek için cayır cayır ağaçlar, fidanlar yakılırken kimsenin kılı bile kıpırdamadı.

Ne o güzelim manzarayı ne de o manzarayla bütünleşen canlıları düşündüler.

Onların sahip olmak istediği tek toplumsal değer, para ve zenginlikti… Onlar, “Kâr“ hedefine kilitlenmişti.

İnsanların, doğanın, hayvanların yaşam hakkı onlara vız geldi, tırıs gitti. İşçileri, emekçileri mülksüzleştirdiler. Çalışanların emekleriyle, artı değerleriyle zenginliklerine zenginlik kattılar.

Zamanla her geçen gün biraz daha büyüdüler. Büyüdükçe güçlendiler. Güçlendikçe daha çok sömürdüler, sömürdükçe daha çok semirdiler.

Kapitalizm, bu büyüme ile birlikte emperyalizme dönüştü.

Bu kez o, tüm dünyayı, tüm insanları, tüm doğayı soyup soğana çevirecek bir meta, bir mal yerine koyarak, hedef tahtasına yatırdı.

Durmadan silah üretti. Silah sattı. Servetini kan ve gözyaşı üzerine kurdu. Kanla beslendi. Kanla güçlendi.

Kadınları karınlarındaki ve kucaklarındaki bebeleri ile aç bıraktı. Milyonlarca insan yeryüzünde açlıktan öldü.  Kimsenin “Gık”ı çıkmadı. Herkes seyretti.

Ama zamanla insan kanı da yetmedi ona. Kurtların, kuşların, börtü böceğin, fidanların, kanı ile beslenmeye başladı…

Ne zamanki ölüm, koronavirüs adı altında onun da sokağına, kentine, yurduna yuvasına girdi. Ölümlere sebep oldu. İşte o zaman bir korku ve telaş sardı tümünü…

Evlerinde, depolarında makarna, bulgur, şeker, yağ depoladılar…

Çünkü Korku dağları bekliyordu.

Çünkü bu kez ölüm zengin, yoksul; bakan, başbakan, yaşlı – genç ayırt etmeden cana kıyıyordu.

Bu bir öç alma girişimiydi…

Doğanın, hayvanların insanlardan öç almasıydı… Hor görülen, aşağılanan hayvanlar yeni yeni virüslerle insanların, insanlığın canına okuyordu.

Öç alma sırası hayvanlara ve doğaya gelmişti. Değiştirilmenin, dönüştürülmenin cezasını kesiyordu şimdi o…

Bu öç alma, ders verme işi yıllar önce domuz gribi, kuş gribi ile başlamıştı. Ama insanlar, toplumları yönetenler, o yıllarda ders çıkaramamışlardı bu olup bitenden…

Ve şimdi koronavirüs tepelerindeydi…

Bu cezalandırma işi ülkemizde de çok ağır ve sancılı geçeceğe benziyor…

Çünkü  Çin’de 3 ay önce vakaların ortaya çıkmasına karşın iktidar, bir önlem almamıştı. Önlem almadığı gibi üstüne üstlük binlerce kişiyi de umreye göndermişti.

Hangi akla hizmet ediyorsa koranavirüsün at koşturduğu İran’dan ülkemize mülteci kabul etmişti. Hem de bir iki kişi değil, tamı tamamına 97 bin göçmen…

Ve iktidar hâlâ tüm yurtta bir “sokağa çıkma yasağı” koymamakta direniyor.

Ülkemizin en büyük şansızlığı böyle bir felaket döneminde, başında böyle bir molla iktidarının bulunmasıdır…

Bu gidiş gidiş değildir…

Dileriz daha kötü acılar yaşamayız.

(alieralp37@gmail.com)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.