Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

ANLAMAZDIN ANLAMAZDIN // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Covid-19 yayıldıkça küresel ekonomik göstergeler sersemliyor, korku ve panik dünyayı başka bir krizin eşiğine itiyor.
Virüs öncesi Ocak’ta, Uluslararası Para Fonu (IMF) 2019’da dünya büyüme tahminini yüzde 2,9’a düşürdü.
2 Mart’ta Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) “koronovirüsün”  ekonomik büyümeyi yüzde 1.5 oranında azaltabileceğini açıkladı.
ABD ana borsa endeksi Dow Jones yüzde 4.4 geriledi.
Dökme mallar için nakliye maliyetleri belirleyen Baltık Kuru Yük Endeksi (Baltic Dry Index, BDIY), Aralık’tan bu yana kargo gemileri kiralarının üçte iki azaldığını gösteriyor.
Tüketici talebi düşüyor, ticaret akışları yavaşlıyor ve tedarik zincirleri bozuluyor.

*
Koronavirüse yönelik endişelerle birlikte Cuma günü Viyana’da;
Suudi Arabistan liderliğinde Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyeleri ile Rusya’nın da aralarında olduğu OPEC dışı petrol üreticileri,
Üretim kesintileri  konusunda anlaşamadı.
Suudiler Koronavirüs salgını nedeniyle petrol talebinin düşmesine yönelik beklentiler nedeniyle üretim kesintisi talep etti.
Ancak ekonomisi düşük petrol fiyatlarına daha dirençli olan Rusya bu talebe yanaşmadı.
Bunun üzerine Suudi Arabistan piyasalarda “petrol savaşı” olarak algılanan bir karar aldı.
30 yılı aşkın süredir görülen en büyük fiyat indirimine gideceğini açıkladı!.
Brent ve Amerikan tipi ham petrol fiyatları yüzde 34’e varan sert bir çöküş yaşadı.
ABD’deki tüm fracking endüstrisi borç yüklü olduğundan, düşüş ABD finans piyasalarında  önemli hasara neden oldu.
Petrol fiyatlarındaki çöküş ile şiddetlenen tahvil getirilerindeki çöküş merkez bankalarına olan güven çağına bir son veriyor …
Suudi liderliğinde OPEC Petrol Karteli sonun başlangıcını yaşıyor…

*
Salgın ve petrol fiyatlarının çöküşü öncesinde ABD;
Çin ve Rusya başta olmak üzere bütün ülkelerle rekabeti koordinasyonla geliştirilecek,
Ama hiçbir ülke veya ülke grubunun kendi önceliğine meydan okuyamaması için,
Küresel liberal ekonomiye yeni bir yön vermenin iddiasını sürdürüyordu.
“Güvenlik” sorunlarını aşmak için ekonomik, politik, teknolojik ve askeri alan eğilimleriyle insani çabanın büyük ölçüde arttığı, mekanın devrildiği bu süreçte;
Stratejik karar vermeyi  “Uzay’dan Alan Kontrolüne ” taşımış,
Küresel liberal düzeni küresel enformasyonel düzene dönüştürüyordu…

*
Geçiş dönemi yaşanırken küresel ticaret değil ama korumacı popülizm yükseliyordu.
ABD Çin’e ticaret savaşı açmıştı, İngiltere Brexit yaşıyordu.
Geçen yıl Japon ekonomisi yüzde 6,3 oranında daralmış,
Almanya ve Fransa’da endüstriyel faaliyetler sert bir şekilde zayıflamıştı.
Çin’in GSYİH’sı 2019 son çeyrekte yüzde 6 büyümüştü, şimdi 27 yılın en yavaş büyümesi  gerçekleşiyor.
Bu, sadece yüzde 6 civarında yıllık büyüme hedefinin darmadağın olduğu anlamına gelmiyor,
Çin merkezli küresel ekonominin durgunluk içinde olduğunu gösteriyor…

*
Kıyasen ABD ekonomisi iyi görünmekle birlikte,
2019’un son döneminde sadece yüzde 2,1’lik reel GSYİH büyümesi bir patlama olarak nitelendirilemiyor.
Çünkü ABD’nin şu anda ortaya çıkan küresel şoka dayanması için gerekli esneklikten yoksun olduğu öngörülüyor…

*
Şirketler üretimi, düşük maliyetli uzak ekonomilerden geri getirmek için yeniden konumlanıyor.
Aynı zamanda yeni dijital ekonomi, veri koruma, rakip teknolojik ekosistemler ve splinternet kuralları gelişiyor.
Ama beklenenden daha az serbest mal akışı oluyor…

*
Yeni bir küresel düzen kurulurken özellikle Türkiye ve Katar’ın liderliğini yaptığı İslamcı ideologlar, “Deglobalizasyon- Tersine Küreselleşme” den bahsediyor.
Şimdi Covid-19 virüsü için bir aşının 2021′ e kadar bulunamayacağı öngörüsüyle salgının yoğunlaşacağı,
Dünyada ” Tersine Küreselleşme/ Deglobalization” sürecinin pekişeceği konuşuluyor!

*
Küresel ekonomik entegrasyon yavaşlamış ya da durmuş olabilir!
Geniş bir küreselleşme dönüşü belirtisi de bulunmuyor!
İslamcıların bu söylemleri bir iddiadan öteye gitmiyor.

*
Aralık’ta New York Üniversite’sinde yapılan bir çalışma;
Dünya bileşenlerinin bütün zamanlardan ziyade daha fazla birbirine bağlı olduğunu gösteriyor…
Nitekim  şimdiye kadar geniş bir küreselleşmeden dönüş belirtisi yoktur.
Ticaret, yatırım ve diğer sınır ötesi faaliyet rakamları değerlendirilerek; “Kurumsal küreselleşmeden geniş bir geri çekilme” nin hiçbir işareti alınmıyor…

*
Bugün çoğu iş hâlâ ulusal sınırlar içinde gerçekleşiyor.
Son otuz yıldır dünyanın entegrasyonu eşitsizdi.
Mallar büyük ölçüde artan hacimlerde sınırları aştı.
Genellikle daha dilsel ve kültürel köklü hizmetler küreselleşti.
Ama politika ve yönetişim  ulusal çevrelerde sıkıştı.
Bunlar Covid-19’un kaotik yayılımında ya da petrolde yeni bir kartel oluşması potansiyelinde; küreselleşmeye yönelik sofistike bir siyasi boyutun olmadığı anlamına geliyor…

*
Yani küreselleşme azalmıyor ama  değişiyor.
Birincisi; Mal ve sermaye akışları yavaşlarken “Bilgi ve İnsan”;
Sınır ötesi internet trafiği: Telefon görüşmeleri:Uluslararası üniversite öğrencileri: Göç ve turizmle güçlü bir şekilde yükseliyor.
Uygulama ekonomisi, en gelişmiş ekonomilerin hizmet bileşenini standartlaştıriyor.

*
İkincisi; Küreselleşmedeki değişimler ulusal sınırlara bir dönüş değil, bölgesel sınırlar içinde yeniden yerleşmelere neden oluyor.
Mesela Avrupa ya da doğu Asya’daki  bölge içi ticaret akışları 2012’den bu yana artmıştır.
Küresel ticaret görüşmelerinin durduğu yerlerde ikili görüşmeler;
Mesela AB ile Güney Kore arasında ya da Çin’in “kemer ve yol” ağında Orta Asya’da bölgesel bloklar oluşturuyor.
Şimdi Petrol Savaşını kazanırsa Rusya OPEC’in yerini alacaktır.
ABD’nin Google ve Amazon gibi teknoloji devleri dünyanın bazı bölgelerine hakimdir,
Huawei gibi Çinli devler başkalarına emrediyor,
Avrupa kendini teknoloji düzenlemesinde küresel bir standart belirleyici olarak kuruyor…

*
Üçüncüsü; küreselleşme yavaş yavaş uzun süredir atladığı “Politika” ile karşı karşıya kalıyor.
Göç, teknoloji ve iklim değişikliği artık uluslararası kimlik kazanmıştır.

*
Covid-19 salgını ve petrol savaşı bu değişimlerin üçünü de hızlandıracak gibi görünüyor.
Firmalar tedarik zincirlerini teşvik ederek mal üretimini yeniden hızlandıracak,
Birçok çalışanı evden çalışmaya ve toplantıları uzaktan yapmaya zorlayarak yerlerinin ne kadar önemli olduğunu gösterecek,
Böylece  hizmetlerde  altın çağın yolu açılacaktır…
Virüs ve petrol üretimi, Çin ve ABD gibi uzak ekonomiler arasındaki transglobal ticareti engelleyebilirken,
Karşılıklı bağımlılığın gerçekliğini,  çeşitli pazarların ve daha ucuz üretimin faydalarını da vurgulayacaktır.
Entegrasyonun faydalarından ödün vermeden daha dayanıklı olma arayışı, dünyanın büyük ekonomilerinin dış yatırımlarını da artırabilecektir.

*
Covid-19 ve petrol fiyatları, farklı ülkelerdeki siyasi tartışmaları ve öncelikleri hizalayan,
Şu anda mevcut olandan daha fazla küresel yönetişim gerektiren ortak bir deneyim olacaktır.
Artık Dünya, yavaş yavaş iklim değişikliği ve ihtiyaç duyduğu politika değişiklikleri hakkında küresel bir tartışmaya adapte oluyor.
Yakında, pandemi önleme ve hafifletme konusunda da küreselleşmiş bir tartışmaya alışılacaktır.

*
Sonuç deglobalizasyon değildir.
Küreselleşme daha az mal merkezli, daha bölgesel ve daha politik bir şeye dönüşüyor..
Bu küresel enformasyonel düzendir…

*
Hey! Dünya değişiyor.
Erdoğan oluşan yeni dünyayı “deglobalizasyon” olarak algılıyor.
Madem bir çöküş vardır, ne bulursam koparayım düşüncesiyle dünyaya Türkiye’nin kas gücünü gösteriyor.
Türk insanını ve Türkiye’yi çağdaşlıktan uzak tutarak istikrarsız devletler düzlemine yerleştiriyor.
Ama Kasımpaşalık afra tafrası da hızla yerle bir oluyor.

10.3.2020

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here