Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp

TÜRK-İŞ, DİSK, CHP… Bu Kez Tehlikeyi Önleyebilecek Misiniz?

AKP, küresel emperyalizmin plan ve tertipleri sayesinde iktidar oldu.

Başta Recep Tayyip olmak üzere, AKP’nin kurucuları,  defalarca ABD’ye gidip geldiler. Görüşmeler yaptılar. Vaatler aldılar.

Bunun sonucunda 2002’de yapılan seçimleri kazanıp, hükümeti ele geçirdiler.

Ama o tarihlerde Recep Tayyip Erdoğan’ın milletvekili olma hakkı yoktu…

Bunun önünü CHP Genel Başkanı Deniz Baykal açtı.

Erdoğan’ın seçim yasağını TBMM’sinde kaldırıp, milletvekili seçilmesine destek çıktı.

Gidiş o gidiş…

18 yıldan bu yana ülkemiz bir karşıdevrim ve Ulusal Kurtuluş savaşı karşıtlığı süreci yaşıyor…

AKP, siyasal İslamcı bir düzen oluşturabilmek için elinden gelen, gelmeyen tüm çabayı gösterdi ve bu günlere geldi…

O, muhalefeti, Atatürkçü ve devrimci örgütleri, sendikaları alıştıra alıştıra, bu taşlı dikenli yolu geçip, şeriatçı düzeni kurdu. Geniş halk yığınlarını da cennet vaatleriyle safına çekti.

AKP, bir karşıdevrim hareketine girişmeden önce konuyu ortaya atıyor, toplumda nabız yokluyor, karşı çıkan yoksa girişimi başlatıyordu.

Bu yöntemle çok değişiklik gerçekleştirdi. Burada saymaya kalksak sayfalar yetmez.

Ama anımsatmak için sadece birkaçını sıralayayım:

Örneğin, TBMM’sine Türk bayrağı ile girmek isteyen anaları dışarı attılar. Meydanlarda Türk bayrağı satan emekçileri dövdüler, yerlerde sürüklediler. Gazeteler, ellerindeki bayraklarla yerlerde yatan, ağlayan garibanın fotoğrafları ile doluydu o yıllarda…

Harbiyeli yürüyüşünü kaldırdılar. Bir ara Atatürk büstlerine çelenk koymayı, Ant’ı, TC’yi bile yasakladılar. Ordunun değerli komutanlarını tutukladılar.

Bütün bu işleri gerçekleştirirken hep bir adım ileri, iki adım geri yöntemiyle çalıştılar. Cumhuriyetin, laikliğin, demokrasinin altından girip üstünden çıktılar.

Gelenekleri, görenekleri, alışkanlıkları, kültürleri, devrimci ilkeleri yerle yeksan eylediler. Topluma Arap kültürünü aşıladılar.

Atatürk’ün kapattığı tarikatları, tekkeleri yeniden açtılar. Dört bir yanımızı İmam hatip okulları ile doldurdular Taciz, tecavüz günlük olaylardan sayıldı.

Bütün bunları muhalefet o yıllarda sadece seyretti. Sonuç alabilecek tepki göstermedi.

Bir iki cılız karşı koyma ve etkisiz söz düellosu ile konuyu geçiştirdi. Hatta tarikatçıların görüş yaymalarını, dincilik yapmalarını “Düşünce özgürlüğü” olarak nitelendirdi…

Yani şu içinde yaşadığımız karanlık günlere ülkemiz kendiliğinden gelmedi. Yani yılanın başı küçükken ezilmedi.

Yani bu bozuk düzen tepemize gökten zembille inmedi…

Hiçbir karşı devrimci, Atatürk düşmanı girişim şimdiye dek engellenmedi, engellenemedi. Adamlar her yıl rahat rahat seçimi kazanıp koltuklarına oturdular. Dilediklerini yaptılar. Kimse engel olamadı.

Onun için yazının başlığında, “TÜRK-İŞ, DİSK, CHP… Bu kez tehlikeyi önleyebilecek misiniz” diye yazdım.

Peki, sözünü ettiğim tehlike neydi?

İktidar bu kez de emeklilerin üç kuruşluk maaşına göz dikti. Suriyeli mültecilere, Libya’ya, İdlib’teki El Nusra örgütünün kurtuluşuna o kadar çok masraf yaptı ki bütçede para bırakmadı.

Saray üstüne saray inşa etti. Sarayın trilyonlara ulaşan masrafını da gariban emekliden çıkarmak istiyor şimdi. Kendileri asla tasarrufa gitmezken yoksul insanlara tasarruf tavsiye ediyor.

Maliye bakanlığı SGK’dan emekli maaşlarında yeni bir düzenleme yapmasını istedi. Sosyal Güvenlik Kurumu hemen kolları sıvadı. Emeklilerin maaşından yüzde 5 kesinti yapılacak.

Buna göre 2 bin TL alan bir emeklinin maaşından, 100 TL, 2500 alan bir emeklinin maaşından 125 TL kesilecek… Kendilerine tasarruf yok…

Bitmedi. Emeklinin bayram ikramiyelerine son verilecek.

Bitmedi. Emeklilerin kıdem tazminatı bir fonda toplanacak. Böylece iktidar biriken parayı dilediği gibi kullanacak. Patronların işçilere karşı bir sorumluluğu kalmayacak. Dilediği zaman dilediğini çıkaracak, çıkardığı emekçiye kıdem tazminatı da ödemeyecek…

Bitmedi. Çalışan emekliler “Sosyal güvenlik destek primini” yeniden ödeyecekler. Bu prim 2016’da kaldırılmıştı.

Babası ölen kız çocuklarına verilen emekli maaşı sınırlandırılacak.

Bütün bu yapılmak istenilenler, emekliler için ölüm demektir. Şimdi soruyorum:

Bu zulümleri önlemek için TÜRK-İŞ, DİSK, CHP ne gibi bir hazırlık yapıyor? Ne gibi önlemler alıyor.

DİSK, “Kıdem tazminatının fona devredilmesi bizim kırmızıçizgimizdir” diyor. Güzel. Peki, bu girişimi durdurabilecek misin?

Çünkü TÜRK-İş’in, DİSK’in yıllardan beri halk yararına, emekçiler yararına bir eylem ortaya koyduğunu görmedik. Ekmek elden, su gölden, geçinip gidiyorlar. Yönetenlerin rahatı, keyfi yerinde…

Yoksa her zaman olduğu gibi yine kırmızıçizgiyi, yeşil çizgiye mi dönüştürecekler? Merakla bekliyoruz.

([email protected])

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here