Kategoriler
Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Yolsuzluk Liginde Türkiye Sınıfta Kaldı: “Gelir Dağılımı Ne Kadar Adilse Yolsuzluk O Kadar Azdır”

Ülkelerin yolsuzlukla mücadelede dünyanın önde gelen sivil toplum kuruluşlarından Uluslararası  Şeffaflık Örgütü (Transparency International), 1995 yılından bu yana her yıl yayınladığı Yolsuzluk Algı Endeksi’ni (Corruption Perceptions Index: CPI) 23 Ocak 2020  tarihinde açıklamıştır. Endeks, Örgüt’ün öncü araştırma ürünü olup,  kamu sektörü yolsuzluğunun önde gelen küresel göstergesi haline gelmiştir. Ülkeleri ve bölgeleri sıralayarak göreceli yolsuzluk derecesinin yıllık  görüntüsünü  belirlemektedir.

Örgüt, 2012 yılında puanları bir yıldan diğerine karşılaştırabilmek amacıyla kullanılan metodolojiyi revize etmiştir.  2019 CPI, 180 ülke ve bölgede kamu sektörü yolsuzluğunu ölçmek için 13 anket ve uzman değerlendirmesinden yararlanmış ve her birine sıfırdan (çok bozuk) 100’e (çok temiz) bir puan vermiştir. 0-100 arasında derecelendirme sunan bir ölçek kullanılmaktadır. Endeks, uzmanların, sivil toplum örgütlerinin ve iş dünyası temsilcilerinin kamu kesimindeki yolsuzluğa ilişkin  algılarını yansıtmaktadır. Bu alanda dünyanın en güvenilir çalışmaları arasındadır.

Yolsuzluk nedir sorusuna, sosyo-ekonomik koşullar, politik ve kurumsal altyapı ve diğer faktörler göz önüne alındığında cevap vermek  zordur.  Dünya Bankası’na göre yolsuzluk, kamu görevinin özel çıkar sağlamak için kötüye kullanılmasıdır. Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma  Örgütü’ne  (UNIDO) göre yolsuzluk;   kamu güç, görev ve yetkisinin rüşvet, irtikap, kayırmacılık, sahtekarlık ve zimmet yoluyla özel çıkar elde etmek için kötüye kullanılmasıdır. Uluslararası Şeffaflık Örgüt’ü  yolsuzluğu, sadece kamu gücüyle sınırlı olmayan herhangi bir görevin özel çıkarlar için kötüye kullanılması olarak tanımlamaktadır.

4 Ocak 2009 tarihli Avrupa Konseyi Yolsuzlukla Mücadele Özel Hukuk Sözleşmesi’nin  ikinci maddesine göre yolsuzluk, “…doğrudan doğruya ya da dolaylı yollardan rüşvet ve yasadışı bir menfaat temin eden kişinin yürüttüğü görevlerin veya gerekli davranışların yasalara uygun bir şekilde yerine getirilmesinde sapmalara yol açan rüşvet veya başka her türlü yasadışı menfaatin talep edilmesi, teklif edilmesi, verilmesi ya da kabul edilmesi” dir.

2020 Endeksi’nde 11 uluslararası kuruluş tarafından 180 ülkede yapılan 13 farklı araştırmanın bulguları baz alınmıştır.  Bunlardan bazıları şunlardır: Bertelsmann Stiftung Sustainable Governance Indicators, Bertelsmann Stiftung Transformation Index, Economist Intelligence Unit Country Risk Service, Global Insight Country Risk Ratings, IMD World Competitiveness Center World Competitiveness Yearbook Executive Opinion Survey, The PRS Group International Country Risk Guide, Varieties of Democracy (V-Dem), World Economic Forum Executive Opinion Survey, World Justice Project Rule of Law Index Expert Survey’dir. (http://www.transparency.org/)

Örgüt, 2016-2020 dönemindeki  eylemleri için stratejik bir çerçeve sunmuştur. Strateji, bağımsız ulusal bölümleri  ve uluslararası bir sekreterliği içeren  yönetişim yapısı ile zengin bir çeşitlilik üzerine kurulmuştur.  Strateji, yapılan her şeyi kapsamayı amaçlamamış, aksine kolektif olarak ilerlenecek kilit alanlara odaklanmıştır.

Almanya merkezli ve 118 ülkede faaliyet gösteren Örgüt’ün  her  yıl  yayınladığı Algı Endeksi’nde  Türkiye sınıfta kalmıştır.  2018 yılı Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 180 ülke arasında 41 puanla 78’nci sırada yer almış,  son beş yılda 9 puan kaybederek 14 basamak gerilemiştir. Avrupa Birliği üyesi  Macaristan da  Türkiye ile birlikte en fazla düşüş yaşayan ülke olup,  son beş yılda 8 puan kaybetmiş ve  46 puanla 64’ncü sıraya  düşmüştür.  Macaristan ve Türkiye’nin durumuna  ilişkin değerlendirme  aşağıdadır.

“Otoriter yönetimlerde yolsuzluk olayları daha fazla görülüyor’. Küresel demokrasi verileriyle çapraz analize tabi tutulduğunda (endeks) yolsuzluk ile sağlıklı bir demokrasi arasındaki ilişkiyi açığa çıkarıyor. Güçlü ve kurumsal bir demokrasinin işlediği ülkeler endekste ortalama 75 puanla yer alırken, bu rakamın ortalamasının sorunlu demokrasilerde 49, otokratik eğilimler gösteren hibrid rejimlerde 35 ve en kötü durumdaki otokratik rejimlerde ise 30 olduğu görülmektedir. Bu eğilimleri örnekleyecek olursak, Macaristan ve Türkiye endekste son beş yılda sırasıyla, sekiz ve dokuz puan kaybetti. Aynı zamanda Macaristan, siyasi haklar açısından 1989’dan sonraki en düşük puanı kaydederken Türkiye de kısmen özgür statüsünden özgür olmayan ülkeler kategorisine geriledi. Bu derecelendirme, söz konusu ülkelerdeki hukukun üstünlüğü ve demokratik kurumlardaki geriye gidişi yansıttığı gibi, bağımsız medya ve sivil toplumun hareket alanının keskin biçimde daraldığını göstermekte.”

Örgüt, Türkiye’yi  kısmen özgür statüsünden özgür olmayan ülkeler kategorisine indirmiş, yolsuzlukların yaygın görüldüğü ülkelerde siyasi muhalifler açısından da tehlikeli olduğu görüşünü  açıklamıştır:  “Siyasi cinayetlerin gerçekte hükümetler tarafından onay gördüğü veya bizzat ısmarlandığı ülkelerin yolsuzluk endeksinde de dikkat çekici biçimde en fazla yolsuzluk görülen ülkeler arasında yer almaktadır.”

Endeksin ilk iki sırasında 88 ve 87 puanla Danimarka ve Yeni Zelanda, en sonunda ise sırasıyla 10 puanlı Somali ile 13’er puanlı Güney Sudan ve Suriye yer almıştır. Endeks’te 2012 yılından bu yana aralarında Arjantin ve Fildişi Sahili’nin de olduğu 20 ülke durumunu iyileştirirken Avustralya, Şili ve Malta’nın da içinde yer aldığı 16 ülke sıralamada gerilemiştir.  Endeksteki ülkelerin çoğu 50 puanın altında kalmış,  endeks ortalaması ise 43 puan olmuştur.

Algı Endeksi’nde en fazla puanı Batı Avrupa ve Avrupa Birliği  ülkeleri alırken listelenen 180 ülkenin üçte ikisi 50 puanın altındadır. Avrupa ülkelerinin endeksteki ortalama puanı 66’dır.  Bölgelere göre en düşük ortalama 32 puanla Sahra Altı Afrika,  35 puanla  Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeleridir. ABD 71 puanla 2011 yılından sonra ilk  defa endeksin ilk 20 basamağından  düşerek 22’nci olurken, Brezilya  geçen yılki puanından iki puan   gerileyerek  35 puanla  105’nci sıraya  düşmüş, Türkiye ise 2013 yılından  sonra hızla gerilemiştir. Türkiye geçen yılın endeks sonuçlarında bir önceki yıla göre 6 basamak düşerek 180 ülke arasında 81’nci sırada  (2017) yer almıştı.

Türkiye  2019 yılında  39 puan ile 180 ülke arasında 91’nci sıraya gerilemiştir.  2018 yılına göre 2 puan daha kaybeden Türkiye  bir yılda  13  sıra  düşmüştür. 2013 -2019   döneminde   en çok  gerileyen  3 ülkeden biri Türkiye olup 6 yılda  11 puan kaybederek 38 sıra gerilemiştir.

WJP’in Endeksi’nde gerileyen,  değişmeyen ve iyileşen ülkelerin ortalamanın “üstünde” ve “altında” daki sıralamaları aşağıda verilmiştir.

Bu dönemde  en çok puan kaybeden ülkeler Macaristan (-10), Türkiye (-11) ve Saint Lucia (-16) olmuştur.  Yeni Zelanda (87), Danimarka (87) ve Finlandiya (86) üst,  son sıralarda ise yolsuzluk algısının yüksek olduğu Venezuela (16), Yemen (15), Suriye (13), Güney Sudan (12) ve Somali (9)  yer almaktadır.  Türkiye, 28 AB üyesi ile karşılaştırıldığında en son sırada olup, üye ülkelerle puan farkı  açılmaktadır. Endeks’te 36 OECD üyesi ülke arasında sondan ikinci sırada bulunan Türkiye, G20 ülkeleri arasında (19 ülke) ise sondan dördüncüdür. 2013 yılında en üst sırada bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya ülkeler grubunda ise  beşinci  sıraya gerilemiştir.

Kaynak: https://www.transparency.org/cpi2019

Türkiye’nin  hızlı düşüşünde  otoriter rejimlere benzer bir yoğunluk ile yürütme erkinin tek elde toplanması, yargı bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkelerine yönelik ihlaller, kamu kurumlarının özellikle de denetleyici ve düzenleyici kurumların etkisini ve işlevini yitirmesi, Meclis’in denetleme ve hesap sorma gücünü kaybetmiş olması yer almaktadır. Karar alma süreçlerindeki  daralma  ile katılımcılık ve halkın kararları etkileme gücünün azalması da düşüşte etkili olmuştur. Düşüş özellikle 2013 yılından sonra hızlanmıştır.

Uluslararası Şeffaflık Derneği Başkanı  Oya Özarslan 2019 yılı sonuçlarını şöyle değerlendirmiştir: “Türkiye yolsuzluklarla ilgili kritik bir süreç yaşıyor. Dünya Yolsuzluk Algı Endeksi’nde bir yıl içinde 13 sıra düşerek 180 ülke arasında 91. sırada yer alan ülkemiz, böylece ülke tarihindeki en düşük sırayı almış durumda. Bu durum bir yandan kamu kaynaklarının dağılımı konusunda gittikçe artan kaygıları derinleştirerek, sosyal eşitsizlikler yaratmaktadır. Öte yandan ülkemizin diğer ülkelere göre rekabetçiliği ve yatırım çekebilme kapasitesini düşürmektedir. Acilen kurum ve kuralların işlediği ve denge denetleme mekanizmalarının bulunduğu tam demokratik bir sisteme dönülmelidir.”

Kamu ihalelerinin  saydamlık, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarından yoksun  olarak  yürütülmesi, “ahbap çavuş kapitalizmi” eleştirilerini artırmaktadır. Türkiye, ahbap çavuş kapitalizminin tam ortasında yer almaktadır.  İş dünyasıyla, medyasıyla, sendikasıyla, üniversitesiyle, bürokrasisiyle, bağımsız olması gereken kurumlarıyla siyasal iktidarla bütünleşme zorunluluğu içindedir. Aksi takdirde iş yapma  şansı yok denecek kadar azdır.

Türkiye’de kamu kaynaklarının kullanımı denetlenememektedir. Ekonomik kararlar alınırken ve  kaynak dağılımı belirlenirken  saydamlık ve katılımcılık ilkelerinin göz ardı edilmesi,  siyasetin finansmanı ile siyasal etik konularını düzenleyen yasal çerçevenin zayıflığı yolsuzluk riskini artırmaktadır. Seçim dürüstlüğüne aykırı uygulamaların ve basın organlarına, sivil toplum örgütlerine yönelik baskının artmasıyla  birlikte yolsuzluğa ilişkin sorunlar  hızla yaygınlaşmaktadır.

ACFE’nin (Association of Certified Fraud Examiners) 2018 Küresel  Yolsuzluk Çalışması’na  göre Türkiye’nin de içinde bulunduğu coğrafyada gerçekleşen  suiistimal  olaylarının yüzde 60’ı yolsuzluk içermektedir. ( https://s3-us-west-2.amazonaws.com/acfepublic/2018-report-to-the-nations.pdf) Yolsuzluk Algı Endeksi’nde Türkiye son yıllarda en fazla düşen ülkelerden biri olmuştur. TRACE tarafından yapılan “2018 Rüşvet Risk Matrisi”nde ise Türkiye 200 ülke içinde 130’ncı sıradadır.

WJP Hukukun Üstünlüğü Endeksi  ile Yolsuzluk Algı Endeksi arasında yakın  ilişki vardır.  Hukukun Üstünlüğü Endeksi 2019,  ülkelerin sekiz  alandaki hukukun üstünlüğünün performansını ölçmektedir.  Bunlar;  Hükümet Yetkileri Üzerinde Kısıtlamanın Olması, Yolsuzluğun  Önlenmesi,  Saydamlık,  Temel Haklar, Adil Hukuk,  Düzen ve Güvenlik,  Cezai Adalet  ve İdari Yaptırımlar’dır.

Türkiye 126 ülke arasında  109’ncu, Doğu Avrupa ve Orta Asya’da sonda, (bölgesel,13/13)   üst orta gelir seviyesindeki 38 ülke arasında  Guatemala, Meksika, İran ve Venezüella ile birlikte sondan ikinci sıradadır. Türkiye’nin  sekiz kritere göre  durumu aşağıda gösterilmiştir. Hükümetin gücünün sınırlandırılmasında 123, Yolsuzlukla Mücadele’de 57, Saydamlıkta  94, Temel Haklar’da 122, Kişilerin Can ve Mal Güvenliği’nde 96,  Hukuki ve İdari Düzenlemelerin Uygulanması’nda 106,  Sivil Adalette 96, Ağır Ceza’da 85’nci sıradadır.

Hukukun üstünlüğünü ilerletmeyi amaçlayan Washington merkezli bağımsız düşünce kuruluşunun  hazırladığı 2017-2018 dönemine ilişkin raporda, Türkiye  önceki  yıl açıklanan rapora göre iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında, Nikaragua, Madagaskar ve Nijerya’nın ardından 101’inci sırada yer almıştı. 2019 Hukukun Üstünlüğü Endeksinde Türkiye, geçen yıla göre 8 sıra gerileyerek 126 ülke arasında 109’ncu  olmuş, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında ise sonuncu sıradadır. Endeks 1 Mart 2019 tarihinde açıklanmış, 3 bin 800’ü uzman toplam 123 bin 800 araştırmacı ile  gerçekleştirilmiştir.

Türkiye’deki katılımcılar arasında görev yaptığım Anadolu Üniversitesi’nden de iki öğretim üyesi de vardır. 201 sayfalık endekste ilk üç sıradaki ülkeler  Danimarka, Norveç ve Finlandiya’dır. Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da sonuncu sıradadır. Gelir grubuna göre ülke sınıflandırmalarına bakıldığında, orta üst gelir grubundaki 38 ülke arasında Türkiye Venezuela’nın önünde sondan ikincidir.

Türkiye, en kötü performanslarını hükümetin yetkileri üzerindeki kısıtlama, temel haklar, kişilerin mal ve can güvenliği kategorilerinde göstermiştir. Avrupa Konseyi’nin basın özgürlüğü üzerine çalışan bazı uluslararası kuruluşlarla birlikte hazırladığı  Rapor’da, “Türkiye dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülke” ifadesi yer almış,  Türkiye’de gazetecilere yönelik  baskının 2018’de de sürdüğü vurgulanmıştır. 2018 sonu itibarıyla Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde toplam 130 gazetecinin  110’u Türkiye’de olduğu açıklanmıştır. Rapor’un Türkiye’yle ilgili kısmında şu ifadeler  yer almıştır: “Olağanüstü hâlin 2018’in Temmuz ayında kaldırılmasına karşılık Türkiye dünyada en fazla gazetecinin hapiste olduğu ülke. İfade ve basın özgürlüğü konularında da, dünyanın en geri ülkelerinden biri.”

17 Nisan 2019 tarihinde kamuoyuna açıklanan Mesleki Dolandırıcılık ve Kötüye Kullanım 2018 Raporu, (Report To The Nations: 2018 Global Study On Occupational Fraud and Abuse, https://s3-us-west-2.amazonaws.com/acfepublic/2018-report-to-the-nations.pdf ) mesleki sahtekarlık konusunda bugüne kadar yapılmış en büyük ve en kapsamlı  araştırmadır.

Rapor!daki önemli bulgular şunlardır: Mesleki dolandırıcılığın  boyutu çok büyüktür. İş sahtekarlıklarının yüzde 22’si en az 1 milyon dolar zarara  yol açmıştır. Sahtekarlık planlarını tespit etmek  zor olabilir. Tipik mesleki bir sahtekarlık bilinmeden  önce  16 ay  devam etmiştir. İpuçları, sahtekarlığı tespit etmenin en etkili yoludur.   Sahtekarlıkların  yüzde  40’ı bir ipucu ile tespit edilmiştir. Sahtecilikle mücadelede  denetim   önemlidir. Etkin   denetim sonucunda   kayıplarda azalma görülmüştür. Üst düzey faillerin sahtekarlıkları çok daha büyüktür.  Yöneticiler tarafından işlenen sahtekarlıkların ortalama kaybı 850 bin dolar olup, medyan kayıp 100 bin  dolardır.

Son 10 yılda kolluk kuvvetlerine  bildirilen  mesleki sahtekarlıklar  yüzde 16 oranında azalmıştır. Araştırmacılar bir kuruluşun yıllık gelirlerinin yüzde 5’ini sahtekarlık sebebiyle kaybettiği görüşündedirler. Tahmini 2016 brüt dünya  gelirine  uygulanan bu rakam, 4 trilyon dolara yaklaşan potansiyel küresel dolandırıcılık kayıplarını ifade etmektedir.   Rapor’da  temsil edilen sahtecilik, küçük yerel işletmelerden binlerce çalışanı olan çok uluslu şirketlere kadar 23 ana sektör kategorisinde 125 farklı ülkedeki kuruluşları kapsamaktadır.  Cezasızlık ve yargının yolsuzlukla mücadele gücünün zayıf olması endeksteki düşüşün nedenleri arasındadır.

Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar başlığındaki maddeler uyarınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına yönelik kararların oranı 2009 – 2018 döneminde   yüzde 44’ten  yüzde 54’e yükselmiştir.  Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar başlığındaki suçlar için verilen kovuşturmaya yer yoktur kararlarının oranı  yüzde 29’dan  yüzde 47’ye çıkmıştır. Kamu Güvenine Karşı Suçlar başlığında  oran  yüzde 23’ten yüzde 45’e yükselmiştir.  Kişiye/duruma özel yasama faaliyetlerinin yaygınlığı ve yasal değişikliklerin denge, denetim ve katılım mekanizmalarını etkisizleştirmesi, bu sonucu doğurmuştur.

Türkiye’de Kamu  İhale Kanunu’nda yapılan 200’e yakın değişiklikle Kanun, amaçlanan  saydamlık, hesap verebilirlik, dürüstlük ilkelerinden uzaklaşmış, genişletilen istisna kapsamı  sebebiyle  denetim ve adil rekabetin sağlanabildiği kamu alımlarının oranı  azalmıştır. 2004 yılında yüzde 75 olan açık ihale oranı 2019 yılının ilk 6 ayında  yüzde 63’e düşmüştür. Pazarlık Usulü ve İstisna kapsamında yapılan ihalelerin toplam oranı ise 2004 – 2019 arasında yüzde 10’dan  yüzde 32’ye yükselmiştir.

Kamu ihalelerinin gerekli  saydamlık, denetim ve hesap verebilirlik mekanizmalarından yoksun  olarak  yürütülmesi, “ahbap çavuş kapitalizmi” eleştirilerini artırmaktadır. Ekonomik kararlar alınırken, kaynak dağılımı belirlenirken  saydamlık  ve katılımcılık ilkelerinin göz ardı edilmesi ve siyasetin finansmanı ile siyasal etik konularını düzenleyen yasal çerçevenin zayıflığı, yolsuzluk riskini artırmaktadır. Seçim dürüstlüğüne aykırı uygulamaların ve basın organlarına, sivil toplum örgütlerine yönelik baskının artmasıyla birlikte yolsuzluğa ilişkin sorunlar  yaygınlaşmaya devam etmektedir.

Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar başlığı; rüşvet, nüfuz ticareti ve görevi kötüye kullanma gibi 14 farklı suçu, Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar başlığı; ihaleye ve edimin ifasına fesat karıştırma gibi 7 farklı suçu, Kamu Güvenine Karşı Suçlar başlığı; parada sahtecilik, evrakta sahtecilik ve mühür bozma gibi 12 farklı suçu içinde barındırmaktadır. Bu suçlar, Türk Ceza Kanunu madde 197-212, 235-242 ve 247-266’de yer almıştır.

2017 yılında Doç. Dr. Umut Ünal ile birlikte  yayınladığımız   “Türkiye Ekonomisinde Yoksulluk, Yolsuzluk ve Gelir Dağılımı İlişkisi” ( Income Distribution, Poverty and Corruption in Turkey) başlıklı  makalemiz, Türkçe literatürde bu konudaki ilklerden biridir. (https://ideas.repec.org/p/pra/mprapa/70118.html) Araştırmamızın  amacı; yoksulluk, yolsuzluk ve gelir dağılımı arasında bir ilişkinin olup olmadığını belirlemekti. Bu amaçla literatürde ilk defa Gini  Katsayısı ve Yolsuzluk Algı Endeksi arasındaki korelasyon, başta Türkiye olmak üzere verilerin elde edilebilir olduğu ülkeler için araştırılmıştır.

Sonuçlar;  Gini Katsayısı ve Yolsuzluk Algı Endeksi arasında, Arjantin ve Kolombiya  dışındaki ülkeler için, negatif bir ilişki olduğunu göstermiştir: “Gelir dağılımı ne kadar adilse yolsuzluk o kadar azdır”  ya da “yolsuzluğun fazla olduğu ülkelerde gelir dağılımı daha adaletsizdir.”  Araştırma kapsamındaki  ülkeler arasında  negatif ilişkinin en güçlü olduğu ülkenin Türkiye olması dikkat çekicidir. Uğur Dündar diyor ki: (25 Ocak 2020)

Bu kapsamda eski Hazine Müsteşarı sevgili dostum Mahfi Eğilmez’in “Türkiye, yolsuzluk algı sıralamasında 2001 krizinde bile 56’ncı sıradaydı. 2019’da 180 ülke arasında 91’inci sıraya gerilemiş bulunuyoruz. Yargı ve demokrasi reformuna girmezsek uluslararası camiada itibar kaybetmeye devam edeceğiz”  görüşüne   katıyorum. Türkiye’nin yolsuzlukla mücadelede gösterdiği  başarısızlığından  söz ederken “kan kaybediyoruz” dersek, doğru  bir tespit yapmış  oluruz.

 

Yazar Prof. Dr. Sadık Rıdvan Karluk

1948 yılında Eskişehir’de doğdum .1970’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdim. Kısa bir süre Maliye Bakanlığı ve Sayıştay’da çalıştıktan sonra 1972 yılında Eskişehir İTİA İktisat Bölümü’nde akademik kariyere başladım. 1975’te doktor, 1979’da doçent oldum. 1975 – 1976’da İngiltere Sussex Üniversitesi’nde doktora üstü çalışmalar yaptım.

1982 yılında Devlet Planlama Teşkilatı Başbakan Turgut Özal’ın direktifleri doğrultusunda kurulan AET Genel Müdürlüğü’nün (şimdiki AB Bakanlığı) başkanlığını yaptım. 1984 – 1985 döneminde İktisadi Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundum, 1982 – 1985 yılları arasında İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı’na (Nuh Kuşçulu) danışmanlık yaptım. Bu dönemde Türkiye’de Yabancı Sermaye Yatırımları konusunda iki kitabım (biri İngilizce) ile İhracatta Vergi İadesi kitabım İTO tarafından yayınlandı.

1985 yılında Paris’te OECD nezdinde Türkiye Büyükelçiliği’ne Planlama Müşaviri sıfatıyla tayin edildim. Görev yaptığım dönemde Türkiye’yi 4 Komite’de temsil ederek, Türkiye’de kalkınmakta olan bölgeler konusunda OECD’nin önemli bir araştırmasının (Regional Problems and Policies in Turkey) basılmasına katkıda bulundum. 1990 yılında yurda dönüşümde DPT Müsteşar Müşavirliği’ne getirildim. Daha sonra Başbakanlık Başmüşavirliğinde Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomik ilişkilerinin gelişmesinde bir model olan “Türk Ödemeler Birliği” kurulması için bir proje geliştirdim.

1991 yılında profesörlüğe atanarak Anadolu Üniversitesi’ne geçtim. Anadolu Üniversitesi’nde Türkiye Ekonomisi, Uluslararası İktisat, Uluslararası Ekonomik Kuruluşlar, Avrupa Birliği, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri , Dış Ticaret Teorisi ve Politikası, Uluslararası Entegrasyonlar derslerini kendi eserlerimi esas alarak yürüttüm. Akademik kariyerimde 23 yüksek lisans, 16 doktora tezi yönettim. Bu öğrencilerim arasında çeşitli üniversitelerde görev yapan çok sayıda profesör, doçent ve yardımcı doçent bulunmaktadır. Üniversite Senato ve Yönetim Kurulu üyeliği yaptım, İktisat Fakültesi Dekanlığım döneminde AÖF kapsamında bulunan tüm iktisat kitaplarının yeni formata göre yazılmasına yazar ve editör olarak katkıda bulundum.

İkinci (1981), Üçüncü (1992) ve Dördüncü (2004) Türkiye İktisat Kongrelerine bildiri sunarak katılan tek öğretim üyesiyim. Dördüncü Türkiye İktisat Kongresi Bilim Komisyonu üyeliği yaparak Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Bilim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundum. 1996 yılında TOBB Milletlerarası Ticaret Odası (International Chamber of Commerce: ICC) Uluslararası Ticaret ve Yatırım Politikaları Komisyonu’nda (Commission on Trade and Invesment Policy) ICC Türkiye Temsilciliğine getirildim. Son 10 yıldır TOBB ICC IFO World Economic Survey kapsamında her üç ayda Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ile ilgili olarak gönderilen sualnameleri cevaplandıran 12 uzmandan biriyim.

“Uluslararası Ekonomi: Teori ve Politika”, “Türkiye Ekonomisi: Cumhuriyetin İlanından Günümüze Yapısal Değişim”, “Avrupa Birliği”, “Türkiye Avrupa İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak” ve “Uluslararası Kuruluşlar” başlıklı temel ders kitaplarım dahil yayınlanmış 24 kitabım, 300’den fazla makalem, 12 ortak ve 3 çeviri eserim vardır. Beş ders kitabım (642-908 sayfa aralığında) 42 baskı yapmıştır. Tüm üniversitelerde ders kitabı ve yardımcı kitap olarak okutulmaktadır.

Ortak yazarlı bir ders kitabım TÜBA üniversite ders kitapları 2012 yılı telif ve çeviri eser ödülü olmak üzere 6 “bilimsel araştırma ödülüne” sahibim. Diğer araştırma ödüllerim şunlardır: 1984: Enka Vakfı, “Türk Ekonomisinin Dünya Ekonomisine Entegrasyonu,” Bilimsel Araştırma Yarışması Üçüncülük Ödülü, 1982: Türkiye Milli Kültür Vakfı: Teşvik Armağanı, Dal: İktisat, 1981: İktisadi Kalkınma Vakfı, “AET ile İlişkilerimizin Atatürkçü Ekonomik Politika Açısından Değerlendirilmesi,” Behçet Osmanağaoğlu İnceleme Yarışması Birincilik Ödülü, 1979: Pamukbank, “Dışsatımın Özendirilmesinde Ticari Bankalarımızın Yeri” Bilimsel Araştırma Yarışması İkincilik Ödülü.

ABD ABI Enstitüsü’nün Yılın Eğitimcisi (Man of the Year 2011) ödülü sahibiyim. Özgeçmişim WHO’s WHO Dünya, Asya ve Türkiye baskılarında yer almıştır. (Who's Who in Asia 2012, Asya’da Kim Kimdir 2’nci baskı, 01/11/2011, Who's Who in the World 2011, Dünyada Kim Kimdir, 28’nci baskısı, 03/12/2010, Günümüz Türkiyesi'nde Kim Kimdir, 01/05/2005). Özgeçmişim Turkischer Biographiscer Index/Turkish Biographical Index’te (2004, s.563) yer almıştır. Google Akademik’te 1.070 (05.02.2018) atıfım vardır.

Eskişehir Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası, Kayseri Sanayi Odası, İşveren Dergisi, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi gibi oda dergilerinde yazılarım yer almıştır. Türkiye’de yayınlanan çok sayıda bilimsel derginin hakem heyetinde yer almaktayım. Ders kitaplarım: 42 baskı yapmış olup 3.884 sayfadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.