Ana sayfa Yazarlar Ali Eralp

Türkiye’mize Yeniden Şeriat Düzenini Getirmeye Çalışıyorlar…

Adam cumhurbaşkanı olmuş, başbakan olmuş, bakan olmuş, milletvekili olmuş; hâlâ bi ayağı tarikatlarda, cemaatlerde, bi ayağı mecliste…

Sabah akşam şeyhlerinin, şıhlarının ziyaretine gidiyor…

Açık açık, gözümüzün içine baka baka Atatürk’ün laiklik yasasını çiğniyor…

Ziyaretine gittiği, elini eteğini öptüğü mollaların, imamların diploması bile yok. Ya da çoğu ilkokul mezunu…

Fettullah Gülen de sonradan, okul dışından sınavlara girerek almıştı diplomasını…

Çünkü babası, “Kâfir Mektebi” diye onu okula göndermemişti.

Sonradan ilkokul mezunu olmuş; müezzinlik, hocalık yapmış ve merdivenleri hızla çıkarak, “Kâinat İmamı” unvanını kazanmış, mehdi sayılmıştı.

Ve ulema, âlim ilan edilmişti.

Yıllarca devleti bakanlarla, partilerle, milletvekilleri ile yönetti.

AKP milletvekilleri, bakanlar ve parti yöneticileri durumdan memnundu ve Fethullah Gülen’e sınırsız övgüler diziyorlardı…

Oysa bu adam, gerici düşünceleri ve fetvaları ile milleti karanlığa gömmüştü.

Ülkemizde etkin durumdayken, her işte, her meslek seçiminde, sınavlarda, mülakatlarda hep kendisine yakın olanların çocuklarına öncelik tanıdı.

Sıradan vatandaş çocukları, yüksek puanlarla kazandığı halde tercih ettiği okullara giremediler. Bu sınav yolsuzluğunu yapan FETÖCÜLER şimdi cezaevindedirler ve suçlarını itiraf ettiler.

O yıllarda, her makamda, her devlet dairesinde adamı vardı FETÖ’nün.

Yargı, emniyet, eğitimin bir bölümü onun yönetimi altındaydı.

Onun istekleri, arzuları, yönlendirmeleri emir sayılıyordu.

Birçok bakan, birçok milletvekili onu Amerika’daki muhteşem şatosunda ziyaret ediyor, el etek öpüyordu.

Önünde iki büklüm eğiliyordu…

Peki, bu AKP – FETÖ ortaklığı, bu saltanat ne zamana kadar sürdü?

Çıkarlar çatışıncaya dek… Koltuk kavgası başladığı gün…

Bütün bu olaylarda parmağı olan iktidar bugün yaptıklarını unuttu.

Kendisini halkına ve dünyaya azılı bir FETÖ düşmanı olarak tanıtıyor şimdi. Ya da geçmişini göz ardı ederek, görmezden gelerek; FETÖCÜ avına çıkıyor.

Ve avcılık devam ediyor…

Bunun yanında, günümüzde, muhalefetin meclise verdiği “FETÖ’NÜN siyasal ayağı araştırılsın” önergeleri AKP, MHP oylarıyla reddediliyor, geri çevriliyor.

İşin daha kötü yanı, geleceğe ışık saçan, uygarlığın temeli olan okullar bir bir kapatılıp, yerine imam hatipler açılıyor.

Bu okullara çocuklarını vermek istemeyen aileler, yiyeceğinden, giyeceğinden, ihtiyaçlarından kesip, büyük miktarlarda ücretler ödeyerek, yavrularını özel okullarda okutma tercihini yapıyorlar.

Hani haksız da değiller…

Çünkü her geçen gün imam hatip okullarının başarısı düşmekte, sınav kazanma yetenekleri azalmaktadır.

Günümüzde, üniversite sınavlarına giren her yedi öğrenciden sadece birisi başarılı olmuş, üniversiteye girme hakkını kazanmıştır.

Son olarak Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi (ABİDE) 8’inci sınıflar raporu, öğrencilerin yüzde 16’sının dört işlem sorularını çözemediğini, yüzde 66’sının ise deyim ve atasözlerinde verilen mesajları anlayamadığını ortaya koydu.

Bugün Türkiye ortamında tarikatlar, tekkeler, kuran kursları ve din okullarının etkisiyle toplumun aydınlık, uygar düşünceleri ve görüşleri karanlığa dönüşmekte; yaşam batıl inançlara, hurafelere göre yönlendirilmektedir.

Anaokullarında 5 yaşındaki çocuklara bile din eğitimi verilmektedir.

Bunun sonucunda bazı küçük çocuklar “Günah” diye, “Kadın” diye teyzelerine, halalarına, annelerine sarılmamakta, elini tutmamaktadır.

İçlerinde kâbus yaşayanlar çoğunluktadır.

Bazı çocukların ise tuvalete girerken yaptığı “Tuvalet duasını unutması” nedeni ile tuvalete girmediği görülmüştür…

Uzmanlar anaokulu çağındaki çocuklara din dersi verilmesini, türban takılmasını doğru bulmuyorlar.

Ama dinleyen kim?

Hedef, ülkemizi Araplaştırmak ve şeriata dayanan bir düzen kurmaktadır. Bunun için her çabaya, her yola ve yönteme başvuruyorlar.

Ama başaramazlar, başaramayacaklar. Çünkü kuzuların, koyunların sessizliği sona ermektedir.

Haksızlığa, hukuksuzluğa, sömürüye az da olsa direniş başlamıştır.

Aydınlık günler çok uzaklarda değildir.

([email protected])

1 YORUM

  1. Diğer yorumum işinize gelmemiş anlaşılan, siz diyorsunuz ki, araplaştırma, biz diyoruz ki batılılaştırma. Siz diyorsunuz ki, Arabistan’a git, biz diyoruz ki, avrupaya amerikaya. Biz bu topraklarda Allahın kanunları ile yönetilmek istiyoruz, zavallı yaratılmış mahlukları, adaletsiz kanunları ile yönetilmek istemiyoruz. Şeriat ne demek, Allahın insanlar için, bu geçici ve ölümün gerçek olduğu dünyada güzel yaşamasını sağlayacak kanunlar. Sizin gibi kusura bakmayın, gerici yazarlarımız, bize solcu devrimci olduğumuz 80’li yıllarda, şeriatı gerici bir sistem gibi algılattınız. Ama Allah büyük biraz aklı olan, iki tercihten birini seçecek. Ya Allahın yolunu, yada şeytanın yolunu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here