Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

HONG KONG AYAKLANMASI VE DEVRİM // Ahmet Kılıçaslan Aytar

Hong Kong’da,  “Bir Ülke, İki Sistem ” Temel Yasası ile verilen Genel Yasa’nın;
Genel oy hakkı ve artan demokrasiyi destekleyen pro-demokrat  öğrencilerin,
ABD  sponsorluğundaki ayaklanmaları beklenenden daha uzun sürdü.
Marjinal şiddet kampanyası daha fazla destek bulmadı.
Artık isyan sona eriyor…

*
Dün öğlen göstericiler, yine  Hong Kong borsa merkezinde  Exchange Meydanında protesto  için toplandılar.
Polisle çatıştılar ve dağıtıldılar…
On gün öncesine kadar isyancılar, düzenli olarak iş günlerinde Hong Kong’un trafiğini felç ediyor,
Metro istasyonlarına, büyük caddelere ve tünellere barikat kuruyorlardı.
Okullar kapatılıyor, işletmeler ve işçiler ciddi şekilde zarar görüyordu..
Çin Üniversitesi ve Politeknik Üniversitesi göstericilerin işgalinde birer lojistik ve tahkimat üssüydüler.

*
Geçen Pazar, polis Politeknik’i  bastı, şiddetli çatışmalar yaşandı.
Üniversitede ciddi hasar oluştu, binden fazla gösterici tutuklandı, binlerce Molotov kokteyli ve silaha el konuldu.
18 yaş altındakiler ebeveynlerine teslim edildi.
Şehir trafiğinin tıkanması ve isyancı vandalizminin yol açtığı hasar, daha önce onları destekleyenleri  geri çevirdi.
İsyancı elebaşları tutuklu olduğu için böylesi şiddetli protestoların devam etmesi artık olası görülmüyor.

*
Bu Pazar, Hong Kong’da şehir çapında bölge konseyi seçimleri günüdür.
Çin seçimlerin her koşulda yapılmasını öngörüyordu.
Haftalar önce isyancıları destekleyen pro-demokratlar  sahip olduklarından daha fazla sandalye kazanmaya hazırlanıyordu.
Şimdi halkın neden olunan kargaşa için onları cezalandıracağından ve mevcut iktidarın adaylarını seçeceğinden korkuluyor…

*
Protestocuların kazandığı tek şey; Çarşamba günü Hong Kong Hak Tasarısı’nın ABD Temsilciler Meclisinde onaylanması oldu.
Tasarı imzalanması için Başkan Trump’a sunuldu.

*
1992’de Hong Kong’a ticaret ve ulaştırma dahil olmak üzere özel statü veren yasa, binlerce Amerikan vatandaşını Hong Kong’a getirmişti.
ABD bu vatandaşlarının yeterince özerk olup-olmadığını ve ihracat düzenlemelerini rutin bir şekilde denetliyor.
Standartların düştüğü tespit edilirse ABD, varlıklarını dondurulabiliyor ve  temel özgürlükleri bastırdığı tespit edilen yetkililer ceza görüyor.

*
Şimdi Başkan Trump, özgürlüklerin bastırılmış olduğuna karar verirse, ABD’nin Hong Kong’a verdiği elverişli alım satım statüsünü iptal edebilecek,
Halk Koruma Yasası çerçevesinde  polise yapılan göz yaşartıcı gaz ve ilgili unsurların satışını engelleyecektir.
Bu noktada  Başkan Trump’ın kendine aktarılan yasalarla ilgili basit bir seçeneği bulunuyor.
Çin’le olan ticaret savaşında pazarlık etmenin zorluğundan dolayı kararını müzakerelerin bir parçası haline getirmek!

*
Ticaret savaşı, şiddet ve yasalar Hong Kong’da ticari duyarlılığa yol açmış bulunuyor.
Başkan Trump tasarıya onay versin -vermesin  karamsarlık ve belirsizlik çoktan derinleşmiştir, sonuçta bir kazananın olmayacağı anlaşılmıştır.

*
ABD’nin senaryosu başarısız olmuştur.
Çin birliklerini Hong Kong’a taşımış veya göstericilere karşı daha fazla güç kullanılmasına  izin vermiş olsaydı,
ABD müttefiklerine Çin’e güçlü yaptırımlar koymak için baskı uygulardı.
Protestocuların şiddeti bu sonucu elde etmek için tasarlanmıştı ve bu  Hong Kong’u Çin’den ayırma stratejisiydi.
Ama Çin ABD’ye istediğini veremeyecek kadar akıllıydı.
Şimdi baskı altındaki  Trump’ın Çin ile ticaret anlaşmasına ihtiyacı var,
Çünkü şu anki ticaret savaşı ABD ekonomisine zarar veriyor ve yeniden seçilmesini tehlikeye atıyor.
Muhtemelen protestoların sona ermesinin gerçek nedeni budur…

*
Sadece Hong Kong isyanı değil,
Bugün Şili’de, Irak’ta, Ekvator’da ya da Katalonya’da, Lübnan’da, Fransa’da da,
Statükoya karşı şiddetli isyanların yaşandığı bir süreçten geçiliyor.

*
Bu protestolar medyada genellikle 15-20 saniyelik kargaşa, duman ve bazen kan fonunda,
Sisteme bir öfke olarak yansıtılıyor.
Halbuki bu isyanlar çok büyüktür.
Mesela geçen ay Şili’de yaklaşık bir milyon insan ayaklandı, 19 kişi öldü, 2.500 den fazlası yaralandı, 2.800 kişi tutuklandı.

*
Peki ama bu isyanlardan nasıl bir anlam çıkarılmalıdır?
Bunlar devrimci midir?
Yoksa bir dizi öfke patlaması mıdır?
Başarısızlığa mahkum mudurlar?

*
Bugünün isyanlarındaki kilit soru bunların devrimci olup olmadıklarıdır.
Tarihin beş büyük devrimi;  İngiliz Devrimi (1649): Amerikan Devrimi (1776): Fransız Devrimi (1789): Rus Devrimi (1917):  Çin Devrimi (1949)
Şu anahtar özellikleriyle bir “Devrim Modeli” oluşturuyor.

*
– Uzun vadeli nedenler ve sosyo-politik bir ideolojinin iktidardaki rejim ile çelişen popülerliği:
– Yaygın protestoların kısa vadeli  tetikleyicileri:
– Güç sahiplerinin şiddetli çatışma anlarında güvenlik kuvvetlerinin isyancılara müdahalesinin olmaması:
– Mevcut rejime karşı geniş ve muzaffer bir ittifakın pekiştirilmesi:
– Devrimci ittifakın rekabet halindeki hizipler olarak çatışması:
– Devrimci bir liderin  iktidarı pekiştirmeyi başardığında yeni bir düzenin yeniden kurulması.

*
Hong Konglular altı aydır protesto ediyorlardı.
Ama yukarıdaki Devrim Modeli şablonunda  değillerdi.
Bu model, çağdaş dünyada orada- burada ki ayaklanmaların devrimci olmadığını ya da henüz olamadığını gösteriyor.
Bu yüzden sosyal ve politik yapıları dönüştüren büyük devrimlerle, silahlı elitlerin darbeleri ve belirli meseleler üzerindeki ortak protesto biçimlerini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Hong Kong ve diğer yerlerdeki  protestolar genel hedeflerden ziyade, politik egemenlik için sınırlı hedefleri olan ayaklanmalardır.
Başarılı bir devrim ise mevcut rejime karşı derinliği olan şikayetlerin geniş bir ittifakından oluşan muhalefet etrafında birleşmektir.

*
Bugünün kitlesel protestoları, temel hedefler etrafında birlik  oluşturamadığı için  başarısız oluyor.

23. 11. 2019

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here