Cephe savaşlarında insan bedeni en fazla göğüs, karın ve kasıklardan isabet alır.
Kan kaybı sonucunda ölümlere neden olan bu bölgeler, akciğerlerin yer aldığı göğüs, hayati organların bulunduğu karın ve atardamarın geçtiği kasıklar dır.
İstatistiklere göre savaşlarda her 10 askerden 8 tanesi bu bölgelerden aldığı isabetler neticesinde hayatlarını kaybetmiştir.
Göğsün içine giren delici veya batıcı bir cisim, akciğer zarını delerek yaralar. Atmosfer  basıncı ile hava çok hızlı bir şekilde bu yaradan içeri girer ve akciğerlerin büzüşmesine sebep olur.
Yaralı nefes alamaz ve boğularak can verir.
Bu tür yaralanmalarda hasta şokta olduğu için ilk yardımı yapacak kişinin elleri ile yaralanan bölgeyi sıkıca kapatması ve akciğerlere hava girişini önlemesi gerekmektedir.
Kasık bölgesi, Bacakla gövdenin birleştiği yerdir. Cinsel organlarında bulunduğu bu bölgeden bacak atardamarı geçer. Atardamar yaralanmalarında kan büyük bir basınçla vücudu ter keder.
Böyle bir durumda çok seri müdahale edilemez ve kan akışını durdurmak için atar damar üzerine parmaklarla şiddetli bir şekilde baskı yapılamaz ise yaralı çok kısa bir süre içerisinde yaşamını kaybeder .
“Bir kadının elinin, yabancı bir erkeğin eline değmesi haramdır. (el-Fıkh’ul-İslâmî ve Edilletuha, 7/25)
Şimdi bunu söyleyen islam felsefesine göre;
Saçının bir telini bile namahrem saydığı erkeklerin gözlerinden sakınan, kendi iddiasına göre bu nedenle türban örtünerek TSK personeli olmak için harbiyeye başvuran ve ne yazık ki bir şekilde başvurusu kabul edilen bu genç kızımıza soruyoruz.
▪ Büyütüp besleyerek vatani vazifesini yapsın diyerek askere gönderdiğimiz çocuklarımızla omuz omuza girdiğiniz bir çatışmada göğsünden isabet alan Mehmetçiğe ellerinle tampon yapabilecek misin?
▪ Yaralanma kasık bölgesindeyse kasık atardamarına parmağınla baskı uygulayarak onu hayatta tutabilecek misin?
▪Vatani vazifesini yerine getiren evletlarımızla düşmana karşı savaştığınız sırada herhangi biri delici veya kesici bir aletle yararlanacak olurlarsa, tereddütsüz bir şekilde onları sırtına alarak cephe gerisine taşıyabilecek  misin?
Ya da senaryoyu tam tersine çevirelim…
Böyle bir şey sizin başınıza gelirse aynı şeyleri benim veya herhangi bir vatandaşın evladının size yapmasına hiç tereddüt ve itiraz etmeden rıza gösterecek misin? Sizi ikna etmek için uğraş verdikleri sırada onların düşmana kolay hedef olmasını önleyebilecek misin?
Cevabınız evet mi?
O zaman olası bu senaryoya göre göğsünüze, karnınıza ve hatta kasıklarınıza bile dokunacak olan silah arkadaşlarınızdan saçınızı sakınmak için taktığınız türbanın amacı nedir? Türbanı bir aksesuar, siyasi bir imge, ya da pusulasını şaşırmış olan iktidarın nimetlerinden faydalanmak için mi kullanıyorsunuz?
Cevabınız hayır mı?
Öyleyse neden oradasınız? Madem ki böylesi bir  itikada sahibisiniz niçin dini vecibelerinizi kusursuz olarak yerine getirebileceğiniz daha uygun bir meslek seçmek yerine, Türk Silahlı kuvvetlerinin komuta kademesine talip olarak evlatlarımızın hayatlarını riske atıyorsunuz?
Bir cevabınız yok değil mi?
Olmaz.
Olamaz da zaten. Çünkü gayet iyi biliyorsun ki başına taktığın o türbanın inanç, itikad veya İslamiyetle uzaktan yakından bir ilgisi yok.
Kimse bu konuyu basit bir başörtüsü meselesine çekerek kullanmaya kalkmasın.
Bunu 17 yıl boyunca yaptınız zaten.
Kişilerin inançlarına veya inançlarının gereği olarak dilediği şekilde örtünmelerine kesinlikle karşı değiliz.
✅Türbanın Adalet ve güvenlik sistemimizde bir imge olarak kullanılmasına, disiplini ve güvenilirliği yok etmesine karşıyız.
✅Başta AKP ve onun devrilmekte olan genel başkanı olmak üzere hemen hemen tüm partilerin bu konuyu siyasi bir malzeme olarak kullanmasına karşıyız.
✅Mertçe ve dosdoğru gerçekleri ifade etmek yerine birkaç oy için mitingler düzenleyip “mıy mıy” konuşmalar yapan Atatürk Cumhuriyetçisi  siyasilerin samimiyetsiz tavırlarına karşıyız.
2228 yıllık bir geçmişe sahip dünyanın en eski ordusu olanTürk Silahlı Kuvvetleri disiplin ve idari bakımından yerle bir edilmiş durumdadır. En üst komuta kademesinden en altta ki erine kadar siyaset batağının içindedir. Bilinen tüm tarih boyunca Türk ordusunun yapısı ile hiç bu kadar oynanmamış, dokusuna hiç bu kadar zarar verilmemiş, bu gün olduğu gibi hiç bu kadar risk altında kalmamıştır.
İşte harp okullarına öğrenci alınırken sorulan mülakat soruları:
“Kuran okuyor musun?”
“Kevser suresinin önemi nedir?”
“Şehit cenazesine katıldın mı?”
“Kudüs un Müslümanlar için önemi nedir?”
“Gezi olayları hakkında ne düşünüyorsun?”
“Berkin Elvan ekmek almaya giderken mi öldü?”
“15 temmuz mu yoksa Çanakkale savaşı mı destandır”
Bu sorular Sünni bir tarikat şeyhinin müridi olmak isteyen herhangi bir adaya,
Veya cemaate dahil olmak isteyen birine,
Ya da bir siyasi partide görev alan il başkanının delege kabulü için sıradan bir vatandaşa sorduğu sorular değildir.
Bu sorular Harp okulları mülakat sınavlarında 17-21 yaş aralığında ki evlatlarımıza yöneltilen sorulardır.
Özetle: Bu iktidarın asıl amacı Türk kadına yeni haklar vermek değil verilmiş olan haklarını da bu tür eylemlerle, tartışma ve kargaşa yaratarak elinden almaktır.
Bu devleti yöneten kişiler, gaflet veya delalet içinde değil, resmen ve aleni bir şekilde ihanet içindedirler. Cumhuriyet varlığını borçlu olduğu tüm değerlerin kafasına dayadığı tabanca ile rus ruleti oynamaktadır.
Maalesef bu devleti oluşturan halk ise kendi yok oluşunu sessizce izlemekte ve engel olmayı bir tarafa bırakın uyarmaktan dahi korku duymaktadır.

Sohbete katılın

1 yorum

  1. Düşünün ki, iflas etti denilen Yunanistan en kötü zamanında 18 adayı işgal edebiliyor, önüne gelen misal Libya ‘nın bir bölgesinin komutanı Türkiye’ yi tehdit edebiliyor. Niye? Çünkü Türkiye ‘nin vurucu gücü Türk Silahlı Kuvvetleri’ dir ve bu güç zayıflatıldı. Kasıtlı ve bilinçli olarak.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.