Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, bakanlar, milletvekilleri ve AKP’nin yetkilileri onlarca, yüzlerce miting yaptılar; oturumlara, söyleşilere katıldılar…

Siz hiç onların ağzından üretim, sanayi, tarım, eğitim, bilim lafları duydunuz mu?

Hiç “Şurada bir fabrika kurduk, burada bir işletme tesisi açtık, şu kadar işçiyi işe alacağız” sözlerini işittiniz mi?

İşsizlik konusunda gerçekçi bir çözüm getirdiklerini gördünüz mü?

Ben ne duydum, ne işittim ne de gördüm…

Damat Albayrak’ın “2019 yılında 2,5 milyon yeni istihdamı hayata geçireceğiz” vaadini ise bir tatsız espri olarak alıyorum. Sanal oyunlarda bile uygulanabilirlik şansı yok.

Çünkü Türkiye’deki tüm özel sanayi holdinglerinin işçilerini toplasak ancak, toplam 250 bin sayısına ulaşabiliyoruz.

Zaten işçi alımıyla ilgili ortada henüz en küçük belirti de yok. Şu anda Temmuz, 2019’dayız.

Bırakın istihdam yaratmayı, işsizler ordusuna yeni işsizler katılıyor ve Türk ordusu küçülürken, işsizler ordusu her geçen gün biraz daha büyüyor…

İş alanlarının daralması nedeniyle şimdi de yabancı ülkelere beyin göçü başladı. Bu ülkenin parasıyla, imkânlarıyla okuyup diploma sahibi olanlar çareyi Avrupa’ya, Amerika’ya göç etmekte buluyorlar.

Norveç’te, İsveç’te, Almanya’da, Fransa’da binlerce yetişmiş çalışan elemanımız, genç beynimiz var şu anda.

Tanıdığım, konuştuğum gençler gönderdikleri iletilerde, bu ülkelerde mutlu özgür bir yaşam sürdüklerini anlatıyorlar bana.

Türkiye’de politikacıların birbirlerini yediklerini, birbirlerine ağza alınmayacak sözler söylediklerini, hatta küfürler ettiklerini, bu ortamın ise gençlerin davranışlarına olumsuz etkiler yaptığını yazıyorlar.

Ve ekliyorlar: “Avrupa’da insana değer var. Vatandaşlar politikacılara, politikacılar vatandaşlara, vatandaşlar vatandaşlara, politikacılar politikacılara saygı duyuyorlar.”

“Kimse kimseye bağırıp çağırmıyor. Sövüp saymıyor. Kimse kimseyi aşağılamıyor. Din, dil, ırk ayrımı yapmıyor.”

“Kendi vatanımızda geleceğimizden emin değildik, ama yabancı bir ülkede huzur bulduk…”

Nereden nereye…

O kadar bunaldı ki gençliğimiz, kapıları açsanız, biraz da iş imkânı yaratsanız ülkede genç adam, diplomalı delikanlı kalmayacak…

Çünkü gençlik bunalımda.

İki diplomalı, üç diplomalı gençler iş arıyor, bulamıyor.

Aralarında intihar edenler bile var…

Bugün geldiğimiz ortamın, kötü koşulların, işsizliğin, intiharların, bunalımların bir tek sebebi, eski deyişle bir tek “Müsebbibi”, yani sebep olanı var, o da AKP iktidarı…

17 yıldan bu yana sadece konuştu; bağırdı – çağırdı, astı – kesti; din, mezhep, siyasal parti, ırk ayrımı yaparak halkı birbirine düşman etti.

Sadece sattı savdı. Hem de “Babalar gibi” sattı. Yüz yıllık Cumhuriyet birikimlerinin altından girip, üstünden çıktı.

Ama taş üstüne taş koymadı. Yeni inşaatlar için, santrallar için yüz binlerce ağaç kesti.

İşsizlik, yokluk yoksulluk, parasızlık başını aldı gitti.

Bütçe açığını kapatmak için yıllardan beri dokunulmayan, deprem, sel felaketi ve büyük yangınlarda, büyük felaketlerde kullanılmak için bekletilen merkez bankasındaki “İhtiyaç akçesini” bile hazineye aktardı.

Halkımız perişan… Yoksulluk içinde… İsyanlarda…

Öyle bir duruma geldi ki insanlarımız en ufak bir tartışmada, bir anlaşmazlıkta, trafik çekişmesinde, siyasal görüş ayrılığında birbirlerine baltalarla, taşlarla, sopalarla saldırır oldular.

Olaysız, saldırısız, cinayetsiz günümüz geçmiyor.

Yağmur eken fırtına biçiyor.

Kin, nefret tohumları ekenler, düşmanlık biçiyor.

Onlar “İnşallah la, maşallahla”, “Sadaka ekonomisi” ile ve sadece satıp savarak, devlet yöneteceklerini sandılar.

Bir de bunların üstüne üstlük, bol bol, sanal senaryolar yazdılar. Bir solcu grup tarafından saldırıya uğrayan, linç edilen türbanlı kadınlardan, camide içki içen devrimcilerden söz ettiler.

Hedef, kin, öfke, tepki yaratıp seçim zamanı oy toplamaktı.

Ama silah geri tepti.

AKP, büyük kent belediyelerini kaybetti.

Ne var ki hâlâ akıllanmadı. Olanlardan, yaşanılanlardan bir ders çıkarmadı. Kin, nefret tohumları ekmeye, sanal senaryolar yazmaya, tertipler düzenlemeye devam ediyor. Sadece dedikodu yapıyor, çamur atıyor.

Eğitimin, bilimin, uygarlığın adını ağzına almıyor. Fen liseleri yerine bol bol imam hatip açıyor, 60 bin kişilik camiler ve yazlık – kışlık köşkler inşa ediyor.

Önümüzdeki seçimlerde halkımız onlara ömürleri boyunca unutamayacakları bir ders verecek… Çünkü açlığa, yoksulluğa, işsizliğe, cefaya can dayanmıyor…

([email protected])

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.