Siyasetin Sakin Gücü Meral Akşener’le Kahve Sohbeti – Fatma Sibel Yüksek / Açık İstihbarat

Yeni bir parti kurma hazırlığı içinde olan Meral Akşener’e dün evinde uzun bir ziyarette bulundum.

Sayın Akşener’i Ankara’daki politikacılık yıllarından tanırım.Eşi Tuncer Bey’in Çerkes olmasından dolayı da son on yıldır  aramızda daha samimi bir onun deyimiyle “görümce-yenge” ilişkisi var.

Meral Hanım,  özel ilişkilerinde son derece “kafa” bir kadındır. Gözlemci ve esprili kişiliği, hayatın her alanına ilişkin ironik tespitleri ile kuru bir siyasi konuyu bile çok renkli, keyifli bir hale getirebilir.

Eşimin ve Meral Hanımın oğlu Fatih’in de katıldığı dünkü görüşme de bol kahkaha altında geçti. Gazetecilik damarım tuttu ve kendisine bir hayli soru sordum ancak özel bir ziyareti bir röportaja çevirme nezakatsizliğini yapmamak  için sizlerle sadece izlenimlerimi paylaşacağım:

Birincisi, daha önce başkalarının da yazdığı gibi parti çalışmaları büyük bir hız ve heyecanla ilerliyor.Kurucular kurulunun kimlerden oluşacağı henüz tam anlamıyla net değil ama 75-100 kişilik bir heyet üzerinde çalışılıyor. Parti kurucusu olmak için kendisi müracaat edenler de, veya teklif götürülenler de var.  Bu arada Akşener’in çevresinde toplumun her kesiminden, her meslekten ve her sosyal gruptan  büyük bir gönüllü ağının bulunduğunu belirtelim.

Benim kendisine eleştirim, bu heyecanlı çalışmanın kamuoyuna yeterince yansımaması, kapalı kapılar ardında bir izlenimle gitmesi oldu. Kabul ediyor ancak bazı noktaların henüz netleşmemiş olmasının bunda etkili olduğunu belirtiyor.

Prof. Dr. Ümit Özdağ ile yoğun bir mesai içindeler. Kongre sürecinde MHP’den kopan diğer isimlerden  Sinan Oğan’ın parti çalışmasının içinde olmadığını anlıyoruz. Oğan zaten twitterdan yaptığı son açıklamayla da bundan sonraki stratejisini Balgat’ı kongreye zorlamaya devam etmek olarak açıkladı.

Kongre sürecinde Devlet Bahçeli’ye bayrak açan bir diğer isim Koray Aydın ile diyalog ve işbirliğinin ise devam ettiğini anladık.

Kurucular Kurulu’nun genel profilini şöyle tanımlayabiliriz: İyi eğitim almış, genç ve gelecek vaadeden gençler ağırlıkta.

Bu genç ekibin önemli bir kısmı ekonomi ve teknoloji alanlarında uzmanlaşmış. Bir diğer önemli ağırlık merkezi kadınlar.

Siyasi kesimleri temsilen ise hareketin çıkış noktası olan MHP muhalefeti, toplumun muhafazakâr kesiminin saygı ve güvenini kazanmış isimler, modern ve laik yaşamın garanti altında olmasını isteyenleri sayabiliriz.

Meral Hanım, milliyetçilik ve vatanseverlik ideallerinin temel olacağına ve partinin mutlaka “merkezde” konumlanacağına vurgu yapıyor.Heyette saygın din adamlarının yanı sıra Kürt vatandaşların temsiline de özen gösterilmiş.

Peki kimlerden uzak durulmuş?

Kırmızı çizgilerin başında Fethullah Gülen cemaatine yakın olanlar ile AKP’nin on beş yıllık yıkım politikalarının içinde yer alıp da şimdi kendisine yeni kapılar arayanlar geliyor.

AKP’nin kuruluşunda yer almış ancak toplumla zıtlaşma noktasına gelmemiş, “partizanlaşmamış” bir-iki ismin heyette yer alması bekleniyor.Hiç bir siyasi ortamdan geri durmayan, arsız, parti parti dolaşmış profesyonel siyasetçi tiplemeleri de vetoyu yiyenler arasında.

Akşener’in hassas olduğu kesimlerden birisi de askerler.

AKP-Cemaat iktidarında ağır saldırılara maruz kalmış TSK’nın çiğnenen onurunun iade edilmesi Akşener’in öncelikleri arasında.

Bu hassasiyet çerçevesinde Kurucular Kurulu’nda yer alması istenen isimler var. Bu askerlerin, bütün o ağır itibarsızlaştırma sürecine göğüs germiş, halkın saygı ve sevgisini kaybetmemeyi başarmış isimler olmasına dikkat edilmiş. Silah arkadaşlarının arkasında durmayan veya askerlikten siyasetçiliğe geçiş yapmaya çalışırken medyatikleşmenin de etkisiyle her iki mesleği de eline yüzüne bulaştırmış profillerden de uzak durulmuş.

Dışarıda tutulan bir diğer grup da, tabiki 28 Şubat kadroları.

Yeni partinin en temel vaadi olarak “huzur” kavramının seçileceği anlaşılıyor.

Akşener, kavgalar, kutuplaştırmalar ve ayrıştırmalarla yorgun düşen toplumun her şeyden çok huzuru özlediği tespitini yapıyor.

Sosyal ve siyasal kesimleri sürekli birbirine kırdıran, gün boyu bağırıp duran, sürekli dikte eden siyasetçi tiplemesinin toplumda depresyon yarattığını, siyasetten ümitlerin kesilmesine neden olduğunu teşhis etmiş. Türk ailesindeki bayram sofrası geleneğinin siyasete de uyarlanmasını, artık bir huzur ve barış dönemine geçilmesini önceliyor.

Parti programı üzerinde de tıpkı Kurucular Kurulu gibi yoğun ve heyecanlı bir çalışma var.

Toplumun bütün kesimlerine, bütün meslek gruplarına mensup vatandaşlar, programa katkıda bulunmak için Akşener’lerin mütevazı evinin kapısını aşındırıyor. Meral Hanım, sabah 07.00 ile akşam 20.00 arası sürekli ziyaretçilerle meşgul.

Peki her şeyin istediği gibi gideceğinden, planladıklarının tıkır tıkır işlyeceğinden emin mi?

Tabii ki değil. Önüne yasal olan-olmayan çok büyük engellerin çıkarılabileceğini, siyasetin bütün kirli oyunlarına başvurulacağını biliyor. Moda deyimle tehlikenin farkında ancak bunların hepsine hazırlıklı ve gerekli psikolojk donanımı üstlenmiş.

Karşısındaki gücün devletin, medyanın ve paranın bütün imkanlarını kullanacağını biliyor. Bu “Mordor kalesi”ne karşı kendi gücünü ise “alnının ak olması, cesaret, halkın sevgisi ve güveni” ile “iman” olarak açıklıyor. (Bu “imanı” sadece dini bağlamında okumamak lazım).

Meral Akşener ile yaptığımız uzun görüşmeden aktarabileceğim izlenimler bu şekilde.


Azim, kararlılık, hedefe odaklanma, şeffaflık ve halka güvenme konusunda tam bir kendine güven mevcut. Ne diyelim, Allah utandırmasın.

Açık İstihbarat @ 2017

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.