Kategoriler
Politika Prof. Dr. Hakkı Keskin

Ekrem Imamoglu Fenomeni yazim Prof. Dr. Hakkı Keskin , Siyaset Bilimci

Cok önem verdigim yazimi

Hakki Keskin

Prof. Dr. Hakkı Keskin, Siyaset Bilimci 10.6.2019

Ekrem İmamoğlu Fenomeni

Fenomen kelime anlamıyla olgu, olay demek. Bu ilişkide fenomeni ben, hayranlık duyulacak kadar dikkat çekici olan kişi olarak kullanıyorum. Gerçekten de İmamoğlu, altı aylık kısa bir sürede, Türkiye`de yıldız gibi parlayan, halkın önemli bir kesimi tarafından sevilen, güvenilen ve de geleceğin umudu olarak görülen bir lider oldu.

„Yeni bir liderin doğuşu“ başlıklı yazım bu köşede 21 nisanda yayınlanmıştı. Bazı dostlarım, bu tesbitim nedeniyle bana, „biraz aceleci davraniyorsun beklemek ve görmek gerekiyor“ demişlerdi. Yanılmadığım görülmektedir.

Bir Liderin doğuşu bir yandan o kişide liderlik özelliklerinin bulunmasına, diğer yandan da toplumsal ortamın ve koşulların da buna uygun oluşmasına bağlıdır. Liderlerde bulunması gereken en belirgin özellikler kanımca, bu kişide özgüvenin, ulaşılmak istenen hedefdeki kesin karalılığın, ve tabiiki gerekli bilgi ve donanıma sahip olmasına bağlıdır. Bir siyasal bilmci gözlemle İmamoğlu`nda bu özelliklerin olduğunu seçim çalışma ve konuşmalarında, seçim gecesi sergilediği kararlı ve özgüvenli politikasında görmekteyim.

Toplumsal ortam ve koşullar

Öte yandan yaşanan olumsuz toplumsal ortam ve koşullar da, Türkiyenin yeni bir lidere ivedi olarak gereksinimi olduğunu açıkca gösteriyor. Türkiyede son yıllarda izlediğim en önemli sorun, toplumda giderek yoğunlaşan umutsuzluk ortamıydı.

2007 lerden günümüze giderek daha da yoğunlaşan, tüm özgürlükleri ve yasaları askıya alan otoriter baskıcı bir yönetim anlayışına tanık oluyoruz. Devlet kaynaklarını kendileri ve yakınları için görülmemiş bir düzeyde talan edercesine ve aşırı savurganlıkla kullanan bu yönetim, Türkiyede belirgin konuma geldi. Yasalara uyması gereken ve bağımsız olması gereken Yargıyı ve Medyanın da çok büyük bir kesimini kendilerine hizmet eder duruma getirmiş olmaları, bu karamsarlığı ve umutsuzluğu iyiden iyiye artırıyordu. Emre Kongarin çok doğru tesbitiyle „Yolsuzluk ve zulüm hiç bir dönemde bu denli artmamış ve sürekli hal almamıştı.“ (Cumhuriyet, 6.6.2019). Zulüm halini almış bu politikanın yanısıra, özellikle AKP başkanının hem de Cumhurbaşkanı kimliğiyle de, TV kanallarında neredeyse her gün izlenen toplumu ayrıştırıcı ve kutuplaştırıcı dil ve söylem biçimi, büyük bir tepkiye ve bitkinlığe yolaçtı.

İşte tam da bu toplumsal ve siyasi ortam ve koşullarda bir umut penceresine ve ışığına büyük bir gereksinim doğdu. Bir yandan bu özel toplusal ortam ve koşullar, diğer yanadan da İmamoğlu`nda var olan liderlik performansıyla birleşince, ortaya Ekrem İmamoğlu fenomeni çikmış oldu. İmamoğlu ayrıştırıcı dilin aksine, sürekli olarak herkesi kucaklayıcı, barışçı, sevecen, hoşgörülü ve özünde varolan gülümser konuşmalarıyla, halkın özlem duyduğu siyasi lider oluverdi.

Yalanlara dayalı karalama siyaseti geri tepti

Yüksek Seçim Kurulunun hiç bir yasal dayanağı olmayan kararıyla, dört oy pusualası kullanılan seçimde, sadece Büyükşehir Belediye Başkanlık seçimini iptal etmesi ve İmamoğlunun haklı olarak kazandağı başkanlık mazbatasını geri alınması, hiç kuşkusuz Türkiye seçim tarihinde unutulamıyacak bir siyah leke olarak kalacaktır. Tüm demokratik ülkelerin kurum ve örgütlerinde, yalnızca asıl üyeler oy kullanırken, yedek üyelerin oylarıyla bu kararın alınmış olmasıda ayrı bir skandaldır. Yedek üyeler sadece, asıl üyelerin toplantıda bulunmaması halinde oy kullanabilirler. Bu nedenle YSK`nın bu kararı her yönüyle yasalara ve alışılagelmiş temayüllere aykırıdır ve toplum vicdanını ve adalet duygusunu derinden yaralamıştır.

Türkiye ekonomisinin üçte birine yakın kısmını temsil eden İstanbulda sağlanan vergilerin önemli bir kesimini, 25 yıldır denetimsiz olarak kendi vakıf ve yandaşlarına yönlendiren yönenticiler, bu büyük rant gelirlerini kaybetmek istemiyorlar. İstanbulda sadece yandaş vakıflara 308 milyon liranın aktarıldığı belirtilimektedir.

Bu nedenle de İmamoğlna karşı akıl almaz yalan ve sahte montajlarla büyük bir kampanya sürdürülüyor. Denktaş için dikilen heykelin yerine, Makarios heykelinin montajla servis edeilmesi, bu sayısız sahtekarlıklardan sadece biridir. Yedi nesli belli olan ve dedesi gazi ünvaniyla İstiklal madalyası alan, dedesinin üç kardeşi Kurtuluş Savaşinda şehit olan İmamoğluna, Pontus, Yunan benzetmesi ve Konstantinapol yanlılığı algısı yaratılmaya çalışılmaktadır.

Bu densiz söylemlere, başta İmamoğlu`nun doğduğu kent Trabzon olmak üzere, Giresun ve Ordu halkı gerekli yanıtı en görkemli biçimde vermiştir. İmamoğlu daha önce hiç bir politikacıya gösterilmemiş muhteşem bir karşılama, sevgi seli ve coşkuyla Karadeniz halkı tarafından kucaklanmıştır.

İmamoğlu`na ABD yanlısı söylem

Ekrem İmamoğlu, geçmişindeki siyasi politikalarıyla ve günümüzde her fırsatta Mustafa Kemal Atatürke, onun ve Cumhuriyetin devrim ve ilkelerine kararlılıkla bağlı olduğunu ve tam bağımsız bir Türkiye`yi amaçladığını önemle belirtmektedir. Erdoğan yanlısı olduklarını açıkca belirten bu kişilerin amacı artık bilinmektedir. Hangi siyasi yelpazeden olurlarsa olsunlar, bu tür dayanaksız söylemlerin önemsenmediği yeniden görülecektir.

İmamoğlu, İstanbul seçimlerini yeniden kazanarak, Türkiyenin içinde bulunduğu karamsar ve umutsuz ortama böylece de Türkiyenin geleceğıne umut ve ışık saçarak çok önemli ve belkide tarihi bir görevi üstlenmiş bulunmaktadır. Tüm yurtseverlerin, hangi siyasi çizgiden olursak olalım, ona bu önemli görevinde tüm olanaklarımızla detek olmamız gerekiyor.

Herbirimiz, İstanbulda tanıdığımız seçmenlerle ilişkiye geçerek, bu seçimin, sadece İstanbul için değil, Türkiyede Demokrasi, Hukuk Devleti, Bağımsız Yargı, Basın ve Fikir özgürlüklerinin de yoluna ışık tutacak bir kazanım olacağını, önemle anlatmamız gerekmektedir. Bu tarihi görevimizin lütfen bilincinde olalım. İnanıyorum ki, herşey çok güzel olacak.

[attach 1]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.