AKP Genel Başkan Yardımcısı N.Kurtuluş, Ramazan’ın son günlerinde  Cihannüma Derneği sahur programındaydı.
“Tarihin bir çok döneminde olduğu gibi yine Orta Doğu’da uygarlıklarının doğduğu bölge olan “Bereketli  Hilal”in etrafında büyük bir alt-üst oluş yaşanıyor.
ABD’nin Filistin ile ilgili “Yüzyılın Planı”, Filistin davasının ortadan kaldırılmasını hedefliyor.
Buna ne Filistin halkı müsaade eder, ne insanlık müsaade eder, ne de Allah’ın izni ile İslam dünyası ve İslam ümmeti buna karşı sessiz kalır” diyor..
Türkiye’nin bir takım meseleleri gündeme getirmesi ve kendi tutumunda net durmasının kendi ekseninde olmasının bir gereği olduğunu söylüyor!

*
Kurtuluş bu söylemine devam ededursun,
ABD, Başkan D. Trump liderliğinde  küresel liberal düzeni Enformasyonel Emperyalizme dönüştürüyor.
Hem  gelişmiş ve istikrarlı ülkelerin hem de emperyal küreselleşmeyle henüz bütünleşmemiş istikrarsız devletlerin,
Yeniden ABD ekonomisine yatırım yapmalarını sağlamayı öngörüyor…
Böylece hiçbir ülke veya ülke grubunun ABD önceliğine meydan okuyabileceği fikrinin ne kadar aldatıcı olduğunu göstermeyi,
“Yıldız Savaşları” ivmesiyle Amerikan patentli  kapitalizm oyununda Çin ve Rusya’yı yenmeyi amaçlıyor.
Bu düşünceyle uyumlu bir askeri, ticari ve diplomatik strateji izleyerek sabırla ilerliyor. ..

*
ABD’nin bu hedefinde İsrail’in güvenliğine yönelik taahhüdü en önemli unsurlardan biridir.
Bu taahhüt Ortadoğu’da  radikal terörle mücadele stratejisini ve barışı belirliyor.
O yüzden İsrail ile Filistinliler arasında sağlanacak barış anlaşması destekleniyor.
Nitekim Başkan Trump, Aralık 2017′ den beri Filistin-İsrail çatışmasına çözüm bulmak için  “Yüzyılın Anlaşması” adı verilen bir plan üzerinde çalışıyor.

*
Bu plan doğrultusunda ABD, Suriye’den çekilirken birbirine zıt tarafları ortak çıkarlar çevresinde buluşturacak bir senaryo yürütüyor.
Orta Doğu’da  Erdoğan Türkiye’si ve İran’ın nüfuzuna karşı;
İsrail’i, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün,  Suriye Kürtleri ve  Rusya’yı bir cephede topluyor.

*
İşte Japonya Başbakanı Şinzo Abe, ABD- İran gerginliğini yumuşatacak bir diplomatik atılım mühendisliği umuduyla İran’dadır.
Abe, her iki hükümet ve halkın kavga etmek istemeyişinden, her iki tarafın da gerilimleri bastırma arzusundan faydalanmayı umuyor..
Abe’nin başarılı olması  “İsrail-Filistin Arasında Barış ı öngören “Yüzyılın Anlaşması”na,
Bu noktadan hareketle Orta Doğu’da barışın tesis edilmesine fırsat penceresi açacaktır.
Türkiye’de Erdoğan’ın takip ettiği ve Numan Kurtuluş’un  “Türkiye’nin ekseni’ olarak lanse ettiği,
Müslüman Kardeşler ideolojisiyle Orta Doğu’da sürdürdüğü tüm faaliyetler bir şekilde son bulacaktır.

*
“Yüzyılın Anlaşması “ile ilgili bir gelişme de, 25-26 Haziran’da  Bahreyn’de yapılacak olan konferanstır.
ABD öncülüğünde İsrail – Filistin sorununa kalıcı çözüm getirecek ve bölgeye 65 milyar dolarlık yatırımı öngören Yüzyılın Anlaşması’nda;
Konferansa katılacak olan ve Suudi Arabistan ve Mısır eksenini oluşturan Arap ülkeleri,
İsrail ve Filistin taraflarının siyasi tavizlerde bulunmasının gerekeceği bir barış için ekonomik yatırımları paylaşacaklardır.

*
“Yüzyılın Anlaşması” ile ilgili bir diğer önemli gelişme, Haziran’da Kudüs’te;
ABD Ulusal Güvenlik danışmanı J.Bolton, Rusya Güvenlik Konseyi sekreteri N. Patrushev ile İsrail Ulusal Güvenlik Danışmanı M.Ben-Şabat arasında bir toplantının yapılacak olmasıdır.
İsrail Başbakanı B.Netenyahu’nun  Şubat’ ta Moskova’da Devlet Başkanı V.Putin ile Orta Doğu’da güvenlik durumuna yönelik görüşmesinde,
Teklifte bulunduğu ABD-İsrail- Rusya üçlü komitesinin hayata geçirildiği anlaşılıyor…

*
Üçlü komite Direniş Ekseni ile ilgili anlaşmazlıkları ortaya koymak,
Orta Doğu’daki tüm devletlerin güvenliğinin teminat altına alınması,
Tüm aktörler üzerinde ABD ve Rusya arasında paylaşılmış bir egemenliğin tesis edilmesi görevinde olacaktır.

*
Direniş Ekseni; İsrail karşısındaki ittifakı tanımlamak için İran’ın kullandığı bir terminolojidir.
Bu ekseni hiçbir anlaşma şekillendirmiyor!
Direniş Ekseni güçlerini Filistin, Lübnan, Suriye, Irak, İran ve Türkiye’de Erdoğan hükümeti oluşturuyor.

*
Bu aktörler öncelikle kendi İslamcı siyasetlerine  kredi açılması böylece  meşruiyet  kazanmanın beklentisindedirler.
9 Temmuz 2018’de İsrail Parlamentosu’nun, Yahudi üstünlüğünü devletin yasal temeli olarak yücelten ” Yahudi Ulus Devlet Yasası” nı reddediyorlar.
Hepsinin nihai hedefi açıkça İsrail’in bölgeden uzaklaştırılması yerine İslami bir devletin getirilmesidir.
Yahudilerin kendi devlet ve vatanları olarak gördükleri şeylerin varlığından rahatsız oluyorlar..
Müslüman Kardeşler Hareketi İdeolojisi ya da Şii Devrimi İdeolojisini temsil ediyorlar.

*
Hiçbiri Kuran’ı Kerim Kâfirun Suresi 6. Ayetindeki “Size sizin dininiz, bana benim dinim ” diyemedikleri için,
İslam’ın bir barış dini olduğu gerçeğini tahrip etmişlerdir.
Üstelik ABD’nin 2003’te Irak’ı işgalinden beri, bu eksene dahil olan güçler zamanla kendi aralarında bölünmüştür.
Bugün bu iç anlaşmazlıklar dış mücadelenin önüne geçecek kadar önemli bir hal almıştır.

*
Şimdi Moskova,  ABD ile İran arasında önemli bir arabuluculuk  rolü oynamaya hazırlanıyor.
Moskova’nın bu hizmet karşılığında ABD’den ne alacağı ayrı bir merak konusudur.
Washington ve İsrail’in  Beşar Esad’ın meşruiyetini tanıması karşılığında Moskova’nın Suriye’de İran’ın nüfuzunu engelleyeceği,
Ya da Kırım’ın Rusya Federasyonuna dahil olmasıyla başlayan süreçte, Rusya’nın ABD ve Avrupa Birliği eliyle istikrarsızlığa uğratılmasına son verileceği iddia ediliyor.

*
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, bu tavizlerin masada olduğunu reddediyor.
Ama Putin muhtemelen bu sınırlar boyunca bir anlaşma arıyor…
Müzakerede bir dosyanın bir diğer dosyayla müzakere edilmemesi prensibine rağmen,
Alınacak tüm kararların birbiriyle uyumlu olması Putin’i umutlandırıyor.

*
Bu noktada Suriye’nin kuzeyinde dehşet bir sıcak kriz yaratma potansiyelinde olan İdlib gerginliği azaltma bölgesinde;
Rusya’nın arabuluculuğunda muhalifler ve hükümet güçleri arasında ateşkes ilan edilmiş bulunuyor.

*
Yüzyılın Anlaşması  ile ilgili adımlar birer birer atılıyor.
AKP Genel Başkan Yardımcısı N. Kurtuluş’un işaret ettiği gibi Orta Doğu’da büyük bir alt-üst oluş yaşanıyor.
Ama bu alt-üst oluşta Türkiye’nin çok acil olarak Erdoğan ve N. Kurtuluş’lar gibi radikallerin oluşturduğu hükümetten kurtulması gerekiyor…
Çünkü Türkiye’nin aslî eksenini lâik, halkçı, devletçi, milliyetçi, devrimci, Demokrat, hukukun üstünlüğüne dayalı, bağımsızlıkçı ve özgürlükçü Atatürk Cumhuriyeti oluşturuyor.

14.6.2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.