Kategoriler
Kültür/Sanat Ümran Ünlü

YÜREKLİ ANNELERİN GÜNÜ

İçim buruk,gözlerim dolu dolu yazıyorum şu an…

Cumartesi anneleri geliyor aklıma…Her an kapı çalınacak da evladı giriverecekmiş gibi umutla kapıya dikilen gözleri…

Çocukları askerde olan,uzaklarda okuyan,bir lokma ekmek parası için diyar diyar gezen anneleri duyar gibiyim…”alo annem,nasılsın

anneler günü kutlu olsun,ağlama annem ağlama senin bir damla gözünün yaşı için dünyanın dönüşünü durdururum”diyen oğlumu  hatırladım ve kulağı telefonda olan anneler geldi gözümün önüne…

Anne olmak isteyip de olamayan anneler geliyor aklıma…

Hani bazıları çürük raporu alıp askere göndermiyor ya çocuklarını,kör kurşunlara gelir diye,senin benim,memurun,

,işçinin,köylünün çocuğu askere gidiyor ve onlar şehit oluyor bir bir…Terör kurşunuyla evladını yitiren anneler evladının cenazesini kapının önünde görünce sessiz çığlıklarını yüreğine gömen anneler…

Kömür madenlerinde göçük altında,depremde,kazada,evlatlarını kaybeden anneler…

Televizyonlarda şehit haberlerini dinlerken o çürük raporu alan annelerin yüzü kızarıyor mu,yoksa iyi ki benim çocuğum ölmedi diye mi seviniyor…Onların anneler gününü kutlamıyorum…

Hayatlarının baharında asılan üç fidan ve annelerinin neler hissettiğini anlayabiliyor musunuz!.

Yemeyip içmeyip çocuğunu okutan ama bir türlü iş bulup yuva kuramayan evlatları için ağlayan anneler var bir de…

İyi bir üniversite kazansın diye dershanelere gönderilip,sorular çalınınca hiç hakkı olmayanların kazandığını duyan,umutları tükenmiş annelerimiz de var…

Gezi olaylarında hayatını kaybeden gençlerimiz ve hergün mezarının başında ağlayan anneler gelmiyor mu sizin aklınıza…

Ya çalınıp kaçırılan çocukların anneleri…

Çocuğunu kaybeden yüreği yaralı,kor ateşlerde yanan  annelere allahtan sabırlar diliyorum.Bağrınıza taş basıp,bu da bizim sınavımız diyerek dayanmaya çalışacaksınız.Eminim çocuğunuzda çok üzülmenizi istemezdi.Ne yazıkki bazı şeylerin önüne geçemiyoruz.

Sanki her şey güllük gülistanlıkmış gibi mutluluk oyunu oynayamayacağımı düşünüyorum …

Dünyadaki en büyük armağan evlattır. Kıymetini bilelim ve sevgiyle büyütelim.

Çocuk sahibi olamayanlar,Çocuk Esirgeme Kurumları bir yudum sevgiye muhtaç çocuklarla dolu,şart mı dünyaya getirmek?

Önemli olan, yüreğindeki sevgi ve şefkati aktarabileceğin, büyütüp, topluma yararlı bir insan yetiştirmek değil midir?

Ayrıca sadece doğurmakla anne olunmuyor. Etrafınıza şöyle bir bakın! Kimisi sadece çocuk doğurup, kocasına kendisine baktırmak için ,çocukları gelir kaynağı olarak görüyor.Olmaz demeyin benim çevremde çok var.

Kimisi de annesi olmadığı halde, kimsesiz kalmış bir yavruyu bağrına basarak, tüm sevgisini şefkatini ona akıtarak, topluma kazandırmaya çalışan, ,onun için canını bile vermeye hazır anneler…

Yüreklerinden öpüyorum…İşte gerçekten anneliği hak eden kişi bu annelerdir.

Bir de sadece dünyaya getirdiği için anne olduğunu sananlar var.

Çıkarı için çocuğunu  terk edip giden ,yıllarca görmeyen anneler…

Onları asla anlayamayacağım…

Ne güzel atasözlerimiz vardır bizim;Ne oldum deme,ne olacağım de…

Sonra dokuz ay yolunu gözleyip yavruma sarıldığım anlar geldi aklıma…Hani o minik parmaklarıyla elinizi sımsıkı kavrayan o tatlı bebek…Bir daha hiç bırakmıyor o eli…Siz de bırakamıyorsunuz…

Bırakılmıyor bir türlü ,hep bir bahaneniz oluyor.

Birgün öyle bunalmıştım ki….Peşpeşe üç çocuk…topladım hepsini attım portakal bahçemize.

“Aman bir okula gitseniz de birazcık da olsa kurtulsam sizden”

Arkama döndüm,babam gülümsüyor…

”Öğretmene bak sen,nereye kurtuluyorsun,ben sizden kurtulabildim mi?Bak kırkınızı geçtiniz hala başımdasınız,ayrıca hele bir bayram gelmeyin, gözüm yollarda kalıyor,bir şeyi bahane edip acaba bugün mü gelecekler diye  hergün tren istasyonuna gidiyorum.Anne-baba olmak hiç istifa edemeyeceğin,hiç emekli olamayacağın bir iştir kızım.”

Çocuklarım 3-4 lü yaşlardayken onların okula başlayacağını ve artık peşlerinden koşmayacağımı düşünüyordum.

Hepsi büyüdü anne-baba oldular hala ülkeler arası peşlerinden koşuyorum.

Hani okula başlarsınız,bir sürü okullar bitirirsiniz,size onca notlar verilir sınıfınızı geçersiniz,diplomanızı alır, sonunda düşlediğiniz iş hayatına başlarsınız.

Annelik hiç bitmeyen bir okul gibi geliyor bana. Belki

çocuklarınızın başarıları sizin sınıf geçme notunuz oluyor ama asla mezun olamıyorsunuz…

Bir arkadaşım  var,çocuğu olmadı,annesiyle yaşıyor yıllardır.”artık çocuktan farkı yok,o da benim çocuğum”der ve annesine bir bebek gibi bakan kız anneler var…

Onları yürekten kutluyorum…Kimbilir nasıl bir güzel duygudur

,annesinin annesi olabilmek.

Sonra el kızına ya da el oğluna sözünü geçiremeyip hiçbir güvencesi olmayan annesini sokakta bırakanlar var.Onlara söyleyecek söz bulamıyorum.

Acaba bir gün yaşlanıp aynı duruma düşebileceklerini hiç mi düşünmüyorlar…

Hepinizin bildiği bir hikayenin yeri gelmedi mi şimdi;

İşten yorgun argın eve gelen baba,çocuğunun ne yapmaya çalıştığını anlayamaz ve sorar

“Oğlum ne yapıyorsun o tahta ve bıçakla?”

Çocuk köşede duran ve yemeğini yemeye çalışan dedesine bakar ve babasına dönüp

“Babacığım hani siz dedeme kızıp normal tabak vermiyorsunuz ya,düşürüp kırar diye,ben de şimdiden sana tahta tabak yapıyorum,yaşlandığında hazır olsun diye”

Anneciğim…Canım benim…Biz iki kız okuyalım diye nasıl da çırpınmıştı.

Kendisi ailesi izin vermediği için okuyamamıştı ve çok üzülürdü…

Annem sen başardın… Senin sayende ben çocuklarımı en iyi okullarda okutup başarılı ve mutlu insan olmalarına katgıda bulunabildim. Mekanın cennet olsun…

Kızım annelerin en tatlısı… Ben hem anneden hem kızımdan yana çok şanslıyım…

Anneler günün kutlu olsun biricik kızım…

Artık anneler ağlamasın ne olur,savaşlar bitsin, açlık sona ersin, hep sevgi çiçekleri açsın dünyanın dört bir yanında…

Şu mübarek Ramazan gününde,evladını kaybeden annelere,annesini kaybeden evlatlara sabırlar diliyorum…Atatürk gibi bir dünya liderinin bize armağan eden Zübeyde annemizin de…mekanları Cennet olsun…

Seçimi kazandığı halde cebren ve hile ile hakkını elinden almaya çalıştıkları Ekrem İmamoğlu’nun annesi…Senin de anneler günün kutlu olsun…

Annenize alacağınız en güzel hediye,Cumhuriyet’in ve çocuklarınız geleceği için,demokrasi için,ülken için,artık annelerin ağlamaması için Ekrem İmamoğlu’na yapacağın bağıştır. 

Kendisini anne hisseden tüm annelerin anneler günü kutlu olsun…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.