Erdoğan, İslam dünyasında önemli bir oyuncu olmak ve Osmanlı’nın ihtişamını yeniden kazanmak çabasındadır.
Bu çaba onun Müslüman Kardeşler ile bağlantılı İslamcı örgütlerin silahlı gruplarıyla haşır neşir olmasına yol açıyor.
Ancak Osmanlı politika prizması Türkiye Cumhuriyeti’nin stratejik, yasal, ekonomik ve sosyal boyutlarının tümünü karartıyor.
Bir adamın hezeyanlarıyla yürütülen Türkiye dış politikası artık açık açık uluslararası dengeleri alt üst ediyor.
Erdoğan kaptanlığında Türkiye’nin  karaya oturmuş bir gemiye benzediğine ilişkin kanaatler hızla yoğunlaşıyor…
Buna bir son verilmesi gerekiyor…
 
*
Libya, 2011’de Kaddafi’nin öldürülmesinden bu yana hiç olmadığı kadar kötü durumdadır.
Ülke üç rakip grup arasında bölünmüştür.
1- BM tarafından tanınan Trablus’taki Fayez al Sarraj Ulusal Anlaşma Hükümeti,
2- 2014’te seçilen Temsilciler Meclisi tarafından kurulan ve Doğu Libya’nın fiili valisi ve ülkenin en büyük askeri gücü olan Libya Ulusal Ordusu kumandanı General Khalifa Haftar’ın Tobruk hükümeti,
3- Touareg ve Toubou kavimleri yanı sıra Afrika paralı askerleri tarafından istila edilen Güney Libya.
 
Bu yüzden Libya’nın büyük  petrol ve doğal gaz servisi ve temel hizmetleri sıklıkla silahlı çetelerin başkente müdahalesi  nedeniyle kesintiye uğruyor.  
Libya;  dış ülkeler desteğiyle ülkeyi kontrol için yarışan düzinelerce grupla üç başarısız  bir devleti  resmediyor… 
 
*
Mısır sınırına daha yakın olan General Khalifa Haftar’ın liderliğinde Tobruk merkezli hükümetin Libya Ulusal Ordusu, 
Libya’nın İŞİD ve Müslüman Kardeşler örgütünün milisleriyle savaşıyor.
Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri daha laik, anti-İslamcı Tobruk hükümetini desteklerken,
Türkiye, Katar ve Sudan  Libya’daki  İŞİD ve Müslüman Kardeşler örgütünün militanlarını  destekliyor…
 
*
Bu sırada Türkiye, BM Libya ambargosunu açık bir şekilde ihlal ediyor.
Trablus’ta meydana gelen saldırı ve suikast olaylarını tertip eden İŞİD ve Müslüman Kardeşler örgütüne büyük miktarlarda gıda maddeleri ve silah desteğinde bulunuyor.
General Khalifa Haftar’ın Tobruk Hükümeti  Türkiye’yi suçluyor. 
Türkiye’den bu güçlere yapılan  gönderiler  ele geçirildiğinde Erdoğan hükümeti olayı “Haberimiz yok” diye geçiştirmek istiyor…
 
*
Erdoğan’ın hedefinin yalnızca radikal gruplarla Libya’nın istikrarsızlaştırılması olmadığı,
Mısır’da Abdul Fattah el-Sisi’nin yükselişini bir hakaret olarak görmesinden kaynaklandığı açıktır.
Çünkü hem Sisi’nin yükselişi Mısır’ın Müslüman Kardeşler’in kontrolünü tersine çevirmiş hem de Erdoğan, Mısır ile ilgili  kazanç umduğu  temaslarını kaybetmiştir.
Bu noktada İslamcı bir Libya, hem Mısır’ın istikrarını azaltabilecek hem de İslamcıları iktidara geri getirebilecektir…
 
*
Washington’da Erdoğan’ın rolü ve davranışları şiddetli tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Erdoğan’ın Türkiye’yi  Doğu ile Batı arasında bir köprü değil bir katalizör gibi İslamcı terörizme açmasından çok fazla rahatsız olunuyor
ABD Başkanı D.Trump’ın, Erdoğan ve Müslüman Kardeşler örgütünün gerçekliğini tanımanın ve mücadele etmenin zamanının geldiğine işaret ettiği biliniyor.  
 
*
5 Nisan’da General Hafter komutasında Libya Ulusal Ordusu başkent Trablus’a ilerlemeye başladı.
BM’nin Trablus’ta tanınan hükümetini güneyden destekleyen milislere saldırdı.
Libya’yı paramparça eden iç çatışmalar giderek çarpıcı biçimde şiddetlendi. 
 
*
Pentagon, 1,2 milyon nüfuslu kentin kuşatılması tehdidine, askeri personelini deniz yoluyla çekerek karşılık verdi.
ABD Afrika Komutanlığı’nın başındaki Deniz Piyadeleri Generali Thomas Waldhauser,
“Libya’da  güvenlik gerçeklikleri giderek karmaşıklaşıp öngörülemez hale geliyor.
ABD’nin Afrika’daki askeri komutanlığı stratejisini desteklemek için tetikte kalmayı sürdürecek” dedi.
 
*
O saatte bu açıklama ile çekilmenin ABD’nin Hafter’in saldırısını kabul ettiğine mi,
Yoksa onun güçlerine karşı Amerikan hava saldırıları için yapılan hazırlıklara mı işaret ettiği sorusunu ortada kaldı.
 
*
Hafter, Libya ordusunun eski bir generalidir. 
1980’lerin sonunda, Çad ile yaşanan bir çatışmada savaş esiri oldu ve Kaddafi hükümetinin aleyhine döndü.
CIA tarafından kapıldı ve Virginia’da oturma izni alıp ABD yurttaşı oldu.
2011’de Washington, Paris ve Londra tarafından yürütülen rejim değişikliği operasyonundan önce Libya’ya geri gönderildi.
Ne ki, ABD-NATO hava savaşının kara birlikleri işlevi gören İslamcı El Kaide bağlantılı güçler tarafından gölgede bırakıldı.
İktidara giden bir yol bulamayınca  ABD’ye gitti. 
2014′ te,  Bingazi kentinin kontrolünü İslamcılardan almak için bir harekat başlatmak üzere Libya’ya geri döndü.
Çeşitli milislerden oluşan ve Tobruk kentinde bulunan bir yönetimin omurgası haline gelen bir askeri güç kurdu.
Hafter’in hükümeti, Trablus’ta iş adamı  Fayez al Sarraj’ın başkanlığında ABD ve BM onaylı Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne rakip oldu.
Devlet iktidarı için üçüncü rakip, kendini bir Kurtuluş Hükümeti ilan eden ve Sarraj’ın otoritesini reddeden, İslamcıların hakimiyetindeki Genel Ulusal Kongre’dir.
 
Hafter Fransa, BAE, Suudi Arabistan, Mısır ve Rusya’dan açık destek alıyor.
Eski bir CIA varlığıdır ve kontrolü ele geçirirse ABD’nin onu etkileme şansı çok yüksektir.
Başkan Trump ise Libya petrol ürettikçe ve petrol fiyatını düşürdüğü sürece mutlu olacaktır.
Rusya, Washington’daki Rus karşıtı güçlere müdahale etmek için bir mazeret vermemek için arka planda kalmaya çalışıyor.
 
*
Suudi Arabistan Hafter’in Trablus’taki hareketini desteklemek için on milyonlarca dolar vaad ediyor.
Geçen hafta, Hafter Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi ziyaret etti.
Avrupa bu konuda bir araya geldi.
İtalya,Trablus hükümetini destekliyor.
Eski sömürgesi Libya’daki etkisini ve Libya petrol endüstrisindeki tarihsel konumunu korumak isterken, yeni bir mülteci dalgasıyla da ilgileniyor.
Fransa, bazı petrol işlerini devralmanın peşindedir ve Hafter’i destekliyor.
Ayrıca Libya’nın batısındaki ve güneyindeki eski Fransız kolonilerindeki İslamcı faaliyetlerden de endişe duyuyor.
Avrupa Birliği ise  yalnızca herhangi bir tarafa isim vermeden savaşmayı durdurma çağrısında bulunan zayıf bir bildiri yayınlamıştır..
 
*
Ne ki, Türkiye ve Katar’ın desteklediği Müslüman Kardeşler Misrata’da oyundadırlar.
Nitekim kalkınan güçlü Hafter, Libya’nın başkentine sürpriz bir saldırı başlattıktan sonra hâlâ suç çeteleri ve aşırılık yanlılarıyla mücadeleyi sürdürüyor
Ancak giderek tatsız bir oyuncu kadrosu, ABD ve BM  tarafından terör örgütü olarak onaylanan milislere yakından bağlı bir grup da dahil olmak üzere kendisine karşı koalisyona katılmıştır
Batı giderek  General Hafter’i daha az kötülük olarak kabul ediyor…
 
*
Perşembe günü, Trablus’un bir banliyösünde havan bombalarının düştüğü  bir sırada,
İngiltere’nin  Khalifa Hafter’i ağır eleştiren ve  Libya’da ateşkes talep eden taslağı BM Güvenlik Konseyi’nde,
Hem ABD hem de Rusya’nın  tasarıyı desteklemekten kaçınmasıyla raydan çıktı.
Rusya, İngiltere’nin Hafter’i eleştirmesine itiraz etti.   
ABD ise karara itiraz ettiklerini belirten bir neden belirtmedi.  
 
*
Ancak ABD, Hafter’i kamuoyu önünde desteklemese de,
Mısır, Suudi Arabistan ve BAE gibi bazı bölgesel müttefikler, 
ABD’nin mevcut mücadeleyi çözmenin bir yolu olarak Hafter’in gücünü arttırma konusunda istekli olduğunu belirttiler…
 
*   
Nitekim Beyaz Saray, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Başkan Trump’ın, Libya’da güçlerini ilerleten General Hafter’le,
Süregelen terörle mücadele çabaları ve Libya’da barış ve istikrarın sağlanmasının gerekliliği konusunda görüştüğünü açıkladı.
Hafter Trablus’a saldırısını başlattığında çok az şey söyleyen ABD artık  Hafter lehinde ve göz önündedir.
 
*
Hafter, Libya’nın petrol arzının çoğunu kontrol ediyor. 
ABD, Rusya, İtalya ve Fransa’nın açık desteğiyle, Suudi Arabistan parası ve Mısır ordusunun katkısıyla,
Daha uzun bir savaşa devam edebilmek için gerekli tüm desteğe sahiptir.  
Libya’daki duruma “askeri bir çözüm olmadığını” söyleyenlerin muhtemelen yanlış olduğu ispatlanacak, 
İslamcı Müslüman Kardeşler örgütüne ve lideri Erdoğan’a ağır bir ders daha verilecektir.
 
 
22.4.2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.