BAYRAK, KİMLİK VE KİŞİLİK
HÜSEYİN MÜMTAZ

Yaklaşık on beş yıldır; ”KKTC’nin 80’lerden bu yana nüfusuyla orantısız bir suç cenneti olmasında, bir şekilde Türkiye’den kapağı atan sabıkalı, işsiz/güçsüzlerin, mafya bozuntularının, kara para aklayıcılarının payı varsa; ‘sadece kimlikle’ yapılan giriş-çıkışlarda ilgili birimler güvenlik kayıtlarını paylaşmalılar” diye yazarım.
Sadece limanlar ve hava alanlarında değil, “uçsuz bucaksız” kuzey sahilindeki bol yıldızlı kumarhane/kârhane otel iskelelerinde de…
Nihayet Türkiye İçişleri Bakanı Soylu adaya teşrif etmiş ve KKTC İçişleri Bakanı Baybars’la birlikte “Suçların Önlenmesi ve Ülkeye Giriş Çıkışlarda Sakıncalı İnsanların Tespitine Yönelik İşbirliği Protokolü”ne imza koymuş; Başbakan Tufan Erhürman’la birlikte de “Sahil Güvenlik Alanında Destek ve İşbirliği Protokolü”nün imzalanmasına şahitlik yapmış.
Darısı merdivenaltı üniversitelere sorgusuz sualsiz kabul edilen üçüncü dünya ülkeli, çoğunlukla Afrikalı, öğrenci maskeli “ne iş olsa yapan” elemanlara.
Kapıları böylece hallettiğimize göre dikkatimizi içeriye çevirelim.
“Japonca konuşan Türkiyeliler” tanımı size ne ifade ediyor?
Birinci bölüm açık; “Japonca öğrenip konuşanları” anlatıyor. Ama sonrasında iş karışıyor; “Türkiyeliler” ne demek? Bilindiği gibi son 20 yirmi yıldır yerleşen algıya göre Türkiye, 80 küsur çiçeğin boy verdiği bir çiçek bahçesi.
Bu “Japonca konuşanlar”, Türkiye’nin hangi yöresinin çiçeği?
Kıbrıs’ta da, SSCB Komünist Partisi’nin Kıbrıs’taki kolu AKEL (Başlangıçta CTP de AKEL’in kuzey versiyonuydu. ‘BEY Faşizmine son’ diye yollara düşen ben miydim?) önümüzdeki AP seçimleri için ismi Türkçe olan bir güneyliyi aday gösterdi.
Niyazi Kızılyürek (Kızıllardan kaçan Ruslar kendilerine “Beyaz Ruslar” diyordu, bu tam tersi) kendisini “Türkçe konuşan Kıbrıslı” diye tarif ediyor.
İyi de be Niyazi, sen hangi dağın gülü, hangi bağın bülbülüsün?
Niyazi aklısıra bam telinden vuruyor, diyor ki; “Kıbrıslı Türkler AB yurttaşlığı konumunu, hele böylesi izole bir ortamda çok daha güçlü olarak kullanmalıdır”.
Kıbrıs Türkleri, (Kıbrıslı Türkler değil) 63-74 arası mı izole idi yoksa 74’den sonra mı?
20 barikattan geçilerek girilen/çıkılan gettolarda, enklavlarda ben mi yaşıyordum be Niyazi?
Aynı “AB Yurttaşlığı” havucunu 2004 Annan Referandumu’nda da göstermişlerdi.
Ülkelerinin AB’ye alınma ihtimalinin olmadığını görüp havucun peşine düşen adadaki “Türkiyeliler”in katkısıyla %65 “Yes be annem” çıkmıştı ama her zamanki gibi verilenleri az bulan Rumların “Ohi”siyle o iş olmamıştı…
Talât’ın deyimiyle sonradan “Bir şekilde ekarte edilecek olan” “Devlet Kuran son Türk” Denktaş da “Bütün dualarım Rumların üzerine olsun” demişti.
Talât, Kızılyürek projesinin kuzey versiyonuydu, Akıncı da aynı projenin devamıdır.
Peki, sırada kim vardır?
Akıncı anlaşılmaz bir telaşla Anastasiadis’le “uzlaşmaya” oynuyor. İçerideki “Türkçe konuşan Kıbrıslılar”ın oyunu devşirmek için de Türkiye karşıtlığına soyunuyor.
Seçimine bir yıl kalan Akıncı “topal ördek”dir. Rum’un seçimine iki yıl kalınca görüşmeler askıya alınıyor da aynı durum kuzeyde olunca neden herkes anlamsız bir acûliyetin içine giriyor?
Giriş çıkışlar bir şekilde kontrol altına alınacak dedik; peki içerideki “Türkçe konuşan Kıbrıslılar” ne olacak?
Arkadaşlar diyor ki; “KKTC’yi Rumlar gibi inkâr edenler, sahte, kukla, sözde, mandıra vb ifadelerle aşağılayanlar, ben Türküm ben vatandaşım dememeli, KKTC vatandaşı sayılmamalı ve vatandaşlık haklarından yararlanmamalı, askerlik yapmamalı, devlet memuru, öğretmen, kurum, parti dernek yöneticisi olamamalı. Bu devleti savunan gençlerin hakkını yiyerek devlette kadro işgal eden, devletten maaş alan ama bu devlete hakaret eden, aşağılayan, yıkmaya çalışan 5. Kol görevi yapanlar devletten kamudan partilerden örgütlerden ve medyadan temizlenmeli. 5.kola artık göz yumulmamalı. İktidara gelecek KKTC savunucusu bir hükümetin yapacağı ilk iş bunu sağlamak olmalı”.
Aynen katılıyorum.
Ama önce “proje”deki yeni aktörlerden Erhürman’ın KTOEÖS Başkanını protestosunu değil de “Ara Bölge”de onunla neden oturuma katıldığını sorgulayalım sonra…
Kimlik kartlarına “Al ay/yıldız” yerine caretta/carettayı kimin koyduğunun hesabını soralım.
“Muz Cumhuriyeti” ile “Kaplumbağa Cumhuriyeti” arasında ne fark vardır? 22 Şubat 2019

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.