KIYMAYIN ÇOCUKLARA

Yine kayıp çocuklar…Yine sapık adamlar…Yine tecavüz edilip,öldürülmüş küçücük bedenler…

Hemen hepimizin evinde bir küçük çocuğumuz var.Anneler hamilelik dönemini getirin gözünüzün önüne…Ne sıkıntılar çektiniz yavrunuza kavuşmak için…Babalar,siz de az çekmediniz hani aşerme döneminde ve doğum zamanı…Ya dünyaya geldikten sonraki geçen uykusuz geceler…Hepimiz bir süre sonra kendimiz için yaşamaktan vazgeçip hayatımızı bu minik yavruya göre düzenlemiyor muyuz?

Size kırk uçurmaya geleceğiz…Gördün mü bana gülümsedi…Diş çıkardı,hedik yapalım…Emekledi…Yürümeye başladı…7 yaş dişi çıktı…Okula gidecek artık büyüdü büyüdü…

Büyüyemedi leylalar,ahmetler,ayşeler…Büyümesine izin vermediniz…Sapık ,hastalıklı,gem vuramadığınız dürtüleriniz yüzünden büyüyemeden acılar içinde ayrılıp gittiler içimizden.

O masum çocukları pis emellerinize alet ederken,ya da vücudunu parçalayıp,günahınızı kimse görmesin diye gömerken hiç mi aklınıza gelmiyor kendi çocukluğunuz,ya da çocuklarınız…Çocukken size böyle bir şey yapılmış olsaydı,ya da gözünüzün bebeği yavrunuza böyle bir şey yapılsaydı neler hissederdiniz…

Eskiden de böyle tecavüz ve işkence olayları oluyordu da biz mi duymuyorduk,yoksa bu sosyal medya sayesinde insanlar utançlarını ve korkularını yenip,kimliklerini de saklayarak artık söylemeye cesaret mi ediyorlar!

Yıllar önce yazdığım bir yazıdan alıntı yapacağım;

Sokaktaki bir gazeteci ,10 yaşlarında bir erkek çocuğun çok zor yürüdüğünü görünce merak ediyor.”Neyin var yavrum,niye yürüyemiyorsun?”Çocuk korkuyla gözlerini kocaman kocaman açarak,önce etrafına bakınıyor,sonra yavaşça kulağına eğilip,” Bir sürü pantolonu üstüste giydim” diyor.Gazeteci daha bir merak ediyor,”Niçin bu kadar çok pantolon giydin,çok mu üşüyorsun” diye sorusuna devam ediyor.

Ben bu cevabı 20 senedir unutamıyorum,siz unutabilecek misiniz bilmiyorum.”Amcalar çıkaramasın da ,canımı yakmasın diye”…

İçimde fırtınalar kopuyor,çocukların çığlıklarıyla uyanıyorum geceleri…Bir karıncayı bile incitmeyen ben bu tür yaratıklara nasıl ceza verilmeli diye,korkunç senaryolar üretiyorum.

Ben bu yaratıkların kabusu olmaya karar verdim.Bu tiplerin hapishaneye düştüğünde cezasını veriyormuş oradaki mahkumlar,ayni şeyleri kendilerine uyguluyorlarmış yıllarca…Ama çoğu da yakalanmadan bu hastalıklı davranışlarına devam ediyorlar.

Bu yetmez,hiç caydırıcı olmuyorki yıllar geçtikçe toplumda tecavüz olayları ve karısına,çocuğuna şiddet uygulayanlar daha da artıyor.

Sizin de bildiğiniz gibi ülkesinin ordusunu,düşünenini düşündüğünü söyleyip,yazanını susturan hükümet,tecavüzcülere ve teröristlere bir kılıf uydurup sokaklarda salına salına gezmelerine izin veriyor.Hatta bazılarını baştacı edip ödüllendirip terfi ettiriyor,hergün okumuyor muyuz gazetelerde örneklerini…

Ben böyle adamların rüyalarına girip,kabusları olmaya  karar verdim;

-Hey sen,kalk ayağa.Beni hatırladın mı?Hani geçenlerde çığlıklarıma kulaklarını tıkayıp,yalvarmalarıma aldırmadan ve hiç acımadan,pis nefsini köreltmek için,tecavüz ettiğin çocuk! Seni cezalandırmaya geldim.Hani filimlerde yakaladıkları hayvanların kimin olduğunu bilsinler diye isimlerinin baş harfini  kızgın demirle vücuduna basarlar ya,işte kızdırdığım demiri“tecavüzcü”diye basıyorum alnına damgayı…Eminim sabah koşarak aynaya bakacaksın…

-Ya sen,senin küçücük çocuklara mı gücün yetiyor,basiretsiz adam,yetersizliğinin acısını çocuklarını döverek mi kapatmaya çalışıyorsun…Çocuklar haydi hepiniz bir parmağı olun onun,size vuracak eli olmayacak nasılsa ve bir ömür sizi parmak olarak taşıyıp,bu utancı kime nasıl izah edeceğini bırakın o düşünsün…

-Sen,kızını üç kuruş başlık parasına, dedesi yaşındaki adama satan…Geçirin bunun başına bir yular,çıkarın hayvan pazarına,beş paraya satın,sakın ayağa kalkmasına izin vermeyin,çocuğuna bunu layık gören adamın dört ayak üstünde durması gerekiyor,aslında beş para etmez bu şerefsiz…

-Bu kadın en ağır cezayı almalı aslında,anne yüreği vardır hani,çocuğunun ayağı taşa değse,ciğeri sızlayan…Bu kadın kocası çocuğunu döverken,amcası çocuğuna tecavüz ettiğinde karşı koyma yürekliliğini göstermedi,sevgilisi kızına-oğluna tecavüz ederken görmezden geldi…Şimdi kendini şöyle savunacak bakın”Ben cahildim,küçücüktüm,zorla evlendirildim,bizi büyütürken, babamızdan-abimizden-kocamızdan korkmamız öğretildi.Üstelik gidecek yerim yok,elimde mesleğim yok,beş param yok,karşı gelsem ne yapabilirdim,ben de dayak yer otururdum”…

Öyle değil bacım,kazın ayağı öyle değil…Sen tembelliği ve onursuzluğu seçmişsin.Koca eve iki lokma ekmek parası getirsin de ne yaparsa yapsın.Beklentin sadece bu…Git merdiven sil,sokakları süpür, bulaşık yıka, hizmetçilik yap ve çocuklarının karşısında onurunla dimdik ayakta dur ki senin yetiştireceğin çocuk da topluma yararlı olsun…

İşte bu sapıklar sizin gibi sorumsuz ve yüreksiz anneler yüzünden babalarından ya da annelerinden dayak yiyerek büyüdükleri için böyle canavarlaşıp insanlıktan çıkıyorl ve sapıkça ,canavarca şeyler yapıyorlar…Bu kadının cezasını siz okuyucularıma bırakıyorum,öyle bir ceza verin ki,toplumda sağlıklı anne-babalar ve çocuklar olsun artık.

Kadının -çocuğun-köylünün-fakirin yanında olmayıp,ülkemde yöneticiyim diye geçinenler… Siz var ya siz,toplayın eşrafınızı, binin şu gemiye,bu sizin gemilerden degil ama bilesiniz…Sizi uzay boşluğuna atacağım ki toplum sizden tümden kurtulsun,bir daha geri gelemeyesiniz diye…

ABD de kanunlar var.Tecavüzcüler hapisten çıkınca nereye giderse gitsin,bulunduğu eyalete”ben tecavüz cezası aldım”diye bildirmek zorunda…

Hani o çok pantolonlu çocuğa ne oldu diyeceksiniz…Çok soğuk bir kış gününde,Üsküdar sahilindeki bir telefon kulübesinde,pantolonları parçalanmış,çırılçıplak,defalarca tecavüz edilmiş ve donarak ölmüş olarak bulundu…

Farkında değil misin,bütün amaçları sana şeriat gelsin artık dedirtmek.Önce kadını eğitimsiz bırakıp,sosyal hayattan koparıp,eve kapatıyorlar.Erkeğine muhtaç olsun ve bir dediğini iki etmesin diye.Otobüslerde,trenlerde,hatta park da bahçede boşuna taciz etmiyorlar kadın korkup evine kapansın,okula ve çalışmaya gitmesin,düşünmesin ,sorgulamasın diye…

Sonra erkeği eğitimsiz bırakıp,karın tokluğuna bulacağı bir işte çalışıp akşama evine bir lokma ekmek götürüp şükretsin düşünmesin,sorgulamasın diye…

Bakın bizler birazcık mürekkep yalamışlar bile,böylesi vahşet karşısında çılgına dönüyor ve şiddeti şiddetle bastırıp yok edebileceğimizi sanıyoruz.

Yolculuk sırasında sohbet ettiğimiz bir polis arkadaş”Hocam biz tutuklayıp getiriyoruz,ertesi günü serbest bırakılıp,bize düşman oluyor adamlar”Caydırıcı yaptırımlar bulmak zorundayız…

Eğitim sistemi boşuna mı yaz-boz tahtasına döndü sanıyorsunuz!Bütün amaçları toplumu eğitimsiz bırakıp,kendilerine itaat eden bir toplum yaratmak ve yeter artık şeriat gelsin bu ahlaksızlıkların cezasını verelim elini kolunu keselim,idam edelim…

İdam demişken o da boşuna getirilmedi gündeme. Ergenekon ve balyoz davalarında bitiremediler düşünen,araştıran,sorgulayan kesimi…Kalanları bir kılıf bulup idamla temizlemek…Sakın ha…İdam falan diyeceğine,eğitim konusunu gündeme getirelim ve düşünen,araştıran,sorgulayan nesiller yetiştirelim ki bunların hepsi kendilğinden düzelir.

Uyanış başladı..Daima ileri…Atatürk devrimleri,demokrasi ve cumhuriyetten asla vazgeçmeyeceğiz…Sular tersine akmaz,er-geç zafer bizim…

Çocukların tecavüz edilip,öldürülmediği,insanların ötekileştirilmediği,sevgi ve saygı birleştiriciliğinde biz olmayı başardığımız aydınlık yarınlarda buluşmak umuduyla…

Ümran Ünlü tarafından

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist... Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum. Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.