Kategoriler
Ahmet K. Aytar Politika

EGOSANTRİZM VE TÜRKİYE SEÇİMLERİ

ABD’nin ithal çelik ve alüminyum ürünlerine koyduğu ek gümrük vergisi G7 Kanada Zirvesi’nin  en önemli gündemiydi.
Zirve Almanya, Kanada, Japonya, Fransa, İtalya ve İngiltere’nin ek gümrük vergisi konusunda Başkan Trump ile yaşadığı derin görüş ayrılığını gideremedi.
Başkan Trump Singapur’da, Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un ile yaptığı zirvede Pyongyang’ın  olası nükleer anlaşması için denetim süreci başlattı…

*

Haziran’da işbu iki önemli konuda Washington’un tek başına hareket etmesi müttefiklerince lanetlendi.
Çünkü  ABD’nin baskın askeri ve ekonomik gücüyle liderlik konumunu korumaya çabaladığı şu sıralarda “tek kutuplu dünya” çok tartışılıyor,
Ama Başkan D.Trump, her şeyi kendine dayandıran, kendi görüş açısından hükümde bulunan benmerkezci -egosantrik bir düşünce yapısıyla ABD dış politikasını yönetmekle eleştiriliyordu…
Öyle ki, ABD dış politikasında neyin aranacağının  bilinmesinin  çok zor olduğu bir süreç yaşanıyordu.

*
Başkan’ın egosantrizmi kişisel görevlerinde kendini ortaya çıkaran kötü bir felsefedir.
Strateji yerine sadece blöf yapmak, tehdit etmek, yaltaklanarak kazanmak gibi taktiklere dayanıyor.
Taktikleri çelişkili olabiliyor ama herhangi bir stratejik düşünceye ihanet etmiyor.
Bu tuhaf durum ABD Kongresi ve halkını şaşkına çeviriyor, genellikle yönetiminin diğer üyelerinin kendisini terketmesine yol açıyor…

*
Yine de Trump’ın egosantrisi,  Kanada G7 toplantısında ABD’nin müttefiklerini dışlanmasını,
Sonra uzun süredir rakip olduğu Kuzey Kore lideriyle Singapur’da görüşmesini  tam olarak açıklamıyor!
Belki Trump’ın sadece ” bir orijinal” olması; ABD’nin  dış politikası normlarından bu gerçeküstü geri dönüşümü anlaşılır yapabiliyor!

*

Başkan Trump, Kim Jong Un ile yaptığı zirvede Kuzey Kore liderinin kibirine ve milliyetçiliğine hitap etmek için hazırlanmış bir Beyaz Saray yapımı tiyatronun başrol oyuncusuydu.
Jong Un ile birlikte Kuzey Kore görüntülerini izledi, Güney Kore’den hiç bahsetmedi, Çin ve Japonya’yı görmezden geldi.
Küçük bir bildirim imzaladı  ama Kuzey Koreli diktatörü dümdüz etti.
Elbette Trump ve Kim’in birlikte olması ve iki ülke arasında bir yumuşama başlatmaları heyecan vericiydi.
Trump’ın Güney Kore ile birlikte savaş oyunlarını durdurma sözü önemliydi.
Ortak bildiriye gelince o da iyi bir şeydi ve detaylara girmiyordu.
Çünkü Kuzey Kore derhal nükleerden ayrılmak istemiyor, zaten Trump sürecin özelliklerini anlamıyordu; ayrıntılı bir konuşma durdurucu olurdu!
İki lider genel olarak demokrasiye veya insan haklarına saygısız yönetim tercihlerine rağmen birbirlerine saygı sundular ve uzlaştılar…

*

Kanada Zirvesi ise daha rahatsız ediciydi.
Trump, G7 deklarasyonunu imzalamayı reddetti ve  ABD’nin büyük ticaret ortaklarına karşı gümrük vergisi peşinde koşmaya devam etti.
Kanada lideri J. Trudeau’ya  “cehennemde özel bir yeri” olduğu ifadesiyle hakaret ederken olağanüstü bir gösteri sunuyor gibiydi.
Yönetiminde ABD’nin kuzey komşusuyla olan ilişkilerini onarmak için çaba gösterenleri yolda bıraktı…
Trump’ın  Rusya ile G8’e  yükselme talebi  Rus arkadaş için sürpriz değildi!
Ama bu davet diğerleri için Trump’ın  dünya ile ilgisinin çok küçük düzeyli olduğuna ilişkin delil sayıldı.
Trump egosantrizminin , stratejiyi taktik lehine reddederken esasen jeopolitiği tamamen reddetmesi anlamına geldiği ama bunun uluslararası ilişkilere yeni bir açılım getirmediği anlaşıldı…
Doğrusu Trump öfke, aptallık ve kibirden hareketle  herşeyi başka bir yere savuruyor, tamamen farklı bir oyuna neden oluyordu…

*

Trump egosantrizmi şimdi Türkiye’de, Recep Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğünü sağlamlaştırmakla göz kamaştırıyor.
Halbuki Erdoğan liderliğinin sağlamlaştırılması, ABD liderliğinin İŞİD radikal terör örgütü ile sürdürdüğü mücadeleyi  zayıflatacaktır.
Türkiye  Rusya’ya daha da yakınlaşacak, birlikte  mali ve dini araçlarla  Balkanları ve Ortadoğu’yu zayıflatarak Hıristiyan Avrupa’yı baltalayacaklardır.
Kendini İslamcı Cihatçı Müslüman Kardeşler örgütünün hamisi olarak tanıtan Recep Tayyip Erdoğan, her geçen gün Sünni Arap dünyasının umudu haline gelirken,
Gazze’de “Kafirleri öldürüp dünyaya İslamı empoze etmeyi hedefleyen” Müslüman Kardeşler Örgütü’nün İslam Tugayları’ nın bir bölüğü olan,
Dünyadaki en son Yahudiyi öldürüp bir İslam devleti kurmaya çalışan  HAMAS’a desteğini sürdürmesine ve İsrail-Filistin barışını beklemeye alabilecektir.
Erdoğan’ın Kuzey Suriye, Kuzey Irak ve Doğu Akdeniz’de hidrokarbon kaynaklarından hak talebi sürecek,
“Katil Eset” söylemiyle Suriye trajedisine bir siyasi çözüm bulunmasını engellenecektir.
Türkiye,  Orta Asya ve Çin’de  savaşacak vekil güçlere bir yuva olurken,
Bazı gelenekler ve belgeler üzerinden inşa edilen İslamcılık, bir taraftan İslamofobiye neden olurken öte yanda İslam dinine  bir meydan okuyuş olacaktır.

*

Başkan D.Trump’ın egosantrizmi Washington’un Türkiye’yi kabulünde zayıflığa yol açmıştır.
Erdoğan’ı sağlama almak, Türkiye’nin muassır medeniyete ulaşmasının engellenmesi,
Anti-demokratik ve anti-Amerikan eğilimlerin şiddetlenmesi,
TransAtlantik İttifakın çıkarlarının baltalanması demektir.

*

Bir diğer egosantri; Kemal Kılıçdaroğlu’nundur.
Kılıçdaroğlu’nun “Dersim yetişmeli egosantrisi” Türkiye’den İslamcılığın yayılması tehlikesine hem kendi gözünü hem de halkın bir çoğunun gözlerinin körelmesine,
“Atatürkçüğü Demokratikleştirme” hiyanetine,
Bu büyük düşüncenin yerini Sosyal Demokrasi gibi egosantrik bir düşünceyi bir kısım insanın temel karakter yapmasına yol açmıştır.

*
Kılıçdaroğlu, Türklerin tarihinde en önemli yanlışlardan biridir.

26.6. 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.