Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

MENBİÇ GÖRÜŞMESİ,  KUZEY IRAK POZİSYONU VE SEÇİMLER

Kaos’un hakim olduğu Irak ve Suriye’de hadiseler, hedefler, yöntemler, araçlar, ilişkiler  mütemadiyen değişiyor.
Toplam savaş karşısında ABD, Rusya, Türkiye, İsrail, İran ve Avrupalı​ ülkeler bir taraftan çıkarlarını sağlamak​, diğer taraftan savaş suçlarından kurtulmak için yarışıyor.
Yazık ki, bu topraklar kurallara dayalı küresel düzenin hızla çözüldüğü bir girdap durumundadır…

*
​İslam Devleti (İŞİD) ​Suriye ve Irak’ta​,​ toprağa bağlı olmayan yeni mücadelede​ ​stratejisi​nde​ yeni siyasi çıkış yolları ve ittifak arayış​ındadır.​
Suriye ve Irak’tan  İŞİD’i süpüren​ Kürtler, ABD’nin desteğiyle önemli su,​ ​tarım alanları, petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedeflerini pekiştiriyor.​
Bir taraftan da Kürtler​ ​arası ilişkilerde rekabet derinleşmiş, her bir grup kendi lehine stratejik​ ​kazanımların peşine düşmüştür.

*
Suriye ve Irak, işbu çıkarlar çerçevesinde daha geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline gel​mekte, ​çözümleme​ imkansızlaşmaktadır.
Tehlikeli olan şey ise taraflar arasında başka çatışmaların gerçekleşme ihtimalinin yükselmekte oluşudur.
Özellikle İsrail ve İran askeri kuvvetlerinin karşı karşıya gelebilecek olması gibi bir felâket herkesi korkutuyor…

*
Türkiye ise​ Suriye ve Irak’ın kuzeyinde terör koridoru oluşumunu engellemek başlığında Kürtlere karşı​ kapsamlı​ bir mücadele sürdürüyor.​
Bu mücadele aslında Türkiye’nin, yabancı diyarlarda  Suriye ve Irak’la  savaşı anlamına geliyor.
Ama bu suretle Türkiye esasen ABD’nin izniyle çıkarları birbirleriyle farklı ülkelerin Suriye ve Irak’ı geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirmesinin​ önüne geçiyor!
Üstelik ABD adına Çin’in İpek Yolu projesinde çok önemli bir yeri olan Deir el-Zor ve Palmyra’dan Türkiye’ye uzanan güzergahı gözlüyor.

*
Ve Türkiye  bu savaşımında mütemadiyen yeni cepheler açıyor.
Birbirinden farklı her neden yeni bir cephenin kurulması sonucunu veriyor…

*

Çünkü Türkiye hükümeti; Cumhuriyetin 1938 yılına kadar gerçekleşen anlaşmaların sınırı içinde ülke birliğinin temeline işaret eden Misak-ı Milli’sini,
Ve bu perspektifte “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini reddediyor.
Bunun yerine 28 Ocak 1920’de İstanbul’da son Osmanlı Mebusan Meclisi’nin kabul ettiği saldırgan Misak’ı Milli ilkesinden hareketle,
Kuzey Suriye ve Irak’ta  İslamcı  yeni Osmanlı Devleti için gerekli olan su,​ ​tarım alanları, petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedefini gözetiyor.
Sonra çıkarları birbirleriyle farklı ülkelerin Suriye ve Irak’ı  geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirmesinin​ önüne geçme görevi karşılığında;
Bu hedefe ulaşmak için ABD’nin himmetinden medet umuyor!

*

4 Haziran’da Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu’nun, “​YPG militanlarının Menbiç’i boşaltması” konusunda Washington’da yaptığı görüşmelerin ardından,
“Yol haritasının onaylanması, Amerika’nın bize verdiği sözü tutması anlamına geliyor ” açıklamasını  yukarıdaki  çerçevede değerlendirmek gerekiyor.
Nitekim AKP Genel Başkan Yardımcısı H.Yazıcı, Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu ile ABD’li mevkidaşı M.Pompeo’nun Washington’daki Menbiç görüşmesini,
“Umarım Amerika sözünü tutar ” ifadesiyle değerlendiriyor…

*

Pazar günü de Başbakan B. Yıldırım, Türkiye’nin  Irak Kürdistan Bölgesi’ndeki askeri varlığını terörü yok etmek üzere  ikiye katladığını,
TSK’nın Irak topraklarında 27 kilometre  derinlikte  operasyonlar tertiplediğini açıklıyor.
Ayrıca Suriye’de “Fırat’ın batısı anlamına gelen Afrin ve Fırat Kalkanı bölgesinde 250 kilometrelik bir mesafeyi terörden temizlediklerini ” söylüyor.
Dün toplanan Bakanlar Kurulu ardından Hükümet Sözcüsü de koroya katılıyor ve ” Türkiye Kandil’e girebilir, her an her şey olabilir” diyor…

*
Birkaç yıldır Türkiye, tıpkı Suriye’de olduğu gibi Irak’ın da geniş bir uluslararası çatışma ortamı haline ge​tirilmesinin önüne geçme görevindedir.
Bu sırada Kürtçü terörle mücadele kisvesi altında Irak’ın kuzeyinde de petrol ve doğal gaz alanlarını kontrol etme hedefini koşturuyor.
Nitekim Türk hükümeti Kandil, Maxmur ve Şengal’e operasyon yapmak talebiyle Irak hükümetine Musul sınırlarında yeni bir gümrük kapısı açma ve İrak ile ticareti geliştirme teklifini hayata geçiriyor…

*

Buna göre Türkiye hükümeti, Irak hükümetinin PKK’ye yönelik operasyonlara izin vermesi karşılığında, Habur’un batısında  Şırnak/ Silopi’ye bağlı Ovaköy’de  yeni bir sınır kapısı açıyor.
Bu kapıdan yapılan ihracaatın Telafer, Musul’dan Ninova ve Bağdat’a ulaşması planlanıyor.
Aslında Türk Ordusu Ovaköy’den  Musul’un kuzeyine kadar olan  50 kilometrelik alanda bulunan İran’a bağlı Haşdi Şabi ve Şengal Direniş Birliklerini engellemeye çalışıyor.
ABD adına Irak’ta Musul’un kuzeybatısında yer alan stratejik konuma sahip Irak- İran ticaret koridorunu ve Irak’ın Peshkhabur kentine yapılan kuzeydoğu geçidiyle uluslararası piyasalara ulaşan güzergahı da kontrol altında tutuyor.
Ama Kürtçü terörle mücadele kisvesi altında Irak’ın kuzeyinde petrol ve doğal gaz alanlarında hak sahibi olmanın hedefini koşturuyor.
Son bir haftadır şehit edilen Türk askerleri Ovaköy’ün Telafer’e ve Musul’a giden ana yola bağlanması için 120 kilometrelik bir stabilize yolun inşasındaki görevlilerdir…

*

Dışişleri Bakanı M. Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı M.Pompeo’nun dün Washington’daki Menbiç görüşmesini aktarırken,
“Net bir gün sözkonusu. Takvim sayesinde sürüncemede kalmayacak. Ama Anadolu Ajansı’nın sonradan düzelttiği haberindeki gibi 30 gün sözkonusu değil. Bu, sahada birlikte atılacak adımlara bağlı. 6 aydan az bir süreden bahsediyoruz ” ifadesini de;
Türkiye’nin 24 Haziran’ dan itibaren mutlaka farklı etnik ve dini kökenlerden gelen insanları bir arada yaşatmak için normalleşeceği bir perspektifte düşünmek gerekiyor.

6. 6. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here