Ana sayfa Haberler Politika

VURUŞARAK MI? SAVAŞARAK M?

VURUŞARAK MI? SAVAŞARAK M?

Maalesef siyasi üslup uzun bir süreden bu tarafa  kaba, kırıcı, rencide edici ve ayrıştırıcı. Seçime giderken iktidar partisinde aynı üslup devam ediyor, muhalefet partilerinin birleştirici, âdaplı olması sevindirici. Yıllardır özlemini duyduğumuz üslup. Medyanın da bu üsluba katkıda bulunması, ortamı gerecek yayınlardan sakınması gerekiyor. Halkımız artık bağırmaktan, hakaret ve tehdit edilmekten bıktık diyor. Bu sese ise kulak verilmiyor.

 

Havuz medyasında seçimler ve sonuçları üzerinde haber ve yorumlara bakıldığında tehdit, manipülasyon, algı yanılması, korku yayanlar var. Seçimlerin adil ortamda gerçekleşmediği ve gerçekleşmeyeceği ayan beyan ortada iken, tarafsız gözle olayları değerlendirmek çok zor. Muhalefet saygı ve barışı sağlama gayreti içinde olmasına rağmen bunun karşılığını alamıyor. Söyledikleri sözlere karşı hiç yakışmayan üslupla yanıt buluyor (pislik, çöplük gibi). Durum iktidar partisinin, öyle kolay kolay iktidarı bırakmayacağı yönünde yoğunlaşıyor.

 

A-B-C- planlarından bahsediyorlar. Nedir bu planlar?

AKP seçimi kaybetmek ister mi? İstemez ama ekonomik koşullar sürdürmesine izin vermiyor. Bunun böyle gitmeyeceğini kendileri de çok iyi biliyor. Enflasyon ve döviz artışı durdurulamıyor. Kredi bulmakta siyasi iktidar zorlanıyor. Toplum tedirgin ve huzursuz. Çarklar dönmüyor. Harcamaların hesabı kitabı yok. Dış ilişkiler en kötü döneme girmiş durumda. Her ne kadar toz pembe hikayeler anlatılsa da halk bunun böyle olmadığını biliyor. Konuşsa önü hapis, konuşmasa huzuru bulamıyor. Çaresizlik içinde kıvranıp duruyor. Umudunu muhalefette arıyor. Ekonomist Mahfi Eğilmez’in tespitlerine göre: 241 milyar dolar cari açık var. Türkiye bu parayı bulmak zorunda. Döviz rezervleri her geçen gün eriyor, enflasyon yükseliyor, Türk lirası değer kaybediyor. Özetle ufukta çözümsüz bir tablo gözüküyor. Olasılıklardan biri AKP’nin seçimi isteyerek kaybetmesi. Gelecek iktidar, kurulacak hükümet bu ağır tabloyla karşılaşacak. Doğal olarak AKP’nin sorunlarını  sırtlamak zorunda kalacak. Ekonominin düzelmesi için yeni kaynaklar, vergiler aranacak. Yani kemer sıkılacak. AKP’nin OHAL ile sağladığı korku ve tehdit ortadan kalkacağı için halk duruma isyan edecek. İşte bu aşamada AKP ortaya çıkacak ‘’Bunlar bu işi yapamıyorlar’’ feryadı ile kitleleri harekete geçirerek seçim isteyecek. Seçimi kazanacak ve dört yıllık iktidarı çoğunluklu olarak sağlayacak. Peki tablo değişecek mi hayır daha da kötüleşecek, belki de iç savaş çıkacak. AKP’nin Türkiye için sıkıntı, gözyaşı dışında yapacak başka bir şeyinin kalmaması ayrı bir trajedi. Yazdıklarımız her ne kadar komplo teorisi izlenimi verse de gerçek payı bulunuyor.

 

AKP ne olursa olsun iktidarı muhalefete teslim etmeyecektir. İcabında vuruşacak olmadı savaşacak. Sayın Erdoğan bu saltanatı bırakamaz, devleti söğüşleyenler bıraktırmaz. Bu arada ortada dolaşan  komplo teorileri var. Seçime yakın özellikle Kudüs konusu yozlaştırılacak veya Suriye’ye yapacağı askeri harekatı  bahane edilerek OHAL’e dayanarak seçim iptal edebilir.  Yandaş basının AKP kaynaklarına dayanarak ortaya attığı görüşlere göre. Meclis çoğunluğunu kaybeden Cumhurbaşkanı Meclisi fesih ederek yeni seçime gidecek. Bunun içinde  kalıcı istikrar, huzur, refah söylemi ile meydanlara çıkacak. Daha iyimser bir tahminle TBMM giren partilerden biri  ile ittifak kuracak. Bunları da sağlayamazsa savaşarak (?) iktidarına son verecek. Havuz medyası bunları yazabiliyorsa durum çok vahim demektir. Öyle veya böyle seçimleri kazanan siyasi parti/partilere yönetme şansı vermeyecek. Bunlar varsayımlar. Tamamen tersi de olabilir. Seçim sonuçlarına saygı duyulur, demokratik kurallar içinde iktidar el değiştirir. Türkiye’nin önü açılır. Ne şekilde olursa olsun önümüzdeki günler çok zor geçecek.

 

Peki halkımız ne yapacak? Elleri armut toplayacak değil. Her gün ölmektense bir gün ölmeyi tercih edecek ki aydınlığa, hakka, hukuka, özgürlüğe, demokrasiye kavuşsun. Denenmişi tekrar denemsin. Denediğinde gelecek sıkıntıların ortağı olacağını da unutmasın.

++++++++

 

ANLAYANA….!

Stalin, hizmetkárlarından birini çağırıp emreder: “Çabuk bana bir tavuk getirin!”

Aceleyle bir tavuk kapıp getirir uşaklar…

Stalin, adamlarının gözleri önünde tavuğun tüylerini canlı canlı yolmaya başlar.

Diktatör, bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverir:

“Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk?”

Zavallı tavuk içine düştüğü azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı kaçar, soğuktan tir tir titrer, dönüp masaların altına girer, köşeli masa ayakları canını yakar, duvar diplerine koşar, tüysüz kanatları yara bere içinde kalır, şömineye yaklaşır, tüysüz derisi kavrulur…

Sonunda çaresiz, tüylerini yolan Stalin’in bacakları arasına sığınıp saklanır.

O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp yolunmuş tavuğun önüne tane tane atar. Yemlenen tavuk bundan sonra, Stalin nereye yönelse peşinden koşar!

Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakan Stalin, alaycı bir gülüşle şöyle der:

“Gördünüz mü? Halk dediğiniz topluluk bir tavuk gibidir. Tüylerini yolup aldıktan sonra onu serbest bırak. O zaman yönetmek o kadar kolay olur ki…”

NE DEMİŞTİM ” ANLAYANA “

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here