Kategoriler
Ahmet K. Aytar Dünya Politika

İSRAİL YAHUDİ DEVLETİ

Kasım 1988’de Filistin Özerk Yönetimi feshedildi ve  Filistin Devleti ilan edildi.
Birçok ülke tarafından tanınarak statüsünü güçlendirmeye başladı.
BM’de konumunu güçlendirme başvurusu, Filistin halkının çoğunluğunun desteğini görmesine rağmen FKÖ tarafından kazanılmış hakların tehlikeye atılması endişesiyle Filistin toplumunda tartışmalara neden oldu.
Uluslararası toplum ise İsrail’in barış sürecindeki performansı nedeniyle bu üyelik sürecini desteklemek ile iki devletli çözümün gerçekleşme imkânını koruma gerekçesiyle üyelik sürecine karşı çıkma arasında bölündü.
Filistin BM’de gözlemci statüsüne sahip oldu ancak hâlâ coğrafi olarak İsrail işgali altındadır…

*

Filistin, İsrail-Filistin Barış görüşmelerinin yapıldığı sırada Cenevre Konvansiyonu’nun 14 uluslararası anlaşmasına katıldı.
Böylece savaş kurallarını belirleyen Cenevre Anlaşması’nın “düşman toprağını işgal eden bir ülke o bölgede askeri bir yönetim kurarak orayı yönetemez” hükmünü işletme,
Ve Batı Şeria’nın İsrail tarafından müstemleke statüsüne getirilmesine karşı uluslararası hukukî işlemleri başlatma gücüne erişti.
Bir süre sonra iki devletli çözüm ekseninde direkt ve dolaylı barış görüşmelerinin tıkandığını açıkladı…

*

6 Aralık 2017’de  ABD Başkanı D.Trump, Kudüs’ü İsrail Devleti’ nin başkenti olarak tanıdı.
3 Nisan’da İsrail’in İran’a karşı oluşturduğu Sünni ekseninin lideri Suudi Arabistan lideri Veliaht Prens M. bin Selman, İsrail’in kendi topraklarına sahip olma hakları olduğunu açıkladı.
14 Nisan’da ABD, Birleşik Krallık ve Fransa bir askeri operasyonla  Suriye’de Beşar Esad’ın sözde kimyasal silah potansiyelinin altyapısını vurdu; böylece ABD koalisyonu Kuzey Suriye’ye kaşla göz arasında bir koridor oluşturdu ve bölgeye NATO’yu getirdi…
ABD ve bir çok ülkenin petrol şirketi de  Kuzey Irak Kürdistan Bölgesini şirketlerin uluslararası hukuka aidiyeti üzerinden Kuzey Suriye’de yeni oluşan koridora bağlanmış gibi bir tablo oluştu.
Koridorun yararı öncelikle İsrail içindir.
30 Nisan’da İsrail Başbakanı B. Netanyahu, 12 Mayıs’ ta İran’ın nükleer anlaşmasıyla ilgili ‘devam mı-tamam mı’ kararını verecek olan Başkan Trump’ı etkilemek üzere,
” İran’ın yalan söylediğini, İran’ın nükleer silah programıyla ilgili gizli arşivindeki 100 bin belgenin kopyalarını ele geçirdiklerini ” iddia etti.
İran Savunma Bakanı E. Hatemi, İsrail’i provakatif eylemler yapmakla suçladı, “İran’ın karşılığı sürpriz bir biçimde olacak ve sizi pişman edecek” dedi.

*

Ve 1 Mayıs’ ta İsrail Parlamentosu, ” İsrail’ in kimliğini Yahudi halkının ulusal devleti ” şeklinde tanımlayan milliyetçi yasa tasarısının özel komisyona gönderilmesini onadı.
Tasarı lâik kanunların çıkış noktasını Yahudi prensiplerine bağlıyor : Kudüs, İsrail’ in baskentidir :  Resmi dil İbranice :  Ülkenin ulusal bayramları ile Yahudi dini bayramları arasındaki fark kaldırılıyor : Dünya Yahudilerine arzu ettiklerinde İsrailli olma hakkını veren Geri Dönüş Kanunu’nu teyit ediyor…

*
Tasarı, İsrail’i farklı yapan her ideoloji, her siyasi duruş ve her dini anlayışın kendisini bir diğerine karşı değerlendirmesi özelliği ile;
Mesela, Yahudi Milliyetçiliği anlamında Siyonizm ideolojisine kiminin dini yaklaşımları, kiminin Yahudiliği bir kültür olarak kabul etmesi, kiminin  Yahudiliğin teolojik boyutuyla ilgilenmemesi yüzünden tek başına İsrail içindeki milliyetçi akımları tanımlamakta eksik kalması ve daha  bir çok algıda farklılıklar nedeniyle uzun zamandır tartışılıyordu.

*

Muhalif sol kanat siyasetçiler, Sünni- Şii- Yahudi geriliminin yüksek olduğu şu sırada  “Yahudilerin Ulus Devleti” tartışmasının gündeme alınmasının,
İsrail toplumunun değişik kesimleri arasında varolan uçurumu derinleştireceğini,
Tasarıyı hazırlayan iktidar ise yeni kanunun İsrail’in Yahudi karakterini kuvvetlendireceğini iddia ediyordu.

*
İsrail’li Araplar, Yahudi Devleti ilan edilmesi durumunda  kendilerine ayrımcılık uygulanacağı endişesindeydi.
Filistinli muhalifler tasarıyı, topraklarından edilmiş Filistinlilerin eve dönüş hakkını engelleme yolunda atılmış bir adım olarak görüyordu.
HAMAS ise siyonist İsrail rejiminin Yahudi devleti olarak tanınması konusunda  İslam dünyasına  oyuna gelmemeleri çağrısında bulunuyordu…

*

İsrail’in kurulduğundan beri 8 savaş, sayısız anlaşma, ateşkesler ve barış girişimleri,
Özellikle 1967 Altı Gün Savaşında ele geçirdiği Suriye’den Golan Tepeleri, Ürdün’den Batı Şeria ve Doğu Kudüs de devam ettirdiği işgal ve işgal altında tuttuğu Filistinlilere karşı merhametsiz tavrı ve yayılmacı politikası ile komşu ülkelerle ilişkilerinin;
Şimdi Yahudi Devleti kimliği statüsüyle  Sünni-Şii -Yahudi gerilimine nasıl yansıyacağı konusunda endişe veriyor.

*

Çünkü İsrail’in kuşatan “Politik İslami Sistemde” takdim edilen İslam’ın bir barış dini olduğu efsanesi son bulmuştur.
Artık herkes Müslüman Kardeşlerin, HAMAS’ın ve bir çok İslamcı terör örgütünün “kafirleri öldürüp dünyaya İslamı empoze etmeyi hedeflediğini”,
Bu çerçevede, mesela HAMAS’ın dünyadaki en son Yahudiyi öldürüp bir İslam devleti kurmaya çalışan “İslam Tugayları” nın bir bölüğü olduğunu biliyor.

*

Bunlara rağmen İsrail; Gazze’ye yaptığı saldırılardan sonra halktan destek gören HAMAS yönetiminin Filistinliler arasında prestijinin yükselmesini,
Ve Mahmud Abbas’ın göze çarpmayan pozisyonu yüzünden Filistin Devleti’nin mevzi kaybetmesini  fırsat olarak kurguluyor.
Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak ilanı da benzer düşüncenin ürünüdür.
HAMAS’ın mevzilerini sağlamlaştırması karşılığında Filistin saflarında yeni ayrışmalara ve M.Abbas’ın ikinci plana itme çabasında bulunuluyor.
Uluslararası terör listelerinde yeralan HAMAS’a karşı mücadele görüntüsüyle Filistin liderlerine karşı operasyonlar düzenlemeyi,
Bu suretle sıkışan Filistin-İsrail görüşmelerinin ve İsrail’in bir Yahudi Devleti olarak tanınmasının önünün açılmasına çalışılıyor.
Filistin’e uygulanan ağır ekonomik yaptırımlarda işin cabasıdır…

*

Yaptırımlara uğratılan Rusya, İran ve Suriye’de Beşar Esad rejimi mütemadiyen sıratta tutuluyor.
Suriye süratle istikrarsızlaştırılıyor, zayıflamasından medet umuluyor.
ABD ordusu Suriye’yi  Akdeniz ve Irak’tan göz altında tutuyor.
ABD-İsrail ile İran-Rusya arasındaki gerilim had safhaya yükselmiştir ama hiç kimse bir nükleer savaşı göze alamıyor…
Rusya ve İran hergün kaybediyor…
Türkiye: ABD’nin  Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta oluşturduğu koridoru, Rusya ve İran’ın yedekçisi olarak Afrin’de kilitliyor, başı büyük beladadır…

*

İsrail bir Yahudi Devleti olarak filizleniyor…

3. 5. 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.