Ana sayfa Yazarlar Ahmet K. Aytar

RUSYA’ NIN SEÇİMİ

Perşembe günü İngiltere, ABD, Fransa ve Almanya eski bir Rus casusunun ve kızının sinir gazı ile  zehirlenmesi üzerine Rusya’ yı saldırıdan sorumlu tuttular.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da ilk defa saldırı amacıyla ” sinir gazı” kullanımını protesto eden ortak bir bildiri yayınladılar.
Bu sırada ABD, başkanlık seçimleri ve siber saldırılara karıştıklarına inandığı 5 Rus kuruluşu ve 19 kişiyle ilgili yeni yaptırımları duyurdu.

*

18 Mart Pazar günü yapılacak Rusya cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde,
Rusya ile Batı arasındaki  tezatların ne kadarının gerçek şiddeti ne kadarının seçimleri etkilemeye yönelik tasarlandığını ayırt etmek zordur!

*

Rusya cumhurbaşkanlığı seçimi Sovyet zamanına göre daha adil ve rekabetçi bir görünüm arz etmiyor.
Tek fark o zamanda sadece tek bir adayın olması, bugün ise bir kaç adayın bulunmasıdır.
​Ama ​Vladimir Putin , altı yıllık bir süre​ç için yeniden seçilmesi kesin olan  bir seçime giriyor.

​*​
Devlet Başkanı V.Putin ülkesinin büyük bir güç olduğa inanıyor.
Rusya’nın bu konumunu kaybetmemesi üzerine kurduğu vizyonuyla, ülkesinin gücünü ve önemini sürekli olarak öne sürüyor.
Sovyetler Birliği’nin çöküşünün  “yüzyılın en büyük jeopolitik felaketi” olduğuna inanıyor.
Bu vizyonuyla Rusya’nın uluslararası rolünü ve statüsünü zayıflatmak için günlük olarak çalışan düşmanları yenmek için mücadele ediyor.
Bu yüzden geçtiğimiz birkaç yıl, Rusya’nın Batı ile ilişkilerinin en yorucu dönemine tanık olundu.
Soğuk Savaş’ın sona ermesinden beri ilişkilerdeki gelişme neredeyse tükendi…

*

Putin’in bir sonraki dönem ne yapması gerektiğini tahmin etmek için 18 yıllık görevinde Rusya’yı tanımlayan 5 eğilimi anlamak gerekiyor.
1- Batı, Rusya’yı komşularını tehdit eden bir devlet olarak tanıyor.
2- Rusya’da yargı, parlamento ve bürokrasi iktidarın emrinde küçük bir elitin kuşatmasındadır.
3- Elitler politik güç kullanımında Federal Güvenlik Servis’nin ağır bir baskı aygıtı olarak kullanıyor.
4- Düşünce, Toplanma ve İfade özgürlükleri dahil olmak üzere anayasa garantisinde olan özgürlükler kısıtlıdır.
5- Rus işadamları ülkede yatırım yapmadıkları için mülkiyet hakları giderek zayıflamaktadır.

*
Putin’in elindeyse 3 kartı bulunuyor.
1- Rusya, Batı’nın doğrudan askeri çatışmaya girmesini engelleyen büyük bir nükleer güçtür.
2- Rusya yaptırımlara karşı koymak ve kendine yeterli hale gelmek için zengin kaynaklara sahiptir.
3- Putin, Rus toplumunu birleştirmiş ve ulusal ruhu yükseltmiştir.

*

Başkan D.Trump, Ocak’ta yayınlanan Nükleer Doktrin’inde ana tema olarak;
Stratejik nükleer silahların büyük ölçüde aşağı çekilmesine,
Böylece artan nükleer silah tehditlerine karşı nükleer silahların yayılmasını önleme ve nükleer silah sayısını azaltma taahhüdüne,
Buna karşı düşük verimli, daha kullanışlı nükleer başlıkların konuşlandırılmasına,
Ama ABD’ye uluslararası arenada işlediği her türlü eylemin sorumluluğunu reddetme fırsatı veren bir temel anlayışı esas almıştır.
Nükleer Doktrin kilit karar olarak ​”Nükleer ​Ü​çlü” denilen, İlk vuruşu yapabilmenin ve hayatta kalmanın: Düşmanın herhangi bir ölçekte nükleer saldırısını caydırmanın : Caydırma başarısız olursa  zararın sınırlanması için ABD nükleer güçlerinin özel ve esnek rolünü belirliyor.
Bütün bunlar ABD’nin bir çatışma halinde erkenden düşük kapasiteli taktik savaş başlıkları kullanacağını,
Rusya’nın bunu bildiğini, bu noktada ABD’nin olası boşlukları daha düşük verimli silahlar kullanarak doldurabileceği anlamına geliyor.

*

Yeni bir nükleer çağa işaret eden ABD Nükleer Doktrini’ne karşı Putin ise,
Daha fazla nükleer silah argümanı, silahlı şiddete karşı savaşmanın en iyi yolunun daha fazla silahla olduğu gibi popüler ve muhafazakâr  bir düşünceyi takip ediyor.
Bu noktada ABD’nin potansiyel bir düşmanı olarak silahlanma yarışını sürdürerek daha fazla caydırıcılığı nasıl sağlayabileceğine ilişkin belirsizliğe yol açıyor…

​*​

Rusya yaptırımlara karşı koymak ve kendine yeterli hale gelmek için zengin kaynaklara sahiptir.
​Ne ki, Putin​  Rusların yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve Rusya’nın yeni ekonomik gerçeklere uyumunun öncelikli olacağına dair verdiği sözlerde somut başarılar sağlayamamıştır.
2000 ile 2008 arasında petrol fiyatları on kat arttı​ğı için​ büyüme​ sağlanmış fakat 2009 ve 2015-2016’​ yılları arasında resesyon yaşa​n​​mıştır.
Yaşam standartları 2014​’e göre yüzde 20 oranında azal​mış, yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2013​’te​ 15,5 milyon iken 2017​’de​ 20 milyona yüksel​miştir.
​Ancak bugün ekonomi daha az kasvetli görünüyor.
Yaşam standardı yeniden yükseliyor,yoksulluk azalıyor, sağlık koşulları önemli ölçüde iyileşirken, yaşam beklentisi ve doğum oranları iyileşiyor…

*
Yine de Rusya, yeterli çözümler bulamadığı bir dizi problemle karşı karşıyadır.
Putin’in uluslararası sahnedeki eylemleri ya da Rusya’nın Kırım ve Suriye’deki rolü  ya da Rus markasının her küresel meselede ve Rusya’nın ABD  ile diplomatik eşitliğini sağlama çabalarından oluşan krizlerde,
Rus şirketlerine ve yatırımcılara zarar veren istikrarsızlık ortamı yaratıyor.

*

Rağmen V. Putin, vatandaşlarına bütün problemlere karşı şu çözümü öngörüyor ve ulusal ruhu yükseltiyor;
“M. Gorbachev’in Prestroyka’sı Sovyet insancıl projesinin bir parçasıydı.
Bugünün Rusya’sı ise Perestroyka’dan değil onun reddinden ortaya çıkmıştır.
Rusya; Türk-Moğol Altın Ordu Devleti hanlarının Rus topraklarında baskı kullanarak uyguladıkları ve Rusların o gün benimseyerek bugüne kadar ulaştırdıkları siyasî, idarî yapıyla ilgili  “Altın Orda Sistemi-Hükümdar Devlet Sistemi”nden geliyor.
Rusya’nın müttefiklere karşı  eşitlik mücadelesi bu kandan yükseliyor.
Modern Rusya kendisini refah devlet olarak da konumlandırmıyor.
Rusya Çar II. Nicholas’ın Başbakan’ı Pyotr Stolypin’e ait “Onlar büyük devrimler peşinde, biz ise Büyük Rusya’nın” sözü peşinden gidiyor…

*
Rusya cumhurbaşkanlığı seçimi dünyaya hayır getirsin…

18. 3. 2018

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here