” Yeni Dünya’da”Türkiye’nin yeri !

” Yeni Dünya’da”Türkiye’nin yeri !

İç siyaset  tam anlamıyla kanma,  kandırmaca oyununa döndü. Filler durmadan tepiniyor, var olan bir avuç mutluluğun dışında kalanlara veya bırakılanlara oluyor. Peki kim bunlar? Başta siyasetçiler geliyor. Siyasi partiye sırtını dayayanlar ve ” Y Kulübüne üye olanlar  ” için Türkiye içte ve dışta güllük gülistanlık, o nedenle de batı bizi kıskanıyor. Türkiye hızla kalkınıyor naraları göklere yükseliyor. İşsizlik, ayrımcılık,  enflasyon, yandaş kollama, hukuksuzluk, OHAL, özgürlüklerin kısıtlanması ve diğerlerini dikkate almazsak ülkemiz cennet bir ülke. Cennet olduğu içinde doğasını yok ediyor her tarafı betonlaştırıyoruz, ülkenin havasını, suyunu, doğasını kirleterek zenginliği ile övündüğümüz ülkemizi mezara gömüyoruz. Bu nedenle de dünya bizi kıskanıyor !

Yıl 1964 Aylardan  Nisan. Kıbrıs olayları baş göstermiş ve Türkiye Kıbrıs’ta ki soydaşlarımızın korunması için yoğun olarak çalışıyor. Silahlı müdahale gündemde. ABD Başkanı Johnson ” Elinizdeki silahlar Nato silahları, Kıbrıs’a müdahale için o silahları kullanamazsınız” diyen ünlü mektubunu gönderiyor. Dönemin Başbakanı ise rahmetli İsmet İnönü.  İsmet İnönü’nün Johnson’ a cevabı : YENİ BİR DÜNYA KURULUR TÜRKİYE’ DE YERİNİ ALIR” oluyor. O günkü Türkiye özgür, ayrıştırılmamış, ötekileştirilmemiş, din kullanılarak kampları bölünmemiş,  halk askerine, Parlamentosuna,  Başbakanına güveniyor. Tek vücut oluyor. Ya bugün? OHAL nedeniyle çıkarılan yasalar o yılların tam aksine,  bugünkü durumu irdelelemeye  izin vermiyor, affola.

Yeni Dünya Düzeninin kurulma çalışmaları yeni değildir. Türkiye’nin bu düzen içindeki yeri ANAP-TURGUT Özal dönemi ile tartışılmaya başlanmış, Avrupa Birliği’nin dayatmaları ve AKP’n iktidara gelmesi ile , RT Erdoğan’ın başkanı olacağı BOP-BÜYÜK Ortadoğu Projesi ile zirve yapmıştır. Türkiye İslam Dünyasının tek lideri olacağı sevdasına kapılarak Türkiye Cumhuriyetinin bütün kurumları islami esaslara göre dizayn edilerek hızla laik, demokratik sistemden uzaklaşmaya başladı. Barış yolunda sıfır sorun diyerek başta komşuları ile iyi ilişkilere girdi. Batı Türkiyeyi rol model ilan etti. Artık sayın RT Erdoğan’ın önü açılmıştı. kendine büyük güven geldi ve tüm dış ilişkiler ile iç barış bozuldu. ABD ve AB’YE meydan okundu. Bu hareketleri kendisine oy veren seçmenin gururunu okşadı ve her girdiği seçimi kazandı.

Türkiye kendi iç işleri ile uğraşırken dünyada ki gelişmelerin çok uzağında kaldı. Liderlik sevdası ile metal yorgunluğuna uğrayarak Türkiye süratle itibar kaybetmeye ve prestijiniden olmaya başladı. İslami örgütlere kol kanat oldu bu yolla Müslüman ülkelerin iç işlerine karıştığı, söz dinlemedigi gibi nedenlerle ABD ve AB ile olan ilişkiler yanında komşuları ile de sorunlar yaşamaya başladı. Batı Türkiye’nin hatalarını bir kenara not etti. Arap Baharı yaşandı. Türkiye hariç radikal İslam’a açık olan ülke liderleri arka arkaya devrildi. Türkiye’de de bir deneme yapıldı tutmadı. Bunun üzerine Türkiye hırçınlaştıkça batı Türkiye’nin başına her geçen gün örtülü ve açıktan çorap ördü, örmeye de devam ediyor. Türkiyeyi durmadan hırpalıyor. Suriye konusu Türkiyeyi maalesef ekonomik ve moral yönünden çok sarsıyor. Çünkü Türkiye’nin önü gözükmüyor. Her gün değişken tepkiler ile karşı karşıya kalınıyor. Önümüzde ki günlerde  var veya yok olma mücadelesi verecek. Başkanlık seçimi nedeniyle, muhalif sesleri ve özgürlük talepleri susturulmaya çalışılıyor. Muhalif olanlar vatan haini ilan ediliyor, tutuklanıyor, cezalandırılıyor. Geçmiş silinmeye çalışılıyor ve karalanıyor.

Diğer taraftan Yeni Dünya adım adım kuruluyor. Biz ise Suriye ve PKK bataklığın ile uğraşıyoruz. Ekonomi hiç iyiye gitmiyor. Halbuki güçlü olduğuna inandığımız Türkiye dünyanın yeni düzeni içinde Ortadoğu da bataklık değil bizzat oluşumları içinde bulunması gereken bir ülke olması gerekirken acaba yeni oluşum da Türkiye mevcut sınırlarını koruyabilecek mi, iç ve dış barışı sağlayabilecek mi endişesini taşıyoruz.

Yeni bir Dünya kurulacak bu kesin, peki Türkiye Nerede, nasıl var olacak? Geleceğimiz tehlike altında iken ittifaklarla, iç barışı bozmak,  halka din devletini dayatmakla uğraşıyoruz. Çok hazin bir durum bunları hak etmiyoruz. Büyük milletiz bunu unutmayalım. ABD ve AB’nin ikili oyunları, tavşana kaç tazıya tutu davranışları ile Türkiyeyi bölmeye çalışmaları iyice gün yüzüne çıkmış durumda. Halkımız bunu iyice anlamalı. Alanda kazanıyor görünen müdahale yarın masada kaybedilmemeli. Yoksa büyük hüsran olur. Buda yeni düzendeki yerimizin çok altında olur ki toplumuz hak etmediği yönetimlerle karşı karşıya kalır.

Sayın siyasiler artık bunları görün. Birlik, beraberlik, huzur, kardeşlik ve benzeri söylemlere yönelin. Ayrıştırıcı, huzur bozucu, kavgacı üsluptan halkın bıktığını artık anlayın. Bunu sizlerden bekliyoruz. Gelecek günlerin zor günler olacağının sinyalleri veriliyor. ABD ambargo koymaktan bahsediyor, Almanya parası ödenen silahları vermemekle tehdit ediyor. Topraklarına ve vatandaşlarına  sahip olamayan Suriye, Türkiye’yi işgalci olarak niteliyor. Mevcut siyasi iktidarın çok yakın desteğini alan Arap Müslüman devletlerin hiç birinin Türkiye’nin yanında yer almadığı, desteklemediği görülüyor. Zor dönemi ancak iç barışını sağlamış, bir birine güven duyan halk ve  dayatmalardan uzak yönetimlerle aşacağız.

Bahattin Ayhan

02.02.2018

Bahattin Ayhan tarafından

Bahattin Ayhan Araştırmacı Yazar

2 yorum

  1. Bu yerinde değerlendirme için teşekkürler…
    (Naçizane gözlemim, yazıdaki “ki” ve “de” eklerinin daha dikkatli yerleştirilmesi gerekiyor… bazı yerde birleşik yazılması gerekirken ayrı yazılmış, veya tersi olmuş. Genelde çok sık rastladığım bir durum. Saygılarımla)

  2. Sayın Sincan. Uyarınıza çok teşekkür ederim. Maalesef bilgisayar yazılımına bağlı kalma gibi kötü bir alışkanlığımız var. İmla kılavuzunu dahi açmaya üşeniyoruz. Bu bağlamda yazılarımda imla kurallarına daha çok dikkat etmeye çalışacağım. Sayggıyla

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.