Ana sayfa Yazarlar Tünay Süer

Diktatör

  1. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün eski danışmanı Ahmet Sever, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın danışmalarıyla ilgili T 24 sitesinde “Erdoğan 36 başdanışmana ne danışıyor acaba? ”başlıklı bir yazı yazmış.

Basında veya televizyonda değişik isimler duyuyorduk.

Yazı ilginç geldiği için merakla okudum.

Ahmet Sever kısaca şöyle diyordu.

 “Geçmişte aynı görevde bulunduğum için, hasbelkader bu konuyla ilgili biraz bilgiye sahibim…

“Daha önceki Cumhurbaşkanları döneminde 5-6’yı geçmeyen başdanışmanlar şimdi 36’ya fırlamış…

 “Aslında bu başdanışmanların önemli bir bölümünün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ender görüşebildiğini, kendilerine de pek bir şey danışılmadığını düşünüyorum…”

“Erdoğan, şu veya bu nedenle bakan ya da milletvekili yapamadığı isimleri küstürmemek ve yanında tutmak için başdanışman yapmış…”

Ne yalan söyleyeyim ben, 10 -15 kişi tahmin edip,“bu kadar baş danışman olur mu ya” derken, aynen Ahmet Sever gibi bakan ya da milletvekili yapamadığı isimleri küstürmemek ve yanında tutmak için başdanışman yapmıştır…”diye düşünüyordum.

Meğer 36 kişiymiş…

Vay canına!

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga TBMM’si Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerinin sorusu üzerine Külliyede danışman düzeyinde çok sayıda arkadaşımız var.

Başdanışmanların eline  ‘6 bin 400 TL.  Geçtiğini ve uçak biletlerinin dışında başka bir şey ödenmediğini söylemiş.(!)

Genel Sekreterin yanıtı Ahmet Sever’i ikna etmemiş tabi…

36 başdanışmanın sekreteri, makam aracı, şoförü, lojmanı, cep telefonu yok mu? Cumhurbaşkanı ile yurt dışına seyahat eden başdanışmanların 5 yıldızlı otellerde konaklamaları, yeme içmeleri karşılanmıyor mu? Ayrıca, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan bu 36 başdanışmana neyi, ne kadar danışıyor acaba? Her birine 15 dakika danışsa, günde 9 saat eder…”diyerek okurları ile düşüncelerini paylaşmış…

İşte bizim ödediğimiz vergilerden sadece küçük bir bölümünün nerelere gittiğini görmüş oluyoruz böylece…

Buna bir de 1150 odalı sarayın masraflarını katarsak…

***

 

 DİKTATÖR

Ülkemizdeki siyasi kamplaşmada diktatör sözünü sık işitir olduk.

Diktatör deyince çoğumuzun aklına Hitler,2.Nicholas, Kim-il Sung, Saddam gibi acımasız isimler geliyor.

Peki, diktatör demek çok kötü bir söz müdür?

Küfür müdür?

Hakaretmidir?

Nedir?

Bunların hiçbirisi değil tabi.

Kişilerin anlayışlarına göre de değişik şekillerde tanımlanır.

Mesela, kutsallaştırılmış, yanılmaz ve mutlak güç sahibi bir lider de deniliyor.

Birkaç gün önce CHP Genelbaşkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan AKP Genel Başkanı aynı zamanda  Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik “Faşist,diktatör” demiş  bu sözlerinden ötürü de hakkında soruşturma başlatılmıştı.

Tezcan bugün bir açıklama yaptı.

 “Bir korku rejimi yaratıldı; gazeteci yazmaya, öğretim üyesi konuşmaya, öğrenci sokağa çıkmaya, hâkim karar vermeye korkuyor, savcı yargıya uygun soruşturma yapmaya, siyasetçi konuşmaya korkuyor. Böyle bir Türkiye tablosu yarattılar. Korku düzeninin adı nedir, faşist rejimdir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’ye nereden bakarsanız bakın fotoğraf bu…

Aslında, diktatör, Latince dictatura kelimesinden türemiş, yönetimde mutlak güç ve egemenliğin sahibi olan lider anlamına gelmektedir.  Latince “emir veren” manasına gelir. Türk Dil Kurumu’na göre ise diktatör, bütün siyasi yetkileri kendinde toplamış kimseye denir.
Yani diktatörlük, devletinin yönetim şeklinin tek bir kişinin elinde olmasıdır.

Tezcan’a neden soruşturma açılmış anlayamadım…

***

Diktatörü en güzel anlatan duayen gazetecimiz Bekir Coşkun 19 Eylül 2014 de

“Diktatörü durdurmak” başlıklı yazısında bakın ne güzel tanımlamış.

Bizler “Diktatör” dedikçe yanlış anlaşılıyor sanki…
Köylüler etkili erkekleri, kadınları beğenip de övdüklerinde “Diktatör” derler…
*
“Emmicem de çok güzel bir diktatör adam idi…”
“Sözünü dedi mi dönmez idi…”
“Ağzını açanı pek de münasip indirir idi……”
“Desene ki diktatör adam idi…”
*
“Yengem?..”
“Yengem de çok güzel bir diktatör idi…”
“Bastı mıydı, yer titrer idi”
“Ha Hüseyin, mavzeri alıp alnından vururum iti der idi…”
“Desene ki diktatör bir karı idi…”
*
Biz diktatör falan dedikçe oyları artıyor…
Peki “zarif adam” desek…
“Centilmen…”
“Hümanist…”
“Kibar…”
“Nazik…”
Bak o zaman da uymadı…
*
Kaç gündür sesi çıkmıyordu, memlekette bir huzurlu sessizlik vardı sanki…
Kafası gözüktü…
Ve saydırdı:
“Edepsiz…”
“Alçak…”
“Adi…”
*
Ne yapıyor derseniz:
New York Times’i kalayladı…
Fitch ile Moody’si kovdu…
Terörümüz az gelmiş gibi Müslüman Kardeşler’i Türkiye’ye davet etti…
Bir bankayı batırdı…
(………)
Hepsi üç günde…
Demek ki ettiği yeminin tersine; kırıp dökme, yakıp yıkma, sayıp sövme huyundan vazgeçmeyecek…
Devlet, yasa, hak, hukuk diye bir şey yok…
O var…
*
Diktatöre boyun eğip katlananlar, tüm olanlardan diktatör kadar sorumludur ve diktatör kadar suçludur…
Bu ülkenin demokratlarının bir görevi var hâlâ…
Diktatörü durdurmak…

***
Kalemine, yüreğine sağlık sevgili Coşkun üstadımın…

Onu çok özledik ve hasretle  bekliyoruz.

Tünay Süer

2 Kasım 2017

 

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here