Ana sayfa Yazarlar Tünay Süer

İnsan, bir elbise veya eşya değildir.

Adi bir komplo ile istifa etmek zorunda kalan CHP ‘in 2.kurucu Genelbaşkanı Deniz Baykal için bazı yayın organlarının CHP eski genelbaşkanı diye tanımlamalarına çok öfkeleniyordum.

Bir gün bir yazımda “O eski başkan değil önceki başkandır” demiş, gerektiğinde de hep öyle ısrarla yazmıştım.

Sonra bu sözüm bazılarının hoşlarına gitti veya bana hak verdiler önceki genel başkanı demeye başladılar.

Sevindim.

Çünkü gerçek buydu.

Deniz Baykal’dan sonra CHP’nin başına bir tek genelbaşkan geldi o da Sn. Kılıçdaroğlu ’dur.

Mesela ben çektirmiş olduğum resimlerde hep önceki bakanlarımızdan, önceki milletvekillerimizden derim.

Bu daha uygundur.

Çünkü bir insan asla ne bir elbise, ne de bir eşya değildir…

Eskimez…

***

Önceki genelbaşkanım Baykal’ın Fransa’nın Strasburg kentinden döndükten sonra gece yarısı ateşinin yükseldiği ve ilk önce özel bir hastaneye götürüldüğü sonra Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi İbn-i Sina Hastanesi’ne sevk edildiği televizyonlarda son dakika haberi olarak geçtiğinde yüreğimin daraldığını hissettim.

Arkadaşlar arası telefon trafiğimiz çalışmaya başladı.

İlk açıklamada soğuk algınlığı denildi.

Daha sonra yapılan açıklamada, yapılan tetkiklerde beyine giden damarların birisinde pıhtılaşma tespit edildi. Tıkanan damarı açmak için anjiyo yapıldı ve damar açıldı.

Stent takıldı.

Baykal’ın yoğun bakımda tedavisi sürüyor denildi.

Tabi birçok arkadaşım gibi beni de uyku tutmamıştı.

Soğuk algınlığı açıklaması dendiğinde nispeten normal karşılamıştık.

Çünkü ben de yaklaşık on gündür mustaribim, yüksek ateş olmadı ama göğsümün ortasındaki baskı henüz kalkmadı.

Öksürük şurupları filan işe yaramadı.

CHP Milletvekillerinin çoğu hastaneye koşmuşlardı.

Sosyal medyadan, Halk TV den bize açıklamalar yapıyorlardı.

Bu gece üçüncü geceye üç ameliyatla geldik, peş peşe açıklamalara odaklandık.

İnsanlar en sevdiklerine sanırım bir başka gözle bakıyorlar.

O hastalanmaz, o ölmez gibilerde.

Ne varki hepimiz insanız her an her şey başımıza gelebilir.

Uzun bekleyiş saatlerinde genelbaşkanımın çok çabuk iyileşeceğini umut ediyordum.

Bir, iki, üç ve 4 ameliyat olunca moral çöktü bende haliyle.

Geçmeyen saatlerde insanın aklına neler geliyor neler.

Baykal sportmen bir yapıya sahiptir.

Bildiğim kadarıyla sigara ve alkol kullanmaz.

Yazın uzun yüzüşleri ve sabah yürüyüşleri çoğumuz tarafından bilinen bir şeydi.

Yani sağlığına dikkat eden birisiydi.

Fransa’ya gitmeden çok sağlıklıydı.

Ne oldu da oradan döndüğü gece beyinde pıhtı oluştu.

Acaba bazı ünlüler gibi zehirlenmişmiydi?

Bunu sosyal medyada dile getirdim ve çok arkadaşımda bana katıldı.

Bir arkadaşım zehirlenmenin yemekle olacağını yazmıştı yorumunda.

Oysa zehirlenmenin çeşitleri çok…

Mesela gençlerimizin bir kısmı ne yazık ki uyuşturucu haplardan zehirlenip ölüyorlar.

Sahte içkilerden çok kişinin hayatlarını kaybettiklerini görüyoruz.

Yorum bırakan arkadaşın dediği gibi gıda zehirlenmeleri olabiliyor.

“Manisa’da yedikleri yemekten zehirlenen 731 askerimizi ve olayın bir ay içinde 4 kez tekrarlandığı unutulmadı.”

Bunlar bilinen vakalar.

Ya bilinmeyenleri…

Osmanlı tarihine baktığımız zaman ne kadar çok zehirleme olduğunu görüyoruz.

Önemli kişileri susturabilmek için tarihler boyu bu tip vakalar yiyeceğe, içeceğe katarak yapılmıştı.

Devirler değişti, tıp, teknoloji ilerledi şimdi başka yöntemler kullanılıyor.

                                                                             ***

Aydınlar ve askerlerimizin Silivri’de can güvenliklerinin olmadığı düşüncesi hep aklımdaydı ve ben çaresizdim.

Bir gün bu düşüncelerimi yazıya dökmüş şöyle demiştim.

Orada ya büyük bir yangın çıkaranlar olursa…

Ya da yavaş yavaş zehirlerlerse onları nasıl kurtaracağız?

Nitekim basından öğrendiğimizde Tuncay Özkan’ın hücresinde durup dururken yangın çıkmıştı.

Aklıma gelenler başımıza mı geliyor diye kahrolmuştum.

Çünkü ülkemizi bölmek isteyen o kadar çok düşmanımız ve onların ajanları vardı ki her an her şey olabilirdi.

Çok şükür ki Ergenekon davalarının düzmece bir kumpas olduğu AKP Hükümeti tarafından ortaya çıkartılınca (!) hayatları çalınan onca değerli komutanlar, aydınlar çektikleri çileler yanlarına kâr kalarak özgürlüklerine kavuştular.

Geçen seneler içinde kanserden, kalpten veya düşerek ölenler olmuştu o zindanlarda.

Gelelim şimdi zehirlenme türlerinin halk tarafından bilinmeyenine.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan’ın Silivri Bastil zindanında zehirlenme olayı var ki bu çok kişi bilmiyordur.

Altı yıl hapis yatan Özkan, cezaevinde rahatsızlanmıştı. Çıktıktan sonra da sağlığında sorunlar yaşamaya başlamıştı.

Karaciğer ve iç organlarında oluşan tahribat nedeniyle Almanya’da tedavi olmaya gitmişti.

“Almanya’daki doktorlar tahliller sonucu iki ayrı radyoaktif madde bulmuşlardı.

Bir de böcek ilacı…

Radyoaktif maddelerin ancak istihbarat servislerinin ulaşabileceği nitelikte olduğunu ve piyasadan temin edilemediğini söyleyen Özkan, kendisine bu zehirin, kapalı ayran kutusuna veya soğanın içine şırınga edilerek verildiğini öğrenmişti.

İşin uzmanları tarafından yaptırılabiliyormuş demekki…

Duayen bir siyasetçi, gerçek bir devlet adamı olan önceki genelbaşkanım Deniz Baykal “ki bunu Başbakan Binali Yıldırım dahi CHP’nin önceki genelbaşkanı diye telaffuz etti” sağlıklı gittiği Paris’ten döner dönmez beyninde pıhtı oluşması beni acaba bir suikast mı yapıldı diye halen düşündürmektedir.

Onu sevmekten asla vaz geçmedik.

Türkiye’nin ona ihtiyacı var.

Dualarım kendisinin bir an önce sağlığına kavuşması içindir.

Tünay Süer

19 Ekim 2017

 

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here