Kategoriler
Kültür/Sanat Türkiye Ümran Ünlü

NASIL BİR EĞİTİM

Herşeyden önce geçmişimizle övünmekten ve dövünmekten vazgeçmeliyiz.Hedefimiz gelecek olmalı.

 

İlk düşünmemiz gereken şey,eğitim konusunda yaşadığımız herşeyden ders çıkararak,çocuklarımızı nasıl yetiştirirsek onları ileri medeniyetler seviyesine ulaştırabiliriz!

 

Çocukların temel bilgileri öğrenmeleri gerektiğini inkar etmiyoruz,sadece bunun yöntemi hakkında endişelerimiz var.

 

Öncelikle okulu eğlenceli bir hale getirerek,öğrencinin koşarak gideceği bir yer haline getirmek.Ancak bu şekilde öğrenciyi motive eder ve dünyayı daha ilginç,daha yaşanası bir hale getirebiliriz.Eğlence derken halay çekmekten bahsetmiyorum.Yeri geldiğinde onu da yaparız.Dersleri ezberleyip papağan gibi tekrarlamak yerine,araştırma grupları kurarak.

 

Bizler bir üniteyi konu başlıklarına göre kümelere ayırır,her gruba bir konu verirdik.Her küme kendi konusunu derinlemesine araştırırken,o gün hangi küme aktaracaksa onun konusuna çalışıp gelirdi.

 

Gelelim konuları nasıl eğlenceli hale getirdiğimize,Öğrenciler konusunu bir oyun yazıp,onunla anlatabilir.Bir bitki mi anlatılacak,önceden ekip büyüterek sınıfta her aşamasını gösterebilir,yani yaparak yaşayarak öğretilebilir.Bir organ mı anlatılacak kasaptan o organ alınıp sınıfa getirilerek görerek,göstererek,dokunarak,hissederek öğretilebilir.

 

Kış hazırlığı mı yapılacak,sınıfta reçeller,turşular,tarhanalar,konserveler yapılabilir.

Coğrafya dersi mi yapacağız,hemen gazete hamuru hazırlayıp,ya da oyun hamurlarıyla bir harita yaparak,dağ,nehir,deniz,nerede ne yetişir gibi pek çok şeyi çocuk kendi elleriyle ve eğlenerek yaptığında hiç unutmayacaktır.

 

Sökülen bir yerini tamir etmeyi,sabah kalktığında elini yüzünü yıkamayı,beslenme saatinden sonra dişlerini fırçalamayı,sabun kullanmayı sınıfta öğretebiliriz.

Bunlar bizim zamanımızda yaptığımız şeylerdi.

 

Şimdi hayat biraz daha kolay ama biraz  daha pahalı.Bu konuda devletimize çok iş düşüyor.Her mahalleye donanımlı okullar açmak.Artık okullarda defter,kalem,kitap gibi araçların yetersiz kaldığının bilincine varalım.Öğretmen çocuklara bir konuyu araştırmalarını söylediğinde ,çocuklar bilgisayarlarını açıp araştırabilmeli,hangi çağdayız?

 

Her köşe başına dikilen camilere sözümüz yok,insanlar istedikleri gibi dinlerini de öğrensinler,dini görevlerini de yapsınlar,ama dayatarak değil.Bırakın kim nasıl inanacağını,nasıl ibadet edeceğini özgür iradesiyle kendisi seçsin.Dinde zorlama yoktur.Yaratanla-yaratılan arasına girmeyin.

 

Niye o kadar cami yapılıyor tartışmasını geçtik artık,sadece camilere verilen önemin neden çocuklarımızın geleceği olan eğitime verilmediğini sorguluyoruz!Eğitime önem vermek boynumuzun borcu,çünkü yetişen öğrenciler geleceğin yöneticileri olacaklar,o yüzden ülkemizin geleceği de bu öğrencilerin donanımlı yetişmesi gerekiyorki kimse kolayca kandıramasın onları…

 

Çocuklar ekonomiyi,devlet idaresini,hayatta kalabilmeyi,ülkesini korumayı,yönetirken  ve yönetilirken nelere dikkat etmesi gerektiğini,dünya üzerindeki uygulamaları araştırarak öğrenebilir ancak.

 

Göçün,ekonominin,işsizliğin,eğitimin toplum tarafından nasıl algılandığını mı öğrenmek istiyorsun!Korkma ver öğrencinin eline kayıt cihazını ve sal sokağa…Halkın nabzını yoklasın,yaparak yaşayarak öğrensin,bakın o zaman unutuyor mu!

 

Öğrencilerin nasıl fikir üretip sorgulamaya başladığını görünce siz bile şaşkına döneceksiniz.

Çocuk önce soru sormayı,düşünmeyi,anlamayı ve ona göre çözüm üretmeyi öğrenecektir.Yani biz önce öğrenmeyi öğretmemiz gerekiyor.

 

Öğretmenliği saygı duyulan ve ekonomik sorunu olmayan bir iş kolu haline getirin.Öğretmen pazarda limon satarak öğrencisinin gözünde saygınlığını yitirmesin.Nitelikli,kendi branşında gerçekten donanımlı,çocukları ve mesleğini çok seven öğretmenler yetiştirmeliyiz.

 

Bu sadece ezberleyen,okulu en iyi dereceyle bitiren öğretmen demek olmuyor.Herşeyden önce öğrendiğini öğretebilen,öğrenmeyi araştımalarla sunabilen,hak-hukuk gibi kavramları,birilerini kandırarak,çalıp çırparak,yalan söyleyerek değil,emeğe saygıyı,insana sevgiyi,erdemli bir insan nasıl olunur,onu kendi kişiliğinde gösterecek insanlardan seçilmeli öğretmen…

 

Örnek olmalı çocuğa.

Şehirdeki bir üniversiteyi bitiren bir genci ,dağ başındaki bir köye tayin ettiğinde ne yapacağını şaşırır.Bırakın eğitim-öğretim yapmayı,hayatta nasıl kalacağını bilemez.Son sınıfa gelen öğretmen adayı artık dersleri bırakıp,şehir stajlarıyla,köy stajlarıyla  nasıl yaşayacak,nasıl öğretecek,nasıl eğitecek uygulamalı olarak gösterilmeli.Tıpkı bizim yetiştiğimiz gibi.

 

İnsanları ayrıştırarak,dini politikaya alet ederek,eğitimi tarikatların eline teslim ederek,ülkeyi yönetirken komşularımızla kavga ederek bir yere varamayız.

 

Sizler birgün gideceksiniz,hiçkimse kalıcı değildir,değişmeyecek olan tek şey yetişecek insanlar,onlar bu ekonomiyi düzeltip,ülkeyi beş sente muhtaç duruma getirmeyecek,onlar ülkenin bir tek taşını kimselere vermeyip sahip çıkacak,onlar uyguladıkları akıllı iç ve dış politikalarla komşularımızla iyi geçinecek,ülkemizde gözü olanların heveslerini kursaklarında bırakacak…

 

Lütfen ne yapacağınızı bilmediğiniz politikalarla çocuklarımıza,geleceklerine,ülkemize yazık etmeyin…Bu ülke hepimizin,yıkılırsa siz de altında kalacaksınız…

Yazar Ümran Ünlü

Gazeteci,yazar,oyuncu,korist,matematikçi,aktivist...

Felsefesi;Hayatı ,insanları,hayvanları...Özet olarak herşeyi sevme yeteneği... Mutfak ve bahçem terapi alanım...Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Elizabeth Ümran Ünlü She was born on january 10 th, 1951 in Afyon’s village of Üclerkayasi. After she had finished primary school in the village she got on the road of finishing middle school and becoming a teacher in Kütahya with the words of her teacher, “You are going to open the doors of this village to the World, you must learn.” She became a math teacher after finishing the Eskisehir Anatolia University. She also taught classes in Yalova and Istanbul. Then, she began working in Turkish Art Music. Later on, she became a project teacher and a vice-principal in a private school in Suadiye, Istanbul. After the age of 45, she decided to learn theater work that she could not give up on. She got acting training for two years at the Kadıköy Halk Eğitim Deneme Sahnesi. She was in plays like Savaş Oyunu(War Game) and Kına Gecesi(Henna Night) . She also had roles in the theaters of AKM-Haldun Taner-Kadıköy-Mecidiyeköy-Sarıyer. She educated her children in the best schools and taught them to be children that she will be proud of. (Pilot, engineer, researcher)After being a principal in classes in Şişli, in 1999 she came to America where she had sent her son for school. She continued her Turkish Art Music and theater work in has been participating a chorus, and they are going to have a concert on November 2,2019 at Carnegie Hall.They give concert every year. She went to University in America for language courses. For a remainder of the time, she wrote plenty of children’s stories in many websites and magazines. She is writing the book “Bir Yerlerden Başlamalıyım” and writing the play “Ah Amerika.” While spending a pleasurable life with her children and grandchildren, she is planning to begin her theater life in America with the play musical“Keşanlı Ali Destanı”,Çalıkuşu"Nasrettin Hoca"7 kocalı hürmüz"Keloğlan" ,She also continues to live peacefully with herself and everyone and continues to give this love to humankind because of her daughter’s words, “The endless love and care in my mother’s heart would be enough for the Earth.” Hayat bu kadar güzel ve yaşanasıyken,insanların iki yüzlülüğünü ve hayatı kendilerine de ,çevresindekilere de zehir etmelerini anlayamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.