Ana sayfa Haberler Türkiye

YENİ DÜNYA DÜZENİ DOSYASI /// Küresel Aldatmaca : Yeni Dünya Düzeni

Küresel Aldatmaca : Yeni Dünya Düzeni

Söz konusu düzene Tektipçi Küresel Plütokrasi de diyebiliriz.

Şirketlerin dünyayı hegemonya altına alarak bir ticaret oligarşisi ile yönetmek istedikleri bir sürece doğru hızla sürüklenirken; Plütoktartlar bu süreci küresel barış ve yeni dünya düzeni diye anlatarak insanlığa iyilik getireceği algısı yaratmak peşindedirler.

Ancak kurulmak istenen düzen gerçekten barışcıl ve eşitlikçi mi yoksa savaşcıl ve eşitsizlikçi mi? Cevabı bulmak aslında o kadar da zor değil. Bu düzeni kurmak istediğini söyleyenlerin bugün yaptıkları gelecekte yapacaklarının teminatıdır (!)

Bu düzen, yolunun taşlarını şu kısa formülle döşemiştir:

“Önce şeytanlaştır sonra yok et”

Yeni Dünya Düzeni iddiacılarının ellerinde olması gereken ancak mahrum oldukları üç temel araç/malzeme vardır.

• Küresel Kültür

• Küresel Dil

• Küresel Tarih

Kültürün inşasında temel harç din ve dinsel sembolizm olduğu için yapılmak istenen öncelikle bu kültürün tesisi için yeni bir “küresel din” kurmak.

Bunu eğer sıfırdan yeni din kurmak şeklinde alenen yaparsanız eski dünya dinlerini doğrudan karşınıza almış olursunuz. Bu da işinizi yokuşa sürecektir. Ancak niyetinizi gizleyerek mevcut dinleri tek bir çatı altında birleştime bahanesi ile yeni bir din kurarsanız hem eski dinleri yok etmiş olursunuz hem de mevcut dinleri tekleştirerek küresel dünya imparatorluğunun yeni dinini tesis etmiş olursunuz. Üstelik eski dinlerin tepkisini çekmeden hatta onları da bu uğurda yarıştırarak…

Tam süreç bu yönde ilerlerken bir bakıyorsunuz ki bütün dinlerin içinden bazı mistik/ezoterik cemaatler sivrilmiş ve hepsi “küresel ortak dinin temsilcisi biziz” iddiası ile ortaya fırlamışlar. Ve istisnasız hepsinin temel karakteristiği siyasî gücü ele geçirmek. Hangi ülkelerde hangi din için örgütlendilerse yaptıkları hep aynı şey. Tesadüf olabilir mi? Hayır değil. Yeni Dünya Düzencilerin tam da istediği şey bu.

Nasıl bir metnin ana fikri var ise kültürlerin de ana fikri vardır ve kültürün temel yapı taşı olan dinin ana fikri ne ise o kültürün ve insanları o kültürde bir arada tutan şeyin ruhu odur.

Yeni Dünya Düzeni, Küresel din/inanç olma gayesi ile ortaya çıkan görüşlerin “kutsal saydıkları” metinlerin ana fikrine indiğinizde matematik bir kesinlikle şu gerçekle karşılaşıyorsunuz:

İnsan Rabdır. Hatta Rabler arasında da hiyerarşi vardır. Rab ne yaparsa yapsın hikmeti vardır sorgulanamaz, eleştirilemez, protesto edilemez, yargılanamaz, azledilemez. Çünkü Rab hatasızdır. Hatasız olduğu vehmedilen bu sahte rabler savaş da çıkarsalar, soykırım da yapsalar bir hikmeti vardır. Herkes Rab olamaz, sadece zenginler Rab olabilir. Bu rabler küresel ekonominin çoğunu ellerinde tutarlar. Diğerleri zavallı kullardır. Onların da “Rabliğe yükselmesi” için bu ortak küresel dini benimseyip onda terfi etmekten başka bir çareleri yoktur.

Küresel çeşitliliğe ve inanç zenginliğine yapılan sinsi saldırının boyutlarını şimdi daha iyi anlayabiliyor musunuz?

Neden birileri “hoca efendi” olmakla yetinmeyip peygamberlerin önüne geçme küstahlığına bu kadar pervasızca yelteniyor?

Günümüz şartlarında mehdilik, ilâhî sistemin sözcülüğü vs… adları ile ortaya çıkanların hepsinin neden peygamberlikle de yetinmeyerek Allah’ın yerine göz diktiklerini bu açıdan bakınca daha net anlarsınız.

Günümüz dünyasının salgın hastalığı narsisizm ve onun yarattığı yarışizofrenik ruh halidir. Kültür de bu salgın hastalık üzerine yapılandırılmak istenmekte, demokrasinin araçları kullanılarak kitlelere tek din, tek kültür, tek kitap, tek düzen, tek insan tipi, tek yaşam tarzı, tek giyim tarzı, tek beğeni tarzı, tek sanat, tek bilim, tek ideal ve insanın kendini değerli hissedebileceği tek ortam dayatılmaktadır.

Kafası ileri derecede, ekonomi, siyaset, hukuk ve endüstriye çalışan bu adamların bunca dayatma ile inanç mevzuuna bu derece saplanmış olmalarının sebebi ne olabilir? Sebep sadece Yeni Dünya Düzeni mi?

Elbette hayır. Bu düzen için kendini fedâ etmeyi şeref sayacak yeni çağın köleleri en iyi bu küresel din/inanç ile yaratılabilir. Bu insan tipi köleliği seve seve kabul edecek ve kendisine yapılan haksızlıklara şükredecek, pek çok şeye hakkı varken birilerinin lûtuf olarak önüne attığı kemikler için müteşekkir olacak, hatta bütün bunlara rağmen yeri gelince efendilerini (rablerini) korumak için öne atılıp kendini “kurban edecek” hatta elinde sapanla füze düşürecek (!) küçük narsistler yani kullar yaratmanın tek yolu dinden geçmektedir. Büyük narsistler bunu çok iyi bildiklerinden ısrarla din meselesini evrensel birlik, kardeşlik mesajları üzerinden kaşımaktadırlar.

Yeni çağın yeni köleleri yeni çağın yeni inançları ile yaratılmak istenmektedir. Yeni dünya düzeni denen mezberelik de bunun “insanlığın kardeşliği” aldatmacası ile yutturulmasından başka bir şey değildir.

Eğer madem kardeşlik isteniyorsa dünya ekonomisinin %47si neden dünya nüfusunun %0,6’sının elindedir? (Bkz. Intermon Oxfam 2008 yılı raporu) Yeni Dünya Düzeni diye tutturanların yarattığı şu tablo gerçekten kardeşlik, inasanlık, vicdan amaçlayanların eseri midir?

Yeni Dünya Düzeni ve Dünya Barışı diye her fırsatta propaganda yapanlar neden silâh satışlarını hızlandırmaktadır?

Neden her ülkenin cemaatlerini kendi rablıklarını onaylayacak tarzda o ülkede kök saldırmaktadırlar?

Yoksa dünyanın orasında burasında çıkan savaşlar insanlığın iyiliği ve tekâmülü için mi tezgâhlanıyor?

Öldürülen bebeklerin kanında bu sahte rablerin parmak izi mi var?

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here