Ana sayfa Yazarlar Tünay Süer

Adalet diye diye…

İnsanlık tarihi boyunca insanlar gerek topluluk gerekse bireysel olarak protesto haklarını kullanmışlardır.

Doğru bulmadığına karşı çıkmak her insanın doğasında vardır.

Anayasanın 34. Maddesi’ne göre; Herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.Diyor

Tüm dünyada da böyledir.

Türkiye AKP iktidarı tarafından gösterildiği gibi güllük gülistanlık mıdır?

Asla…

Anlatmaya gerek var mı?

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu neden Adalet diye yollara düştü?

Çünkü en son yapılacak bu kalmıştı.

AKP Genel Başkanı Erdoğan bu gün Kılıçdaroğluna şöyle seslendi.

“Elinde adalet pankartıyla dolaşmak adalet gelmez. Halkı sokaklara çağırmak kimsenin yararına değildir. Yollar yürümekle aşınmaz. Eğer bu yolla hukuk elde edeceklerini sanıyorlarsa bu da mümkün değildir. Adaleti aramanın yeri parlamentodur. Yargı yarın sizi de davet ederse şaşmayın.”

Tehdit kokan bu sözler Başbakan Binali Yıldırım ve Devlet Bahçeli’nin sözlerinden farksızdı.

Her iki beyefendi de sokakta adalet aranmaz diyor.

Birisi, “dokunulmazlık kalkınca ne olacağını biliyordu”

Diğeri  “akılsız başın cezasını ayaklar çekermiş” Kriz tetikçileri faal,kaos heveslileri faaliyette.

(Aslında bu Bahçeli denen adamın sözlerini kaale almamak gerek zira adaletsizlik ile halen o koltuğu işgal etmektedir.)

Bu sözlerden anlaşılıyor ki Kılıçdaroğlu’nun Adalet yürüyüşünü başlatması bu beyleri bayağı rahatsız etmiş.

AKP Genel Başkanı adaleti aramanın yeri parlamentodur diyor.

Doğru.

Hatta çok haklı ama kendisinin de bildiği gibi 15 yıldır demokrasinin işlemediği bir parlamento vardır.

Çünkü orada milletvekillerinin sözleri değil, sadece tek adamın iki dudağı arasından çıkan sözler yasa oluyor, geçerli oluyor.

Çünkü çoğunluk ellerinde ve istedikleri gibi at koşturuyorlar.

Tabi bu çoğunluklarının yetmediği zamanlarda Bahçeli gibi stepnelerinden güç alıyorlar.

Eeee! O zaman böyle bir parlamentoda adalet beklenebilirmi?

Son yıllarda yapılan yargısız infazlar, tutuklamalar yargıya kara bir gölge düşürdü.

Hatta bağımsızlığı kalmadı.

Televizyonlar, medya da ele geçirilmiş.

İktidarın borazanı durumuna gelmiş hepsi.

Halktan gerçekler saklanıyor.

Halkın bir kısmı sinmiş ama canından da bezmiş.

Bir ışık arıyorlardı sanki…

İşte bu sırada ADALET diyen bir adam yollara düşüyor.

Bu yola düşüş herkes içindir.

Mezhep, dil, din, ırk ayırt etmeden

Mutlu bir Türkiye’nin yeniden inşası içindir.

Hukukun bağımsız olması içindir.

Çünkü hukuk bir gün herkes için gerekebilir.

İktidarın kendisine öz eleştiri yaparak düşünmesini isterdim.

Halen burnunun dikine gidip tehdit eder gibi sözler etmesi çok yanlıştır.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu hayatının en anlamlı görevini üstlenerek 69 yaşında Türk Milletinin Özgürlüğü, mutlu yaşaması için bu sıcaklarda elinde küçük bir sopaya tutturulmuş ADALET yazısı ile günde 20 kilometre yol tepmektedir.

Gün geçtikçe ardındaki kitleler çığ gibi büyüyor.

Türkiye uyandı, Türkiye yürüyor.

Türkiye aydınlıklara yürüyor.

Yürümüyor hatta koşuyor.

Bu da iktidarı korkutuyor.

Neden?

Demokrasi, huzur ve adalet isteyen  tüm vatandaşlarımın yolları  açık olsun.

Tünay Süer

17 Haziran 2017

 

Protesto

Amerika’da 1955 yılında kanun gereği, zenciler belediye otobüslerinin arkasında, beyazlar ise önünde oturmak zorundaydı. Montgomery (Alabama) kentinde bir dikimevinde çalışan Rosa Parks, akşam eve dönmek üzere otobüse bindi. Ön sıralarda yer olduğu için oraya oturdu. Otobüse binen bir beyaz adam, Parks’ın oturduğu sıradan kalkmasını, orayı kendisine terk etmesini istedi.

Parks, kendisini oradan kaldıracak böyle bir zorunluluğun olmadığını düşündüğünü açıkça söyledi ancak Park tutuklandı ve hapse girdi. Olaydan sonraki bir yıldan daha uzun bir süre boyunca zenciler otobüslere binmediler, her yere yürüyerek gittiler. Otobüs boykotuyla başlayan medeni haklar hareketi, Amerika’da siyahlara uygulanan ayrımcılığın sona ermesine sebep oldu.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here