Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın yerli otomobil üretimi konusunda mesajından hemen sonra TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu,  Bilim Ve Sanayi Bakanı Faruk Özlü ile görüşmüştür. Görüşme sonrasında  kendisine sorulan Peki yerli otomobili tümüyle yapma potansiyelimiz var mı?” sorusuna, Yerli otomobili tümüyle yapabilecek gücümüz var. Ama burada önemli olan tasarım ve pazarlamadır…Önemli olan pazarlama. Dünya rekabetinde pazarlamanın önemi çok büyük. Bu konuyu düşünüyoruz.”

demiştir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık da “1884’te Abdülhamid Han yerli otomobil için talimat verdi” diyerek yerli otomobil üretimine vurgu yapmış, bu konuda hedef  belirlemiştir: “2020 yılında yerli otomobilimiz yollarda olacak.”

Otomotiv sektörü |Ocak 2017  raporuna göre;  hesaplanan endeks değerlerine  göre otomotiv ana sanayi diğer otomotiv üreticisi ülkelere göre otomobil segmentinde karşılaştırmalı üstünlüğe sahiptir. Türkiye’de 2000 yılına kadar ülkeye gelen otomotiv yatırımları daha çok montaja yönelik olmuştur.

Avrupa Birliği ile 1996 yılında Gümrük Birliği’nin gerçekleşmesiyle  Birliğe yönelik  ihracat odaklı yatırımlar ve bunun doğal sonucu olarak da otomotiv sektörü ihracatı artmıştır.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin geçen hafta açıklanan  araştırmasına göre, en fazla ihracat yapan şirketler sıralamasında  3.96 milyar dolar ile Ford Otomotiv Sanayi birinci, 3.19 milyar dolar ile Tofaş Türk Otomobil ikinci, 2.8 milyar dolar ile Oyak-Renault Otomobil üçüncü olmuştur. İhracatta otomotiv sektörü yüzde 27.2 pay ile ilk sıradır.

Türkiye’de 5 fabrikada 15 farklı model ve tipte otomobil üretimi gerçekleştirilmektedir. Tofaş; Egea Sedan, Egea Hatchback, Egea Station Wagon ile Linea, Oyak; Renault Megane Sedan,  Clio Hatchback, Clio Sport, Clio Tourer, Honda; Civic Sedan,  Hyundai Assan;  i10, i20 ve i20 Active, Toyota;  Corolla Sedan, Verso ve CH-R, Ford Otosan  ise Transit Connect modellerini üretmektedir.

Ülkemizde ilk yerli otomobil olan Devrim, Eskişehir’de TÜLOMSAŞ fabrikasında üretilmiştir. 1960 darbesi sonucu iş başına gelen askeri hükümetin başında bulunan Orgeneral Cemal Gürsel, 1961 yılında yüzde yüz yerli otomobil yapılması için  emir  verir.   130 günde Türk mühendisleri 4 adet otomobil  üretir. Otomobillerden ikisi 29 Ekim törenlerine katılmak için Ankara’ya gönderilir. Cemal Gürsel otomobillerden birine binerek TBMM’ye gelirken aracın benzini bittiği için yolda kalır. Cemal Paşa’nın “Ne oluyor ?” sorusuna direksiyondaki yüksek mühendis Rıfat Serdaroğlu “Paşam, benzin bitti”  cevabını verir.  Cemal Paşa Anıtkabir’e ikinci  otomobil ile gider ve otomobilden inerken  şunları söyler: “Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz.”

Devrim otomobilinde seri üretimine geçilememiştir ama o dönem için bir başarı sağlanmıştır. Üretimin hikayesini anlatan Devrim Arabaları  filmi 2008  yılında çevrilmiştir.

Devrim otomobilin emektarı, motor yüksek mühendisi Şükrü Er’dir.  Şükrü Er  bir röportajında şunları söylemiştir:  “Projede yer alan mühendislerden biriyim. Devlet Demiryolları’nın Eskişehir fabrikasında bir alan bize tahsis edilmişti. Ankara ve Sivas fabrikaları da bize destek veriyordu. İnsan üstü bir performansla dört ayda dört otomobil ürettik. Bu dört otomobil için üç tipte, on adet de motor ürettik. Dünyada görülmemiş şey…İki tanesi 29 Ekim için Ankara’ya gönderildi…Araçlardan birine yakıt konmamış. Gürsel bu araca bindi araç durunca tüm basın, buraya hücum etti…Türkler otomobil üretemez diye kampanya başlattılar adeta. O dönem Sanayi Bakanı olan Şahap Kocatopçu projeyi şiddetli kınayanların başında geliyor… Devrim’in üretilmeme sebebi başarısızlık değil, tamamıyla siyasidir.. Bu araçlar biri halen Eskişehir’de. Olayların üzerinden 30 yıl geçtikten sonra, gidip gördüm ve içine girip çalıştırdım. Hiçbir sorun yoktu.”

İlk yerli otomobil Devrim’in aksine ikinci yerli marka olan Anadol, Koç Grubu tarafından seri olarak 1966 yılında  üretilmiştir. Anadol’un ilk satış fiyatı 26.800 TL idi. 1966  yılından 1984’e  kadar 87 bin adet Anadol üretilmiştir. Bu Anadol’lardan birine  1973 yılında sahip oldum ve 1985 yılına kadar da kullandım.

Türkiye’de yerli otomobil üretilmektedir ama markası (ticari ismi) yerli değildir. Eğer yerli (Türk Malı)  değil de montaj olsaydı, Avrupa Birliği’ne sıfır gümrük tarifesi ile ihraç edilemezdi.

Burada sorun, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da belirttiği gibi pazara Devrim, Anadol  gibi yerli isimle girmek, diğer bir deyişle yerli isim ile pazarlamaktır. Yerli isim taşıyan ve hiç bilinmeyen otomobilin  devler liginde bilinme, tanınma, pazarlama, dağıtım, servis, yedek parça ve güvenirlilik sorunu olacağını düşünmek gerekir.

Türk halkında geçmişte bir Alman malı hayranlığı vardı. Marka’dan çok Alman malı olması önemliydi. Çünkü tüketici Alman malını almış, uzun yıllar kullanmış ve bir sorunla karşılaşmadığı için o mala güven duymuştu. Bu konuda bir örnek vermek istiyorum. 1985 yılında Paris’te OECD Büyükelçiliğimizde görevli idim. Maliye Bakanlığı’ndan bir mali müşavir (F.U.) tayinle gelmiş ve yeni bir Ford otomobil almıştı. Bir gün beni de aldı, kısa bir Paris turu yaptık. Bir ara otomobili kirleten kuşların pisliğini temizlemek üzere durduk. Çünkü kendisi çok titizdi, boyaya zarar verir düşüncesindeydi. Bu arada otomobilin performansını sordum. Çünkü ben de almayı düşünüyordum. Bana aynen şunları söyledi: “Bu otomobil İspanya’da yapılmış. Ben Alman malı sanarak aldım. Bilseydim İspanya’da üretildiğini almazdım” dedi. O yıllarda İspanya daha AB üyesi olmamıştı. F.U.’yi tereddüde düşüren, İspanya’da üretilen Ford’a güvenmemesiydi.

Siz Egea, Linea, Renault Megane,  Clio, Civic, Corolla ya da  Ford  Transit Connect’i yerli olarak üretebilirsiniz ama bu markaların arkasında uzun bir geçmiş, tüketicide  de bu geçmişe dayanan bir güven vardır.  Aslında bu marka otomobiller de yerlidir, Türkiye’de üretilmektedir,  ABD ve Avrupa’ya ihraç edilmektedir. Yerli bir isim ile piyasaya girmek cesaret işidir. Bakan Işık “2020 yılında yerli otomobilimiz yollarda olacak” demiştir ama zaten yabancı markalı yerli otomobiller yıllardır Türkiye yollarındadır. Bakalım TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu bu riski üstlenecek bir TOBB üyesi bulabilecek mi?

Prof. Dr. S. Rıdvan Karluk

AKEV Üniversitesi

Antalya

[email protected]

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.