Adalet Bakanı  Bekir Bozdağ’ın Almanya’daki Türklerle yapacağı toplantının  yer bahanesiyle iptal edilmesi, Avrupa Birliği hukukunun yok sayılması anlamına  gelir ve bir  çifte standarttır.  Avrupa Birliği  Bakanı Ömer Çelik bu duruma  tepki göstermiştir: “Oradaki belediyenin kendi inisiyatifiymiş gibi gerekçelerin gerçekçi olmadığını biliyoruz…Çok uzun zamandan beri Avrupa ülkesi olan Türkiye’den şu mesajı gönderiyoruz: Kendi değerlerinizi tehdit ediyorsunuz. Bu ortak refahımız için son derece tehlikeli bir yaklaşımdır.”

Almanya’nın, AİHM Büyük Dairesi’nin 28 Ocak 2015 tarihinde  verdiği  Perinçek Kararı’nı yok sayarak  toplantıyı iptal etmesi bir hukuk skandalıdır. İsviçre’yi mahkum eden bu karar, 17 Aralık 2013 tarihli AİHM İkinci Daire Kararı’nın onanması anlamına gelir ve kesin hüküm ifade eder.

Karar,  ifade özgürlüğü bakımından önemli bir hukuki kazanım, insan hakları içtihadının önemli bir parçasıdır, Almanya’yı ve  Hollanda’yı bağlar.

Bilindiği gibi İsviçre’de bir konferansta “Ermeni soykırımı emperyalist bir yalandır” sözüyle İsviçre tarafından cezaya çarptırılan  Doğu Perinçek, kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşımıştı. 28 Ocak 2015 tarihindeki AİHM temyiz duruşmasından sonra karar  15 Ekim 2015 tarihinde  kesinleşmiş,  AİHM  Doğu Perinçek’i ifade özgürlüğü noktasında haklı bulmuştur. Kesinleşen karar sonucunda İsviçre’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10’ncu  maddesinde yer alan ifade özgürlüğünü ihlal ettiği  7’ye karşı 10 oyla kabul edilmiştir. (Case of Perinçek V. Switzerland, Application No. 27510/08) 

 

Almanya ve Hollanda Avrupa Konseyi’nin  üyeleri olarak AİHM kararlarına uymak zorundadır. Mahkemenin içtihatları Avrupa Birliği için de olmazsa olmaz asgari standartları oluşturmaktadır. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın  konuşmasının engellenmesi, Hollanda’nın da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun referandum etkinliği düzenlemelerine izin vermemesi, ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi anlamına gelir ve Perinçek – İsviçre kararının ihlali demektir. Çavuşoğlu, Hollanda’nın tutumuna tepki göstererek “Hani demokrasi, hani özgürlükler, hani ifade özgürlüğü, bize ders veriyorsunuz ya… Hani toplanma özgürlüğü. Bu mu sizin demokrasi anlayışınız” derken  haklıdır.

 

Fakat, madalyonun  diğer  yüzü de vardır. AİHM’nin Perinçek Kararı Türkiye  için de geçerlidir. Çavuşoğlu’nun “Hani demokrasi, hani özgürlükler, hani ifade özgürlüğü”  açıklamasına aynen katılıyorum.

Avrupa Konseyi üyesi olan Türkiye,  Case of Perinçek V. Switzerland  kararına uymak zorundadır. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks’in 15  Şubat 2017 tarihinde, Nisan ve Eylül 2016’da  Türkiye’ye  yaptığı iki ziyaretin verilerine dayanarak  yaptığı açıklama bana kalırsa  Almanya ve Hollanda’nın aldığı kararlarda etkili olmuştur: “Yetkililer… ifade özgürlüğünü koruma yönünde yeniden kararlı bir tavır göstermek suretiyle acilen bu gidişatı değiştirmelidir.”

 

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.