HDP’nin TBMM’deki grup toplantısına Belçika, Avusturya ve Lüksemburg Büyükelçileri, Finlandiya, Avusturya ve İspanya Elçilik Müsteşarları, Yunanistan ve Almanya Başkatipleri ile AB Türkiye Delegasyonu dahil toplam 38 diplomat katılmış ve tutuklu milletvekillerinin sıralarına oturmuştur. Müttefik ordularının 16 Mart 1920 tarihinde İstanbul’un işgali ve Osmanlı Meclisi Mebusanı’nın basılması, AB’li diplomatların akıllarına gelmiş olsa gerek!
Diplomatların HDP’nin TBMM’deki grup toplantısına katılmaları skandaldır. Çünkü 38 diplomat Türkiye’nin içişlerine doğrudan karışmışlardır. Brüksel Mahkemesinin “PKK terör değil silahlı mücadele yapıyor” kararından sonraki bu hareket kabul edilemez. Türkiye bu diplomatları “istenmeyen adam” (persona non grata) ilan etmelidir. İspanya’da terör örgütünün temsilcisi olan partinin toplantısına Madrid’deki adı geçen ülkelerin diplomatları katılsa acaba ne olurdu?
Viyana Konvansiyonuna (Diplomatik İlişkiler üzerine Viyana Konvansiyonu) göre ülke sebep göstermeden bir diplomatik görevliyi istenmeyen kişi ilan edebilir. Böylece bu görevli ülkesine geri çağrılır. Eğer geri çağrılmazsa ev sahibi ülke bu kişiyi diplomatik misyonundan çıkarabilir. Konvansiyon’un 41 ve 42’nci maddeleri bu kişileri bulundukları ülkenin yasa ve düzenlemelerine saygı duymakla sorumlu tutar. Konvansiyon, diplomatların görevli bulundukları ülkelerdeki diplomatik ilişkilerini, ayrıcalıklarını, ve dokunulmazlıklarını belirleyen uluslararası bir anlaşmadır. 24 Nisan 1964 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
AB ülkelerinin temsilcilerinin sömürge valisi gibi TBMM’de gövde gösterisinde bulunmalarına iktidar ve muhalefet partileri dahil TBMM Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Makamından yeterli tepkinin gösterilmemesi beni hayal kırıklığına uğratmıştır.
Bu durumda Türkiye’nin bağımsızlığını savunabilmek acaba mümkün müdür? AB diplomatlarının yanında ÖDP Genel Başkanı Alper Taş’ın da bulunması büyük bir çelişkidir. Kendisine “sosyalist devrimci” diyen bir siyasetçinin burada bulunmaması gerekirdi. Bu katılım, bazı aşırı sol siyasetçiler için ibret vericidir.

Dünyada emperyalizme karşı verilen ilk Kurtuluş Savaşı’nı yöneten TBMM çatısı altındaki AB ülkeleri temsilcilerinin bu davranışı, Meclis’in ruhuna aykırıdır ve kabul edilemez. Türkiye AB’nin müstemlekesi değildir. Atatürk hayatta olsaydı bu utanç verici katılıma büyük tepki gösterirdi.
Bu katılım bir gerçeği ortaya çıkarmıştır: 28 AB üyesi ülkeden Belçika, Avusturya, Lüksemburg Finlandiya, İspanya, Yunanistan ve Almanya açıkça HDP’den ve arkasındaki PKK’dan yana tavır almışlardır. Bu ülkelerin temsilcileri bölücü örgüt PKK’yı destekleyenlere destek olmuşlardır. Herhalde hükümet bu konuda gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum