HANGİ KIBRIS’I KURTARALIM?

HANGİ KIBRIS’I KURTARALIM? - fotograf

fotograf

 

HANGİ KIBRIS’I KURTARALIM?

Hüseyin MÜMTAZ

 

Suriye, Çukurca, 15 Temmuz derken Kıbrıs’ı unuttuk zannedilmesin?

(Yoksa o üç bahaneden yararlanılarak Kıbrıs’ta saman altından su mu yürütülüyor?)

Okuyucu bilir, “Kıbrıs” derken “Türk Kıbrıs”ı kastederim.

O halde başlıktaki soruyu tercüme edilmiş haliyle bir daha soralım;

“Hangi KKTC”yi kurtaralım?

Konuyla ilgili üç uzun alıntı yapacağım. Sıkılmadan, usanmadan, sabrınızın sınırlarını zorlayarak okuyun lütfen.

İlk kaynağım, siyasi bakış açımın farklı olmasına rağmen görüş ve düşüncelerine ilgi duyduğum Birikim Özgür’den…

Özgür soruyor; “KKTC’de asayiş berkemâl mi?” (Paragraf numaralandırılması tarafımdan yapılmıştır)

“1.Ülkemizde adi suçlar gazete manşetlerinden inmez oldu. 5 günde 2 kuyumcu soyuldu. Suçluların en kısa sürede bulunması ve yargıya teslim edilmesi gerekiyor. Bu konuda iki kişinin tutuklanıp mahkemeye çıkarılması ve haklarında üçer gün tutukluluk kararı alınması önemli bir gelişme.

2.Diğer yandan, bizim yasalarımız İnternet üzerinden yurtdışında bahis oynatmaya ve/veya bu hizmetin sunulmasına aracılık etmeye izin vermekte. Şans Oyunları Hizmetleri Vergi Yasası’nda bunun vergi oranları da belirlenmiş durumda. İzinsiz kumar oynanması veya oynatılması ise yasak. Şans Oyunları Yasası’na göre bunun para ve/veya hapislik cezası da var. Türkiye geçtiğimiz hafta kalktı, oturdu. Yurtdışından (KKTC dahil) oynatılan bahis oyunları nedeniyle kayıp 40 milyar TL civarında! Operasyonlar düzenleniyor. KKTC’de izinsiz bu işi yapanlar için sadece ‘bin avroya kadar’ para cezası ve/veya ‘bir yıla kadar hapislik’ gibi caydırıcı olmayan cezalar öngörülmüş. Kaldı ki bu iş izinli yapılabilmekte yani serbest. O halde siyasete burada büyük iş düşmüyor mu?

Hükümet sadece ‘izliyor’, yani sessiz… Herhangi bir yasal düzenleme henüz Meclis’e gönderilmiş değil. Neden acaba? Eğer Türkiye 40 milyar TL kaybediyorsa KKTC’de apartman dairelerinde, evlerde, üniversite öğrencilerinin kaçak çalıştırıldığı ortamlarda kaçak ya da izinli bet ofislerinin bulunması asla düşünülemez. Derhal gerekli yasal düzenlemeler yapılarak internet üzerinden yurtdışında bahis oynatma da yasaklanarak derhal bu sözde yazılım şirketleri tespit edilerek en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

3.Bir başka dikkat çekici konu ise Türkiye’de yaşanan darbe girişimi sonrasında FETÖ terör örgütünün KKTC’deki varlığına ilişkindir. T.C. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, birkaç hafta önce, ‘KKTC’de FETÖ terör örgütü listesine alındı. Başbakan Hüseyin Özgürgün’e ve KKTC hükümetine teşekkürlerimi iletiyorum. Buralara kaçanlar da var onları da getireceğiz’ dedi. Eğer T.C. Dışişleri Bakanı böyle bir açıklama yapmışsa, muhakkak bu konuda iki devlet arasında gerekli bilgi alış-verişi de sağlanmıştır. Ne var ki KKTC’de bu konuda derin bir sessizlik var. Türkiye bu isimleri KKTC’ye bildirdi mi? Bildirilmemişse, kamuoyuna bu yönde bir açıklama yapılmalıdır. Eğer bildirilmişse ve henüz bu kişilerin yakalanmasına ilişkin operasyonlardan sonuç alınamamışsa, bu konuda da halkımızın bilgilendirilmesi şarttır. Sessizlik kötü bir şey! Hükümetin daha duyarlı ve ciddi bir tavır sergilemesi gerekiyor…

4.Ülkemizde çok ciddi yapısal sorunlar var. Kamu maliyesinin sürdürülemez yapısı ve mali yönden dışa bağımlılık en ciddi sorun olarak tüm diğer yapısal sorunlarımızın çözümünü de güçleştirmekte ve ‘reformların finansmanı’ noktasında hatta kamunun cari harcamalarının karşılanmasında dahi işbirliklerini de zorunlu kılmakta. Kamu maliyesini sürdürülebilir bir yapıya kavuşturma mücadelesinde politik irade ve kararlılık şart.

Okumaya devam et  KKTC'nin Bıktıran Bürokrasisi (4)

Ülkemizde şeffaflığın ve kamu ciddiyetinin temel göstergesi olması beklenen kamu ihalelerine güvenin ciddi şekilde düştüğü bir dönemden geçmekteyiz. İhalelerin yandaşlara peşkeş çekildiği yönünde duyumlar var. Bir başka duyum ise elektrik kurumuna yağyakıtla (fuel-oil) çalışan dört yeni dizel motor alınacağı yönünde. Bunu da hem teknik yönden hem de alım şekli bakımından mercek altına almakta büyük yarar var.

‘Asayişin’ berkemal olmaması ile ‘yapısal dönüşüme ve kamu kaynaklarının etkin kullanımına dair politik irade ve kararlılık sergilenmemesi’ arasında bir mantık ilişkisi kurmak dahi mümkün.

O halde, elde delil olmaksızın herhangi bir kişiyi suçlama hatasına da düşmeden, bir yerden başlamak gerekmiyor mu?

‘Asayiş’ sorununun üstüne gitmek, bu sorunları tartışmak, eğer varsa ilişkileri ortaya çıkarmayı denemek, en azından bu konuyu gündeme taşımak ve farklı görüşlerden haberdar olmak belki bir kapı aralayabilir.

Ne dersiniz?” diye soruyor Özgür…

İkinci alıntıyı da “Bu ülkeye ne oldu?” diye soran Didem Menteş’den yapacağım.

“Ülkede olaysız an geçmiyor, ya birileri tecavüze uğruyor ya bıçaklanıyor ya da bir yerler soyuluyor, kundaklanıyor…  Mahkeme koridorları suçlularla dolarken, mahkeme salonları artık zanlılara yetmez vaziyette. Sokaklar polis operasyonlarına sahne olurken, suçlular da aramızda gezmeye, suçlar artmaya devam ediyor…

Özellikle Başkent Lefkoşa’da 10 Eylül’de Taşkınköy’deki Erdinç Kuyumculuğun soyulması ardından 5 gün sonra Küçük Kaymaklı’daki Assos (Altınbaş) Kuyumculuğun soyulup soğana çevrilmesi Teksas’a döndüğümüzün bir göstergesi oldu. Öte yandan Lefkoşa’da 19 Şubat’ta King Oto Plaza, Özmerhan Ltd ve Opel Plaza isimli iş yerine aynı anda yanıcı madde dökülerek ateşe verilmesi korku yaratmıştı.

Girne’de bir köyde 24 yaşındaki engelli bir kıza tecavüz edilmesinin yansı sıra 24 Haziran’da Lefkoşa Kızılbaş bölgesinde 5 yaşındaki kız çocuğunun tecavüze uğraması ise ülke gündemine bomba gibi düşmüştü.

Bu olaylar yılın ilk 8 ayında yaşanırken, polis verilerine yansıyan suçlar da ülkedeki ürkütücü tabloyu ortaya koydu. YENİDÜZEN’in Polis Basın Subaylığından elde ettiği verilere göre 1 Ocak ila 31 Ağustos 2016 tarihleri arasında 555 suç meydana gelirken, bu suçlardan 952 kişi gözaltına alındı.

Bu suç türleri içerisinde ‘adam öldürmeye teşebbüs’, ‘yaralama’, ‘ev açma’, hırsızlık’, ‘kundaklama’, ‘kasti hasar’ ve ‘kumar oynamak’ suçları yer aldı. Raporda ‘tecavüz’ suçlarına ise yer verilmedi.

Verilere göre en fazla ‘hırsızlık’ olaylarının yaşandığı dikkat çekerken, kundaklama olayları dahil ‘kasti hasar’ suçları da ilk sıralarda yer aldı.

Suç türlerinin bölge dağılımlarına bakıldığı zaman en fazla suç Başkent Lefkoşa’da işlendi. Lefkoşa’yı ise 33 olay ile Güzelyurt ilçesi izledi. Lefkoşa’da 175 olay ile 175 kişi, Mağusa’da 146 olay ile 335 kişi, Girne’de 151 olay ile 284 kişi, Güzelyurt’ta 33 olay ile 54 kişi ve İskele’de 50 olay nedeniyle 103 kişi hakkında işlem yapıldı.

Polis raporlarına göre bu yıl içerisinde bir kez ‘adam öldürmeye teşebbüs’ suçu meydana geldiği görüldü. Güzelyurt’ta bir restoranda meydana gelen olayda 1 kişi tutuklanarak hakkında dava açılmıştı. 2016 yılında meydana gelen suçlar içerisinde ‘yaralama’ olayları da dikkat çekti. Lefkoşa’dan İskele’ye kadar her ilçede yaralama olayları meydana gelirken, bu rakam 24 olarak kayıtlara geçti. İlçe bazında 9 yaralama olayıyla Başkent Lefkoşa ilk sırada yer alırken, bu sırayı 7 yaralama olayıyla Mağusa takip etti. Girne’de 4, Güzelyurt’ta ise 2 yaralama olayı meydana gelirken, İskele’de 1 yaralama suçu gerçekleşti. Bu olaylardan 24 kişi gözaltına alındı.

Okumaya devam et  “Din Maskeli Allah Düşmanları”nı sevindirmeyin / Selcan TAŞÇI

Soygun olayları başta olmak üzere ülkede meydana gelen hırsızlık suçları yine başı çekti. Polis verilerine göre ilk 8 ayda 231 hırsızlık olayı meydana gelirken, 287 kişi bu suçtan dolayı gözaltına alındı. Hırsızlık olaylarının en fazla yaşandığı yer Lefkoşa oldu. İlk 8 ay içerisinde Lefkoşa’da 100 hırsızlık olayı yaşanırken, 58 hırsızlık olayıyla Girne ikinci sırada yer aldı. Girne’yi 40 ayrı hırsızlık olayı ile Mağusa takip ederken, Güzelyurt’ta 21 olay, İskele’de ise 12 hırsızlık olayı meydana geldi. Bu olaylarda yakalanan suçlu sayısına bakıldığı zaman ise Lefkoşa’da 100; Mağusa’da 58; Girne’de 78; Güzelyurt’ta 34 ve İskele’de de 17 kişi tutuklandı.

Bu arada Eylül ayında ise Lefkoşa’da 2 soygun olayı meydana geldi. Bu soygun olaylarıyla ilgili soruşturma sürerken, şu anda 1 kişi gözaltına alındı.

Hırsızlık patlamasının  yansıra ülkede dikkat çeken suç türlerinden biri de ‘ev açma’ oldu. Yılın ilk sekiz ayında 85 ev açma olayı meydana gelirken, bu olaylarla ilgili olarak 101 kişi tutuklandı. Ev açma olaylarında bu kez Girne bölgesi ilk sırada yer aldı. Girne’de 38 kişinin tutuklandığı 32 ev açma olayını, 26 kişinin tutuklandığı 21 ev açma suçuyla Mağusa izledi. Lefkoşa’da ise 18 ev açma olayından 18 kişi tutuklanırken, bu rakamı 15 kişinin tutuklandığı 12 ev açma olayının meydana geldiği İskele bölgesi takip etti. Güzelyurt’ta ise 2 ev açma olayı gerçekleşirken 4 kişi bu suçlardan dolayı tutuklandı.

Ülkede yoğun olarak yaşanan olaylar içerisinde ‘kasti hasar’ suçları da dikkat çekti. Polis verilerine göre ilk sekiz ayda 90 kasti hasar olayı meydana gelirken, 102 kişi hakkında bu olaylarla ilgili yasal işlem yapıldı. En fazla Lefkoşa’da gerçekleşen kasti hasar olayları, en az Güzelyurt bölgesinde yaşandı. Lefkoşa’da 29 kasti hasar olayında 29 kişi, Mağusa’da 26 olayda 29 kişi, Girne’de 22 olayda 30 kişi, İskele’de 7 olayda 8 kişi ve Güzelyurt’ta 6 kasti hasar olayından 6 kişi tutuklandı.

Bu yıl en dikkat çeken olaylar içerisinde yer alan kundaklama olayları da verilere yansıdı. Yılın ilk sekiz ayında 8 kundaklama olayının yaşandığı ülkede, 10 kişi tutuklandı. Lefkoşa’da 5 kundaklama olayında 5 kişi hakkında yasal işlem başlatılırken, Mağusa’daki 3 olayda ise toplam 5 kişi zanlı olarak kayıtlara geçti.

Kıbrıslı Türkler için yasak olan kumar suçu da polis verilerindeki yerini aldı. Ocak ila Ağustos ayları içerisinde 117 kumar suçundan dolayı 428 kişi hakkında yasal işlem başlatıldı. En fazla kumar oynan ilçe olarak Mağusa ilk sırada yer alırken, bunu Girne ve İskele izledi. En az kumar oynanan ilçe ise Güzelyurt oldu. Kumar suçundan Lefkoşa’da 14 kişi; Mağusa’da 211 kişi; Girne’de 134 kişi; Güzelyurt’ta 7 kişi ve İskele’de 62 kişi kumar oynamaktan işlem gördü”.

Okumaya devam et  Afganistan Halkı Hiçbir Zaman Savaş İstemedi ki!

KKTC’deki “mevcut durumu” anlatan üçüncü alıntım yine “muhalefet”ten, TDP Milletvekili, Psikiyatrist Prof. Dr. Mehmet Çakıcı’dan:

Ülkede uyuşturucu ile mücadelede önlemlerin yetersiz olduğunu belirten Çakıcı, “Mücadele vardır deniliyor ama mücadelenin çok başındayız” diye konuştu. Çakıcı, Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu’nun 2015 yılında YDÜ’de dört büyük çalışma yaptığını belirterek, ilkokul, ortaokul ve liselerde yaygınlık yanında bir de ev çalışması yapıldığını kaydetti. Çakıcı, yapılan çalışma sonucuna göre, yıllara göre uyuşturucu kullanımının arttığını ifade ederek, ilk kez 2015 yılında ilkokullar üzerinde bir çalışma yapıldığını ve yabancı madde kullanımının ilkokullarda,  yüzde 1,2 olduğunu açıkladı.

Çakıcı, yapılan araştırmada liselerde yasa dışı madde kullanımının 1996 yılında yüzde 2’den 2015 yılında yapılan araştırmaya göre yüzde 5,6’ya yükseldiğini belirterek, geçmiş yıllara bakıldığında artışın üç katı olduğunu söyledi. Uyuşturucu kullanımının halk arasında 2003 yılında yüzde 3 olduğunu, 2015 yılında yapılan çalışmalarda bu oranın yüzde 8’e çıktığını kaydetti. Çakıcı, uyuşturucu kullanımının ilkokullara kadar indiğini ifade ederek, halk arasında da giderek artmakta olduğunu söyledi. Çakıcı, uyuşturucu kullanımının önüne geçmek için önleme programı hazırlanması gerektiğinin altını çizerek, liselere yönelik hazırlanan eğitim programının 16 yıl önce hazırlandığını anımsattı.

Evet, şimdi ister şapkanızı önünüze koyup, ister bir bardak soğuk su içip düşünmeye başlayın…

Hangi Kıbrıs’ı kurtaralım.

Kuzey Kıbrıs bu hâle nasıl geldi?

Biz ne yaptık, kim ne yaptı yahut kimler neleri yapmadı da böyle oldu?

Üç alıntım da “muhalefet” cephesinden… Üç, beş aylık iktidarı eleştirmeleri; yılların sorunu/birikimi olan bütün bu meselelerin mevcut iktidarın yanlışları sonucu oluştuğunu ortaya çıkarmaz.

Geçen sene kendileri iktidardaydı. Yazdıklarını hiç eleştirmiyorum çünkü fotoğrafı geniş açıdan ve renkli çekmişler.

Mevcut ve gelmiş geçmiş bütün iktidar(lar) da sorumluluğu; “Ne yapayım, polis bana bağlı değil” mazeretinin arkasına sığınarak üzerinden atamaz.

Yargı da; “Kararlarım uygulanmıyor” diyemez.

Yasama, yürütme ve yargı ayrı ayrı “durum felaket” diyorlarsa taşın altına kimin önce elini koyacağı düşünülmelidir artık.

Gökten başlarına taş düşse Türkiye’den bilen kırma “navigötor” linobambakiler yukarıda sayılan bütün olumsuzlukları Türkiye’ye bağlarlar.

Devletten, Türkiye’nin uydusu “Türk”sat’a çıkmak için yine devletten para alan tv kanallarında sabahtan akşama devlete ve Türkiye’ye söverler.

En basiti; KKTC’de kasabalar arasındaki yollar çöple, atıklarla, her türlü pislikle doluymuş, hep Türkiye’den gelenler kirletiyormuş.

Peki öyleyse; Türkiye’nin binlerce kilometre uzunluğundaki devlet otoyollarını Kıbrıslılar mı temiz tutuyor?

“Rum tarafı temiz, tertipli, aynı Avrupa” diyenler bırakın köyleri, Lefkoşa Dereboyu’nu, Girne antik liman üstündeki sokakları kimin kirlettiğini düşünüyorlar?

“Federal yargı” hazırlığı yapılıyor, Amerikalılar gelip “federal polis” çalıştayları düzenliyor.

Bu kafayla, bu yabancı hayranlığıyla giderseniz, muhayyel/müstakbel federasyonun hangi katmanında kendinize yer bulabileceğinizi zannediyorsunuz?

Şimdi sınıfta herkes birbirine baksın ve suçu/günahı en az olan parmak kaldırsın.21 Eylül 2016

 


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir