Küresel dünya ekonomisinde kredi derecelendirme kuruluşları, finansal piyasalar içinde düzenleme, denetim ve yatırım faaliyetlerinin gerçekleşmesi konusunda önemli fonksiyona sahiptir. Kredi derecelendirmenin kökeni, New York’lu manifaturacı Lewis Tappan’ın 1837’de yaşanan ekonomik krizde müşterilerinin durumunu belirlemek amacıyla geliştirdiği değerlendirme yöntemine dayanır.

Son on yıl içinde ve özellikle küresel krizin derinleşmesindeki etkileri sebebiyle bu kuruluşlar tartışma konusu olmuşlardır.

Derecelendirme; bir kuruluşun veya bir devletin finansal yükümlülüklerini
zamanında yerine getirip getiremeyeceğini tahmin etmek üzere kullanılan geçmiş ve bugünkü verilerine dayanarak yapılan bir sınıflandırma sistemidir. Elde edilen sonuçlar, kolay anlaşılması için sembollerle açıklanmıştır. Derecelendirme, ilgili kuruluş ve devletin borcunu zamanında ve düzenli geri ödeme kapasitesini ölçmeye yarayan ve buna bağlı olarak para ve sermaye piyasalarındaki rolünü değerlendiren standart ve objektif bir değerlendirmedir.

John Moody tarafından 1909 yılında yazılan “Demiryolları Yatırımlarının Analizleri” çalışmasında kullanılan semboller, daha sonra kredi değerlendirmesinde kullanılan uluslararası semboller olmuştur. Günümüzde kredi derecelendirme faaliyetinde bulunan en büyük üç derecelendirme kuruluşu Moody’s, Standard & Poor’s ve Fitch’ dir.

Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, S&P ve Fitch son dönemde çeşitli ülke ve şirketlere verdikleri tartışmalı notlar ile yoğun şekilde eleştiriye uğramışlardır. Nitekim Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “S&P bizim haberimiz olmadan karar vermişler, bizimle bir istişare yapılmadı, bir diyalog yok. S&P’nin bu kararı tabii ki diğer kurumlarda da bir baskı aracı” diyerek Kuruluşu eleştirmiştir.

Türkiye’de kredi derecelendirme kuruluşlarının faaliyeti, gözetim ve denetimine ilişkin düzenlemeler Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından yapılır. Türkiye’deki düzenleme ilk defa 4 Aralık 2003 tarihli Sermaye Piyasasında Derecelendirme Faaliyeti ve Derecelendirme Kuruluşlarına İlişkin Esaslar Tebliği ile düzenlenmiştir.
SPK Seri VIII, 51 No.lu tebliğine göre derecelendirme “Faaliyetinde Bulunabilecek Kuruluşlar” başlıklı 7’nci maddesinde derecelendirme faaliyetinin; Türkiye’de kurulan ve derecelendirme faaliyetinde bulunmak üzere Kurulca yetkilendirilen derecelendirme kuruluşları ile Türkiye’de derecelendirme faaliyetinde bulunması Kurulca kabul edilen uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından yapılacağı öngörülmüştür.

Geçen hafta uluslararası kredi ve derecelendirme kuruluşu S&P Türkiye’nin BB+ olan notunu artan siyasi riskler sebebiyle BB’ye düşürmüş, görünüm negatif olmuştur. S&P’nin not indirim açıklamasında, “Darbe girişimi ile artan belirsizlik Türkiye’nin dış finansman ihtiyacı ve sermaye akışını kısıtlayabilir, kurumsal kontrol mekanizmalarını zayıflatacağına inanıyoruz” denmiştir. Türkiye’nin diğer yatırım yapılabilir notu Fitch’ten geliyor.
Sıfırcı Hoca Moody’s ise Türkiye’nin notunu indirim için izlemeye almıştır. Türkiye’nin “Baa3” ile “yatırım yapılabilir” seviyedeki kredi notunu düşürülebileceği konusunda spekülasyonlar vardır. Moody’s’den yapılan açıklamaya göre, Türkiye’deki başarısız darbe girişiminin ülkedeki zorlukları arttırabileceği ve Türkiye’nin büyüme hızını olumsuz yönde etkileyebileceği belirtilmiştir.
Cari açığı yüksek olan Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu yabancı kurumsal fonların bazıları, kendilerini sadece yatırım yapılabilir nota sahip ülkelere yatırımla sınırlandırmaktadır. Fonlar, genelde ülkelerin başlıca üç kredi derecelendirme kuruluşunun en az ikisinden yatırım yapılabilir not almasını isterler.
Moody’s Türkiye’nin kredi notunu, “negatif” görünüm ile yatırım yapılabilir en düşük seviye olan “Baa3” te derecelendirmektedir. Açıklamada, hükümetin ekonomik reformları beklenenden daha yavaş ele alması sebebiyle kredi notu görünümünün negatifte tutulduğu şöyle açıklanmıştır: “Dış dengesizlikleri azaltacak; ekonomik, mali ve kurumsal gücü korumak için gerekli yapısal reformlarda gecikmeye yol açacak bir ivme oluştuğuna dair kanaat oluşması ve/veya yatırımcıların riskten kaçışı dolayısıyla… ülkenin dış finansmanında baskıların artması olasılığı artarsa… notu düşürülebilir.”
Darbe girişiminin başarısızlıkla sonuçlanması, Türk demokrasisi açısından olumlu bir gelişmedir. Sürecin devam edebilmesi için mutlaka ekonomideki gelişmeler de olumlu yönde seyretmelidir. Bunun için yabancılar açısından Türkiye’nin yatırım yapılabilir bir ülke olma konusunda kimsenin tereddüde kapılmaması gerekir.

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.