Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Avrupa Birliğine Vizesiz Seyahat Bir Aldatmaca Olmasın

Başbakan Ahmet Davutoğlu Haziran 2016’da AB ülkelerine vizesiz seyahat edilebileceğini açıklamıştır. 7 Mart 2016 tarihinde Brüksel’de Türkiye-AB Zirvesi yapılmıştır. AB’nin temel şartı olan Geri Kabul Anlaşması’nın 16 Aralık 2013 tarihinde yürürlüğe girmesiyle Türkiye’den AB’ye geçen düzensiz göçmenlerin iadesi söz konusudur.

Zirve’nin ardından varılan anlaşmaya yönelik olarak Avrupa’dan, BM’den ve de Türkiye’den çeşitli eleştiriler yapılmıştır. AB yetkilileri 7 Mart’ta verilen sözlerin yerine getirileceğini ve bir anlaşmanın ortaya çıkacağını belirtmişlerdir.
AB ülkelerinin vatandaşlarına ayrımcılık yapmaksızın Türk topraklarına vizesiz giriş hakkı tanınması da gündeme gelmiştir.

“Tüm AB ülkeleri” vurgusu, Türkiye’nin devlet olarak tanımadığı Güney Kıbrıs Rum Yönetimini (GKRY) işaret etmektedir. Bu durumda vize işlemlerinde Türkiye’nin, “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi” yerine “Kıbrıs Cumhuriyeti” ifadesini kullanması gerekmektedir.

Bu durum ileride Türkiye’nin GKRY’ni Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımasına yol açacak, böylece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) hukuken son bulacaktır.

Kıbrıslı Rumların, Türkiye’ye daha fazla baskı yapılması için Kıbrıs’ta Türkiye’nin garantörlüğünü askıya aldırmanın peşinde olduklarını da unutmamak gerekir. Yunanistan adadaki garantörlük haklarından vazgeçmeyi kabul ederken, Rumlar İngiltere’den de Kıbrıs’ta bir anlaşma olması durumunda adadaki garantörlük haklarından vazgeçmeye hazır olduklarının onayını almıştır.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk 15 Mart 2016 tarihinde Ankara’da Başbakan Davutoğlu ve Lefkoşa’da GKRY Cumhurbaşkanı Anatasiadis ile bir araya gelmiştir. Tusk, GKRY’nin, Almanya, Fransa, Hollanda ve diğer üye ülkeler kadar önemli olduğunu ve hiçbir üçüncü ülkenin üye ülkelerden daha önemli olamayacağını vurgulamıştır.
GKRY Cumhurbaşkanı Anastasiadis ise mülteci sorununun Türkiye’nin katılım müzakereleri sürecini yeniden canlandırdığı tartışmalarıyla bağlantılı olmadığını açıklayarak, bloke edilen başlıkların açılmasının Türkiye’nin Ankara Anlaşması ve katılım müzakereleri kapsamında yükümlülüklerinin yerine getirmesine bağlı olduğunu hatırlatmıştır.
Avrupa Komisyonu 16 Mart 2016 tarihinde yaptığı açıklamada, mülteci krizinde Türkiye ile AB arasındaki işbirliğinin altı temel ilkesini belirlemiştir. Geri Kabul Anlaşması’nın imzalanmasıyla başlamış olan vize serbestliği sürecinin vizelerin kaldırılmasıyla sonuçlanması için Türkiye’nin yerine getirmesi gereken 72 gereklilik (kriter) vardır.
Bu gereklilikler 5 ana başlık altında toplanmıştır: Seyahat belgelerinin güvenliği, göç yönetimi, kamu düzeni ve güvenlik, temel haklar ve yasadışı göçmenlerin geri kabulü. Vize serbestleştirilmesi diyaloğu kapsamında Türkiye’nin değerlendirmesine göre 30 Mart itibarıyla kriterlerden 36’sı tamamlanmıştır
Türkiye’nin vize serbesti sürecinde bu kriterleri yerine getirmesi durumunda AB’nin kolaylaştırıcı bir tavır benimsemesine de bağlı olarak vizelerin kaldırılması mümkün olacaktır. Eğer vizeler kaldırılmazsa, Türkiye’nin Geri Kabul Anlaşması’nı feshetme hakkı bulunmaktadır.
Avrupa Birliği Bakanı Volkan Bozkır CNN Türk’te katıldığı bir programda “Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalkmayacak.. Kalkma ihtimali çok büyük” demiştir. Başbakan Ahmet Davutoğlu ise daha önce Avrupa Birliği ile varılan anlaşma sonucunda Haziran ayında Avrupa Birliği ülkelerinde vize muafiyetinin başlayacağını söylemiştir.
Brüksel’de Mart 2016’da tarihinde yapılan ikinci zirvede alınan karara göre vizelerin kaldırılma süreci şöyle gerçekleşecektir: 18 Mart 2016 AB Liderler Zirvesi: AB – Türkiye Göç Alanında Ortak Eylem Planı Ek Önlemler üzerine Anlaşma. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasının kaldırılması için hedef Haziran 2016.

Mart – Nisan 2016: Vize Serbestleştirilmesi Yol Haritası kapsamında geriye kalan 36 kriterin tamamlaması. Nisan 2016: AB Komisyonu son değerlendirme raporu. Olumlu değerlendirme durumunda Nisan – Mayıs 2016: AB Komisyonu’nun 539/2001 sayılı Konsey Tüzüğü üzerinde değişiklik önerisi hazırlıkları. Kurum içi danışma süreçlerinin işletilmesi ve yasa değişikliği önerisinin ilgili kurumlara sunulması. (yaklaşık 10 gün, geçmiş örneklere dayalı tahmini sürelerdir)

İlk okumada onaylanması durumunda Avrupa Parlamentosu süreci: a) LIBE Komitesi (Avrupa Parlamentosu Sivil Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi) görüşü. (ilk taslak) b) LIBE ve ilgili Komiteler. (değişiklik önerileri) c) LIBE değişikliklerin kabulü. d) Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu, (son metnin oylaması)
Parlamento sürecinden sonra Avrupa Konseyi’ne sunum: a) Adalet ve İçişleri Konseyi oylaması, (İngiltere ve İrlanda AB politikası kapsamı dışında olduğundan oy kullanmayacak), b) Kabul için nitelikli çoğunluk, (oylamaya katılan üye ülkelerin sayısının yüzde 55’i, toplam nüfusun yüzde 65’i) c) AB Resmi Gazetesi’nde yasa değişikliğinin yayımlanması. (düzenlemeler AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanmasından 20 gün sonra yürürlüğe giriyor. Ancak bu süre geçmiş vize serbestleştirilmesi kararlarında örnekleri olduğu üzere kısaltılabilir)

Türkiye – AB Zirvesi’nde Türkiye 5 yeni başlığın müzakereye açılmasını önermiş, fakat GKRY’nin karşı çıkması üzerine en son müzakere başlığı olan 33’ncü “Mali ve Bütçesel Hükümler” başlığının açılması kabul edilmiştir. Bu durumu Bakan Bozkır “Türkiye anlaşmaya karşılık AB üyelik sürecinde 5 faslın açılmasını istiyordu ama Kıbrıs Rum Kesimi yolumuza taş koydu” olarak değerlendirmiştir.

AB nezdinde Büyükelçi olarak görev yapmış olan ve Brüksel’e atanmasının ardından DPT’da benimle görüşerek görüşlerimi alan Pulat Tacer’in tespiti çok önemlidir. Tacer’e göre; AB ile Türkiye arasında yapılan geri kabul anlaşması ve 33’ncü başlığın açılması konusunda Bavyera Maliye Bakanı CSU ‘lu siyasetçi Markus Soder ZDF televizyonunda (20 Mart 2016) kendisine sorulan bir soruyu cevaplandırırken Türkiye’nin bu konuda üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmesinin güç olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca, demokrasi, insan hakları, düşünceyi ifade özgürlüğü ve yargı bağımsızlığı konusunda Avrupa değerlerine uymayan Türkiye’nin vize muafiyetinden yararlanabilecek koşulları yerine getirmesini beklemediğini açıklamıştır.

Soder, 33’ncü Başlığın açılmasının aslında Türkiye’ye yapılan bir haksızlık olduğunu, çünkü Türkiye’nin üyeliğinin gereken çoğunluğu sağlamasının mümkün olmadığını tüm AB ülkeleri yöneticilerinin bildiğini, buna rağmen Türkiye’yi beklenti içine sokmanın aldatma olduğunu vurgulamıştır.

Soder’den önce konuşan Alman Yeşiller Partisi’nin Türkiye kökenli Başkanı Cem Özdemir de Türkiye’nin Avrupa değerlerini çiğnediğini dile getirmiştir.

AB üyeleri ve Almanya, Türk vatandaşlarına AB hukukuna, Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın kararlarına ve taraflar arasındaki anlaşmalara aykırı olarak vize uygulamaktadır. Türkiye’nin de içinde olduğu Avrupa Konseyi üyeleri 1957 yılında serbest dolaşım anlaşması imzalamışlardır. 1960’a gelindiğinde karşılıklı olarak vizeler kaldırılırken Türkiye 1980 yılında vizesiz Avrupa’dan çıkarılmıştır.

Federal Almanya 1957 Anlaşmasını Türk vatandaşları için askıya aldığını Avrupa Konseyi’ne 9 Temmuz 1980 tarihinde bildirmiş ve vize uygulamasına 5 Ekim 1980 tarihinde başlamıştır.
Türk vatandaşlarına Ankara Anlaşması, Katma Protokol ve Ortaklık Konseyi Kararlarına aykırı bir şekilde vize koyan Yunanistan dışındaki ilk AB ülkesi Almanya’dır. Aynı yıl 24 Eylül’de Fransa Federal Almanya’yı izleyerek Avrupa Konseyi bünyesindeki anlaşmayı Türkler için askıya aldığını bildirmiş ve Türk vatandaşlarına vize uygulamasına başlamıştır.
Türkiye, vatandaşlarından Schengen vizesi talep edilen tek AB adayı ülkedir.
AB, Türkiye’ye karşı Bobon (Bo: Bizden olanlar, Bon: Bizden olmayanlar) kriterlerini uygulayarak haksızlık etmektedir. Fakat vize serbestisi gerçeklemez ise de pireye kızıp yorgan yakmamak, Dokuzuncu Cumhurbaşkanı merhum Süleyman Demirel’in Aydın Doğan’a 7 Şubat 2015 tarihinde yazmış olduğu mektupta önemle üzerinde durduğu hususu (Türkiye, ne olursa olsun, Avrupa Birliği çıpasına sarılmalıdır. Bundan vazgeçmek olmaz) gözden uzak tutmamalıdır.
Atatürk’ün 29 Ekim 1923 tarihinde Fransız yazar Maurice Pernot’ya verdiği demeci de unutmamak gerekir: “Kabul etmelisiniz ki, doğuda yaşamayı seçmeye mecbur olduğunuz için, ırkımızın beşiği ile ilgili olması nedeniyle mümkün olduğu kadar yakın batıyı bir yerleşim yeri seçtik. Fakat vücutlarımız doğuda ise fikirlerimiz batıya doğru yönelik kalmıştır. Memleketimizi asrileştirmek istiyoruz. Bütün çalışmamız Türkiye’de asri binaenaleyh batılı bir hükümet vücuda getirmektir.
Medeniyete girmek arzu edipte Batıya yönelmemiş millet hangisidir?”

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here