Kategoriler
Dünya Hüseyin Mümtaz Kültür/Sanat Politika Türkiye Yazarlar

SİYAH BEYAZ GİRNE

 

SİYAH BEYAZ GİRNE

Hüseyin MÜMTAZ

 

Yılın yine Girne zamanlarındayım.

Altıntoplar açmış, portakal çiçeği kokuları dört bir yanda…

Özlediğim o ilk sabahın, o ilk yürüyüşünde içime çektiğim nefeste zerre kadar is, pus, kalorifer, egzoz dumanı ve kokusu yok.

Derin derin, ciğerlerimin son hücresine kadar nefes alabiliyorum…

Yılın Girne sabahlarındayım…

Üstelik bu seferin ilk sabahında, gün henüz ağarırken Beşparmakları seyretmeye kalktığımda “yeni ay”ı gördüm tam doğuda. Nefis bir hilâldi…

Dağın göz alabildiğine her santimetrekaresi, her zamanki gibi, her saniye değişen bir renk cümbüşüydü…

Sonra yılın Girne akşamları…

Bu sefer ressamın koyulaşan renkli fırça darbeleri batıda… Gün battıktan saatler sonra bile ufukta, dağların doruklarında yavaş yavaş azalan bir kızıllık… Hayrettir, doğuda eğer birkaç bulut varsa oraya kadar bile ulaşan, şavkı vuran bir kırmızı ton..

Girne’yi “ilk defa” 74’ün Eylül’ünde görmüştüm.

42 senede kaç defa geldiğimi, döndüğümü unuttum.

“Son defa”yı elbette bilemem…

Ama Girne’nin en fazla o 74 Eylül’ünü severim..

Siyah-beyazdı Girne o zaman eski gravürlerdeki gibi.

Tek çizgi, yalın çizgi, olabildiğince tenha bir çizgi.

Ressam renksiz fırçalarında yalnızlığının coşkusunu yaşıyordu.

2016’nın 8 Mart’ında Girne antik limanı çok kalabalıktı. İstiklâl Caddesi yahut Kızılay’da süklüm püklüm kendilerine zorla yürüyecek yer bulabilen fazlasıyla süslü ve hayli yaşlı teyzeler güruhu “fethe” gelmişti, kaldırımlar hep onlarındı, dükkânlar hep onlarındı, her yer onlarındı, bağıra çağıra etrafa gürültü kirliliği yaşatıyorlardı, her yeri “işgal” etmişlerdi.

Atatürk heykelinin yanında değil, tam karşısındaki “o tek ve saygın” otelin caddeye, heykele ve denize nâzır bahçesinde bile genç bağyanlar bacaklarını uzattıkları masaların üzerine ayakkabılarıyla basıyorlar, sigaralarını kaldırımdan geçenlerin yüzüne üflüyorlardı…

74 Eylül’ünde böyle değildi. Kumarhane/kârhane sosyolojisi, emme basma tulumba ekonomisi ve sendikal faşizm yoktu.

Evlerin kapısı kilitlenmiyordu geceleri; oto galerileri kundaklanmıyor, 7 aylık bebekler anne karnında öldürülmüyordu.

Girne, eski gravürlerdeki gibi tenha, yalnız ve siyah-beyazdı.

Ben işte o Girne’yi özlüyorum… 9 Mart 2016

 

 

57’İNCİ ALAY HER YERDE

HEPİMİZ 57’İNCİ ALAYIN NEFERİYİZ

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.