Alman Meclisi Bundestag’da Türkiye için hava korkutucu

Alman Bundestag'ından 25 Şubat günü geçirilebilecek yeni Karar aslında Ermeniler'in içine düştükleri "çıkmazlar"ın sürdürülmesinden başka bir anlam taşımayacaktır. Ne acınası bir durumdur ki Leibniz, Husserl, Kant gibi büyük filizof ve mantıkçılar yetiştirmiş Almanya, " başta din ("ırk" diyesim gelmiyor) kardeşliği, Martin Luther, Karl May, Lepsius vb tortularından bugünlere akan tarihsel önyargılar nedeniyle, Ermeni propaganda makinasının  çarklarına takılmıştır. Almanya, bu örnekde de görüldüğü gibi, söz konusu ülke özellikle nedense Türkiye olunca, din kökenli Cumhurbaşkanlarının daha önce aymazlk içinde yapmış olduğu gibi, politikayı her zaman savundukları, övündükleri "demokrasilerde hukukun üstünlüğü-önceliği- ilkesi"nin önüne geçirebilmektedirler. - Bundestag Bld Berlin ftr

Alman Meclisi-Bundestag’da hava korkutucu “Ermeni soykırımı” Karar Tasarısı az sonra görüşülecek

Bundestag-Bld-Berlin_ftr
Alman Sol Parti’si (Linke Partei) ile Yeşiller Partisi’nin (Alliance ’90/The Greens Party) Dışişleri Komisyonu’ndan yakın bir süre önce geçirerek Bundestag Genel Kurulu’na gönderdikleri ” “Ermeni Kıyımı-Armenische Massacre” başlıklı Karar Tasarısı, yarın -25 Şubat- günü Bundestag’da tartışılacak.

Ermenistan ve güçlü diasporası, Alman yandaşları- Sol Parti ve Yeşiller kanalıyla Bundestag’dan yeniden geçirmeye çalışacağı Karar’ın 1915 olaylarının 2005 Kararı’nda olduğu gibi  “Völkermord (Toplu Kıyım)” değil,  bu kez “genocide(soykırımı) tanımlamasıyla geçmesini sağlamaya çalışıyorlar. Hukuksal sonuçları yönünden ayrı kategorilerde bulunan bu kavramlardan “genocide”in Alman Parlamentosuna-Almanya’ya kabul ettirilmesinin, “soykırımı” hastası Ermeniler yönünden özel bir anlamı var:
Bilindiği gibi mahkemeler, “soykırımı”nı politik ya da tarihsel tanımlı” değil, ” kesinlikle hukuksal tanımlı bir kavram” temelinde değerlendirmektedir. İyi ki öyle; yoksa, Ermeniler  gibi önüne her gelen- bir başka deyimle işini bilen, bir yolunu bulan- karşısındakini ” soykırımı” yapmakla , yapmış olmakla suçlayabilir. Bu nedenle, 1964 yılından bu yana 50 yıldır konunun çözümüne salt politik -biraz da tarihsel- açıdan bakarak tezleri yönünden yaşamsal bir yanlış yapmış olan Ermeniler’in soykırım savları, şu veya bu biçimde uluslararası mahkemelerle (Avrupa Adalet Divanı- Krikorian; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi-Perinçek) anayasa mahkemelerine geldiğinde (Fransa’da Boyer Yasası, İspanya’da   Pedro Valera Geis davası yoluyla soykırımının  “olumlanması -Justification” ile “değillenmesi-inkarının” ayrı düzlemlerde değerlendirilmesi: “Olumlama”nın cezalandırılması; değillemenin- açıklama özgürlüğü kapsamında olduğundan- cezalandırılmaması) yenilgiye uğramış; Ermeniler, yandaşları, başta Papa, “Ermeni Soykırımı”nı onaylamış 20 kadar ülke- tüm Hristiyan dünyası, nereden geldiklerini bilemez olmuşlardır. İşin kötüsü, durumdan ders çıkararak  ” soykırımı savlarını bir  yana bırakıp kendilerini bu çıkmazdan bir an önce kurtaracak; Türkiye’den yaptıkları özür, para ve toprak istemlerini bir yana bırakacak yerde ” uğradıkları ağır hukuksal yenilginin neden olduğu -saklı- bir “amok” saldırganlığıyla- hiç renk vermemeye de özen göstererek, kendilerini ” politik çözüme” büsbütün kaptıran Ermeniler, verimsizleşmiş eski tarlalarında otlamayı seçerek“çıkmazları”nın ikincisine düşmüşlerdir. Böyle bir umarsızlık içinde yoğunlaştırdıkları avlama girişimlerinin ilkinde Papa Fransisco’yu bulmuşlar, sonra da Almanya’yı belirlemişlerdir. Amaçları, bu kez Kararı Alman Meclisi’nden “soykırım” olarak çıkarabilirlerse, dinsel dayanışma, ırksal propaganda, acındırma vb nedenlerle kendilerine çekmiş-bağlamış oldukları ülkelerin parlamentolarına yeni ” soykırımı” kararları aldırtmak, kimilerine de yeniletip ağırlaştırarak, yitirdikleri hukuk zeminini; bu sıkıntı ve acı veren boşluğu, her ne kadar  “havayı kokutucu”-geçici politik kazanımlardan başka bir işe yaramayacaksa da, kirli politikayla kapatmaktır. Bunu sağlamada  dünya çapında güçlü bir devlet olarak algılanan Almanya’nın -güçlü örnek oluşturma niteliğiyle-yeniden avlanması önemlidir ve bu, kimi nedenlerle onlar için o denli güç de değildir.

Okumaya devam et  Cizreliler de mi Suriyeli?

Alman Bundestag’ından 25 Şubat günü geçirilebilecek yeni Karar aslında Ermeniler’in içine düştükleri “çıkmazlar”ın sürdürülmesinden başka bir anlam taşımayacaktır. Ne acınası bir durumdur ki Leibniz, Husserl, Kant gibi büyük filizof ve mantıkçılar yetiştirmiş Almanya, ” başta din (“ırk” diyesim gelmiyor) kardeşliği, Martin Luther, Karl May, Lepsius vb tortularından bugünlere akan tarihsel önyargılar nedeniyle, Ermeni propaganda makinasının  çarklarına takılmıştır. Almanya, bu örnekde de görüldüğü gibi, söz konusu ülke özellikle nedense Türkiye olunca, din kökenli Cumhurbaşkanlarının daha önce aymazlk içinde yapmış olduğu gibi, politikayı her zaman savundukları, övündükleri “demokrasilerde hukukun üstünlüğü-önceliği- ilkesi”nin önüne geçirebilmektedirler.

Gerçekten Ermeni savlarıyla ilgili olarak uluslararası mahkemelerin, anayasa mahkemelerinin yukarda  belittiğimiz hükümleri varken hukukun üstünlüğü savını her zaman ortaya çıkaran Almanya’nın, hukuku bir yana iterek çoğu kez kirlenmiş kaypak politik değerlerin tuzağına düşmesi ne denli üzüntü vericidir, hukuka nasıl bir saygısızlık ve öteki ülkelere ne denli olumsuz, kötü bir örnektir!  En acınası durum da, dünyaya ” ben hukuk- mukuk dinlemem, amacıma ulaşmak için terör, terör  örgütüm dahil  her aracı kullanırım” diyen Ermenilerinkidir. Oysa sorunun çözümünü yarım yüzyıldan bugüne mükemmel biçimde kurup işlettikleri propaganda makinasıyla ağır biçimde politikeştiren bu Batı’nın 2 şımarık çocuğundan birinin” Ermeni Soykırımı” tezleri yalama olmuştur. Vida özelikle Avrupa İnsan Hakları Mahkmesi’nin Perinçek Hükmü’nden bu yana boşuna dönmektedir. Aslında, kendileri de durumun ayırdında olan Ermeniler’in bunun neden olduğu panik durumundaki çırpınışları da buradan kaynaklanmaktadır.

Ermeni propaganda makinasının ilk dişlilerine uzun süredir takılmış saldırgan Alman Sol Parti ile başkanlığını Türkiye’nin sorunlarına hep şaşı bakan Alman Çem Östemir’in Yeşiller Partisi’nin önergeleri yarın CDU/CSU-SPD tarafından, Nisan 2015 ayında olduğu gibi, oylanmamak suretiyle boşa çıkarılabilecektir. Yarın göreceğiz.

Okumaya devam et  Akepe’yle Mehepe’nin Automatic Basıncı

Bunun sağlanması için Türk Hükümeti’nin de gerekli diplomatik girişimleri yapmış olduğu kuşkusuzdur.

Ülkü Başsoy

Hamburg -24 Şubat 2016


Comments

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir