Kategoriler
Dünya Kültür/Sanat Politika Türkiye

PENTAGON’UN HEDEFLERI

2016  YILINA GELİNDİĞİNDE  GENEL DURUM

 

( PENTAGON’UN  YENİ   HARİTASI……THOMAS P.M. BARNETT……)

ENTEGRE OLMAMIŞ BOŞLUK ALANI İÇİNDE KALAN  UNSURLAR:

  1. yy.  Girildiği  günden beri   Küremiz üzerindeki  sosyo politik  oluşumların  ivme kazanması ve   her geçen günün gelişmelerin  yeni bir oluşuma  sahne olması ,  bu  gelişmeleri  analitik olarak  sürekli  güncellemek   zorunda bırakmaktadır….Olaylara bu açıdan  bakmak için  Thomas Barnett ‘in  yakın geçmişte  yayınlanmış olan Pentagon’un Yeni Haritası adlı kitabında   ön gördüğü  politik hedefler üzerinden  konu tekrar  ele alınarak   güncellendiğinde,  harita üzerinde  hudutları belirtilen  alanlar  içinde;
  1. Enerji  sahaları  (   Latin Amerika  bölgesindekiler,  Batı  Afrika bölgesindekiler,  Kuzey Afrika  sahasında bulunanlar,  Doğu  Afrika  sahasındakiler, Orta Afrika’da bulunanlar,  Orta Doğu  coğrafyasındaki  alanlar, Güney  Çin  denizi petrol alanları….)

 

  1. AB. İle ,  Lome, Meda, Arusha, Younde toplantılarına katılıp serbest ticaret anlaşmaları  yapmış olan  ülkeler…Bu ülkelerin hemen hepsi  AB ile  Avro üzerinden  ticaretlerini yapmakta olup, bu da ABD in küresel  rezerv para  birimi olan Dolar  karşıtı bir durum yaratmaktadır….Bu bağlamda Fransız Afrika’sı ile  Fransa’nın önemli ölçüde  ticari bağlantıları da dikkate alındığında ,Avro üzerinden milyarlarca  dolar karşıtının Fransa’ya  akması  finans kapital politikalarında dolar stratejisine  ters bir durum yaratmaktadır…

 

  1. Önemli deniz ulaşım yolları ve deniz geçitlerinin bulunduğu  yerler…

 

  1. BOP  hedefi içinde bulunan ülkelerin  bulundukları alanlar…

 

  1. Radikalleştirilen   Müslüman ülkelerin bulundukları  alanlar….(   BATI DÜNYASI   İÇİN  İSLAMAFOBİ  OLUŞTURULMASI AMAÇLANAN   ÜLKELER )

 

  1. C. Rıse’in, 22 ülkenin hudutlarının değiştirileceğine dair  hedef görülen ülkelerin bulundukları alanlar….

 

  1. Balkan  devletlerini   parçalanması, Afganistan  işgali, Irak’ın işgali, Libya’nın bölünmesi, Mısır’ın  askeri idareye, Müslüman Kardeşler yönetiminden sonra geçmesi, Suriye’nin  bölünmesi  ve iç savaşın çıkması,   Pakistan, Afganistan  bölgesinde Taliban hareketinin sürmekte olduğu, Kafkasya’da  Çeçen  hareketinin  oluşması, Ukrayna’nın bölünmesi ,Kırım  sorununun  ortaya çıkması, Gürcistan ‘da  yönetim değişikliklerinin yaşanması,Sudan, Somali bölgelerinde  çatışmaların  artması,  özetle,İslamafobi oluşturulması amaçlanan  Müslüman  nüfusunun bulunduğu    (  Mali, Nijerya, Orta Afrika  Cumhuriyeti, Libya, Filistin,  Mısır, Yemen ,  Somali, Sudan, Suriye, Irak, Filistin, Afganistan, Pakistan, Arakan  ) gibi ülkelerin hepsinin  BOŞLUK  alanı olarak kabul edilen bu  coğrafyada bulundukları görülüyor…..

 

  1. Taliban oluşumunun, El Kaide olarak Önce Ortadoğu’da şekillenmiş  sonra Afrika’daki uzantısı Eş Şebab  olmuştur, IŞİD  olarak da varlığını giderek  Suriye Irak toprakları üzerinde güçlendirmiştir,

 

ı. Gelinen  son nokta itibariyle,  Türkiye ile Esad rejimi arasında   derinleşen gerilim de dikkate alındığında, PKK + PYD  ve karşıtı  gösterilen IŞİD   (DAEŞ) cephesinin dışında,  PYD ‘in Azez bölgesindeki  hareket  tarzı  Türkiye yi  özellikle AZEZ, C ERABLUS   arasında  askeri bir müdahaleye  zorlayacak gibi  bir görüntü sergilemektedir…. Esad rejimi ile  RF. Ortak politikaları sonucu, süreç,  Türkiye’yi  ayrıca  Rusya ile karşı karşıya  getirmiştir….Bu da BOŞLUK  ALANI içindedir….

 

  1. Taliban  adı ile sahneye sürülen, daha sonra  El Kaide adı ile  tanımı değiştirilen ve son aşamasında   IŞİD (DAEŞ )  olarak  yeni bir  ad ile  gündeme oturtulan  terör  grupların  gerek  yapısı, gerek  örgütlenme şekli gerekse  araç gereç silah ve personel  kadroları dikkate alındığına  bunların İslamiyet’le hiçbir ilişkileri bulunmayan , ancak  İslam maskesi ile operasyon   yapan grupların  olduğu  açık şekilde görülmektedir….Türkiye’nin güney hudutlarına kadar  gelen  bu  silahlı tehdit unsurlarının  BOP  süreci içinde,  Pentagon’un Yeni haritası ile  yayınlanmış kitabın eki  olan haritada ki  coğrafi alanlar içinde görmek mümkündür…..

 

k.IŞİD ‘in aynı zamanda, Nijer  ve  Pakistan’da   sempati oluşturulması da  dikkate çarpmaktadır,

 

  1. Diğer yönden, Boko Haram’ın ,  Nijerya ve Nijer bölgelerinde de   IŞİD ile ittifak  yapılmasının söz konusu olabileceği  ihtimali gündeme gelmiştir…

 

  1. IŞİD’in, Tunus, Endonezya, Filipinler’ de uyuyan hücrelerinin bulunduğu da  basında izlenmiştir..  Özetle  IŞİD‘in etkili olduğu;  İŞİD Lübnan’ı, IŞİD  Suudi Arabistan’ı,  Filistin  Ensar’uş Şeria,  IŞİD Yemen’i,  Mısır  Ensar ul  Beytd  Makdis, Libya Ensar uş  Şeria,  Cezayir  Cund El Hilafa,  Mali Boko Haram,  Somali  Eş Şebab,  Afganistan  Horasan Grubu,   IŞİD  Kafkasya,  olup, IŞID’in yakın zamanda  saldırı  yaptığı ülkeler,   Tunus, Fransa, Danimarka  ve Türkiye  olmuştur….  Muhtemelen  ileriki aşamada, hedef kabul edilen  ülkelerde de  bu taşaron gücün devreye  sokulması  beklenmelidir….

 

 

n.. Bütün bölgeyi altüst eden  bu  stratejide  Türkiye  ne oranda hedeftir sorusu  akla geldiğinde cevabı  KÜRESELCİLERİN  politik hedeflerinde aramak gerekecektir….

 

*  Gelecekte suyun  petrolden daha kıymetli  olacağı ve geleceğin savaş planlarının su savaşları olacağı  birçok  zeminde tartışılmaktadır…Bölgedeki en zengin su kaynakları  ise, DİCLE  ve  FIRAT  barajlarındadır …..Birilerinin iştahını kabartmaktadır…

 

*   Enerli yollarının doğudan,batıya ,kuzeyden, güneye   geçiş yollarının Türkiye’nin  denetiminden  alınması   da  gerekmektedir….

 

*   ODED YİNON  ön gördüğü şekilde,  bölgede İsrail’e  stratejik  derinlik kazandıracak şekilde  yapay  bir  Kürt Devleti   kurulması ,bunun yanında da  Türkiye’den bu bölgenin  koparılması düşünülen  belli coğrafi  kesimin bir bölümünün  de Ermenistan’a  verilmesi  gene birileri tarafından inkar edilmemektedir.….

 

*   Güçlenen bir Türkiye ile  Orta Asya Türk Devletleri arasına   TAMPON bir bölge  oluşturularak coğrafi  bağlantıyı kopararak , ekonomik , politik   ve kültürel   dayanışmanın  önüne geçilmesi  gerekmektedir….

 

Kısaca, 2016  Yılına geldiğimiz  şu günlerde  coğrafya üzerinde  küresel ve bölgesel  kargaşanın  basit  şekilde özeti  böyle yansımaktadır…

 

 

Diğer  yönden, 2016  Yılı  itibariyle   TEK KUTUPLU bir  dünyanın  ÇOK KUTUPLU  bir yapı üzerine kaymakta ki   devamı  , ABD ‘in  bütün zorlayıcı önlemlerine rağmen  sürecin  gene de  devam etmekte  olduğunu  göstermektedir.. ABD ‘in   Askeri gücünü  besleyen finansal gücün  rezerv para olan doların  küresel etkinliğinin devamının varlığı  bir çok analizde  ifade edilmiştir…

 

Konunun  küresel politikalara bakış  açısından   dinamik merkez olan ABD in  2016 yılı itibariyle  denklemdeki yerinin  güncellenmesi  gerekmektedir…Bu bağlamda, Batı kaynaklı analizler dikkate alındığında    ekonomik hedefler   paralelinde ,jeostratejik  hedeflere  de yönelmenin muhtemel  görüntüleri  neler olabilir ?….

 

a  Dış kaynaklı yorumlar içinde   ABD ekonomisinin  önünde zor yılların  bulunduğu,  Yeni Sosyal Güvenlik Araştırmasına ( SSA) göre , 2033 yılına doğru ABD ‘İN  güvenlik fonlarının tükeneceği   değerlendirilmektedir. Bu bağlamda;

 

*  SSA raporuna göre,  ABD  Vakıf fonlarının 2000  yılından bu yana  finansal kaynakların  iyi kullanılmamış olduğu…

 

*  Harvard Enstitüsü Direktörü ve Sayısal Sosyal Bilimleri   mensuplarından   Gary King’e göre,  Sosyal  Güvenliğin düşünüldüğünden önce de iflas edebileceğini  beyan ettiği ve şu uyarıda bulunduğu  görülmektedir ;

  • ABD Sosyal Güvenlik ve Sağlık Sigortası  2014 mütevelli raporu kapsamında  2019 program  hedeflerine göre maliyetlerin 2020 yılına gelindiğinde, tahmin edilen  geliri  aşmış olacağı ….
  • 2033 yılına gelindiğinde ise,  fonların emeklilik ve maluliyet programları  dikkate alındığında,  fonların   yetersiz kalacağı hatta tükenmiş olacağı….
  • Bir diğer yönden  halen  ABD de  250000 civarındaki gazinin   sosyal haklarının  verilmesindeki  gecikmelerin olduğu, buna mukabil  her sene İsrail’e 4,5 milyar dolar yardım  yapılmakta olduğu da  ayrı bir sosyal sorun olarak da gündemini koruyor….

 

Bir diğer görüş ise, Varlık Yönetim Şirketi  GMO ‘un kurucularından  Jeremy Grantham’ın ,  ön gördüğü  uyarı,  olmaktadır….Açıklama ya göre,  ( ABD hisse piyasalarındaki BALONUN  2016  Başkanlık seçimlerinden   sonra patlama  ihtimalinin yüksek olduğu.. şeklindeki  görüş değerlendirmede  yer alıyor…)

 

ABD.  Tarım Bakanlığı’nın 2030  yılına kadar uzanan  tahminleri kapsamındaki bir diğer yoruma göre ise ;

 

  • 15  Yıl sonra ABD ‘in dünya ekonomisi üstündeki  hakiminin   giderek zayıflayacağı …..  Bu bağlamda;

ABD’in 24,8 Trilyon dolarlık  olan  yıllık  üretiminin, olduğunu

2006  Yılında dünya ekonomisinin    %25    olduğu,

2015  Yılında dünya ekonomisinin    % 23   indiği,

2030  Yılında dünya ekonomisinin    %20    kadar gerileyeceğini belirtiliyor….

 

 

Diğer yönden    konu ile ilgili olarak, Unilever’in   Avrupa Bölümü Başkanı  Jan  Zijderverd’in  Financial Times Deutschland’a yaptığı  bir diğer açıklamaya göre  de ;

 

  • Atlantik’in her iki yakasının gücünü  ve zenginliğini  yitirmekte olduğunu…
  • Nouvel Observateur dergisinin İnternet sitesinde İngiliz  iktisatçı Jon Moynihan’un  beyanında da ;

 

–   2010  verileri itibariyle  OECD   bölgesinde bir çalışanın ortalama günlük ücretinin 135 dolar  olduğu….

–   Çin ve Hindistan da ise,   12  dolar olduğu,

–   2020 gelindiğinde, Batılı çalışanların günlük ücretlerinin 100  dolara gerileyeceği….

–   Çin ve Hindistan da günlük ücretlerin  20 dolara çıkacağını…

–   2025  gelindiğinde iki tarafta da ücretlerin 60  dolar olarak eşitleneceğini…

–   Batılı çalışanların geliri 15 yılda yarıdan fazla azalırken, Çinli ve Hintli çalışanların  ise, 5 kat artacağını….

–    Batıda işten çıkanların yeni bir iş kurmalarının zor olacağını….

–   Emek yoğun üretim yapan  sektörlerin doğuya kaymakta olduğunu,

–   Demir , çelik, beyaz eşya ve  elektronikten sonra  sıranın otomotive de geleceğini…

–   Uçak sanayinin de aynı  yolda olduğu  konularında ki görüşleri ile  Batı ekonomisindeki  muhtemel olumsuz  gelişmeleri  konusundaki  hususlara       değinilmektedir…

 

Ekonomik  sorunların  geleceğe yönelik  zorlamalarının toplumun  belli kesimlerinde  saklanmaya çalışılan endişelerin dışa vuran  etkileri de  gene  Batı basınına  yansıdığı izlenmektedir…. Özellikle 2008  kriz sonrası ABD içinde ki   sosyal sıkıntıların  bir takım ayrılıkçı  hareketlere de yansıdığı görülmüştür… Özellikle,  Teksas, Arizona, New Mexico, Utah, Colorado, Californiya ve Nevada gibi  eyaletlerdeki  ayrımcılığa karşı,  ABD  Hükümetinin ( JADE HELMS ) plan semineri kapsamında   Olağanüstü Hal Planı durumuna göre  bir uygulamanın  gündeme gelebileceği hususu da  ABD Silahjlı Kuvvetler Gazetesi  haberlerinden yansımıştır..

 

ABD. de Ekonomik  sorunların toplum hayatı üzerindeki  olumsuz etkileri içinde   ayrılıkçı mesajlar veren Montgomery’deki  Konfederesyon  Anıtı’nın önündeki    Konfederasyon  bayrağının Alabama Valisi  Robert Bentley    tarafından indirilmek zorunda kalındığı da bir sosyo politik mesaj olarak  medya üzerinden yansımıştır..

 

Benzer bir başka örneğin de  Missisipi Eyalet  Bayrağının sağ üst köşesinde bulunan  konfederasyon  bayrağının  çıkartılması konusundaki tartışmalar da görülmüştür…

 

Bu bağlamda gene ABD   kaynaklı bir yorumda, İdaho  Eyaleti hükümet binasında  asılı bulunan  50 Eyaleti temsil eden bayrak arasında bulunan  Missisipi  Eyaletini temsil eden  bayrağın   konfederasyon sembolü nedeniyle  kaldırılmış olduğu da   ifade ediliyor…

 

Güney  Carolina’da ise,  yönetimin  kararlarına rağmen konfederasyon bayrağının  dalgalanmaya devam  ettiği   de  anlaşılıyor….

 

Bütün bu   görüntülerin sosyo politik ve sosyo ekonomik  zorlamaların  getirebileceği endişeler dikkate alındığında,  ABD içinde  bulunan üst düzey varlıklı kesimlerin, muhtemel bir olağanüstü durumda  kendilerini korumak için metrelerce yer altına inen  lüks  sığınaklar  inşası konusundaki   yaklaşımları genel görüntü içinde   ne şekilde  yorumlanabilecektir ?…

 

Burada gene Kisinger’in  2013  yılında söylemiş olduğu  SAVAŞ DAVULLARININ SESLERİNİ DUYMUYORSANIZ SAĞIRSINIZ  ifadesi ile  2015 yılında SOROS’UN  benzer beyanı ve daha sonrada  ABD. üst düzey bir yetkilinin  2015 yılı içinde savaşta olacağız  şeklindeki  bir diğer beyanı  KÜRESELCİLERİN  süreç içinde  çok sıkıştıklarını ve  bi  konuda !… acele etmek istediklerini  göstermektedir….

 

Konu  bağlamında  Batı kaynaklı benzer yorumlar da dikkate alındığında 2008  finans krizinden sonra 2016’ da  da yeni bir kriz mi bekleniyor  sorusu ciddiyetini korumaktadır……

 

ABD gibi  küresel bir gücün  etkinliğini devam ettirebilmesi için SANAL EKONOMİ aracı olan   finans gücüne bağlı   EKONOMİK  GÜÇ, ASKERİ GÜÇ,  POLİTİK GÜÇ, KÜLTÜREL GÜÇ, TEKNOLOJİK GÜÇ  değişkelerinin  sürdürülebilir olması için  ,ABD ‘in küresel    stratejisinde  FİNANSAL  asli  unsuru üzerinden  ASKERİ  GÜCÜNE  öncelik vermek durumuna  geldiği  görülmektedir….

 

TEK  KUTUPLU  Dünya hedefleri içinde  etkin olan   küresel bakış hedefleri,  AVRUPA,  RF,  ÇİN,  HİNDİSTAN,  LATIN AMERİKA   gibi  oyuncuların   siyaset sahnesinde yer almaları yanında ,dolar karşıtı, Avro’dan sonra   Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın  çıkaracağı  hesaplanan  yeni bir  para biriminin de rezerv para olan  dolara karşı  muhtemel  sonuçları  önem ifade etmektedir….

 

Asya Altyapı Yatırım Bankasının (  AIIB),   IMF VE  DÜNYA BANKASI   karşıtı bir  alternatif küresel finans  gücü olarak  devreye girmekte olması    2016 yılında  ABD ‘in Çin’e karşı   finans politikası yönünden görülen en büyük yenilgisi  anlamını  da taşıyacağı anlaşılıyor…( Kissinger, Soros, ve ABD üst düzey  yetkilisinin beyanları hatırlanmalıdır…)

 

*  .ABD. gelinen bu nokta itibariyle, Küresel ve bölgesel  ölçekte  bir taraftan AVRO alanlarına, diğer yönden de  Asya Pasifik’te şekillenmekte olan  muhtemelen adının YUAN olabileceği   var sayılan   yeni rezerv para biriminin etkisini ,nasıl bir strateji ile  etkisizleştirebilir ?….Bu sorunun  cevaplanması gerekecektir….

 

Özetle ,sürmekte olan Asya Pasifik  bölgesi  gelişmelerinin  Asya Altyapı Yatırım Bankasının devreye girmesiyle  ortaya çıkacak olan muhtemel  etkiler   de  dikkate alındığında  stratejik  bakış açılarının  küresel  boyutta olabileceği  ihtimali  güçlenmektedir….

 

Asya Altyapı  Yatırım  Bankası  üyeleri arasında ABD’ in arzu etmemesine karşılık,  Avrupa ülkelerinin çoğunun da bulunması, ve özellikle de  Almanya ile Fransa’nın da  bu yapılanmada yer almış olması  ileriki dönemde (  AVRO +  YUAN  )   ittifakı içinde  DOLARA karşı  yeni bir rezerv para biriminin  finans  alanın da yer alabileceği ihtimalini güçlendirmektedir….Asya Altyapı  Yatırım Bankasının kurucu  hissedarlarına bakıldığında

Ve Çin’in  etkinliğinde :

–          Çin…………………% 29,78  pay

–          Hindistan…………..%   8,37  pay

–          Rusya………………%   6, 54 pay

–          Almanya…………   %    4,48 pay

–          G. Kore…………….%    3,74 pay

–          Avustralya………….%    3,69 pay

–          Fransa………………%    3,38 pay

–          Endonezya………….%    3,36 pay

–          Brezilya…………….%    3,18 pay

–          İngiltere…………….%    3,05 pay

–          Türkiye……………..%    2,16 pay    sahibi oldukları görülüyor…..

 

Böyle bir süreci engellenmesi konusu , ABD  küresel stratejisi içinde bu  bölgeler  hedef   alanları içinde yer alabilecektir….Konu  bu açıdan değerlendirildiğinde  yakın geçmişteki  olayların  yorumlanmaları bu yönden de gerekmektedir…

 

  1. Fransız Afrika’sının  her sene  Fransa’ya  milyarlarca dolar  (AVRO ALANLARI  )  kazandırması  AB yapısı içinde  Avro’nun dolara karşı   sürekliliğinin sürmesine katkı yapmaktadır….Dolayıyla bunun engellenmesi  gerekecektir…..

* Fransa ‘da  6 milyon civarında Afrika kökenliler  yaşamaktadır, bunların çoğu Müslüman’dır….

* Charlie  Hebdo  olayı ve daha sonra  benzeri şekilde  153 kişinin  radikal İslamcı grup olarak nitelenen  IŞİD  terör gruplarının  saldırıları  hatırlandığında, konu,  dünya genelinde İSLAMAFOBİ  üzerinden  bir algı  oluşturmayı amaçlamış  gibidir…

*  Bu olay sürdürülmüş olsaydı, Fransa ‘da yaşayan Müslümanlar ile, Afrika  Müslümanlarının  olaylara sirayeti  sağlanarak , Fransız Afrika’sı üzerindeki Fransa çıkarları ve dolayısıyla da  Avro alanların darbe vurulması ihtimali söz konusu olabilecekti….Diğer yönden  halen Afrika’daki doğal kaynaklar üzerinde ABD ile Fransa arasında sürmekte olan  örtülü sömürge   çatışmalarında   bu sahaların  giderek  dolar sahası içine alınması da   hedefler içinde yer  alabilecek  ve bölgede ABD in  etkisi  öne çıkabilecekti…..

 

  • ABD ‘in küresel stratejik hedefleri içinde  olacağı kuvvetle muhtemel olan diğer husus da,  Asya Altyapı  Yatırım Bankasının  devreye tümü ile girmeden önce bunun  mümkün olduğu kadar  engellenmesinin  faraziyelerde yer alabileceğidir…  Görüldüğü kadar  ABD. bu  Bankada yer almamıştır….
  • Bu  bağlamda,  BOP  hedefleri içinde Türkiye’nin hudutlarına kadar taşınmış olan  sıcak çatışma alanları  ABD in küresel  politikası için  önemli  bir imkan da yaratmıştır…
  • Muhtemel hedefin  Bir Türk, Rus çatışması üzerinden bu çatışmanın Asya’ya  kaydırılarak,  Halen BRICS ekonomik alanları ile,  Asya Altyapı Yatırım Bankasının  finansal gücünün devreye girmesinden önce  ortaya çıkacak bir  gerilim yapısında  AVRO + YUAN    finansal oluşumuna  da  darbe  vurulması ihtimalini akla getirmektedir…
  • Özetle, AVRO  alanlarına  Fransız Afrika’sı üzerinden  İSLAMAFOBİ kartı kullanılarak,  Asya Altyapı Yatırım Bankasının geleceğini de  bir Türk,Rus çatışması üzerinden giderek ve çatışmanın etkileri doğuya kaydırılarak  engellenmesi ve doların rezerv konumunun güvenliğe alınması yönünden değerlendirilmesi  gerekmektedir…

 

  1. ABD küresel   stratejisinin  en önemli ayağı, karşılığı bulunmayan  ve rezerv para durumundaki  doların mutlak geçerliğini ve konumunu korumak durumundadır…. Bu konuda  AB. Para birimi  ne kadar hedefleri içinde ise,  Asya Altyapı Yatırım  Bankasının , Avro ile birlikte  oluşturabileceği  yeni  bir rezerv  paranın engellenmesini   de  sağlamak  da aynı durumundadır…

 

ABD. Yakın geçmişte  Trans Atlantik   Ticaret  ve Yatırım Ortaklığı ile  Batı yönünde bir  önlem almışsa da bu oluşum  etkili olamamıştır….Benzerini  Trans Pasifik  Ortaklığı  adı ile    Pasifik’te   ayrı bir yapılanmaya da gitmişse de  Çin faktörü karşısında  bunun da sonucunun ne olacağı  şimdilik  belli değildir….

 

Tekrar edildiğinde , muhtemel safhaları  ifade edilmeye çalışılan  gelişmeler   dikkate alındığında, 2013  yılında (Kissinger’in  savaş davullarının seslerini duymuyorsanız sağırsınız ifadesi,  diğer yönden  Soros’un 2015 yılı içinde savaş çıkacağına dair beyanı,  Fransa ile  ABD arasında Afrika  konusundan doğan gerim sürerken bir  NATO  yetkilisini  bu yıl  savaşta olacağız şeklindeki   yabancı basında yer almış olan  uyarıları TEKRAR  hatırlanmalıdır…..)  Gelişmeler,  bu bağlamda Ortadoğu  coğrafyasında  güncelliğini koruyan   çatışma alanlarının  muhtemel yayılma istikametlerine göre de  değerlendirilmelidir…

 

Konunun güncelliği itibariyle, artık  savaş davullarının Türkiye’nin hudutlarında çalmakta olduğu ve buna neden olan  yetersiz dış politikanın gerçeği duymamakta ısrarlı bulunması  Kisinger’in  sözünü hatırlatmaktadır…

 

Anglo Sakson’ ların 3 asırlık politikası  Türkiye ile Rusya’yı  her zaman karşıt kutuplarda ve hasım durumlarda tutmayı amaçlamıştır….Suriye konusunda   gerçeği  görmemekte ısrar eden  dış politika  BOP  süreci ile birlikte  tehdidi  ülke topraklarının yanına kadar getirmiştir….

 

Yukarıdan itibaren  ifade edilen  stratejik  hedeflere dikkat edildiğinde konu iki ana eksen üzerinde toplanmaktadır….

  1. Birincisi  Maastricht ile devreye giren Avro alanlarını   tasfiye edilerek  bu  alan içinde kalan ülkelerin tekrar dolar sahası içine  alınmasını sağlamak…..
  2. İkincisi Asya Altyapı  Yatırım Bankasının  Maastricht   paralelinde  Asya  bölgesinde   dolar karşıtı  yeni bir finans  sahasının oluşumunu engellemek…..

 

Fransa’daki  DAEŞ  saldırısının  Afrika da yansıması hesabı  paralelinde, Türk / Rus  çatışmasının   Doğuya doğru  kaydırılarak, Brics ve giderek  Asya Altyapı Yatırım Bankasının  finansal hedeflerini engellemek  aşağı yukarı aynı paralelde görülen bir strateji olmaktadır…

 

Bu bağlamda  son senelerde   küresel aktörler tarafından devreye sokulduğu anlaşılan iki  siyasi araç da  dikkate çarpmaktadır…. Bunlardan biri IŞİD, diğeri ise,  İSLAMAFOBİ  hareketidir…İŞİD’İN  boşluk alanındaki  harekat  ve eylem  alanları ile ilgili örnekler yukarıda belirtilmiştir….  .Bu bağlamda:

 

  1. Sık sık mutasyona  uğratılarak  son şekli  ile ( IŞİD ) DAEŞ  olarak radikal İslam örgütü adını almıştır….  Bu örgütün   ilk çıkış  noktası  Taliban hareketi olarak  siyasi ortamda rol almış,  daha sonra, El  Kaide olarak yeni bir adla Orta Doğuda tekrar bir rol üslenmiş  olduğu da yukarıda ifade edilmiştir…….Bu oluşum ,  özetlenirse,giderek  Irak ve Suriye coğrafyasında  2004 yılından itibaren,   Tevhid ve Cihad adıyla  Ebu Musa Zerkavi  tarafından   yeni bir örgüt görüntüsü altında  IŞİD adını almış  ve  küresel  yönde etki alanlarını genişletmiştir….

 

Olayın süreci  bağlamında  bu örgütün bir   İslami terör   örgütü olduğu   tanımı   algı operasyonları ile kamu oyuna sunulmuştur….Bu  hususta,  basına yansıyan şekli ile:

*   Hilary  Clinton’un  IŞİD’i   ABD ‘İN kurmuş olduğu….

*  NATO   eski  komutanı E. General  Wesley Clark’ın,  bir TV.  Açıklamasında IŞİD’İ  İngiliz ve İsrail tarafından kurdurulduğunu

* Gene yakın geçmişte, Alman Millet  vekili  Sahra’nın  IŞİD’in bir NATO  projesi olduğunu…

*   Ayrıca, basın mensubu olan William Engdah’ya göre de  IŞİD’İN  bir CIA + NATO üretimi olduğu şeklindeki beyanları dikkate alındığında,  olayın görünen  yüzünün arkasında bir başka stratejinin  sahneye konulduğu anlaşılmaktadır…

*  Gene dış basından öğrendiğimize göre, ABD  eski  İstihbarat Dairesi  Başkanlarından  E. Korgeneral Michael  Flynn  ifadesine göre de  Amerika’nın  IŞİD’İN büyümesine göz yummuş olduğunu ayrıca görüyoruz…

 

  1. Konunun diğer ayağı ise  islamiyeti terörizmle özdeşleştirmeyi amaçlayan  İSLAMAFOBİ  hareketidir…Konu , bu açıdan sorgulandığına;  İSLAMAFOBİ YAYAN DÜŞÜNCE  KURULUŞLARI özetle şöyledir:

 

*   Gene  Batı kaynaklı kitle haberleşme  araçlarından öğrendiğimize göre,  özellikle ABD ‘de,   İslam karşıtlığı için  milyonlarca dolar harcandığını…

*    İSLAMAFOBİ için bağış yapan  kuruluşların Yahudilere ait olduklarını…Bunlardan ;

–   ABD  Center of  American Progres adlı düşünce kuruluşunun  (NEFRET ÜRETMEYE ÇALIŞAN İSLAMAFOBİ AĞLARI )  isimli rapora göre, ABD ve Hıristiyan dünyasında  İSLAM karşıtlığı için   finansal destek oluşturdukları….

–   Bu konuda 8 ana finans  kuruluşunun bulunduğu. Bunlardan

–  İslam karşıtlığı yaymak için para sağlayasn vakıflardan Russell Berrrie  Vakfı,  olup, Yahudi toplumsal hayatının zenginleştirilmesi  ve  devamlılığını  teşvik etmek için faaliyette bulunduğu….

–  Newton & Rocchelle F. Becker  Vakfı  ve yardım fonu . Kurucusu Newton Beckler olup,  aynı zamanda Yahudi toplumu ve  İsrail’e para sağlayan  vakfın yönetim kuruluı başkanı olduğu… Bu  vakıflar içinde;

–    Donors   Capital Fundad Donors  Trust’un

–    Scaile  Foundation ‘un

–    Lynde and Harry  Bradley Foundatşon’un

–   William Rosenward Family  Fund,Middie  Road Foundation&Abstraction

Fund’un

–          Russell  Berrie  Foundation ‘un

–          Newton  D.& Rochelle F. Becker Foundatlon  and Charitabi Trust’un

–          Fairbrook  Foundation

–          Alan and Hope Winters Family Foundation’un  yer aldıkları görülüyor…

 

Diğer projelerin kapsamında ise,

–  Clarıon Project…

–  Middle East  Forum…..

–  David  Horowitz   Freedom Center…..

–  Center for Security   Policy……

–  CTSERF- Countterterorism &   Security Education and Research  Foundation….

–  İnvestigative  Project on  Terrorism…..

–  Society of  Americans for National Existence…

–  Jihad  Watch….

–  American Congress  for Truth…..

–  American İslamic Forum for Demucracy’ in…. Oldukları  açıklamalarda  yer almış  bulunuyor…

 

 

Özetle,  konu genel çerçevede ele alındığında, bir yerde  küresel terör tehdidinin  varlığı  paylaşılarak küresel ölçekte özellikle de Hıristiyan Dünyasında   İslamiyet eşittir Terör algısı   yerleştirilmeye çalışılıyor….Güncel durumu itibariyle de IŞİD konunun en somut  aracı olarak  sunulmuş oluyor…. Özellikle Suriye topraklarının da  IŞİD (DAEŞ ) için bir eğitim merkezi haline getirilmiş olduğu da görülüyor….

 

Diğer yönden  DAEŞ (IŞİD )  örgütsel yapısının  özellikle küresel güç merkezi ülkelerin istihbarat örgütlerince   örgütlendiği konusunda bazı üst düzey  Batılı  yetkililerin beyanları ile  de  belgelendiği dikkate alındığında, konunun analitik olarak sorgulanması gerekiyor….Diğer yönden de Samuel  Huntington’un medeniyetler çatışması tezi  tekrar  çağrışım yapıyor……

 

Buna göre şu sorunun sorulması da gerekiyor….İŞID   özgün bir hareket midir?….Yoksa,  Küresel oyuncuların kurgularının saldırı ve tahrik amaçlı bir aracımıdır?….

 

Genel durum açısından  konu sorgulanırken ihtimaller içinde   dikkate değer bir husus da şu olmaktadır… 1981  Yılında, (  Stratejik Araştırma  Enstitüsü   sempozyumu  Tel Aviv Aralık 1981 ) İsrail ‘in stratejik çıkarları konusundaki bu sempozyumda  Arien Sharon’un  yapmış olduğu açıklama  çağrışıma   ayrıca  neden olmaktadır…İfadesinde  ,( İsrail ‘in bölgedeki çıkarlarının Arap  ülkelerinin de ötesinde, Pakistan, Basra Körfezi, Ak Deniz  bölgesi dahil,  Kuzey ve  Orta Afrika  bölgeleri ile,  Türkiye ve İran’ın da  çıkar alanları içinde olduğuna) ilişkin ön gördükleri son olaylar hatırlandığında  aynı çağrışımı bir kere daha  tetiklemektedir…ODED YİNON ‘un makalesinde belirtilen konu  ile de özdeşlemektedir…

 

Diğer yönden bütün   bu  ön görülen alanlar HARİTADA BELİRTİLEN  BOŞLUK  bölgesi içindedir….K. Rıce’ın  geçmişteki beyanı da hatırlandığında 22 ülkenin hudutlarının değiştirileceğine  ait  sözleri  de hatırlanmalıdır….Dikkat edilirse süreç bu alanlar üzerinde yoğunlaşarak Türkiye’in  hudutlarına ciddi şekilde  dayanmıştır…

 

Ayrıca,  gene sürece bakıldığında ve küresel ölçekte   özellikle , ABD  içinde Yahudi dernek , vakıf vb.  STK. Tarafından İSLAMAFOBİ   olarak  NEFRET ÜRETME POLİTİKALARINA  FİNANSAL DESTEK sağlandığına göre ve diğer yönden de İslam, Batı tarafından radikalleştirildiğine göre,   toplanan  bu   finansal kaynaklar nerelerde kullanılmaktadır?  Bu nefret politikalarının sonucundan ne beklenilmektedir?…  Burada da Samuel Huntington’un  Medeniyetler Çatışması  tezi  gene  çağrışım yapmış olmaktadır….

 

Kısaca,BOŞLUK ALANI içinde kalan bölgelerdeki çoğu  Müslüman olan ülkelerin sahip oldukları zengin  doğal kaynaklara ulaşabilmek bu bölgelerdeki  insanlar  terörist sınıfına sokularak  ve  radikalleştirmek suretiyle  sahaya sürülmektedir…Sonra  da oluşumu  Batı için tehdit unsuru olarak nitelemek için, algı operasyonları ile  kamu oyu mu  oluşturmak amaçlanmaktadır?…

 

Bu bağlamda ,birileri,   HAÇLI SEFERİ  algısını güçlendirmek mi istiyordu ?…. İsrail , etrafında bulunan  Arap ülkelerinin tehditlerine karşı, Batı Hıristiyan  Dünyasını yanına alarak  güvenliğini mi  sağlamak istiyordu?…. Sovyet  tehdidi dönemde, !980 de Reagan Başkan olduğunda neden  şimdi HAÇLI SEFERİNE BAŞLIYORUZ ifadesi ile  yeminini etmişti?…. W. Bush  döneminde  Evangelis Siyonist politikaların  yol haritası hatırlandığında   çağrışımların  üst üste gelmesi haksız  bir görüş mü olacaktı ?…..

 

Sürece bakıldığında,Almanya da Dresten de açılan PEGİDA  bayrakları ve benzerlerinin çoğalması  bu bağlamda hangi    kurgunun   eseri olacaktır ?….. PKK + PYD +ayrı olarak IŞİD ‘İN   kullanmakta olduğu  milyonlarca dolarlık silah, cephane, araç gereç  vb. finans kaynağını nerelerden sağlamaktadır?….Yukarıda belirtilen  Nefret  Üretme Politikalarını destekleyenlerin bu konudaki katkıları nedir?…

 

İŞİD  örgütsel yapısı üzerinden   operasyonlar yürütülürken, bu örgüt yapılarına   destek sağlayıcı unsurlar içinde  İslamiyetle ilgisi olmayan   Batılı  profesyonel  silahşorların varlığı da dikkate çarpmaktadır…Bunlardan;

 

* 1987  Kurulmuş olduğu belirtilen,  Askeri  Canavar ( The  Rısıng  corporate  Military Monster) Mezapotamya’daki  özel güvenlik  şirketleriyle iş birliği  yaparak   Dyn  Corp   Firmasının  Irak  operasyon sahasında görev almış…..

*  Black Water  Security Consulting  Şirketi olup,  Pentagon ile sözleşmeli olarak  Harekat alanlarında görev  yapmış….

*  MPRI  ( Military Professional Ressources) ABD  emekli generalleri tarafından yönetilmekte olup, Pentagon ile sözleşmesi  silahlı operasyonlara destek sağlıyor…  Bu veya benzeri  paralı askerlerden ne kadarı,  PKK + PYD + IŞİD  yapılanmasında nereye kadar  yer  aldılar  ve almaya devam ediyorlar?…  Bunların PKK + PYD   sevgileri (!)  nereden geliyor?….

 

Kısaca,Savaş Hukukunun dışında  tamamen  bir terör örgütünden farkı olmayacak şekilde   silahlı eylem yapan, hatta katliamlarda bulunan  bu  örgütler için  ne sıfat verilecektir?… İSLAMAFOBİ   yaratmaya çalışanlar , konuyu  sadece IŞİD ile bağlantılı olarak mı, yoksa ,  PKK + PYD +IŞİD ‘in de bulunan yabancı unsurların  aynı kefenin içinde yer aldığını  kabul edecekler  midir? .

 

Özetlenirse, Samuel Huntington’un Medeniyetler çatışması  makalesi, Reagan’ın  Başkanlık yeminini etmeden önce şimdi  HAÇLI SEFERLERİNE  BAŞLIYORUZ  şeklindeki beyanı  ile birlikte büyük resim hatırlanmalıdır…

 

Daha sonra,  W. Busch.  Döneminde Evangelist Siyonist politikaların, seyri de  hatırlandığında da ,  ve yap boz oyunundaki parçalar yerine oturtulduğunda ,büyük resim  netleşerek ortaya çıkmak ta olduğu  bağlantılı olarak  görülecektir….

 

Genel Strateji içindende  ABD’in küresel  boyutta, oyun kurmak zorunda bulunduğu alanlara dikkat edildiğinde :

  • Atlantik Cephesi Latin Amerika ülkelerinin  Dolar sahasında  kalmalarının  devam etmesi….
  • Avrupa  Cephesi AB ile serbest ticaret anlaşmaları  sonucu  Avro üzerinden  ticaret yapan ülkeleri  tekrar dolar alanları içine çekmek ve  Avroyu  etkisizleştirmek…
  • Türkiye  ve Rusya yakınlaşmasını  engelleyerek,  Avrasya yapılanması üzerinden   Balkanlardan Pasifik’e  uzanan  sahada  dolar karşıtı olabilecek bir ekonomik  oluşumu engellemek…Bunun için TÜRK  , RUS çatışmasına  neden olabilecek  gerilimlere destek vermek….
  • Hint Okyanusu Cephesi  bu bölgedeki  enerji ulaşımına  güvende tutabilmek için  gerek Çin’in ve gerekse  Deniz  gücünü geliştirmekte olan Hindistan’ın  etki alanlarını  şimdiden sınırlamak…
  • Pasifik Cephesi, ABD ‘in orta  ve uzun vadede kaderine etki yapabilecek olan bu bölgedeki  gelişmeleri Çin’e  kaptırmamak için stratejiler geliştirmek
  • Asya  Altyapı Yatırım Bankasının  devreye  girmesinden sonra küresel ölçekte  ortaya çıkması muhtemel  ( AVRO  + YUAN )  REZEV  finans sahasını engellemek….  Görülen ihtimaller içinde yer almaktadır…
  • Dolar  KÜRESEL REZERV  olarak   hem ABD hem de  İsrail bağlantılı  Küreselciler yönünden önemlidir…. Pasifik bölgesindeki  oluşum dikkate alındığında  ise Asya Altyapı  Yatırım Bankası kurucu hisseleri de hatırlandığında, Çin % 29,78 oranda hissesinin  başat durumda olduğu görülmektedir…. ABD ‘in ise  hissesi yoktur….
  • ABD açısından rahatsızlık verici bir durum yaratmış olması nedeniyle, konunun büyük resmin sayfaları  arasında  ki diğer  görüntüsüne de  ayrıca  bakmak gerekmektedir…..

 

Bu bağlamda Çin ve ABD  konumları  ele alındığında:

 

Konunun   küresel açıdan  ABD ‘in  önemli stratejik  hedefine tekrar dönüldüğünde  , Pasifik bölgesinde  Çin’e karşı alabileceği  önlemlerin    neler olabileceğidir… Genellikle  YUMUŞASK GÜÇ  denklemi üzerinden  küresel ve bölgesel  politikalara ağırlık veren  ABD savunma stratejisi,  ALGILAMA  OPERASYONLARINDA son derece başarılı bir seyir takip etmiştir….Bunun en somut  örneği  T. Barnett’în  Pentagon’un Yeni Haritasında  hudutlarını belli ettiği BOŞLUK ALANI içinde  yer alan ülkelerdeki  operasyonlarda görülmektedir….BOP  projesinde  ulaşılan nokta,operasyonun bölgedeki  hedefine doğru gitmekte olduğunu ayrıca net olarak  göstermektedir…

 

IŞİD  bu alan içinde kullanılan  en dikkate çarpıcı  eleman olmuştur…Bi şekilde  Joker  konumunda devreye sokulan bu örgüt , yumuşak güç unsuru  arasında  hedef  kabul edilen   alanlarda baş  oyuncu  olarak devreye sokulmak suretiyle  ve ürettiği   terör bahane edilerek  hedef bölgeye müdahale  imkanı yaratılmaktadır…..

 

Pasifik bölgesine tekrar dönüldüğünde,   Çin’in , hem finansal  hem de   askeri alanda insiyatif elde etmemesi için  Asya Pasifik  bölgesine yönelik  muhtemel hareket tarzlarının  değerlendirilmesini de gerektirmektedir…Eski  Savunma Bakanı Penetta ‘ın , ABD ‘in bir an önce  askeri  ağırlığını  Asya Pasifik bölgesine kaydırmasının gereğine    deyinmiş olması  bu endişenin karinesidir…

 

Savaş davullarının  Ortadoğu’da   artarak  duyulan sesleri   yanında  muhtemel gelişmelerin   özellikle Asya Pasifik bölgesine de kayabileceği  ihtimali   unutulmamalıdır… Görüldüğü kadar,  ABD. Asya Pasifik   bölgesindeki  gelişimi  frenlemek durumundadır…Bu konuda ,   Rusya ,Türkiye  gerilimini tetikleyerek, hatta çatışma  eksenini  de giderek  Doğuya doğru kaydırarak  bölgedeki   dolara endeksli  finansal etki   alanlarını kurtarmak gayretinde olabilecektir ….

 

Askeri yönden  ÇİN ve  ABD ‘in muhtemel   stratejik  bakış açılarına   bakıldığında ise;

 

ABD  Pasifik  bölgesi  ve açık deniz politikaları açısından  önemlidir…ABD ‘i, 21 yy. Deniz Gücü işbirliği stratejisini  de 2015   başlarında  ortaya koymuştur. Bu stratejinin hedefleri içinde,

 

*. ABD  Donanmasının  ana karaya yönelik tehditleri, ana karadan  uzak  tutmak…

*  İttifaklar oluşturarak  bu ittifaklar içinde   hareket etmek…

*  RF. İle Çin’in ortak  stratejik  güç birliğine karşı   önlemler almak…

*  Nükleer  denge kadar, SİBER  saldırılara karşı güçlü siber kalkanları oluşturmak

*  Okyanuslar dışında, Kuzey Buz Denizinin kontrolunu da  RF. Kaptırmamak…

*  Gerek Kara Deniz ve  gerekse, Ak Deniz bölgelerinde RF. karşı  etkin olmak…

*  Çin’in  açık deniz politikalarında etkin olmasını  önlemek….

*  Japonya ve Güney Kore ile, bölgede  Çin’e karşı  ortak hareket etmek…

*  Çin’e karşı Tayvan üzerinden   etkinliği devam ettirmek…

*  Hint Okyanusunda ki konumunu sürdürmek….

*  Gücün devamı için  REZERV  finans  etkinliğinin  sürekliliğini sağlamak…

 

Küresel oyuncu konumuna   gelmekte olan Çin ise,  ABD ‘in  Deniz Gücü  İşbirliği Stratejisine karşı,  kendi stratejik hedefleri içinde;

 

  • ABD ‘in  Asya Pasifik bölgesinin  kontrolunu ele geçirmesini engellemek…
  • Yakın tehdit olarak gördüğü Tayvan üzerindeki taleplerini sürdürmek…
  • Bölgede, ABD, Japonya ve Güney  Kore  ittifaklarına karşı durmak…
  • Açık Deniz  Politikasına ağırlık vererek, öncelikle  Pasifik, Hint Okyanusunda  bayrak göstermek  ve  ABD  Deniz gücünü ana karadan uzak tutmak…
  • Kara,  Denizden  üstündür  politikasını terk etmek…
  • Aktif savunmaya öncelik vermek…
  • Ak Deniz  bölgesinde  varlık göstererek,   ABD, mümkün olduğunda Suriye ve Irak’ta olduğu gibi  bağlı tutarak, ABD iki cephede bırakmak….Asya Pasifik bölgesinde yoğunlaşmasını engellemek…
  • Bu bağlamda kendi IŞİD yapını kurabildiği takdirde bu  güç üzerinden de  ABD .  mümkün olduğunca bölgede meşgul etmek…
  • Cibuti’de  kurmayı amaçladığı Deniz Üssünde başarılı olduğu takdirde bu konuda Ak Deniz de de  özellikle  Suriye limanları  bağlantılı  Deniz üssü oluşturmak…
  • Güney Çin  Denizinde bulunan Spratly, Paracel adaları   çevresindeki  petrol  alanlarını kendi  hakimiyetine almak…
  • Açık  denizlerdeki sığ sularda yapay adalar  yaparak bu  adaları  Çin’in  hakimiyet alanlarına sokarak  askeri yönden güvenlik alanlarına derinlik kazandırmanın yanında  kara ve hava sahası  alanlarını genişletmek ve petrol arama alanlarını büyütmek…
  • Japonların 2. Dünya  savaşında yaptıkları gibi,  Okyanus  alanında  ABD karşı  kademeli olarak adalar zinciri  oluşturup  savunma  alanlarını genişletmenin imkanlarını  sağlamak…
  • Çin ve  Rusya İttifakını   ABD ye karşı sürdürmek…
  • Kuzey Kore üzerinden gerektikçe  askeri tehdit ve baskı  yöntemlerine baş vurmak…
  • Halen  Çin deniz  gücü  Pasifik’i kontrol edebilme noktasından  uzak olmakla birlikte,  ABD uçak gemilerine karşı  DF 21 f  balistik  füzeleri  ile    savunma gücünü arttırmak…Tienha 2  Bilgisayarı  bağlantıları  ile de  elektronik savunma ve saldırı konularında  etkin kılmak…
  • Siber saldırı konusunda  caydırıcılık sağlamak.. Uzay ve siber  saldırı politikalarına ağırlık vermek..
  • Cibuti  üzerinden Afrika    coğrafyasında  ABD  ile ekonomik  rekabetini sürdürmek…
  • Perol ihtiyacının önemli bir bölümünü sapladığı Basra Körfezi  bölgesinde İran  ile, Akdeniz’e çıkma konusunda da RF.  İş birliğine devam etmek…
  • ABD yi mümkün olduğu kadar Orta Doğuda meşgul edecek stratejilere  destek vererek,  Pasifik bölgesine  kaymasını geciktirmek…
  • AVRO +  YUAN ,  REZERV  finasal  gücü destekleyecek politikalarsa  önem vererek, ABD yi  yumuşak karnından tespit etmenin   stratejilerini  geliştirmek şeklinde özetlenebilir….

 

GENEL OLARAK, 2016  Yılın gelindiğinde  küresel denklemdeki  görünüm farklı  faraziyelere göre  böyle yansımaktadır …. Küresel  açıdan  ABD,  AB. RUSYA , ÇİN,  HİNDİSTAN , LATİN  COĞRTAFYASI   farklı dinamikler sergilemektedir…. Bu merkezlerde sıklet merkezi  REZERV  paranın ABD açısından , dolar olarak kullanımının devamında   görülmekte ve  mücadele  bu alanda örtülü olarak   sürmektedir…

 

BÖLGESEL OLARAK , stratejik  manevra alanlarının  ağırlık merkezi  Ortadoğu’da toplanmıştır….Bu alan halen sıcak çatışmanın  yoğunluk kazandığı  bölgelerdir….Her türlü  kışkırtıcı  operasyonlar için  üretilmiş olan ve  son şekli olarak da  DAEŞ  adı ile sahnelenen  bir  terör   örgütü   olup,  etkin konumdadır…Kurucuları  ise,  KÜRESELCİLER  olup,   istenilen hedef  bölgelere müdahale  aracı  olarak  kullanılmaktadır…. DAEŞ’İN   görev alanı   söz konusu olduğunda bu örgüt, JOKER  olarak  kullanılarak  istenilen zamanda ve  alanda  sahaya sürülmektedir….

 

YEREL OLARAK, Türkiye ,  2011 yılından sonraki  yanlış hesaplar sonucu  bu tarihe  kadar  dengeli  giden  dış politikasını  bırakarak,  Suriye, Libya,  Mısır, İran, Rusya’ya  karşı .içeriği anlaşılamayan bir yöne politikasını  kaydırarak sürekli olarak cephesini büyütmüştür….Ermenistan, Yunanistan  politikalarının  değişmez tavırları yanında  diğer ülkeler ile de  sorunların  çoğaltılmasının  mantığını bulmak zor olmaktadır….

 

Dünyanın her geçen gün yeni bir  ekonomik krize doğru kaydığı son günlerde Türkiye, KÜRESEL, BÖLGESEL gelişmelerin farklı dinamiklerini hesaplamadan YEREL dış politika  hesapları ile  cephesini 360  derece  yayarak  kendisini tecrit etmiştir….

 

Özellikle, KÜRESEL GÜÇ MERKEZLERİNİN,  BÖLGE VE TÜRKİYE  toprakları üzerindeki politik hedeflerini  doğru değerlendirmeyerek,  AÇILIM  + ÇÖZÜM   sloganlarıyla   PKK+ PYD + HDP  yapılanmalarına  dış  güçlerin istekleri  DOĞRULTUSUNDA    taviz vererek ve geçen süre içinde de bu örgütlerin yer altı teşkilatlanmaları için   onlara  bol  zaman kazandırarak,  OYUN KURUCULARIN  OYUNLARINA GELMİŞTİR…Dileriz bundan sonrası  reel politikanın  akılcı  hedeflerine göre politikalara  yön verilir….Başta Rusya olmak üzere,  diğer komşu olan ülkeler ile de  yaratılmış olan sorunlara karşı  diplomatik çözümler üretilir…

Tekrar  edilirse :   –  YIĞINAKTA YAPILAN HATA HARBİN SONUNA KADAR DEVAM

EDER. …..BU HATA , DIŞ POLİTİKADA    YAPILMIŞTIR…

 

–          STRAJİNİZ DOĞRU İSE,  HATALARI  TAKTİKLE  DÜZELTMEK MÜMKÜNDÜR….

–          STRATEJİNİZ YANLIŞSA   BU HATALARI  TAKTİKLE DÜZELTEMEZSİNİZ……

 

Türkiye dış politikada  2011 yılından sonra  önemli ölçüde stratejik hatalar yapmıştır… Halen bu hataları TSK.. mümkün olduğu kadar taktik  yöntemlerle   düzeltme çabasındadır…Birileri  bir savaş düşünüyorsa, bunun nereye kadar uzayacağı belli olmayacağı gibi, kazananı da olmayacaktır…. Çözüm Akıl ve doğru   DİPLOMASİDEDİR.

–            15  ŞUBAT 2016                                                   ERGUN ÖZGEN

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.