Ana sayfa Yazarlar Prof. Dr. Rıdvan Karluk

Üniversite Tercihi ve Üniversitelerimiz

2015-2016 Eğitim ve Öğretim Yılı için üniversite adaylarının tercih işlemleri 14 Temmuz’da son bulacak, ÖSYS sonuçlarına göre bir programa kayıt hakkı kazanan adayların kayıt işlemleri 3-7 Ağustos 2015, devlet üniversitelerinde elektronik kayıtlar 28 Temmuz-5 Ağustos 2015 tarihleri arasında yapılacaktır.
Üniversite tercihi adaylar için çok önemlidir. Çünkü bundan sonraki yaşantılarının yolu seçmiş oldukları üniversiteden geçmektedir. Bu sebeple Türkiye’deki üniversitelerin dünya sırlamalarındaki yerinin bilinmesinde yarar vardır.
İngiliz eğitim danışmanlığı kuruluşu Quacquarelli Symonds (QS) 2014-2015 dünya üniversiteleri sıralamasında Türkiye’den Bilkent ve Boğaziçi Üniversiteleri ilk 400’de yer almıştır. Geçen yılki değerlendirmede Bilkent Üniversitesi 431-440, Boğaziçi Üniversitesi ise 461-470 bandında bulunuyordu. Her iki üniversite de QS’in 2014-2015 sıralamasında 399’ncu sırada yer almıştı.
QS ve Times Dergisi ilk defa 2004 yılında birlikte anket ağırlıklı dünya üniversite sıralamasını açıklamıştır. İki kuruluş 2010’da ayrılmış, Times daha sonra Thomson Reuters ile işbirliği yaparak THE adını altında dünya sıralaması yapmayı sürdürmektedir. QS ise Scopus’un verilerini kullanarak ve üniversitelere anket uygulayarak sıralama yapmaya devam etmektedir.
QS sıralaması, akademisyenler arasında yapılan anket sonucu belirlenen akademik saygınlık (yüzde 40), işverenlere yapılan anket sonucu belirlenen mezunların iş yerindeki saygınlık (yüzde 10), öğretim üyesi-öğrenci oranı (yüzde 20), Scopus veri tabanından derlenen öğretim üyesi başına alınan atıflar (yüzde 20), uluslararası öğrenciler (yüzde 5) ve uluslararası öğretim üyeleri (yüzde 5) kriterleri kullanılarak yapılmaktadır.
Değerlendirmeye giren diğer Türk üniversiteleri şöyledir: 401 – 410 bandında ODTÜ, 461 – 470 bandında Koç Üniversitesi, 471 – 480 bandında Sabancı Üniversitesi, 501 – 550 bandında İstanbul Teknik Üniversitesi, 601 – 650 bandında Hacettepe ve İstanbul, 701+ bandında ÇukurovaÜniversitesi.
Koç, Sabancı, İTÜ, Hacettepe ve İstanbul Üniversiteleri sıralamada geçen yıla göre bir üst banda yükselmiş, Ankara ve Çukurova Üniversitelerinin durumu değişmemiştir.
Üniversitelerimizi sıralarken sadece öğretim üyesi başına makale sayısına bakmak doğru değildir. Makalelerin nerede yayınlandığı ve atıf sayıları gözden uzak tutulmamalıdır. Yayınların yapıldığı dergilerin “etki faktörü” (impact factor) önemlidir. Sıralama yapılırken, etki faktörü düşük, kolay makale kabul eden dergilerde yapılan yayınlar ile ciddi bilimsel dergilerde yayınlanan makaleler aynı değildir.
Türkiye’de akademik yükseltmelerde makale sayısı önemli olduğu için “impact” faktörüne maalesef dikkat edilmemektedir.
YÖK mevzuatına aykırı bile olsa doktora tez jürisine giren bazı öğretim üyeleri, doktora tezine ve kitap olarak basılan teze hiç bir atıfta bulunmayarak tezden bir parçayı kesip, tez sahibi ile birlikte Türkiye’deki dergilerde yeni bir makale gibi yayınlamakta, daha sonra bunları akademik yükseltmelerde kullanmaktadırlar. Bu duruma maalesef üniversitelerimiz seyirci kalmaktadır.
Açıkçası, intihal suçu işleyenlere göz yumulmakta, bunu kimse ciddiye almak istememektedir. Böyle bir ortamda Türk üniversitelerinin dünya sıralamasında öne çıkması acaba mümkün mü?
Bir öğretim üyesi hakkında bilimsel hırsızlık yaptığı iddiası varsa ve de alanlarında saygın 6 öğretim üyesinin ayrı ayrı yazdıkları raporlar esas alınarak YÖK kararıyla bu durum tespit edilmiş ise,üniversitelerimiz bunu örtmek yerine gerçeğin ortaya çıkması için çaba harcamalı, “benim hırsızım iyidir” “elma bizdense çürük değildir” ya da “kol kırılır, yen içinde kalır” zihniyetiyle hareket etmemelidir.
Eğer ederlerse, o zaman bu üniversitelerimizin bilimsel yarışta geriye düşmesi kaçınılmazdır.
Çürük elmalar sepetten atılmadıkça, sağlam elmalar da bir süre sonra çürümeye başlar ve üniversitelerimizde bilimsel araştırma yapanların şevki kırılır, yayınların sayısı azalır, niteliği de düşer.
Bilimsel yayınlar, üniversitelerimizin bilim dünyasına yapmış oldukları katkılar açısından çok önemlidir. Bu yayınların miktarı ve niteliği ne kadar çok olursa, bilimsel maratonda o üniversiteler diğerlerinin önüne geçer. Bu sebeple maratonda geri kalmamak için üniversitelerimiz bilimsel yayınları teşvik eder, “bilimsel hırsızlık” (intihal) yapılmaması için gerekli önlemleri alır.
Üniversitelerimizde çok sayıda yayın değil, kaliteli yayın yapılmalıdır. H faktörü, bilim insanının yaptığı yayınların aldıkları atıfların ifadesi olan değerdir. Tüm yayınlardan kaçının bu değerin üzerinde atıf aldığını gösterir. A öğretim üyesinin 100 yayını olsa ve bunlardan 20 tanesi 20´nin üzerinde atıf almışsa, H faktörü 20, B öğretim üyesinin 21 yayını olsa ve bunlardan 20´si 20´nin üzerinde atıf alsa, bu öğretim üyesinin de H değeri 20’dir.
Dünya genelinde üniversiteleri başlıca dört kurum değerlendirerek sıralamaktadır. Bunlar; Jiao Tong (Çin), Webometrics (kıtalara ve ülkelere sıralıyor, İspanya), US News and World Report (ABD) ve THES’tir. (Times Higher Education Supplement) Ayrıca, http://www.topuniversities.com/university_ranking/results/2008/overall_rankingis/fullrankings/(İngiltere tabanlı Quacquarelli Symondsadında eğitim hizmetleri veren kuruluş) sitesinde de Türk üniversiteleri sıralanmıştır.
Dünyada ilk sıralama 1983 yılında US News tarafından ABD üniversiteleri için yapılmıştır. 2003 yılında Çin’in Jiao Tong Üniversitesi dünyanın ilk 500 üniversitesini belli kriterlere göre belirlemiştir. Webometrics 2004 yılında 4000, Temmuz 2009’da ise 6000 üniversiteyi sıralamıştır.
THES, her yıl dünyanın ilk 200’e giren üniversitelerini yayınlamaktadır. 2008 yılında listeye Türk üniversitesi girememiştir. 2007 yılına kadar ISI verilerine göre sıralama yapılırken daha sonra THES, SCOPUS’u ( makale sayıları, atıflar, ölçüm indeksleri) kullanmaya başlamıştır.
Eskişehir bir üniversite kentidir. Bir zamanlar üç büyük kent dışında bir yüksek öğretim kurumuna sahip Türkiye’deki tek kent idi. Bu kentte günümüzde iki önemli üniversitemiz vardır. Bunlar; Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversiteleridir.
Osmangazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Tosun “Devlet Üniversiteleri: Performans Değerlendirme ve Finansman Modeli ve Yeniden Yapılanma” isimli önemli bir çalışma yapmıştır. Büyük bir emek sonucu hazırlanan çalışmaya göre 2012 yılında Anadolu Üniversitesi genel sıralamada 103 devlet üniversitesi arasında 13’ncü, Osmangazi Üniversitesi ise 23’ncü sıradadır. İlk sırada İstanbul Teknik, ikinci sırada Orta Doğu Teknik, üçüncü sırada ise Hacettepe Üniversitesi yer almıştır.
Daha önce bu köşede yayınlanan bir yazımda, “Bilimsel yayın sayısına göre yapılan sıralamada ESOGÜ’nin 26, Anadolu Üniversitesi’nin 34. sırada, öğretim üyesi başına düşen yayın sayısında ise ESOGÜ’nin 48, Anadolu Üniversitesi’nin 67. sırada yer aldığını” belirtilmiştim.
2013 yılında bilimsel yayın sıralamasında 103 devlet üniversitesi arasında ilk sırada Orta Doğu, ikinci sırada Boğaziçi, üçüncü sırada ise Hacettepe Üniversitesi gelmektedir. Bu kategoride Osmangazi Üniversitesi 32’nci, Anadolu Üniversitesi ise 57’nci sıradadır.
Kayıt yaptıracak öğrencilerin devlet üniversitelerimizin sıralamaları konusunda bilgi sahibi olabilmeleri açısından Prof. Dr. Hasan Tosun’un kitabına bir göz atmalarında yarar vardır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here